21 Şubat 2025 Cuma

" Bir Filozofun El Kitabı " adlı kitabım Bilgi Ağacı Yayınlarından felsefe severlere sunuldu




 
https://bilgiagaciyayinlari.com/product/bir-filozofun-el-kitabi-ozkan-salman/

      Kitabımın kapaklarındaki resimlerin anlamları hakkında;
Ön kapakta bir insan, bir düşünür olarak şehre bakmaktayım. Şehre baktığım resim doğa resminin kapsamına girmektedir. İnsan şehre ait, şehir ise doğaya aittir. İnsanı şehir kapsamaktadır, şehiri ise doğa kapsamaktadır. Bu iç içeliği hatırlamalıyız. Filozof şehre bakarak ana konularının kaynağını ve amacını göstermektedir. Şehir ve insan olgusuna yoğunlaşmakta ve günceli, son durumları tespit etmeye, saptamalar yapmaya çalışmaktadır. 

        Arka kapaktaki tarihi resim felsefe fikirlere ilham vermiş olup resimdeki insanın doğa üstünde duruşu onaylanmış ve desteklenmiştir. Felsefe fikirlerde bu durumun etkisi görülmüştür. İnsanın doğaya karşı zaferini gösteren bu tablo günümüzde değişmiş ön kapaktaki yeni duruş doğanın kapsamında düşünür dikkatini şehre yöneltmektedir. Günümüz insanı artık doğa ile olan kavgasını bitirmiş zafer sarhoşluğundan ayılmıştır. Dikkatini kendine yani türüne odaklamaktadır. Biz kimiz ve doğa için ne anlam ifade ediyoruz, evren içindeki durumumuz nedir gibi soruların önceliğine değinilmektedir. 

          Türümüzün, canlılığın ve doğanın arkesine, başlangıcına yönelme, felsefenin başladığı ülkemiz topraklarında tekrar kaldığı yerden devam etmeye başlayacaktı. Felsefenin ilk bölümü ile başlayan bilgi yolculuğu bilim ve teknoloji, devlet, yasa, kamu düzenleri, birey, toplum yaşayışları ve ilişkileri, etik, ülke yönetim şekilleri, ekonominin değişimi gibi bir çok modern ve çağdaş yaşantılara ulaşacaktı. 

            Felsefenin ikinci bölümü ise yine bu topraklarda başlayacak ve türümüzün kendine, doğaya ve evrene bakışı yeniden gözden geçirilecekti. İşte ikinci felsefe meşalesini ülkemizde evrenin temeli şu ana kadar bilinen bilimin ve diğer bilgi alanların değinemediği ve bilgisine ulaşamadığı bu temelin karanlık ve soğuk olgu olduğu teziyle atıyorum. Karanlık ve soğukluk hakkında tüm bilgileri toplamalı ve düzenlemeliyiz. Çünkü geleceğimiz bu iki olgu ile yüzleşmek ve onu anlamaya, bilmeye çalışmak üzerine olacaktır. Uzay çağının getirdiği ilerleme uzayın karanlık ve soğukluk olgusunu bilmemiz gerektiğini göstermektedir. Ondan korkmamak ve kendimizi yani türümüzü ondan korumak üzerine gezegenimizden çıkmak için bu bilgiler bize gerekli olacaktır. Tabi ki bu en üst bilgi olarak araştırma notlarımızda bulunacaktır. 

             İnsanlık tarihinin akışında bilginin ilerleyişinde insan, doğa ve evren bakışlarımızdaki eksikleri tamamlamaya çalışacak ve türümüzün ortak bir hedefe doğru ilerlemesinin yollarını araştıracağız. 
        
              Çalışmakta olduğum ikinci kitabım burada girişini yaptığım bir çok konuda açık ve net doğrular ve gerçekler üzerine fikirlerimi sunduğum bir kitap olacak. Bu çalışmalarımın kaynağı ve temeli olan bu ilk kitabım ikinci kitabımı nasıl şekillendirdiğini anlamak için gerekli bir eserdir. 

              Siz felsefe severleri ve meraklı zihinleri bu sürece katılmaya davet ediyor, keşfedilen kalıcı bilgilerin insan yaşamını nasıl değişime ve dönüşüme etki ettiğine tanık olmaya çağırıyorum. 

            Yolumuz uzun ve zorlu, fakat bizim de acelemiz de yok. Kendinden emin olarak delilik ile dahilik arasında yolumuza devam edeceğiz. Fikirlerimizi anlayan dahi diyebilecek, anlamayan ise deli diyebilecek her ikisine de hazırlıklıyız ve hoş görülüyüz. Akıl sağlığımızı korumamızdaki sigortamız insan olmak ve insan kalmaktadır.

            Tüm okuyucularımı sevgi ve saygılarımı sunuyorum. 
            Beni takibe burada ve Youtube kanalımda devam ediniz. 

Düşünür ve Filozof
Özkan Salman

31 Ocak 2025 Cuma

Şiir Kitabım 10 Şubat 2025 te OD Yayıncılıkta Yayında


 Şiir Kitabım 10 şubatta OD yayıncılıktan şiir ve sanatseverlere sunulacak.

Kitabın arka kapağına şu satırları ekledim.

Genç bir kalbin aşk için ilk çırpınışları, çekimser ve masum bir sesleniş dizeleri. 

Ardından cevapsız kalan soruların hüznü ile yüzleşme anları. 

Sevip de sevilmemenin çaresizliğinde gerçeği kabullenişin zorluğuna karşı onu reddetme çabaları.


Yarı karanlık yarı aydınlık şehir akşamlarında yürünen caddedeki kalabalıklar içindeki yalnızlık duygusunun akla belirsizlik kalbe ise hüzün olarak belirmesi.


Zamanın en iyi öğretmenliğinde sevilenin seveninden kaçışının bir naz değil, yakınında olmak değil, bir temas iletişim değil, unutmak ve hiç hatırlamamak öylece uzakta olmak olduğunu seven öğrenmekte idi. 

Bu gerçekle yüzleşecek ve hayat yoluna devam edecekti.

 Sonraki aşklarda da benzer duygular onu bırakmayacak ve sonunda yorulup dinlenirken bir gerçeği daha fark edecekti.

 Hayalinin aşkını hiçbir zaman bulamayacaktı. 

Çünkü öyle birisi yoktu. 

Platonik aşk yolun sonunu görememektir. 

Bir zamanın noktasında kalmak ve o anı yaşamaktı. 

Fakat hayat bir nehir gibi tüm aşklarla birlikte akıyordu. 

Aşk ne donabilir ne de bir anda kalabilirdi. 

O sürekli yaşayan, devam eden ve şekil değiştiren sonra kendini unutturan bir büyük olgu idi.


Şairimiz bu kitabında aşka nasıl kapıldığını, nasıl bir mecnun gibi devam edip, gerçeklerin yüzüne bir tokat gibi çarptığında kendine gelmesini bunu anlamak içinde felsefeye doğru yelken açtığını anlatmaktadır.

14 Ocak 2025 Salı

Canlının Fiziksel Olarak Nasıl Büyüdüğüne, Geliştiğine Dair Bir Tez

 Canlılığın fiziksel olarak nasıl büyüyüp geliştiğine dair ortaya bir tez atabiliyorsak bilimin gelişmesi ve biyolojinin canlı hakkında bir çok bilgiyi ortaya çıkarması sayesindedir.

Canlılığın fiziksel olarak nasıl geliştiğine dair bilim alanında bir çok tez belki de bulunmaktadır. Doğa felsefesi çalışmalarım beni gözlem ve inceleme sürecim canlının her yönü ile ele almaya doğru ilerletmektedir. Dolayısı ile canlının fiziksel olarak tohum, yumurta ve hücre halinden nasıl olup da bölünme ile bilinen yönüne ek olarak nelerin etki ettiği ve canlının bunu nasıl kullandığına doğru ilerledi. 

Canlının fiziksel olarak nasıl büyüdüğünün keşfi insan hayatında ve doğa yaşantısında dönüm noktası olacaktır. 

Bu keşif ve bilgi insanın büyüme sürecini düzenlemesine etki etmesine neden olabilecektir. Nasıl olduğunu bilmek nasıl olabilir sorusunu da getirmektedir. Gelişmeyi yavaşlatma, yatay ilerletme olanağı da bulunabilir demektir. 

Genç kalmak ve bir çok hastalıkların tedavisini yapabilmek gibi bir olanak verebililr.

...................Devam edecek.

12 Ocak 2025 Pazar

Türkiye'de Çağdaş Felsefe Akımları ve Merkezleri

 Ülkemizde felsefenin gelişiminde katkı sunan ve çalışan kesimler bireysel çabaları ile öne çıkmaktadırlar. Bu felsefeci veya düşünürler ağdaşlıkta, sosyal medyada kendi oluşturdukları merkezlerde felsefe akımlarını tanıtmakta, sunmakta ve takipçiler oluşturmaktadırlar. Araştırmalarımda bu kişilerin felsefe akımlarını dinleme, izleme ve anlama olanağı buldum. 

Bu makale, akademide tez çalışması yapacak akademisyenlere ve felsefe ile ilgilenen genç ve yetişkinlere yol gösterecektir. 

Felsefeci ve düşünür çağdaş akımları ele almaya başlayalım. 

Ahmet İnam : Düşün Yolcuları


Metin Bal : Felsefeyi Sanat ile anlamak ve anlatmak

Doğan Göçmen : Öğrencileri ve takipçileri

Dücane Cündioğlu : Takipçi ve felsefe okulu

Pelin Dilara Çolak : Felsefe Takipçileri ve Okulu


Ahmet Arslan : Öğrencileri, takipçileri


İoanna Kuçuradi : Öğrencileri ve takipçileri (Etik Felsefesi)

Betül Çotuksöken : Öğrencileri ve takipçileri ( İnsan Felsefesi)

Hasan Aydın : Öğrencileri ve takipçileri ( Genel Felsefe ile İnanç Felsefesi )

Bu liste daha da artırılabilir. Bir çok felsefeci ve düşünür çalışmalarına sosyal medyada olmadan da devam etmektedir. Bu listeye benim de çalışmalarımın yer aldığı ve kurmayı planladığım felsefe okulunu eklememek eksik kalır. Burada olmak üzere bir çok sosyal medya platformunda felsefemi tanıtımın yapmaktayım. Doğa Felsefesi alanında çalışmalarımı sürdürmekte ve bir çok yeni fikir ve düşünce yolu ile bilgiyi keşfetme ve onları insan yaşamına bilinir ve uygulanabilir hale getirmeye çalışmaktayım. 

Özkan Salman : Doğa Felsefesi (Takipçileri ve Göztepe Çağdaş Felsefe Okulu )




 

















 

2 Ocak 2025 Perşembe

Canlı ve İnsanda Zihinsel ve Bedensel Yaşama Aşamaları

Yüksek Bilinç aşaması ............. Küresel insan yaşamı ve türümüz için en doğru ve emin tespit, saptama ve sonuçlar ortaya çıkarabilecek, hukuk, adalet, eğitim, bilim, din, felsefe, güvenlik, ticaret, ekonomi gibi önemli alanları temsil eden kurullar, heyetler, birlikler, uzmanlık alanları temsilcileri.

Bilinç Üstü aşaması .................. Toplumsal ve küresel önemli görevlilerde olması gereken aşama

Bilinçli yaşam     ..........................  Bireysel Hedeflenen aşama

Sezgilsel yaşam .......................... Kitlesel ve türsel ulaşılması hedeflenen aşama

Duygusal yaşam......................... İnsan tür içi ilişkileri için zorunlu aşama

Güdüsel yaşam .......................... İnsan  ve hareketli bedenli canlılar için zorunlu aşama

Dürtüsel yaşam ........................ Her canlı için zorunlu aşama

İtkilsel yaşam .......................... Mikrobiyolojik canlıda en çok, bedenli canlılarda beden temelinde kalan zorunlu aşama.

16 Eylül 2024 Pazartesi

Üç evrensel ilke " Termodinamik, doğa ve insan ilkeleri "

 Evrensel İlkeler evrenimizde sürekli olan ve kaynağı, nedeni olan hareket, değişim, etkileşimlerdir. Bu ilkeleri bildiğimiz, bilebileceğimiz ve bilemeyeceğimiz şeklinde geniş olarak ele alabiliriz. Biz bildiğimiz ve bilebileceklerimizle konuyu ele alabiliriz. 

Evrende üç ilke vardır. 

1. Termodinamik İlkeleri

2. Doğa ilkeleri

3 İnsan İlkeleri

Termodinamik ilkeleri bilinen ilkeler olup bu ilkelere daha fazla ilke ekleyebiliriz. 

..........

Doğa ilkeleri

1. Canlı varlığını (canı) korumaktadır.

2. Canlı varlığını (canı) sürdürmektedir.

3. Canlılar birbirleri ile bağlantı halindedirler. 

4. Canlı evrimseldir.  Canlılar arasındaki can alıp vermeleri termodinamik ilkeleri ile başlar, her canlının kendi çabasıyla bedeni ve genetiğinde geliştirdiği yetileri ile evrimini oluşturur, kendisine bağlı diğer canlıların da yetilerini geliştirmeleri ile tüm canlılar birbirleri ilişkileri ve termodinamik ilkelerin etkileri ile evrimsel yaşarlar. 

................


İnsan İlkeleri

........... Devam edecek.


İnsan " Evrim hızlandırıcıdır "

 Son araştırmalarım insanın evrim hızlandırıcısı olduğu üzerinedir. İnsan olarak hepimiz canlı evrimini hızlandırmaktayız.

Bir ateş böceği ışığını yayma becerisini oluşturmak için genetiği ile kaç yüz veya bin yıl çabaladı. Bir akrep zehir taşımak için ne kadar süre uğraştı. Bir kartal veya aslan saldırma özelliklerini kaç zaman içinde edindi. Bütün bu canlılar genetiklerinde evrimsel olarak çalışarak uzun sürede bedenlerinde belirli özellikleri kazanabildiler.

İnsan olarak ışığı ateş böceği taktiğini öğrenmeden bulduk ve kullanıyoruz. Akrebin zehirini veya başka hayvanların zehirlerini laboratuvar ortamında kimyasal olarak açıklıyor ve yeni zehir oluşturabiliyoruz. Yırtıcı hayvanların bedensel özelliklerin bıçak, balta, testere gibi bir çok aletle ortaya çıkardık. 

İnsan zekası doğada uyum olması yanında evrim hızlandırıcısı görevi de görmektedir. 

İnsan, doğada hareketli bedenlenmiş bir canlı türü tanımımıza evrim hızlandırıcıdır özelliğini ekleyerek geliştiriyoruz.

..............

27 Ağustos 2024 Salı

Doğa'da İnsan Zamanı

 Doğa tanımımı, tüm canlılar ile içinde ve etkileşimde bulundukları kozmolojinin evren içindeki bölümüne, kısmına ait yaptığımı hatırlatmak isterim. 

Doğa bir öge olarak evren içindeki önemli bir özdür. Doğa canlılığın temsilidir. Kozmoloji ise cansızlığın temsilidir. Bu tanımımla bu ikisini ayırarak bilgi konusunda bir çok karmaşık ve anlaşılmaz konuları çözümüne doğru ilerlemekteyiz. 

Doğa içindeki canlı özü ile kozmolojinin varlığında oluşmuş ve kendi olgusunu ortaya çıkarmıştır. Doğa kozmolojinin bir üst aşaması, dönüşen devamı diyebiliriz. 

Kozmolojinin zamanında doğa zamanı oluşmuştur. Bu ikisi iç içe ve birlikte ilerlemektedir evren zamanında.  

İnsan ise doğa zamanının belli bir noktasında ortaya çıkmış ve onun zamanı doğa genel zamanının içinde devam etmek de sürmektedir. 

Hücre ile başlayan doğa zamanı mikrobiyolojik canlılar ile genişlemiş ve büyümüştür. Bitki ve böcekler ise kendi zamanlarını bu zaman içinde oluşturmuşlardır. Böcek ve bitki zamanının etkileri ile bir çok canlı türü ortaya çıkmış ve sonunda insan türü bu aşamanın son hali olarak tamamlanma sürecinde devam etmektedir. 

Doğa içindeki tür zamanlarının en son halindeki insan zamanı aktif durumdadır ve sürmektedir. 

İnsan zamanı doğa zamanı içindeki yerini kalıcı yapabilecek midir ? 

Mikrobiyolojik yaşam formu temelinde bitki ve böcek türleri bu yaşam formuyla birlikte kozmolojinin içinde ve onunla etkileşimli olarak varlıklarını korumaktadırlar. Bu canlı türleri kozmolojiden yararlanmanın bir çok yolunu bulmuş ve termodinamik yasaların etkilerini kendi ihtiyaçlar yönünde kullanır duruma kendilerini dönüştürmekte ve çevrelerini dönüştürmektedirler. 

İnsan ise önce kendi bedenini, sonra çevresindeki canlı ve kozmoloji unsurlarını varlığını korumak ve geliştirmek üzerine kullanmıştır. Zekasının tür birliği, bağlantısı, yardımlaşması ve dayanışması ile gelişmesi artık onun bedenindeki değişim olasılıklarının azalmasına kozmoloji ve başka tür canlıları kullanmasını arttırmasını sağlamıştır. Kendi bedensel değişimini nerede ise sabitlemiş, diğer canlı ve kozmoloji unsurlarını her konuda kullanır ve artırır olmuştur. En son hali ile kendi kopyasının metal, slikon, plastik, kimyasal, elektrik ve bir çok kozmoloji materyali ile yapmaya çalışmaktadır. Yapay zeka ve robot teknoloji ile kendi bedenini sabit tutup kozmoloji unsurlarını düzenleyerek kendi benzeri formunu oluşturmaya çalışması türün gelişmiş olan karmaşık ve zor işlerini kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.

  

............ 

13 Ağustos 2024 Salı

Türk Mucizesi : İcatlar

 AB, ABD, Rusya, Japonya ve Çin mucizelerin ve gelişmelerin altında icatlar yatmaktadır. 

Çağdaş ve modern zamanlara gelişimiz hep icatlar ile olmuştur. 

İnsan icat eden bir canlıdır. 

Ülkemizin yüzüncü yıllarında artık icatlar yapmamız zamanı gelmiştir. Ülkemizin bu konuda küresel olarak atağa kalkacağına inanıyorum. 

Genç ve eğitimli nüfusumuz gün geçtikçe dış ülkelere daha iyi bir yaşam için gitmektedir. Ülkemizde her konuda yapacağımız icatlar furyası ve hızlı çalışmaları ile küresel olarak ortaya koyma vakti gelmiştir. 

Tayvan gibi küçük bir ada icatları ile refah ve iyi yaşam düzenine ulaşmıştır. 

Kaldı ki ülkemiz kadim uygarlıkların ilk oluştukları ve geliştikleri topraklardır. Bizler de kadim ülkenin kadim insanları olarak yüzyıllardır bu topraklarda yaşadık ve yaşayacağız. 

Uzay çağına girerken bilgi çağında gelişirken ülkemiz artık icatlar olarak genç nüfusumuzun enerji ve yetilerini icat olarak ortaya çıkarma vakti gelmiştir. 

İcatlar konusunu eğitimimize ve kültürel yaşantımıza katmalı ve geliştirmeliyiz. 

Her konuda ve her alanda icatlarımızı yapmalı ve geliştirmeliyiz. 

İcat nasıl yapılır.

Modern hayatın ve çağdaş yaşamın küresel olarak ortaya koyduğu tüm icatları değerlendirmeli ve onların üstüne bizde yeni icatlar oluşturmalıyız. Etrafımızdaki her eşya, araç ve gerecin daha iyisini ve gelişmişini icat edebiliriz. Her türlü ilişkiler, yönetim ve kamu düzenine ait nelerin eksik olduğunu araştırıp yeni uygulamaları icat edebilir ve uygulayabiliriz. 

Çevremizdeki her türlü araç, gereç ve eşyaya bakıp neyin eksik olduğunu bulmaya ve nelerin eklenirse kendimizden başlayan ailenin, toplumun ve insanlığın daha iyi bir yaşaması için en ufak katkı olacağını araştırmaya başlamalıyız. 

Bulunan icatların daha önce bulunup bulunmadığı patent enstitüsünden öğrenilip, henüz daha icat edilmemiş olarak bulduklarımızı kendi adımıza kaydettirerek icadın buluş ve kayıt süreci tamamlanmalıdır. 

İcat bitmez ve asıl uzay çağında yeni ve hızla başlamaktadır. Küresel olarak insan yaşantısında ve uzaya açılma rekabeti ve çalışmalarında icatlar, daha yeni başlamaktadır. Bundan önceki icatlar insanlığın yaşamında olumlu etkiler yapması ve doğadaki yerini güçlendirmesi bakımından belli bir seviyeye gelmiştir. Bundan sonrada icat bitmeyecek çok hızlı bir biçimde artacak ve gelişecektir. 

Ülkemizin bu hızla artan ve gelişen icat çalışmalarına katılarak küresel olarak yerini refah ve iyi yaşam seviyesini yükselterek alması gerekmektedir. 

Dünyanın merkezi  olan ve kadim uygarlıkların oluştuğu bu topraklardan biri olan ülkemizde yaşayan bizler de bu kadim bilgilerden ve tecrübelerden izler taşımaktayız. Biraz gayret ve çalışmalar ile bu özel yetilerimizi ortaya çıkarabiliriz. 

Ben de Youtube'deki kanalımda bu konu hakkında gerekli fikirlerimi burada yazdığım gibi sunmaktayım. Bundan sonraki yayınlarımda da bu konu hakkında sık sık hatırlatmalar da bulunacak ve bu konunun ülkemizde gelişmesi için katkı yapmaya çalışacağım. 

Türk icatları ve Türk mucizeleri slogan ve sunumları ile ülkemizde bu alandaki çalışmaları teşvik etmeli ve her gencin, yetişkinin icatlar konusunda bilinçlenmesini sağlamalı ve bu yetilerini kullanmaya yardım etmeliyiz.

 

9 Ağustos 2024 Cuma

Felsefe Esintileri, Serbest Çağrışımları, Beyin Fırtınası

 Konular :

Küresel Kamu Düzeni Oluşturulması

Küresel Göçmenler ve ülke ev sahibi halklar arasındaki sağlıklı ve sürekli bir hiyerarşi oluşturma

İkili dünya sistemlerinin yeni çağa ve küresel yaşama uyumlama süreçleri

Ülkeler arası ilişkilerde kurucu düzenler, seçilen ülke yönetimleri, ekonomi yönetimleri ve halk arasındaki ilişkilerin sağlıklı ve sürdürebilir olma olanaklarının araştırılması.

Ülkeler arası kamu düzenin oluşturulma çalışmaları 

İnsanlık tarihinin en eski ve en zor konusudur. 

Vahşi doğada aile olgusu ile başlayan insanlık maceramız, çoğalan ve yeryüzüne dağılan aile toplulukları ile kabilelere, köylere, kentlere ve ülkelere evrilmiştir. Yavaş ilerleyen bu süreçler, ülkeler aşamasında hızlanmaya ve dönüşmeye başlamıştır. 

Artık insanlık maceramız doğanın tehlikeli canlıları ve kozmolojinin canlıya zararlı termodinamik hareketlerini aşmış en büyük rakip ve düşman kendimiz olmasına ilerlemiştir. Çünkü vahşi canlıların tehlikesi ülke olgusunda yok olmaya, afetlerin ise seyrekliğine karşı önlemler alınmaya başlanmıştı. 

İnsanlık için en hızlı ve ani tehlike oluşturabilecek unsur düşman ülke ve bireyleri idi. 

Yüzlerce, binlerce, yüzbinlerce yıl insanlık maceramızın ana konusu kendi kendimizle ilgili idi hala öyle devam etmektedir. 

Biz insanlık olarak neyiz ve doğada kimiz. Neden birbirimizle sürekli ülkesel olarak savaşıyorduk.

Ülkelerin savaşları halkların savaşı değildir. Ülke yöneticilerin savaşlarıdır.

İnsanlık tarihi boyunca ülke yöneticileri tek ve onun ekibi ve ordusu şeklinde ilerliyordu. Bireysel kararlar ile savaşlar sürekli gündemde tutuluyordu. 

Barışların uzun olduğu dönemler kaynaklar ve olanakların devamıyla gerçekleşiyordu. Su ve besin kaynakların bitmesi o ülkenin artık ya savaşacak ya da ölümle karşılaşacak tercihleri ile karşı karşıya kalıyordu. Hayatta kalma savaşı diğer ülkeler ile savaşmaya itiyordu ülke liderlerini ve halklarını. 

Teknoloji de bilgide ileri toplumlar önce çevre ülkelere hakim oluyor ve yönetiyorlardı. Sonra ki dönemde ilklerin hayattan kopması ile yeniler aynı düzeni ve dengeyi koruyamıyorlar ve savaşların yönü tersine veya bir çok değişik şekle bürünüyordu. 

Çağdaş ve modern zamanlarda batı bilim ve teknolojide edindiği bilgi ve araçları ile yeryüzünde hakimiyet teorisini yeniden canlandırmış ve uygulamıştır. Uzun kabuslu bir rüyadan uyanmış ve küresel bir uyanış için harekete geçmiştir. Batı ve ABD nin küresel hareket planı tam anlamı ile Romanın yeniden dirilişi şeklindeydi. 

Hatırlayalım Roma İmparatorluğu en ileri ve güçlü halindeyken batı dediğimiz ülkeler dağınık ve düzensiz yaşayan kabileler idi. Fransa, Almaya ve İngiltere bu ülkeler vahşi yaşamla iç içe ve hayatta kalmaya çalışıyorlardı. Roma imparatorluğu bu kabilelere giderek onları medeniyete davet etmişti. Bunu bir sevecen ve olgun bir insan olarak yapmamıştı. Kaynaklarını almak ve vergiye bağlamak için yaptı.

Roma İmparatorluğu ise kaynağını Yunan uygarlığından, helenizmden almıştı. Yunan uygarlığı da Mısır uygurlığından, Mısır Uygarlığı tarımın son ve en büyük temsilcisi olmuştu yeryüzünde. Doğudaki uygarlıklar da Mısır dan etkilendikleri söylenebilir. Mısır nereden etkilenmişti. O da komşuların arasından onları yenerek ortaya çıkmıştı. 

Orta doğunun kadim topraklarında küresel merkez olarak Akdeniz ve çevresinde günümüze gelen tüm uygarlıkların temeli yer almaktadır.

Batı tüm bilgilerini Roma ve Yunan uygarlıklarından devir almış ve küresel olarak kullanmıştır. 

devam edecek....


2 Ağustos 2024 Cuma

Dengeli Yaşamayı nasıl başarabiliriz ?

 Denge olgusunu, olay ve olguların en uç noktalarını ve en alt noktalarını bilerek orta değerlere yakın yerde hedefimizi belirleyerek oluşturabiliriz. 

Dürtülerimizin refleksel etkileriyle başlayan yaşama içgüdüsünün oluşumu itkilerin giderilmesi yolu olan güdüsel hareketlerimizde denge kurma özelliğimiz başlamaktadır. 

Dürtü ve itkilerimizin etkileri güdülerimize yansıyınca ihtiyaçlarımızı karşılama seçenek ve tercihlerimizde denge arayışına girmemiz gerekmektedir.

Dürtü veya İtkilerimiz bizlere emirlerini yerine getirme kural ve şekilleri sunmazlar onlar sadece emir verirler. Açlık var giderilecek emri, cinsellik aktif yumurtalar fırlatılacak (eril), karşılanacak, alınacak (dişil) emirleri, susuzluk var sıvı alınacak gibi emirler verir dürtü ve itkilerimiz onları nasıl ve ne şekilde, hangi kurala göre karşılanacağı bilgisini vermezler. 

Dürtü ve itkilerin düz emirlerinin şekillendiği, kurallara göre belirlendiği yer insan güdülerinde oluşmaktadır. 

Açlık dürtü veya itkisinin güdüde şekillenmesi örneğin yemek yapılarak, yemek servisi hizmeti veren lokanta veya fırın gibi işletmelerden karşılanması şeklinde olmaktadır. 

Cinsellik dürtü veya itkisi ise evlilik gibi toplum tarafından belirlenmiş birliktelikler ile olabileceği örneği verilebilir. Cinsellik dürtüsü, itkisi evlilikteki ilişki şekli giderilme tercihi güdünün etkinliğidir. Dürtü ve itki erile yumurtalarını nereye ve nasıl göndereceğinin bilgisini vermez. Güdülerimiz onu belirlemektedir. 

Güdülerimiz ve itkilerimiz temel ihtiyaçlarımızın oluştuğu aşamalardır bedenimizde hücrelerin toplu halde etkileriyle oluşmaktadır. Bu toplu etkiler dokulara ulaşır. dokulardan organlara ve bedene yansır güdüsel bir aşama oluşur ve beden eyleme geçer. 

Duygularımız ise güdülerin çalışma şekli ve şartlarında ortaya çıkmaktadır ve organlarda kendini gösterir. Duygularımızın çok çeşitli ve karmaşık olması tür olarak insanların birlikte yaşamaları ile gelişmiş ve karmaşıklaşmıştır. 

Temel duygularımız güdülerimizin etki ve sonuçlarında doğmuş olup ve türün çok şekilli ve olasılıklı yaşantısında büyümüş ve gelişmiştir. 

Kamusal yaşantı felsefemize göre genel sezgisel yaşantı dürtü, güdü ve duyguların bir düzene, dengeye ve tamamlanmaya ulaştığı aşamadır. 

Bireylerin bilinç altına ait üç önemli olgunun dürtü (itki), güdü ve duygu tamamlanması ile kamusal yaşantının gereklerine ulaşılır. 

Bilincimiz ise kamusal alanın, zaman ve mekanın bilinmesi, uyulması sonucunda bireyin zihninde oluşabilecek bir aşamadır. Bilinci oluşmuş birey artık bilinçaltına gidip aşamalardan geri gelebilir. Onları algılar ve farkında olur. Bilinçaltının çalışma düzenini bilinci ile sorgulayabilir ve değerlendirebilir. 

Bilinçli birey artık dürtü, güdü ve duygu üçlüsünün kendisini mutsuz ve sağlıksız riskini en aza indirerek ruhsal ve bedensel sağlık açısından sürdürebilir hale gelir. 

Temel ihtiyaçlarını dengeli olarak karşılamaya ve çevresi ile olan ilişkilerini düzenlemeye başlar. 

Bireyin denge için dikkat etmesi gereken uçların ve altların bilgisi kamu yaşantısının referansında oluşur. 

Alım, atım, dinlenme, cinsellik, güvenlik ve iyi yaşama temel ihtiyaçlarını kamu yaşantısının gereklerine göre düzenler ve denge kurar. 

Birey tüm temel ihtiyaçlarını karşılama güdülerini kamu yaşantısının kabul ve tasdik edebileceği öngörüsünde yönetir. 

Kamu yaşantısının katmanlı kadim bilgileri vardır. En altta aile kavramı, onun üstünde din olgusu, sonra yöre, memleket, kavim, milliyet, ülke gibi olgular gelir. En son hali ise yani günümüzdeki son hali yasal, çağdaş, medeni, görgü, usul, ve adap, gelenekler şeklinde oluşmaktadır.

Kamu yaşantısı hem ailenin hem de toplumun bir örneğini içinde taşımaktadır. 

Devam edecek....   

 

BBD Yöntem ve Uygulamaları - 134

Günaydın, değerli sağlık sever dostlarım. Bugün ülkemiz Türkiye 'nin " Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" dır.  Bayramınızı ku...