13 Ocak 2020 Pazartesi

Değer -2

Birey, aile, grup, yöre, bölge, ülke, insanlık olarak neye, nelere değer veriyoruz. Neler öncelikli değerlerimiz olmalı.

Sağlık, bilgi, güç, mevki, para, zenginlik, varlık, aşk, meslek, aile, arkadaşlık, dostluk, barış, savaş, kavga, rekabet, huzur, sakinlik, sevilmek, sevmek, saygı, korkulan olmak, korkmak, öfke, kin, nefret, bencil, takdir, ünlü olmak, lüks yaşamak, mütevazi yaşamak, geçimi sağlamak, kendine yetebilmek, ilgi, merak, keyifli olmak, haz almak gibi bir çok duygu ve hal bulunmaktadır.

Her duygu ve hal önemli olmasına karşın bireylere göre sıralaması, önceliği değişebilmektedir. Bir kaç duygu ve hal durumu saplantı olarak hedeflerine, amaçlarına yerleştirip öyle yaşamaktadırlar.

Hayatı bir kaç ilke ve amaç ile yaşamak nasıl bir seçenektir. İyi mi, kötü mü.

Bireyin, grubun, yörenin, bölgenin, ülkenin, insanlığın öncelik değerleri nelerdir, neler olmalıdır.

Kanunlar, haklar, kurumlar hangi değerlere göre oluşturulur, oluşturulmalıdır.

Mevcut yönetim sistemlerinin değer öncelikleri nelerdir ?  Neler olmalıdır ?

Eğitimde değer ve değerler odağımız nelerdir ? Neler olmalıdır ?

Devletin, birleşik ve birlik devletlerin önem verdiği değerler nelerdir ? Neler olmalıdır ?

Hayaller....Hayatlar....!?

Küresel gündemler nasıl oluşmaktadır ? Nasıl oluşturulmaktadır ? 

Uluslar arası yasalar birey ve toplum yaşantısının mutluluğu üzerine midir yoksa belirli kesimlerin kar, kazanç, serbestlik, tekelleşmek, manipüle olanaklarını devam ettirebilme üzerine midir ?






11 Ocak 2020 Cumartesi

Hücreden Bedene

Hücre belli sürelerde bölünerek kendini çoğaltır. Bölünerek çoğalan hücreler birleşerek yeni bir yapı oluşturur. Burada olan bir mucize hücrelerin çoğalarak birbirinden ayrılmamasıdır. Bir hücre bölündükten sonra diğer aslını kabul etmesi ve onunla birlikte var olması aşaması büyük bir mucizedir canlılığın temelinde.

Hücrelerin bir arada ve dayanışma içinde yeni oluşumlara doğru ilerlemeleri onların birbirlerini kabul ettiği ve tamamlayanları olduğu anlaşılmaktadır.

Organı oluşturmuş hücreler birbirlerine dayanarak, tutunarak varlıklarını devam ettirler. Organ yapısı tek bir hücreden olmayıp hücreler topluluğunun tek bir hücre çalışması gibi ahenk içinde çalışmasıyla oluşmuş ve varlığını öyle devam ettirmektedirler.

Canlılığın temelinde birlik, beraberlik olduğu görülmektedir. Bir bedene ulaşmış her canlı diğer canlılarla birlikte var olmaya devam edebilir. Varlığını sürdürebilir.

Dış fiziksel şartlar canlının gelişiminde, değişiminde önemli bir rol oynasa da canlının özü olan hücre yapısının değişimine etki edememesi canlılığın temeline ulaşmasındaki zorluktur. Hücrelerin çoğalıp yeni yapılar oluşturması ve çeşitlenmesi varlığının korunmasını arttırmaktadır.

Bakteriyel halinden balina, insan hali gibi küçük ve büyük yapılar içinde olması onun korunma ve varlığını sürdürme olanağını arttırır. Küçük ama çok sayıda, büyük ama az sayıda olması onun her zaman alternatif yeni bütünsel büyük canlı çeşidini ortaya çıkarabileceğini göstermektedir.

İnsan canlının sürekliliğinde karmaşık dış ilişkileri düzenlemede ortaya çıkan beyin yapısını  geliştirme olanağını bulan bu amaç yolunda ilerleyip çoğalan ve tarihini oluşturan bir canlı türüdür.

İnsan tarihini oluşturan canlıdır. İnsanın tarihi üç zaman bilincini yansıtır. Geçmiş, şimdi ve gelecek.

İnsan sadece kendi tarihini oluşturmakla kalmaz diğer canlıların ve evrenin tarihini de araştırmaktadır.

İnsan canlının kendisine yönelmesidir. Kendini farketmesi, bilincine ulaşmasıdır.

İnsan dışındaki diğer canlılar kendilerini diğer canlılardan ayırmazlar.

Canlılık bir resim olsa idi, o resme bakan insan olurdu, o resmi yapanı ararken, resimdeki kendini de görürdü.

Resimdeki bir canlı, tablonun dışına da çıkmış hem resimde hem de dışında olma halinde. Resimde iken resme bakanı görmeyen, resme bakar iken resimdekinin kendisini görmediğini varsayan canlı.

Hücreler çoğalıp bir beden sınırına ulaşınca ve gelişen bir beyin yapısını oluşturunca bedenin (akıl ile) hücreye bakması, onu algılaması, hücrenin de bedeni hissetmesi ve yaşaması.

Hücrenin bedeni hissetmesi ve yaşaması, bedenin hücreyi beslemesi ve koruması; canlılık ruhunun en iyi tanımını verir bizlere.

7 Ocak 2020 Salı

Orta doğu düşünceleri

Orta doğu üç bilinen dinin ortaya çıktığı, insanlığın tüm yeryüzüne dağılımının başladığı, üç kıtayı birbirine bağladığı, insanlığın en önemli modern kültürün tüm temellerinin atıldığı yerdir.

Günümüzde ise petrol, maden ve doğal gaz gibi enerji kaynakların bol olduğu, henüz modern yaşama geçememiş, devlet, ülke birliğine ulaşamamış, demokratik, laik yönetim ve kurumlarını oluşturamamış devletlerin çoğunlukta olduğu yerdir. Dini yönetimlerin egemen olduğu, tüketici, kaderci, teknolojik ve bilimsel gelişmeye olanaklı yapıyı, eğitimi oluşturmamış masum çalışkan ve hayatı günlük yaşayan, bireyleşmeye çalışan halkların çoğunlukta olduğu toplumlardır.

Tarihteki haçlı seferleri batının eksik, yokluk içinde olduğu, bulunduğu karanlık ve ümitsiz durumdan çıkmak adına gerçekleştirilmişti.

Birinci ve ikinci dünya savaşında ise Osmanlının eğemenliğinden alınan ülkeleri sömürge haline getirilerek günümüze kadar yönettiler. Uzak batı bu bölgeleri zamanla yakın batıdan teslim aldı. Bir çok ülkeye olduğu gibi buraya haçlı seferleri başlattı. Hala o haçlı seferlerinin yerleşik halini görüyoruz günümüzde. Uzak batı orta doğuda karakollarını çoğaltmış korucu görevinde olduğunu söyleyerek haçlı ideallerini gizlemeyi başarmıştır. Kuzeyden gelen diğer haçlı seferleri ile İslam diğer iki dinin baskısı altına alınmış görünmektedir. Yer altı zenginliklerini uluslararası sermaye ve teknolojileri hortumlarken, yer üstü kültürün gelişmesini engelleyen karakollar haçlı seferlerinin tüm hallerini ortaya koymaktalar.

Orta doğu ülkeleri bu halde birleşme olanağı bulamamaktalar. Kaos, karmaşa görünüyor bizlere bu manzara komşu olarak, uzaktan bakanlar için de.

Orta doğu haçlı seferleri ile kuşatılmışken ona karşı sınırlarını belirlemek varken kendi içinde mezhep, kırsal, kentsel, idari yönlerinden kavga hakim görünmektedir.

Mezhep kavgaları bitirilmeli, AB gibi OB (Ortadoğu Birliği) sağlanmalıdır. Yönetimler oligarşiden, krallıktan, modern yaşam tarzı yönetimlere geçilmelidir. Enerji ortak politikaları oluşturulmalıdır. Orta doğu ülkelerinin alt yapı ve üst yapı aşamalarına geçecek süreçler başlatılmalıdır.

Orta doğuda yapılacak yeni gelişme ve uygulamalarda ülkemize düşen görevleri Osmanlı zihniyeti ile değil modern, çağdaş ve küresel bir ülke olma düzeyinde yerine getirebilmemiz mümkündür.

Kavgalar, çatışmalar ile kaos sürdürülmektedir. Siyasi, bilimsel, kültürel birleştirme çalışmaları daha fazla olmalı, çatışmayı arttıran unsurların ortaya çıkarılarak onların engellenmesi gerekmektedir.

Ortadoğuda  barışın, işbirliğinin, birlikteliğinin ve modern yaşama geçilmesinin temellerinin atılmasını ümit ediyoruz. Din savaşlarının son bulmasını üç dinin de barış içinde kalmasını temenni ediyoruz.  

6 Ocak 2020 Pazartesi

Orta doğu Ülkelerinin Sorunları

Orta doğu ülkelerinin temel sorunu modern yaşama geçmekte zorluk çekmeleridir. Modern yaşam alt yapı ve üst yapı aşamalarına gelme amacını oluşturmak için planlar yapmamalarıdır. Onlar yapmak istese de batı modernleşme yolunda destek olmaya çalışırken engelde olabilmektedir.

Modern yaşam için toplum birlikteliği gereklidir. Sonra hızla kurumlar oluşturmalı ve uygulanması sağlanmalıdır. Mezhep farklılıkları ve yeni yönetim sistemlerine direnç ülkesel birliğe, berberliğe ulaşmayı engellemektedir bir çok orta doğu ülkesinde.

Ülkemiz bu konuda yüz yıllık bir aşamadan geçmiştir. Batı bu süreçte engeller ve destekler ortaya koymuştur.

Orta doğu ülkelerine de hem destek hem de köstek olunmaktadır. Doğal enerji kaynaklarını tümüyle kullanmak ve modern yaşama hızla geçmeleri yavaşlatılmak istenmektedir. Böylelikle kaynaklarını merkezi idare edilmesi yerine dış idare tarafından veya onlarla uyumlu idareciler tarafından yürütülmesine çalışılmaktadır. Ülke içindeki önderler ise kişisel çıkarlarını ön plana alarak ülkesel birleşme yönünde ilerlemeyi ve yeni sisteme geçme girişimlerini engellemektedirler.

Orta doğu ülkelerinde sanayi devrimi olmamış şehirlerde toplanma süreci yaşanmamıştır. Kentsel kültür kurumsal yapı üzerinden gelişememiştir.Alt yapı sürecinin anca tamamlanmaya başladığı ülkemizde birliğin sağlanması ve kurumsal yapının oluşması aşamasına girdiğimiz halde üst kültür oluşması için olanaklar yeni oluşmaktadır.

Diğer ülkeler daha birliği sağlama aşamasındadırlar. Arap halk hareketleri başlangıç olmakla birlikte ülke birliği ve kurumsallaşma aşamasına geçmeye çalışmaktadır. AB ülkeleri sınırlarını belirleyip birliğini sağlaması yüzyıl savaşları ile olmuştur. Arap ülkelerinin bu aşamada olduğu görülmektedir. AB bu aşamalardan geçerken dış müdahale ile karşılaşmamıştı. Avrupa içinde kendi sınırlarını çizerken ve birlik oluştururken kendisine müdahale edecek, gelişimin yavaşlatacak küresel devletler yoktu. Arap ülkelerinin veya diğer ülkelerin modern yaşam koşullarına hızla geçmesi dış ülkeler tarafından hem destek hem de köstek etkisinde bulunmaktadır.

Ülkemiz modern yaşama geçme aşamasında batının desteğini almakla birlikte, engellemelerini de yaşamıştır. Sanayi dönemini yaşamadan kentselleşme ve kurumsallaşmasını tamamlamak üzeredir. Alt yapısını tamamlama sürecindedir.

Günümüzde ülke sınırlarının kalıcı olması yönünden orta doğu ülkelerinin birlik oluşturma ve etkileşime girmesi yolunda ülkemiz önemli bir rol oynamalıdır.

Orta doğu ülkelerinde işbirliği kurumlar üzerinden başlanır ve devam ederse başarılı olabilir.

İnanç boyutu bir gölge gibi zaten her zaman yanımızda bulunmaktadır.

1 Ocak 2020 Çarşamba

III.Dünya savaşını önlemenin yolları

Birinci dünya savaşını devletler çıkardı.

İkinci dünya savaşını liderler çıkardı.

Üçüncü dünya savaşını halkların çıkarması olasılığı bulunmaktadır.

Halkların seçeceği liderler yolu ile savaşın çıkma olasılığından söz ediyorum.

Halkın bir çok yönden küreselleşme aşamasındaki olumsuzluklara tepki olarak savaşacak ülke liderleri seçme riski bulunmaktadır.  Bunun işaretleri çılgınca diyebileceğimiz ülke liderlerindeki hal ve hareketlerinden başlayıp konuşma ve yazma usullerinden anlaşılmaktadır. Liderlerdeki ülke içe ve dışa konuşmalar birbirine karışmaktadır küreselleşme aşamasında. Öyle bir aşama geliyor ki söylenen sözler hem içe hemde dışa aynı anlam içermeye başlamaktadır. İçe dışa ayrımı kalkmaktadır.

Bir çok ülkede görülen itirazcı halk hareketlerini küçümsememek gerekmektedir.

Halkın itirazlarının ana nedenleri :

1. Gelir ve kar adaletsizliği.
2. İşsizlik
3. Mal ve hizmetlere yapılan zamlar.
4. Kazanılan ücretlerin modern yaşam temel ihtiyaçlara yetmemesi.
5. Barış, huzur, güven, refah umudunun azalması aksine korku, şiddet ve baskının artması.

Küreselleşmeyi hızlandıran küresel sermaye ve teknolojinin çalışmalarındaki kar payından önce yukarıdaki sorunları azaltmak yönünde önceliği bulunmaktadır.

Ekonomi dikey yönünden yatay konuma geçmelidir. En yüksek binaların, en büyük dağların üst sınırları bulunmaktadır.  Doğa kanunları ve dünya yapısı daha yükseğe izin vermez. Limitler zorlanırsa yıkılmayla sonuçlanır. Binalarda, dağlarda yıkılır.

Ekonomik düzende sosyal uygulamalar, meslek  ve şirket iş alanlarının heterojen olması, kar ve ücret kazanımlarının yatay olması, modern aile yaşam standardının belirlemesi ve sağlanması gibi bir çok konularda önlem alınması ve uygulanması gerekmektedir.

Yatay ekonomi uygulaması hem rekabet şartlarını hem de sınırların belirlenmesi yönünden kalıcı bir ekonomik modeli sağlayabilir. Klasik ekonominin belli aralarda meydana gelen krizlerini önler. Kalıcı küresel barışı sağlayabilir.

Yatay ekonomi modeli programı nasıl ortaya çıkabilir ?

Kamuoyunun yeterli sayıda birleşerek yönetimlere ve aday yönetimlere sunmasıyla gerçekleşebilir. Bu modelin sürdürülebilir olmasının bir örneği oluşturulmalıdır.Toplum ve devlet olma potansiyeli olup yeni ekonomik modeli araştıran ülkeler için, mevcut modeli olan ve değiştirmek isteyen ülkeler için yatay ekonomi modeli hayata geçebilir. Bunu gerçekleştirebilecek ekonomi bilim insanları yeterince vardır. Sanal ekonominin küreselleşme aşamasındaki reel ekonomiye verdiği zararlı etkileri de en aza indirmek bu modelle mümkün görünmektedir.




22 Aralık 2019 Pazar

KÜRESEL YAŞAM (POSTMODERNZİM, POSTYAPISALCILIK)

Postmodernzim küreselizmdir. Küresel zamanlarda yaşıyoruz. Yeryüzünde bireysel ve toplumsal olarak ne olup bittiğinden tüm dünya insanların haberdar olduğu ve tepki gösterdiği zamanlardayız. Modern hayatın tüm dünyaya yayılmaya başladığı dönemlerdeyiz.

Modern yaşam, felsefik anlamda, kent insanın doğa karşısında kendine ait bir koza oluşturması ve bu kozasında rahat ve iyi yaşamasıdır. Çamurlu topraklara basmadığı, kar engeline takılmadığı, hızla seyahat edebildiği, hızla haberleşebileceği, düzenli bir yaşam oluşturabildiği, bakteri, virüs, haşere, kemirgenlere karşı korunabildiği, uzun dönem planlamalar yapabildiği, ömrünü nasıl yaşayabileceğini planlayabildiği, sanata, bilime, eğitime kolayca ulaşabildiği, düzenli çalışabildiği, özel bir hayat yaşayabildiği yaşamdır, modern yaşam.

Küresel yaşam aşamasında ise neler değişmektedir.

Dünyanın bir kısmı modern yaşarken diğer kısımları modern olma yolunda ilerlemektedir. Batı, modern zamanları yaşarken diğer ülkeler modern yaşamı ülkelerinde oluşturmaya çalışmaktadırlar.

Modern yaşam batıda ikinci dünya savaşından sonra başlamıştır. Altyapıyı oluşturacak bilgi ve tecrübe bulunmaktaydı.

Modern yaşam önce altyapıdan başlamaktadır. Yol, su, elektrik, ulaşım, konutlar, kurumlar, yönetim sistemi ve işleyişi, hizmet, üretim, ticaretin kolaylaşması, ihtiyaçları giderecek tercihlerin artması, sanatın, bilimin, teknolojinin yaygınlaşmasıyla devam etmektedir.

Modern yaşamın temeli iyi bir belediyecilikle oluşmaktadır. Alt yapının oluşumundan sonra insanların bu güzel ortamda mutlu yaşayabileceği bir kültür oluşturma aşaması gelmektedir. Kent insanı mutlu olmalıdır, modern yaşam standardına ulaştığında.

Modern yaşamda üst yapı insan mutluluğudur. Sakin, düzenli, keyifli bir yaşam sürme isteğidir. Eğlenmek, iyi ilişkiler kurmak ve sürdürmek. Mutlu kalabalıkların arasında dolaşmak, sanatla iç içe olmak, çocuklarının iyi bir geleceğini olduğunu düşünmek, ailesiyle mutlu olmak, tüm yeryüzü insanların da aynı mutluluğa ulaşmasını dileyip kendince ufak bir katkıda bulunmak.

Öyle olması gerekirken neden olunamıyor ?

Çünkü kentlerin enerji ihtiyacı bulunmakta doğal gaz, petrol ürünleri, elektrik gibi. İhtiyacı karşılayacak enerji miktarı yeterli bulunmamaktadır. Çözüm modern olmaya çalışan ve henüz enerjiyi en üst düzeyde kullanmayan, altyapısını oluşturmakla meşgul olan ve üst yapıya ulaşamamış ülkelerden bu enerjiyi almak gerekmektedir. Almanın iki yolu bulunmaktadır. Birinci yol en adil olan yoldur, satın almak, bir çok ülkenin yaptığı budur. İkinci yol ise adil olmayan yollardır. İnsan insanın kurdu tavrıdır.

Küresel yaşam postmodernizmdir. Modern yaşamın altyapısını tamamlamış ülkeler ile tamamlamaya çalışanların yüz yüze olduğu, özel hayatların azaldığı, sakinliğin yerini rekabete bıraktığı, bireyin basitliği, insanın değersizliği gibi yanlış yargılara götürdüğü zamanlardır. Modern yaşamı yeterli bulmayıp lüks yaşamı isteğini kışkırtan bir yapısı bulunmaktadır. Kalabalıklar içinde mutlu olamayan fil dişi kulesinde veya malikanelerde kendini değerli hale getirebileceği hissi oluşuyor insanlarda. Modern yaşamı yeterli bulmayıp özel lüks yaşamı hayal edenler artıyor, küresel yaşam tarzında.Haykırmak istiyorlar adeta "Ben değersiz değilim, bakın kalabalıklardan uzakta her olanağım bulunmakta, krallar, kraliçeler gibiyim, onlar gibi yaşıyorum. Evet ben özel ve önemli biriyim". Ülke nüfusuna göre şekillenmiş zihinler tüm dünya nüfusu karşısında kendini değersiz bulma yanılgısına düşebilmektedirler. Tıpkı bir çok düşünürün evren karşısında dünyanın küçüklüğünü ve önemsizliğini düşünme aşamasına ulaşması gibi. Sekiz milyon nüfuslu ülke insanlarının birden sekiz milyar insanca düşünmeye başlaması gibi bir olay. Bir milyar nüfuslu ülkelerin sekiz katı nüfusu düşünmesi gibi.

Enerji kaynakları bol bulunup bundan tam yararlanamayan ülkelere bakınız. Hem kendileri tam kullanamıyor, hem de küresel olarak satamıyorlar.

Küresel yaşamda korkularımız artabilir, modern yaşamımızın kaybolması korkusu başta olmak üzere, dünya barışın korunamaması, modern yaşama ulaşıp da onu sindirememiş ülkelerin çıkaracağı mızıkçılığın rahatsızlığını hissetme korkusu gibi.

Küresel yaşamda mal, hizmetin dolaşımı hızlı ve kolay olurken insanın dolaşımında turist, sermaye, beyin göçü desteklenirken vatandaşlık için göçmen, iltica ve sığınma olgularına direnç bulunmaktadır. Küresel yaşamda insan dolaşımı duvarlarla, sınırlarla engellenemez olması doğallığından gelmektedir. Doğa türlerin kaynaşmasını ister. Türlerin çeşitliliği canlılığın varlığını koruması, bağışıklığı için gerekli olduğu genlerde yazılıdır.

Modern yaşam insanlığın mutluluk standardıdır. Modern yaşam içinde lüks yaşayıp da bunu diğer insanlara hava atmak için kullananlar ise modern yaşamın özünü anlayamamış veya küçümsemiş sistemle savaşıp kazandığını göstermek isteyen kişilerdir.

Kimileri de modern yaşamda zenginliği yakalamış bunu gizli toplum mühendisliği için kullanmaktalar. Kar amaçlarını devam ettirmek adına klasik müşteriye reklam yapıp onu beklemek yerine, müşterilerin yanlarına temsilcilerini gönderip onların alışveriş etmesini zorunlu hale getirmek için çalışmaktadırlar.

İdeal olan ümidimiz küresel yaşamın, modern yaşamın küresel olarak yaşanmasına devam etmesidir. Modern alt ve üst yapıyı tamamlamış ülkelerin tüm dünya ülkelerinin modern yaşam seviyesine gelmesini istemesi, yardım etmesi, rekabeti hayvancıl değil insancıl yöntemlerle devam ettirmesidir.

Küresel yaşamı, modern ötesi değil, modern yaşamanın yeryüzünde tamamlanması şeklinde görmeyi ümit ediyorum, benim gibi düşünenler açısından ümit ediyoruz.

Araştırılması, yenilenmesi gereken ve İsim verilmeyi bekleyen olgular

Bir çok olay ve olgu vardır ki henüz adı, ismi konulmamıştır. Belirteceğim olay ve olguların isimleri var ise henüz ben öğrenememişim demektir. Eğer gerçekten de yok ise bu olay ve olgulara isim vermemiz gerekmektedir.

* Hücreni bölünerek çoğalması ve sonunda olgun bir beden ulaşma haline olgusunun bir ismi olmalı. Bir ağaç tohumunun büyüyerek olgun bir ağaç olma durumunun bir ismi olmalı.

* Halkın toplandığı yerlere bir isim verilmeli. Halkın bölüm olarak da toplandığı yerlere meydan ismi yeterli olmamaktadır.

* Dünya ile insan arasındaki bağı tanımlamak ve adlandırmak gereklidir.

* Doğa ile insan arasındaki bağı tanımlamak ve adlandırmak.

* Doğa ile dünya arasındaki bağı tanımlamak ve adlandırmak gereklidir.

* Duygularımızın oluşmasındaki tarihi süreçler ve birbirini oluşturan duygular. Duyguların tablosu yapılmalıdır. Periyodik duygu tablosu gibi. Temel duygular ve temel duygulardan oluşan tarihi süreçle yeni duygular. Duyguların evrimi.

* Duyuların evrimi. Canlılıkta ve insanlıkta duyuların gelişimindeki tarihi süreç, oluşma ve gelişme aşamaları.

* Ekonomik olarak bireysel ve kurumsal kar ve kazançların bir üst limitini oluşturmak. Bireysel, ailesel, kurumsal, şirketsel ve devletsel bir üst standart belirlemek.

Kar ve kazançları günümüz şekli olan " Piramit" şeklinden " Pasta " şeklinde, iş alanlarını da " Pasta " şeklinde düzenlemeliyiz. Bireylerin, kurumların, şirketlerin ve devletin kazançlarının bir üst limitini çıkartmalıyız. Bireylerin, kurumların, şirketlerin üst kazanç limitini aşan gelirler devlete, devletin üst limitini aşan gelirleri halka ve halklara döndürmeliyiz. 

16 Aralık 2019 Pazartesi

Bedenimizin merkezleri

Kalp, omurga ve beyin bedenin üç merkezi.

 Büyük canlı olarak hareket ve denge yeteneğimiz omurga ve omurilikle mümkündür. Canlının büyümesi için omurga gereklidir.

Sarmaşıkların ağaç olamaması gibi omurgasızların da büyük ve hızlı hareket eden canlıya dönüşmeleri mümkün görünmemektedir.

Beynimizdeki yumuşak doku kaynağını kemik iliği, omurilik sıvısından almaktadır. Kaynağı orasıdır. Hareketli ve büyük canlılardaki beyin gelişimi omurganın ve omuriliğin tamamlanma sürecinden sonra oluşmuş olması olasıdır.

Akıl, zeka oluşumu ise beynin gelişimi ile ilgilidir.

Beynin gelişimi sürecinde bedenin hareket şekillerindeki karmaşıklık önce beyin hücrelerini tetiklemiş büyümesi ve artması yönünden omurilikten kaynak aktarımı sağlanmış olması olasıdır.

Omurgamız, omurilik sayesinde beyin ile bedenimizin iletişimini  sağlamaktadır. Ağrı ve keyif sinyalleri bu yol ile bedenden beyine, beyinden bedene iletilmektedir.

Omurga ve omurilik vücudumuzun en sağlam organıdır. Omurgamız iskelet sistemi ve kemik yapısıyla tüm bedeni kuşatmaktadır. Beyni kafatası ile iç organları göğüs kafesiyle korumaktadır. El, kol ve ayak yapısı ile hareket ve denge yeteneğini sağlamaktadır.

Sağlıklı yaşamda omurga ve omuriliği önemseyip korumalıyız.


29 Kasım 2019 Cuma

DEĞER

Çok olan ve kolay bulunanlar değersiz, az olan ve zor bulunanlar değerli midir ?

Su, yeryüzünde çok bulunan ama değerini hiç yitirmeyecek olan değil midir ?

Bedenimizin su ve hava  ihtiyacı temelinden başlayıp temizlik, keyif, şifa için alınan önemli bir değerdir, su.

Doğayı oluşturan ve sürdürmesini sağlayan her türlü canlı çok olmasına rağmen değerlidir. Her türlü canlı, doğanın akışına, sürdürülmesine hizmet eder farkında olmadan.

Günümüzde insan çokluğu değerini azaltmakta mıdır ?

Çok insan olması insanı değersiz mi kılmaktadır ?

İnsanların çok olması onları kesinlikle değersiz kılmaz.

Bu gerçeğe rağmen günlük hayatımızda bazen insanların çok olması nedeniyle değerinin azaldığını hissederiz. Onlara kızar, onlardan uzaklaşmak,. yalnız kalmak, kafamızı dinlemek isteriz.

Biz insanların günlük dinleme, konuşma, eyleme ve düşünme sınırlarımız bulunmaktadır. Bu özelliklerimizi yeterince kullanınca dinlenmemiz gereklidir. Bu sınırlar insandan insana değişiklik göstermektedir.  Kimilerimiz uzun süre başkalarını dinleyebilir, başkalarına konuşabilir, uzun süre çalışabilir, izleyebilir ve düşünebilir. İlişkilerimiz yazısız ilke ve kurallar ile doludur. Adap, ahlak, gelenek değerleriyle doludur. Bu değerler insanın gölgesi gibi yanındadır. İnsan insanın kurdu tavrında bu insani değerler bir çok insan tarafından yok sayılır veya onlara uygun düşmeyen davranışlar sergilenir. Haksızlıklar, kötü sözler söylenir, kötü hareketler yapılır. Saygısızlık, sevgisizlik tavırları gösterilir. Kıskançlık, küçümseme, değersizlik biçme, önemsizleştirme, engelleme, tehdit, kışkırtma, tahrik etme, kızdırma, alay gibi olumsuz tavır ve davranışlar iletişime ve ilişkilere zarar verir.

Tüm bu olumsuz insani davranış ve tutumlara kişinin kendine, yakın çevresine ve topluma tek değer olarak her şeyin kendi yararına olması gerektiğine inanarak varlığını devam ettirmeye çalışması hoşgörü, nezaket, duygudaşlık, adap, görgü, ahlak gibi değerlerin güncel yaşantıda etkin olmasını, yükselmesini, artmasını engeller.

Böyle bir toplumda yaşayan birey hem kendisinin hem de diğer bireylerin,  toplumun değersiz olduğu izlenimine kapılır. Karamsar hislere kapılır. Ön yargılar oluşturur. Günlük yaşantısını bu ön yargılar üzerinden yaşar. Olumlu yaşantılar bu ön yargıların üstünü örter, yok etmez. İyi hallerin az, kötü hallerin ise çok olduğu izlenimi düşünce sistemini sınırlar. Hayata, dünyaya ve insanlara bu dar pencereden bakmak alışkanlığında yaşamaya devam eder.

Sorun insanların çokluğunda değildir. Ahenk veya karmaşıklık olmasındadır. Kalabalık olması sorun değildir. Kalabalığın düzenli bir gündelik yaşaması veya yaşayamaması durumudur.

Şehrin meydanlarında bir amaç için toplanan kalabalığı hatırlayalım. Orada bir düzen bir ahenk vardır. Orada bulunan her insan diğer insanların varlığından mutluluk duyar. Kalabalık bir iş yerinde çalışma usul ve gerekleri sağlanırsa orada çalışan insanlar diğer insanlarla çalıştığı için mutluluk duyar.

Konser alanları, alışveriş merkezleri, seçim meydanları, önemli günler kutlamaları, Kültür etkinlikleri, Tatil kalabalıkları gibi bir çok örnekler, insan olarak sayımızın çok olmamıza rağmen insanın değerinin azalmadığını hissettirir.

Mekanlar, şartlar, olanaklar ve amaçlar uyumu gereklidir. Düzenli kalabalıklar ne yorucu ne de rahatsız edicidir. Aksine kalabalıkların bir üyesi olmanın mutluluğunu yaşarız.

Tam olma duygusunu yaşarız o anlarda. Bir bütünün parçası olma hissi sarar içimizi, kanımızdaki yakamozlar bir müziğin ritmi gibi bedenimizin bir ucundan diğer bölgelerine hızla ve ahenkle titreşir canlılığın, var olmanın sihirli dokunuşlarıyla, yaşam çoşkusu akar kanımızdan hücrelerimize, aşkın bir his dolar içimize tüm insanlığı, tüm canlılığı kutlarcasına, kutsarcasına.




25 Kasım 2019 Pazartesi

Yapay Zeka

Bildiğimiz gibi yapay zeka felsefik anlamda aklın bedenden ayrılmış halidir. Yine bildiğimiz gibi akılın oluştuğu yer canlının en küçük parçası dna'dır. Dolayısıyla yapay zeka kendine canlılık özelliği kazandırmadığı sürece İnsan aklı yöntemiyle çalışamıyacaktır. Ancak bir bedene yüklenirse  yeni bir oluşuma girebilir.

Yapay zekanın ilk kuruluş amacını hatırlayalım. Bilgi toplama, hesaplama ve bilgiyi tutma idi. Bilimin en son ürünü haline geldi. Bilim bize bilgi sunmaktadır. Doğa ve evren hakkındaki bilgiyi, insana ve topluma ait bilgileri de tabi ki evren ve içindeki her şey hakkındaki bilgiyi.

Bilgi bir araçtır insan için. Bireylerin ve toplumun daha iyi yaşaması için bir araçtır.

Bireyin ve toplumun temel amacı birbiriyle uyumlu, barışık ve ilişkiler kurmak, mutlu bir ömür sürmektir.

Birey ve toplum asıl değerlerini hatırlayalım. Dayanışma, işbirliği, iş bölümü, görev paylaşımı, saygı, sevgi, yardımlaşma, sorunları çözme, üzüntü ve sorunları azaltma, sevinçleri birlikte paylaşma, kutlamalar, eğlenmeler, etkinlikler, sanat, sıkı çalışmalar, herkesin görevini yapması, hakların korunması, adil olunması, adilce paylaşma, sorunlu bireylere, canlılara yardım etme, insan haklarının korunması, konuşma ve düşünme özgürlüğü, Özel hayatın, ailenin korunması, ahlakın, erdemlerin toplum hayatındaki önemi yaşatma. Etik değerlerin önemsenmesi, geliştirilmesi gibi önemli değerler birey ve toplumlar için olmazsa olmazlarıdır.

Bilim bilgi, inançlar moraldir. Bunlar  da gereklidir ve önemlidir. Bilgimizi eğitimle, inançlarımızı her zaman koruyabilir ve yaşatabiliriz.

Bireylerin ve toplumların gelişmesi aynı olmamakta. Hep birlikte tüm bilgilere sahip olamayız. İnsanlık gelişimi tek düze ve her yerde aynı olmamıştır. Tüm insanların benim gibi düşünmesini ne isteyebilirim ne de buna hakkın bulunmamaktadır. Bunu isteyen kimse de başaramaz zaten.

Yapay zekaya bir bedeni olacaksa madde ve enerji den olur. Biz canlılarda madde ve enerjiyi kullanıyoruz. Fakat temel yapımız aynı değil.


Ticaret ve teknoloji küreselleşmeyi yönlendirmektedir.

Biz birey ve toplumlar yeryüzündeki oluşan şiddeti ve olumsuz olayları istemiyorsak. Bununla ilgili haberlere kayıtsız kalmamalıyız. Hemen o konuyu gündeme getirip diyalektiğini yapabilmeliyiz.

Gelişmelerin iyi olup olmadığının en iyi referans noktası doğadır. İçinde bulunduğumuz ve bizim var olmamızı sağlayan, sürdüren doğadır. Bizler dünyamızın ve canlılığın işleyiş biçiminden ayrılamayız bu ortamda.. Özümüz, varlığımızı temel almalıyız.

Yapay zeka, teknoloji ve ticaretin işbirliği ile küreselleşmeyi hızlandırdığını söyleyebiliriz. Bilgi yönetimi ve geri bildirim olarak  yapay zeka etkili bir araçtır. Yapay zekanın bilgi trafik uzmanı olduğunu söyleyebiliriz.

Bilim teknolojiye dönüşmüş birey ve toplum ilişkilerini düzenlemeye çalışmaktadır. Teknoloji birey ve toplum yaşantısını yönetir ve yönlendirir olmuştur.

Sermaye ve teknoloji, bireyin toplumdaki insani kültür kazanımları olan iletişim, etkileşim, tutum ve davranışlarına öncül olarak eşyalar, mekanlar ve araçları getirmektedir.

Bireyin geleceğe ait planlarının temsili olmuş, zihinsel ve düşünsel faliyetlerini mekanla, eşya ve araçla sınırlandırmıştır.

Çağımız modernizmin tanımı birey ve toplumun eşya, mekan ve araç edinmekle rahat yaşama olanaklarıdır.

İnsan olmanın ana gereği olan düşünceden (felsefe) ve miras olan geleneğinden kaçarak bedenen ve zihnen yaşamaya odaklanarak özgürlüğünü yaşamak istemesidir.

Doğaya ve diğer insan ve toplumlara karşı verdiği mücadeleden bıkmış tarihin ağır sorumluluklarını taşımaktan  yorgun düşmüş modernizmi bir durak, sığınma, rahatlama, barış, mücadeleye mola olarak yaşamaktadır. Modernizmi ticaret ve teknoloji kurmuş, sanat da taçlandırmıştır.

Modernizm savaşı engellemiştir, ikinci dünya sıcak savaşından günümüze.

Soğuk savaşların gölgesinde gelişen modernizm savaşların yerini ticaret ve teknoloji rekabetine dönüşmüştür günümüze gelişim sürecinde. Hala bu süreç devam etmektedir bir çok ülkenin modernizmi keşfetmesi ve ulaşmaya başlama aşmasında.

Teknoloji birey ve toplumda iletişimi kolaylaştırmıştır. Ticaret bu iletişimle küreselleşmiştir.

Felsefe, sanat ve sosyal bilimler reklam ve tüketici bilgisi, davranışı yoluna girerek birey ve topluma modernizmin aşıcısı olma göreviyle gerçek amacından sapmış teknoloji ve ticarete hizmet eder görünmekteler.

İnançlarda teknoloji ve ticaretin etkisinden paylarını almaktadırlar. İnanç rekabeti sakinleşmiş olmasına rağmen terör belasıyla bu sakinlik bozulmaya çalışılmaktadır.

Rekabet modernizmin yakıtı, enerjisi olurken,  yeni yakıta ve enerjiye ulaşmak için varlığını riske atması da onun çelişkisidir. Rekabet ve risk yan yana yürümektedir. Orta doğunun karıştırılması bu yüzden olsa gerek oradaki enerjiye ulaşmak için terör ve kargaşa yaratmakta olan bu muhteşem ikili hem o ülkelerin hemde dünya ülkelerinin oluşacak tepkisine, geri bildirimine kayıtsız davranmaktalar hala.

Küresel gelişme inançların, geleneklerin ve insani değerlerin küresel anlamda ticaret ve teknolojinin içinde erimesi şeklinde ilerliyor. Ya da insanlığın ticaret ve teknolojiyi hazmetmeye, sindirmeye çalışması da olabilir. Mutfakta teknoloji ve ticaret ahçılarının önümüze verdiği menülere bakıyoruz. Bu büyük menüdeki yemekleri test etmekteyiz. Bu ikili bir menüye bakmayı bitirmeden bize ikinci menüyü sunmaktalar sanki. Nefes aldırmıyorlar.

Yapay zeka ise teknoloji ve ticaretin toplum yaşantısına bilgi ve tüketim olarak etkin olma halinin devamı etmekte olduğunun göstergesidir. Hala geleceği planlıyorlar ve bireylere, toplumlara nefes aldırmıyorlar. Bir durun kardeşim demek yetmiyor. Biraz birey ve toplum olarak nefes alalım nerede duruyoruz. Nereye gidiyoruz. Bir konuşalım, tespit yapalım. Bir günde medyadan kötü haber almayalım. Uluslararası sorunlar yaşamayalım. En büyük hayalimiz haberleri izlerken " Evet sayın izleyiciler, dinleyiciler bugün yeryüzünde herhangi kötü bir olay olmadı. Şiddet yaşanmadı. Uluslararası gerginlik görülmedi" diyen bir spiker olması. Takvime bakıp dünya barış günü olmamasını da görmemiz gerekir tabi ki.

Yapay zeka, robot ve internet geçen yüzyıla hakim olan teknoloji ve ticaretin bu yüzyılda da hakimiyetini sürdürme çabasıdır. Küreselleşme için iyi bir olay olmasına rağmen birey ve toplum düzenlemeleri maalesef doğasına aykırı olduğu için birey ve topluma kalıcı huzuru ve mutluluğu getirmemektedir. Aksine huzursuz ve istikrasızlık oluşturmaktadırlar.

Çözümü var tabi ki. Artık bir durun yavaşlayın demek gerekiyor. teknolojiye ve ticarete. Birey, toplum ve devletin bu konuya önem vermesi gerekiyor.

Moderniteyi teknoloji ve ticaret oluşturdu hala onlar ön planda olmaya devam ediyorlar. 

24 Kasım 2019 Pazar

Gidiyorsun

Demek gidiyorsun,
Bu şehirden, 
Bu bahar vaktinde,
Umutlarını yarım bıraktığın
Bir kalp varken peşinde,
Sana biraz kızgın,
Biraz kırgın
Bir çift göz üstünde,
Sonu belirsizliklerle,
Bilinmezliklerle dolu gizlerinde.
Biliyorum geleceksin,
Bahar bitmeden bu şehre yine.
Seni bırakmayacak, 
Çağıracak, 
Geri dönmelisin diye,
Hatırlayıp gülümseyeceksin, 
Seni hala anan birisine,
Kalbini bıraktığın gibi, 
Aynı bulacaksın döndüğünde.
Cevapsız, şüpheli sorular
Zihninde giderken şehirden,
Bir şeyleri eksik, 
Kırık bıraktığını, 
Düşüneceksin bazen,
Üzülmene bir sebep yokken,
 Bir hüzün esecek birden,
Uzağı sana yakın eden, 
Bir sıcaklık, 
Geçerken kalbinden.

BBD Yöntem ve Uygulamaları - 134

Günaydın, değerli sağlık sever dostlarım. Bugün ülkemiz Türkiye 'nin " Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" dır.  Bayramınızı ku...