25 Temmuz 2014 Cuma

Felsefik Serbest Düşünce Esinti ve Çağrışımları -6

Bunalımları aşmak

Ortadoğu'daki kaosu her an izliyoruz, dinliyoruz ve okuyoruz. Haksızca insan katliamları, akıl ve mantığımıza uymuyor. "Böyle olmamalı, hayır istediğimiz dünya böyle olamaz "dedirtiyor.

Kanunlarımız, inançlarımız ve ahlakımız tüm bu vahşet olaylarını kabul etmemesine rağmen günü birlik seyrediyor olmamız hepimizi rahatsız etmektedir.

Binlerce yılın biriktirdiği insani değerlerin küresel olarak çiğnendiğini görmek hepimizi üzmekte, kızdırmakta ve tepkilerin artmasına yol açmakta.

Tüm insanlık tarihi boyunca benzeri çok kötü olaylar yaşandı. Günümüzde iletişim şekli ve araçları bizleri bilgilendirdiği için günü birlik öğrenir ve hatta olayları yaşarcasına hisseder olduk.

Artık bulunduğumuz çağda bireysel ilişkilerin doğasını aşarak uluslararası ülke yönetimlerin hırs, hata ve büyük günahlarının sonuçlarını görür olduk. Artık dünya küçüldü. Her ülke yönetimlerinin kapalı kapılar arkasındaki gizli plan ve proğramları ile halka söylediklerinin uyuşmadığına şahit olmaya başladık.

Bireyler arası güvensizlik yönetimlerin güven bunalımına doğru ilerlemekte.

İnsan için uzayda olmak boşlukta durmaya alışmak anlamına gelir. Yeryüzü bile bizlere sadece yerçekimi dayanağı olarak ayaklarımızın üzerinde durma olanağı tanıyor. Bizler ise bir dayanak ve tutanak arıyoruz sisler içerindeki hayat yürüyüşümüzde.

Dayanak ve tutanaklarımız neler olmalı....


Devam edecek...

19 Haziran 2014 Perşembe

Bir Adım

Erkek bir adım önde olmalı,
Yolu açılacak sıkı ormanda,
Pusulayı yorumlayacağında,
Haritaları ortaya yaydığında.

Erkek bir adım önde olmalı,
Tüm kapıların açılacağında,
Başbaşa, yemek masasında,
Özel bir dansa kalkıldığında.

El ele, otururken o sahilde,
Bir yaz gecesi, ileri saatte,
Sessizliğin hakimiyetinde,
Erkek bir söz önde olmalı,

Erkek bir adım önde olmalı,
Deprem yuvayı salladığında,
Sel, bela aileyi sardığında,
Yaslı, kara günlerin acısında.

Telaş, hüzün, endişe, tasada,
Erkek bir adım önde olmalı,
Akıl, fikir, çözüm yaratımda,
Uzun, mutlu bir hayat yolunda.


Özkan Salman

Korku Öfke Aşk

Orada bir ses, bir çıtırtı,
Kuzgun öttü, dal kırıldı,
Karartı, bulanık görüntü,
Birden dolunay göründü.

Fırlat, parçala, çarp, vur,
Kovala, yakala, sıkıştır,
Rakip, hasım, yaratık,
Birden düşman göründü.

Yok oluş her yanımızda,
Var oluş, korunur aşkla,
Sevgi, dostluk, beraberlik,
Birden sevgilim göründü.

Özkan Salman


8 Haziran 2014 Pazar

Kötü Ruhlar (Şiir)

Kötü ruhlar, dolaşıyor çevrede,
Her seste, harekette, gizlerde,
Saldırmaya hazır beklercesine
Kötü haber, imalı yazı, sözlerde.

Kötü ruhlar, havlayan, tıslayan da,
Öten, anıran, miyav mesajlarında,
Kulaklarıma ulaşan, gözüme ilişen,
Her canlıdan gelen o vahşi nefiste.

Kötü ruhlar, dolaşıyor yeryüzünde,
Avcı, savaşçı, bozguncu kimliğinde,
Acı çığlıkların, feryatların ardında,
Kar, zarar, yüzdelik hesaplarında.

Kötü ruhlar, korku ekiyorlar, zihinlere,
Fakirlik, işsizlik, dışlanma tehdidiyle,
Kendi yolundakilere ise toz pembe,
Şöhret, varlık, güç hep gündemlerinde.


Özkan Salman

20 Mayıs 2014 Salı

Asıl olan Toplum'dur

Asıl olan toplumdur, birey ve devlet sonra gelir ve ona bağımlıdırlar.

Bireyler birleşerek toplumu, toplum birleşik olarak devleti oluşturur. Toplum oluşma sürecini tamamladığında bireye ve devlete sürekli yön verir ve onları etkiler. Bu aşamadan sonra toplum insanlığın ve onunla ilgili herşeyin öncelikli ve en önemli unsuru haline gelir.

Bireyin toplumdan üstün olduğu fikri tarihte krallar, imparatorlar ve diğer liderler yolu ile hep korundu ve doğru olarak kabul edildi. Bu dönemlerden sonra liderlerin yerini ülke yönetim sistemlerine bıraktıklarını görüyoruz.

Devletler en büyük yönetim kurumları olarak gelişimlerini sürdürdüler. Toplumdaki dinamik gelişime bağlı olarak kendini yenileme özellikleriyle devam etmektedirler.

Bireylerin topluma etkileri anlık ve hızlı olamaz. İyi veya kötü bireysel etkilerin (tarihi yıkım veya hızlı çağ geçişi) bile tarihsel ve toplumsal sürecin etkilerinin son kıvılcımları olduğunu söyleyebiliriz. Hitler veya Enstein topluma bir anda etkileri toplumların tarihsel ve zihinsel gelişim aşamalarıyla açıklanabilir. Her ikisininde planları bir anda oluşmamıştır. Biri barutlaşmış topluma bir kıvılcım diğeri ise bilginin yolunun tıkanmışlığını açacak ışık olmuştur. (00:40)

Kapitalizm ve liberalizmde bireyin toplum ve devletten daha önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bireyin gücü öyle yüceltilip öyle büyütülür ki toplum ve devlet hep gölgede kalırlar ve birey için var olduklarının düşünülmesinden başka seçenekleri etkisizleştirirler adeta.

Diğer bir çok ülke yönetimlerinde ise birey adeta değersizleştirilme, sindirilme, topluma ise devlet için var olduğu fikrini benimsetme politikaları hakimdir....




Devam edecek... 

17 Ocak 2014 Cuma

Serbest Piyasa Ekonomisi

Olumlu özellikleri
* Ürün ve hizmet gelişimini ve tecihini sağlar.
* İcat, yeni teknik, sistem, keşifler ortaya çıkarır.
* İş bölümü, paylaşımı arttırır.

Olumsuz özellikleri
* Birey, aile ve toplumda güvensizlik olgusunu arttırır.
*Yaşam standartları arasındaki farklar artmaya eğilimli olup denge kurması zordur.
* Küresel insan nüfusunun artışına karşı gelişimi ve yayılımı yavaştır.
* Manipüle, haksız ücret, vergi kaçırma, kötü yönetim ve kanun dışı kazançlar gibi kitleleri yanıltma, aldatma ve olumsuz etkileme sıkça gerçekleşmektedir.
* Küresel sermaye grupları  küresel gelişimin hızını ve şeklini olumsuz yönde etkilemektedir.

Özkan Salman

6 Ocak 2014 Pazartesi

Neden Ölüyoruz ?

Neden Ölüyoruz ?

Bir canlının ölmesindeki ana unsurları şöyle sıralayabiliriz.

1. Diğer canlılar : Av, avcı kimliğindeki hastalık oluşturan mikroorganizmalar, yırtıcı ve zehirli tüm bitki ve hayvanlar, kaynağı bu zihniyette kalmış(av, avcı,kendisinin varlığını başkalarının yok olmasına bağlayan,adamış savaşçı) insanlar.
2. Genetikten gelenler: Dna'mızın bizlere aktardığı önceki yaşantılardaki sorunlar. Dna der ki : Ey insan önceden bir çok sorunlar yaşadım ve bunlara çözüm bulamadım, çözemediğim sorunlar tekrar önüne gelecek, sende de çözemezsem sonrakine aktaracağım. Ta ki çözülene kadar. Ömrünün bir bölümünde yaptığın veya maruz kaldığın tehlikeli durumlar beni dolayısıyla seni olumsuz etkileyecektir.
3. Kazalar : Doğa ve evren trafiği kazaları, insan veya canlı trafiği kazaları (doğal ve yapay kazalar).
4. Doğal süreç : Yer çekimi, sürekli hareket zorunluluğu, ısı değişimi(iklimlerin olumsuz etkileri), organ, doku yenilenmesi sınırı.
5. Neden ölüyoruz sorusunu sormamak:) Dna'mız diyor ki : Zincir oluşturma ve bölünme sayım sınırlı iç yapında bir bütünlük oluşturmaya çalıştım şu ana kadar ve bunda biraz başarılı oldum sanırım. Ama benim yani senin dışındaki anlamadığım bir çok olumsuz etkileri anlaman ve çözüm üretmen için Allah'ın yardımıyla beyninde zeka denen oluşumu niye yeterince kullanmıyorsun. Bir aşama kaydettin farkındayım. Ama hala niye bu önemli soruyu sormak yerine hayat iksiri arama peşinde koşuyorsun. Veya soru yerine bu oluşumu kabullenip gaflet uykusuyla yaşıyorsun. (5.madde taslak veya varsayımdır.)

Hayatımızın en önemli bir sorusu olan fakat unutmayı, hatırlamamayı tercih ettiğimiz bir soru hep önümüzde duruyor ve Dna'mız tarafından hep soruluyor olacak.

Neden Ölüyoruz.?

Özkan Salman


30 Aralık 2013 Pazartesi

Gerçekten de Özel miyiz ?

Biz şu an yaşayan insan ve canlılar öncekilerin devamıyız.

Değişimleri görebiliyor ve yaşayabiliyoruz.

Geçmişteki atalarımız bugünleri ancak hayal edebilirlerdi.

Bizler geçmişin gerçekleşmiş hayalleriyiz.

Fiziksel ve zihinsel yapımız az değiştiği halde yaşantılarımız çok farklı durumda, atalarımıza göre temel güdülerimiz ve ihtiyaçlarımız aynı hala. Davranışlarımızda öyle, yürüyoruz, oturuyoruz, çalışıyoruz, yiyoruz, uyuyoruz vb.

Bizi atalarımızdan farklı kılan nedir ?

Araç ve eşyalarımız değişti. İlişkilerimiz tabi ki, kurallarımız, kanunlarımızda.

En önemlisi zihnimiz değişiyor.

Dünya ve evrene bakışımız sürekli yenileniyor ve gelişiyor.

Bilgimiz artıyor.

Yakında ilkokul mezunu bebekler gelmeye başlarsa hiç şaşırmam. Belki üniversite mezunu bile olabilir.

Doğan bir bebeğin önceki ömrünü hatırlar şeklide doğmasını hangi anne, baba ister ?

Ya da vasiyetinde tüm kişisel yaşam bilgisini yeni doğacak bir bebeğe aktarılmasını isteyen bir milyarderi varisleri nasıl karşılar ?

Zihnimiz sonları merak eder.

Dizinin bir sonra ki bölümü nasıl olacak ?

Filimin sonunda tahminimiz gerçekleşecek mi ?

Evreni de öyle algılamaya alışmışız, başlangıç, gelişme ve sonuç ?

Orhan Veli'nin dediği gibi "Ölüm Allah'ın emri şu ayrılık olmasa"

Nüfusumuz her geçen gün artıyor. Geçmiş insanların yaşama şekillerinin aynısının tekrarlanma olasılığı da.

Aynı şekilde zihinsel ve fiziksel örneklerin tekrarlanma olasılığı artıyor.

Böyle oluyorsa, hep tekrarı yapıyoruz anlamına geliyor. Böyle bir yaklaşımda nasıl özel olduğumuzu düşünebiliriz ki.

Ta ki döngü yeni bir yörüngeye geçene kadar. Ateşin bulunması, tekerleğin icadı, dünya keşiflerin tamamlanması, bilimlerdeki ilerlemeler gibi.

Biz insanları atalarımızın devamı, geleceğin taşıyıcısı olmaktan daha özel kılan bir şey var mıdır ?

Özkan Salman








4 Ekim 2013 Cuma

Serbest Piyasa Ekonomisi'nin Topluma Etkileri

Olumlu Etkileri

Girişimcilik sayesinde üretim ve hizmet sektörleri bireyler ve dolayısıyla toplum için hızlı ve en yararlı şekilde mevcut, oluşan ve oluşacak ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. İhtiyaçlar hep vardır. Onu karşılayacak girişimcilerin rekabetiyle en iyi şekilde piyasaya sunulması beklenir. Rekabet girişimcileri değiştirmesine rağmen mal ve hizmet karşılama işi hep aynı kalmaktadır.

Bir mekanda ve toplumda yeni ihtiyaçlar oluşur ve serbest bunu hızla karşılar. Bazen piyasa yeni ihtiyaçları öğretir ve sunar. Serbest piyasa bireyin hayatını yönlendirir. Ona iyi gelecek gösterir. Mutlu olmanın yollarını sunar. Akıllı birey ihtiyaçlarını bilinçli olarak belirler ve onları karşılamak ister. Kendini olayların akışına bırakan bireyler ise (akılsızlık değil) sunulanların hepsini beğenir çoğunu almak ister. Akıllı davranan ailedir, özgür davranan ise aile olmamış bireylerdir. Aile yıllık ve ömürlük plan yapar, bireyler ise günlük ve yıllık.

Mal ve hizmet alan birey ve toplum tatmin şiddetine göre mutlu olur.

Doğa sürekli bir mutluluk vermez. Dünya dönerken hiçbir şeyin sabit olamayacağı garantisini vermiştir. Mutluluk bu kuraldan istisna olamaz haliyle.

Aile önce evde başlar, ev ekonomisi temel, kültürel ve sosyal ihtiyaçlar olarak. Ulaşım ve araçları, iş ve kullanım araçları, eğitim ve tüm unsurları, sağlık, güvenlik vb.

Birey ise hedefleri varsa planlı olur, sınırlarını çizer.

Özgülük şarkısı söylüyorsa mal ve hizmet limiti yoktur. Hepsini ister. Bu tüketici karakterini piyasa bireylerin (gençler) bilinçaltına işler. Hayatlarının amacı ve mutluluğu her yoldan ve şekilde anlatılır. Kaçış yoktur. "Düşünüyorum o halde varım sözü, tüketiyorum o halde varıma dönüşmüştür." Gelecek için planı, programı ve amacı olmayanlar için bu gerekli açığı kapatır. O yönden faydalıdır da.

"Serbest piyasa iflas edenleri unutur, kazancını artıranlara hoş geldin der " Piyasanın kimlik hafızası yoktur."  "Gösteri devam etmelidir" Sözü sanat için söylenmesine rağmen piyasa için algılanmıştır.

....

Özkan Salman

27 Eylül 2013 Cuma

Bilgi Felsefesi (Kalıcılık, Sürdürizm Akımı ve bilgi)

Evrende her şey bilgidir. Biz insanlar için bilgi kullanılmış bilgi, kullanılan bilgi, ihtiyacımız olan bilgi ve henüz bilmediğimiz bilgi vardır. Evren için bilgi onun kurallarıdır. İnsan içinse bilginin değişim, dönüşüm olma ve oldurmaya yönelik anlamıdır.

Canlı bilgisini özüyle yani dna yoluyla aktarmıştır. Evrendeki karmaşık ve etkinliğe girmediği olaylara, nesnelere, maddelere, oluşumlara(kısaca kendi dışındaki her şeye(bilgi))bilinçli bir yorum ve etkide bulunmamıştır.

Ta ki bilginin insanla dna yoluyla değil direkt beyinsel etkileşime, öğrenmeye girmesiyle durum farklı bir boyuta yönelmiştir. Artık o andan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Evrensel bilginin sadece dna yolunda iletilirken ikinci ve kısa bir yol bularak bir nesnenin bir olayın zekaya, akıla, zihine, beyin hücrelerine kısa zamanda geçme gibi büyük bir olay veya mucize sayesinde bugüne gelmiş bulunuyoruz.

Bilgi felsefesini baştan yazmak, tekrar gözden geçirmek, Bilim ve inanç karşısında gerilemiş olan evrensel felsefe artık bu açığı kapatmalıdır.

Doğada en önemli unsur biz insanların klasik ve yanlış öğrendiği gibi güç değil, kalıcılık, sürdürebilirlik veya (Kısaca kendi deyimim ile) "sürdürizm" dir. Bu kavram diğer bu zamana kadar ki en önemli kavramlardan öne çıkarmak adına kısa ve bir akım olarak adlandırılabilir.

 Evrene baktığımda önce olan sonra kaybolan her nesne, olay ve kavram ancak bir bilgi olarak kalması ile varlığını korumaktadır aslında. İnsan bu kayıp gibi görünen parçaları ortaya çıkarma ve anlamını bulma çabası ile bilgiyi taşıma yolundadır.

Doğamızın ana konusu "sürdürizm"dir. İnsanın doğa karşısındaki tutumu ise bu amaca katılırken, toplum yaşayışının düzenini doğanın etkisinden koruması ve sürdürülebilinir bir nüfus ve sistem kurması gerekmektedir.

Hala insanlık acı, ıstırap, büyük sorunlar yaşıyorsa bunun nedeni doğanın bize yaratacağı ölümcül tehlikelere karşı genlerimizin hala bencil ve bireysel olma zorunluluğundandır. Din, ahlak ve kanun bizlere diğer insanların iyi olmasını veya olabileceğini anlatmaktadır. Fakat iç güdülerimiz diğer her nesne, olay ve canlının (insan da) doğa tarafından bize gönderilmiş bir muhbir, kastedici, kışkırtıcı ve azrail kimliğinde sunduğu veya sunacağı şüphesini üzerinden nasıl atacaktır.

Doğa bize iki önemli tehdidini hep hatırlatıyor. Durgunluğun çürümesini mi, hareketin çarpışmasını mı tercih edersiniz. Kırk katır mı yoksa kırk satır mı diye sorarcasına. Bu iki tercihe maruz kalmamanın yolu ancak dünyadan kaçışla mümkün. Tabi ki sonraki adım için zemin, sonraki istasyon veya durağın hazır olması gerekiyor uzayda.

Sonraki öykümüz dünyadan kaçış mı yoksa kovuluş mu onu anlamamız gerekecek.

Özkan Salman



   

16 Eylül 2013 Pazartesi

Seçim Amacı ve Etiği

Belediye ve milletvekillerini seçmek için sandıklara giderken seçim kararımızı neye göre belirliyoruz. Arkadaşın, ailenin, akrabanın isteğine göre mi ? Yoksa yöremizin ve ülkemizin daha iyi yönetilmesi için kendi düşüncelerimizin yansıması olan belirlediğimiz oyu mu kullanacağız. Bireysel seçimin senin mi yoksa çevreye mi ait oluşuyor. Seçimin için bilgin, tecrübene dayanarak karar verecek misin. Yoksa seçimin önemini kavrayamayıp " Bana ne seçimden, bana ne yararı var, çevrem nasıl kullanıyorsa bende ona kullanırım geçerim " gibi basit ve kolay bir yolu mu seçeceksin. Kararın böyle ise yaşamından memnunsun gelecek için bir yorumun yok demektir.

Yöre ve ülke yönetimini seçmek hiç bir olayla kıyaslanamayacak derecede önemlidir. Demokratik seçim için oy kullanmak evlilik için imza atmaya, işini kurmak veya büyütmek için yeni bir anlaşmaya benzemez. Her oy nasıl yönetilmek istediğimizin nasıl bir gelecek oluşmasını arzuladığımız ile ilgilidir.

Seçim etiği lider ve partiyi seçerken anlık ve dönemsel işle ilgili istenilen planların desteklenmesinden ziyade toplumumuzun geneline hitap edecek sürdürülebilir politikalara önem vermeli ve bu yönde oyumuzu kullanmalıyız. Arkadaş, aile, tanıdık hatırına kullanılacak her oy amacına ulaşmamış demektir.

Yapacağımız seçimler daha mutlu olmamızı sağlayacak mı ? Bireysel özgürlüğümüzü artıracak mı yoksa azaltacak mı ? Toplumumuz için iyi ve doğru olanakları oluşturacak mı ? Ülke içinde ve dışında barışa önem verip savaşa karşı olacak mı ? Baskı rejimi oluşturmayıp, halkın sesini dinleyecek ve bu doğrultuda yeni ve olumlu politikalar oluşturacak mı ? Doğaya saygılı ve çevreyi koruyucu mu yoksa termik santral, baraj ve özel mülk için çevre katliamında mı bulunacak ? İster 50 kişi isterse 10.000 kişinin toplanıp protesto etmesine tepki olarak onları dinleyip çözümler üretmeye mi çalışacak yoksa bu grupları dinlemeyip dağıtarak azınlık, desteksiz ve geçici bir hareket olduğuna mı yorumlayacak.

Adaletin doğru ve hızlı çalışmasını sağlayacak mı ? Ordunun savunma kapasitesini bütçeye uygun arttıracak mı ?

Türkiye'nin kuruluş ilkelerine ve gelişme planlarına sadık kalacak mı yoksa geleceği kendi plan ve programıyla mı oluşturacak ?

Oy kullanmak bireysel, sonuçları ise yöresel ve ülkeseldir.

Kişisel menfaat ve çıkarlar uğruna değil, yöresel ve ülkesel sonuçlar için oyumuzu kullanmalıyız.

" Oyum bana şu faydayı bu kârı getirecek değil, yörem ve ülkemin iyi ve mutlu olması içindir oyum, demeliyiz. Bu seçim etiğidir.

Seçim ve oy bireysel kullanılır ama sosyal bir sonuca ulaşır.

Bireyin toplumsal sürece en belirgin etkisidir kullandığı oyu.



BBD Yöntem ve Uygulamaları - 134

Günaydın, değerli sağlık sever dostlarım. Bugün ülkemiz Türkiye 'nin " Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" dır.  Bayramınızı ku...