14 Ocak 2025 Salı

Canlının Fiziksel Olarak Nasıl Büyüdüğüne, Geliştiğine Dair Bir Tez

 Canlılığın fiziksel olarak nasıl büyüyüp geliştiğine dair ortaya bir tez atabiliyorsak bilimin gelişmesi ve biyolojinin canlı hakkında bir çok bilgiyi ortaya çıkarması sayesindedir.

Canlılığın fiziksel olarak nasıl geliştiğine dair bilim alanında bir çok tez belki de bulunmaktadır. Doğa felsefesi çalışmalarım beni gözlem ve inceleme sürecim canlının her yönü ile ele almaya doğru ilerletmektedir. Dolayısı ile canlının fiziksel olarak tohum, yumurta ve hücre halinden nasıl olup da bölünme ile bilinen yönüne ek olarak nelerin etki ettiği ve canlının bunu nasıl kullandığına doğru ilerledi. 

Canlının fiziksel olarak nasıl büyüdüğünün keşfi insan hayatında ve doğa yaşantısında dönüm noktası olacaktır. 

Bu keşif ve bilgi insanın büyüme sürecini düzenlemesine etki etmesine neden olabilecektir. Nasıl olduğunu bilmek nasıl olabilir sorusunu da getirmektedir. Gelişmeyi yavaşlatma, yatay ilerletme olanağı da bulunabilir demektir. 

Genç kalmak ve bir çok hastalıkların tedavisini yapabilmek gibi bir olanak verebililr.

...................Devam edecek.

12 Ocak 2025 Pazar

Türkiye'de Çağdaş Felsefe Akımları ve Merkezleri

 Ülkemizde felsefenin gelişiminde katkı sunan ve çalışan kesimler bireysel çabaları ile öne çıkmaktadırlar. Bu felsefeci veya düşünürler ağdaşlıkta, sosyal medyada kendi oluşturdukları merkezlerde felsefe akımlarını tanıtmakta, sunmakta ve takipçiler oluşturmaktadırlar. Araştırmalarımda bu kişilerin felsefe akımlarını dinleme, izleme ve anlama olanağı buldum. 

Bu makale, akademide tez çalışması yapacak akademisyenlere ve felsefe ile ilgilenen genç ve yetişkinlere yol gösterecektir. 

Felsefeci ve düşünür çağdaş akımları ele almaya başlayalım. 

Ahmet İnam : Düşün Yolcuları


Metin Bal : Felsefeyi Sanat ile anlamak ve anlatmak

Doğan Göçmen : Öğrencileri ve takipçileri

Dücane Cündioğlu : Takipçi ve felsefe okulu

Pelin Dilara Çolak : Felsefe Takipçileri ve Okulu


Ahmet Arslan : Öğrencileri, takipçileri


İoanna Kuçuradi : Öğrencileri ve takipçileri (Etik Felsefesi)

Betül Çotuksöken : Öğrencileri ve takipçileri ( İnsan Felsefesi)

Hasan Aydın : Öğrencileri ve takipçileri ( Genel Felsefe ile İnanç Felsefesi )

Bu liste daha da artırılabilir. Bir çok felsefeci ve düşünür çalışmalarına sosyal medyada olmadan da devam etmektedir. Bu listeye benim de çalışmalarımın yer aldığı ve kurmayı planladığım felsefe okulunu eklememek eksik kalır. Burada olmak üzere bir çok sosyal medya platformunda felsefemi tanıtımın yapmaktayım. Doğa Felsefesi alanında çalışmalarımı sürdürmekte ve bir çok yeni fikir ve düşünce yolu ile bilgiyi keşfetme ve onları insan yaşamına bilinir ve uygulanabilir hale getirmeye çalışmaktayım. 

Özkan Salman : Doğa Felsefesi (Takipçileri ve Göztepe Çağdaş Felsefe Okulu )




 

















 

2 Ocak 2025 Perşembe

Canlı ve İnsanda Zihinsel ve Bedensel Yaşama Aşamaları

Yüksek Bilinç aşaması ............. Küresel insan yaşamı ve türümüz için en doğru ve emin tespit, saptama ve sonuçlar ortaya çıkarabilecek, hukuk, adalet, eğitim, bilim, din, felsefe, güvenlik, ticaret, ekonomi gibi önemli alanları temsil eden kurullar, heyetler, birlikler, uzmanlık alanları temsilcileri.

Bilinç Üstü aşaması .................. Toplumsal ve küresel önemli görevlilerde olması gereken aşama

Bilinçli yaşam     ..........................  Bireysel Hedeflenen aşama

Sezgilsel yaşam .......................... Kitlesel ve türsel ulaşılması hedeflenen aşama

Duygusal yaşam......................... İnsan tür içi ilişkileri için zorunlu aşama

Güdüsel yaşam .......................... İnsan  ve hareketli bedenli canlılar için zorunlu aşama

Dürtüsel yaşam ........................ Her canlı için zorunlu aşama

İtkilsel yaşam .......................... Mikrobiyolojik canlıda en çok, bedenli canlılarda beden temelinde kalan zorunlu aşama.

16 Eylül 2024 Pazartesi

Üç evrensel ilke " Termodinamik, doğa ve insan ilkeleri "

 Evrensel İlkeler evrenimizde sürekli olan ve kaynağı, nedeni olan hareket, değişim, etkileşimlerdir. Bu ilkeleri bildiğimiz, bilebileceğimiz ve bilemeyeceğimiz şeklinde geniş olarak ele alabiliriz. Biz bildiğimiz ve bilebileceklerimizle konuyu ele alabiliriz. 

Evrende üç ilke vardır. 

1. Termodinamik İlkeleri

2. Doğa ilkeleri

3 İnsan İlkeleri

Termodinamik ilkeleri bilinen ilkeler olup bu ilkelere daha fazla ilke ekleyebiliriz. 

..........

Doğa ilkeleri

1. Canlı varlığını (canı) korumaktadır.

2. Canlı varlığını (canı) sürdürmektedir.

3. Canlılar birbirleri ile bağlantı halindedirler. 

4. Canlı evrimseldir.  Canlılar arasındaki can alıp vermeleri termodinamik ilkeleri ile başlar, her canlının kendi çabasıyla bedeni ve genetiğinde geliştirdiği yetileri ile evrimini oluşturur, kendisine bağlı diğer canlıların da yetilerini geliştirmeleri ile tüm canlılar birbirleri ilişkileri ve termodinamik ilkelerin etkileri ile evrimsel yaşarlar. 

................


İnsan İlkeleri

........... Devam edecek.


İnsan " Evrim hızlandırıcıdır "

 Son araştırmalarım insanın evrim hızlandırıcısı olduğu üzerinedir. İnsan olarak hepimiz canlı evrimini hızlandırmaktayız.

Bir ateş böceği ışığını yayma becerisini oluşturmak için genetiği ile kaç yüz veya bin yıl çabaladı. Bir akrep zehir taşımak için ne kadar süre uğraştı. Bir kartal veya aslan saldırma özelliklerini kaç zaman içinde edindi. Bütün bu canlılar genetiklerinde evrimsel olarak çalışarak uzun sürede bedenlerinde belirli özellikleri kazanabildiler.

İnsan olarak ışığı ateş böceği taktiğini öğrenmeden bulduk ve kullanıyoruz. Akrebin zehirini veya başka hayvanların zehirlerini laboratuvar ortamında kimyasal olarak açıklıyor ve yeni zehir oluşturabiliyoruz. Yırtıcı hayvanların bedensel özelliklerin bıçak, balta, testere gibi bir çok aletle ortaya çıkardık. 

İnsan zekası doğada uyum olması yanında evrim hızlandırıcısı görevi de görmektedir. 

İnsan, doğada hareketli bedenlenmiş bir canlı türü tanımımıza evrim hızlandırıcıdır özelliğini ekleyerek geliştiriyoruz.

..............

27 Ağustos 2024 Salı

Doğa'da İnsan Zamanı

 Doğa tanımımı, tüm canlılar ile içinde ve etkileşimde bulundukları kozmolojinin evren içindeki bölümüne, kısmına ait yaptığımı hatırlatmak isterim. 

Doğa bir öge olarak evren içindeki önemli bir özdür. Doğa canlılığın temsilidir. Kozmoloji ise cansızlığın temsilidir. Bu tanımımla bu ikisini ayırarak bilgi konusunda bir çok karmaşık ve anlaşılmaz konuları çözümüne doğru ilerlemekteyiz. 

Doğa içindeki canlı özü ile kozmolojinin varlığında oluşmuş ve kendi olgusunu ortaya çıkarmıştır. Doğa kozmolojinin bir üst aşaması, dönüşen devamı diyebiliriz. 

Kozmolojinin zamanında doğa zamanı oluşmuştur. Bu ikisi iç içe ve birlikte ilerlemektedir evren zamanında.  

İnsan ise doğa zamanının belli bir noktasında ortaya çıkmış ve onun zamanı doğa genel zamanının içinde devam etmek de sürmektedir. 

Hücre ile başlayan doğa zamanı mikrobiyolojik canlılar ile genişlemiş ve büyümüştür. Bitki ve böcekler ise kendi zamanlarını bu zaman içinde oluşturmuşlardır. Böcek ve bitki zamanının etkileri ile bir çok canlı türü ortaya çıkmış ve sonunda insan türü bu aşamanın son hali olarak tamamlanma sürecinde devam etmektedir. 

Doğa içindeki tür zamanlarının en son halindeki insan zamanı aktif durumdadır ve sürmektedir. 

İnsan zamanı doğa zamanı içindeki yerini kalıcı yapabilecek midir ? 

Mikrobiyolojik yaşam formu temelinde bitki ve böcek türleri bu yaşam formuyla birlikte kozmolojinin içinde ve onunla etkileşimli olarak varlıklarını korumaktadırlar. Bu canlı türleri kozmolojiden yararlanmanın bir çok yolunu bulmuş ve termodinamik yasaların etkilerini kendi ihtiyaçlar yönünde kullanır duruma kendilerini dönüştürmekte ve çevrelerini dönüştürmektedirler. 

İnsan ise önce kendi bedenini, sonra çevresindeki canlı ve kozmoloji unsurlarını varlığını korumak ve geliştirmek üzerine kullanmıştır. Zekasının tür birliği, bağlantısı, yardımlaşması ve dayanışması ile gelişmesi artık onun bedenindeki değişim olasılıklarının azalmasına kozmoloji ve başka tür canlıları kullanmasını arttırmasını sağlamıştır. Kendi bedensel değişimini nerede ise sabitlemiş, diğer canlı ve kozmoloji unsurlarını her konuda kullanır ve artırır olmuştur. En son hali ile kendi kopyasının metal, slikon, plastik, kimyasal, elektrik ve bir çok kozmoloji materyali ile yapmaya çalışmaktadır. Yapay zeka ve robot teknoloji ile kendi bedenini sabit tutup kozmoloji unsurlarını düzenleyerek kendi benzeri formunu oluşturmaya çalışması türün gelişmiş olan karmaşık ve zor işlerini kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.

  

............ 

13 Ağustos 2024 Salı

Türk Mucizesi : İcatlar

 AB, ABD, Rusya, Japonya ve Çin mucizelerin ve gelişmelerin altında icatlar yatmaktadır. 

Çağdaş ve modern zamanlara gelişimiz hep icatlar ile olmuştur. 

İnsan icat eden bir canlıdır. 

Ülkemizin yüzüncü yıllarında artık icatlar yapmamız zamanı gelmiştir. Ülkemizin bu konuda küresel olarak atağa kalkacağına inanıyorum. 

Genç ve eğitimli nüfusumuz gün geçtikçe dış ülkelere daha iyi bir yaşam için gitmektedir. Ülkemizde her konuda yapacağımız icatlar furyası ve hızlı çalışmaları ile küresel olarak ortaya koyma vakti gelmiştir. 

Tayvan gibi küçük bir ada icatları ile refah ve iyi yaşam düzenine ulaşmıştır. 

Kaldı ki ülkemiz kadim uygarlıkların ilk oluştukları ve geliştikleri topraklardır. Bizler de kadim ülkenin kadim insanları olarak yüzyıllardır bu topraklarda yaşadık ve yaşayacağız. 

Uzay çağına girerken bilgi çağında gelişirken ülkemiz artık icatlar olarak genç nüfusumuzun enerji ve yetilerini icat olarak ortaya çıkarma vakti gelmiştir. 

İcatlar konusunu eğitimimize ve kültürel yaşantımıza katmalı ve geliştirmeliyiz. 

Her konuda ve her alanda icatlarımızı yapmalı ve geliştirmeliyiz. 

İcat nasıl yapılır.

Modern hayatın ve çağdaş yaşamın küresel olarak ortaya koyduğu tüm icatları değerlendirmeli ve onların üstüne bizde yeni icatlar oluşturmalıyız. Etrafımızdaki her eşya, araç ve gerecin daha iyisini ve gelişmişini icat edebiliriz. Her türlü ilişkiler, yönetim ve kamu düzenine ait nelerin eksik olduğunu araştırıp yeni uygulamaları icat edebilir ve uygulayabiliriz. 

Çevremizdeki her türlü araç, gereç ve eşyaya bakıp neyin eksik olduğunu bulmaya ve nelerin eklenirse kendimizden başlayan ailenin, toplumun ve insanlığın daha iyi bir yaşaması için en ufak katkı olacağını araştırmaya başlamalıyız. 

Bulunan icatların daha önce bulunup bulunmadığı patent enstitüsünden öğrenilip, henüz daha icat edilmemiş olarak bulduklarımızı kendi adımıza kaydettirerek icadın buluş ve kayıt süreci tamamlanmalıdır. 

İcat bitmez ve asıl uzay çağında yeni ve hızla başlamaktadır. Küresel olarak insan yaşantısında ve uzaya açılma rekabeti ve çalışmalarında icatlar, daha yeni başlamaktadır. Bundan önceki icatlar insanlığın yaşamında olumlu etkiler yapması ve doğadaki yerini güçlendirmesi bakımından belli bir seviyeye gelmiştir. Bundan sonrada icat bitmeyecek çok hızlı bir biçimde artacak ve gelişecektir. 

Ülkemizin bu hızla artan ve gelişen icat çalışmalarına katılarak küresel olarak yerini refah ve iyi yaşam seviyesini yükselterek alması gerekmektedir. 

Dünyanın merkezi  olan ve kadim uygarlıkların oluştuğu bu topraklardan biri olan ülkemizde yaşayan bizler de bu kadim bilgilerden ve tecrübelerden izler taşımaktayız. Biraz gayret ve çalışmalar ile bu özel yetilerimizi ortaya çıkarabiliriz. 

Ben de Youtube'deki kanalımda bu konu hakkında gerekli fikirlerimi burada yazdığım gibi sunmaktayım. Bundan sonraki yayınlarımda da bu konu hakkında sık sık hatırlatmalar da bulunacak ve bu konunun ülkemizde gelişmesi için katkı yapmaya çalışacağım. 

Türk icatları ve Türk mucizeleri slogan ve sunumları ile ülkemizde bu alandaki çalışmaları teşvik etmeli ve her gencin, yetişkinin icatlar konusunda bilinçlenmesini sağlamalı ve bu yetilerini kullanmaya yardım etmeliyiz.

 

9 Ağustos 2024 Cuma

Felsefe Esintileri, Serbest Çağrışımları, Beyin Fırtınası

 Konular :

Küresel Kamu Düzeni Oluşturulması

Küresel Göçmenler ve ülke ev sahibi halklar arasındaki sağlıklı ve sürekli bir hiyerarşi oluşturma

İkili dünya sistemlerinin yeni çağa ve küresel yaşama uyumlama süreçleri

Ülkeler arası ilişkilerde kurucu düzenler, seçilen ülke yönetimleri, ekonomi yönetimleri ve halk arasındaki ilişkilerin sağlıklı ve sürdürebilir olma olanaklarının araştırılması.

Ülkeler arası kamu düzenin oluşturulma çalışmaları 

İnsanlık tarihinin en eski ve en zor konusudur. 

Vahşi doğada aile olgusu ile başlayan insanlık maceramız, çoğalan ve yeryüzüne dağılan aile toplulukları ile kabilelere, köylere, kentlere ve ülkelere evrilmiştir. Yavaş ilerleyen bu süreçler, ülkeler aşamasında hızlanmaya ve dönüşmeye başlamıştır. 

Artık insanlık maceramız doğanın tehlikeli canlıları ve kozmolojinin canlıya zararlı termodinamik hareketlerini aşmış en büyük rakip ve düşman kendimiz olmasına ilerlemiştir. Çünkü vahşi canlıların tehlikesi ülke olgusunda yok olmaya, afetlerin ise seyrekliğine karşı önlemler alınmaya başlanmıştı. 

İnsanlık için en hızlı ve ani tehlike oluşturabilecek unsur düşman ülke ve bireyleri idi. 

Yüzlerce, binlerce, yüzbinlerce yıl insanlık maceramızın ana konusu kendi kendimizle ilgili idi hala öyle devam etmektedir. 

Biz insanlık olarak neyiz ve doğada kimiz. Neden birbirimizle sürekli ülkesel olarak savaşıyorduk.

Ülkelerin savaşları halkların savaşı değildir. Ülke yöneticilerin savaşlarıdır.

İnsanlık tarihi boyunca ülke yöneticileri tek ve onun ekibi ve ordusu şeklinde ilerliyordu. Bireysel kararlar ile savaşlar sürekli gündemde tutuluyordu. 

Barışların uzun olduğu dönemler kaynaklar ve olanakların devamıyla gerçekleşiyordu. Su ve besin kaynakların bitmesi o ülkenin artık ya savaşacak ya da ölümle karşılaşacak tercihleri ile karşı karşıya kalıyordu. Hayatta kalma savaşı diğer ülkeler ile savaşmaya itiyordu ülke liderlerini ve halklarını. 

Teknoloji de bilgide ileri toplumlar önce çevre ülkelere hakim oluyor ve yönetiyorlardı. Sonra ki dönemde ilklerin hayattan kopması ile yeniler aynı düzeni ve dengeyi koruyamıyorlar ve savaşların yönü tersine veya bir çok değişik şekle bürünüyordu. 

Çağdaş ve modern zamanlarda batı bilim ve teknolojide edindiği bilgi ve araçları ile yeryüzünde hakimiyet teorisini yeniden canlandırmış ve uygulamıştır. Uzun kabuslu bir rüyadan uyanmış ve küresel bir uyanış için harekete geçmiştir. Batı ve ABD nin küresel hareket planı tam anlamı ile Romanın yeniden dirilişi şeklindeydi. 

Hatırlayalım Roma İmparatorluğu en ileri ve güçlü halindeyken batı dediğimiz ülkeler dağınık ve düzensiz yaşayan kabileler idi. Fransa, Almaya ve İngiltere bu ülkeler vahşi yaşamla iç içe ve hayatta kalmaya çalışıyorlardı. Roma imparatorluğu bu kabilelere giderek onları medeniyete davet etmişti. Bunu bir sevecen ve olgun bir insan olarak yapmamıştı. Kaynaklarını almak ve vergiye bağlamak için yaptı.

Roma İmparatorluğu ise kaynağını Yunan uygarlığından, helenizmden almıştı. Yunan uygarlığı da Mısır uygurlığından, Mısır Uygarlığı tarımın son ve en büyük temsilcisi olmuştu yeryüzünde. Doğudaki uygarlıklar da Mısır dan etkilendikleri söylenebilir. Mısır nereden etkilenmişti. O da komşuların arasından onları yenerek ortaya çıkmıştı. 

Orta doğunun kadim topraklarında küresel merkez olarak Akdeniz ve çevresinde günümüze gelen tüm uygarlıkların temeli yer almaktadır.

Batı tüm bilgilerini Roma ve Yunan uygarlıklarından devir almış ve küresel olarak kullanmıştır. 

devam edecek....


2 Ağustos 2024 Cuma

Dengeli Yaşamayı nasıl başarabiliriz ?

 Denge olgusunu, olay ve olguların en uç noktalarını ve en alt noktalarını bilerek orta değerlere yakın yerde hedefimizi belirleyerek oluşturabiliriz. 

Dürtülerimizin refleksel etkileriyle başlayan yaşama içgüdüsünün oluşumu itkilerin giderilmesi yolu olan güdüsel hareketlerimizde denge kurma özelliğimiz başlamaktadır. 

Dürtü ve itkilerimizin etkileri güdülerimize yansıyınca ihtiyaçlarımızı karşılama seçenek ve tercihlerimizde denge arayışına girmemiz gerekmektedir.

Dürtü veya İtkilerimiz bizlere emirlerini yerine getirme kural ve şekilleri sunmazlar onlar sadece emir verirler. Açlık var giderilecek emri, cinsellik aktif yumurtalar fırlatılacak (eril), karşılanacak, alınacak (dişil) emirleri, susuzluk var sıvı alınacak gibi emirler verir dürtü ve itkilerimiz onları nasıl ve ne şekilde, hangi kurala göre karşılanacağı bilgisini vermezler. 

Dürtü ve itkilerin düz emirlerinin şekillendiği, kurallara göre belirlendiği yer insan güdülerinde oluşmaktadır. 

Açlık dürtü veya itkisinin güdüde şekillenmesi örneğin yemek yapılarak, yemek servisi hizmeti veren lokanta veya fırın gibi işletmelerden karşılanması şeklinde olmaktadır. 

Cinsellik dürtü veya itkisi ise evlilik gibi toplum tarafından belirlenmiş birliktelikler ile olabileceği örneği verilebilir. Cinsellik dürtüsü, itkisi evlilikteki ilişki şekli giderilme tercihi güdünün etkinliğidir. Dürtü ve itki erile yumurtalarını nereye ve nasıl göndereceğinin bilgisini vermez. Güdülerimiz onu belirlemektedir. 

Güdülerimiz ve itkilerimiz temel ihtiyaçlarımızın oluştuğu aşamalardır bedenimizde hücrelerin toplu halde etkileriyle oluşmaktadır. Bu toplu etkiler dokulara ulaşır. dokulardan organlara ve bedene yansır güdüsel bir aşama oluşur ve beden eyleme geçer. 

Duygularımız ise güdülerin çalışma şekli ve şartlarında ortaya çıkmaktadır ve organlarda kendini gösterir. Duygularımızın çok çeşitli ve karmaşık olması tür olarak insanların birlikte yaşamaları ile gelişmiş ve karmaşıklaşmıştır. 

Temel duygularımız güdülerimizin etki ve sonuçlarında doğmuş olup ve türün çok şekilli ve olasılıklı yaşantısında büyümüş ve gelişmiştir. 

Kamusal yaşantı felsefemize göre genel sezgisel yaşantı dürtü, güdü ve duyguların bir düzene, dengeye ve tamamlanmaya ulaştığı aşamadır. 

Bireylerin bilinç altına ait üç önemli olgunun dürtü (itki), güdü ve duygu tamamlanması ile kamusal yaşantının gereklerine ulaşılır. 

Bilincimiz ise kamusal alanın, zaman ve mekanın bilinmesi, uyulması sonucunda bireyin zihninde oluşabilecek bir aşamadır. Bilinci oluşmuş birey artık bilinçaltına gidip aşamalardan geri gelebilir. Onları algılar ve farkında olur. Bilinçaltının çalışma düzenini bilinci ile sorgulayabilir ve değerlendirebilir. 

Bilinçli birey artık dürtü, güdü ve duygu üçlüsünün kendisini mutsuz ve sağlıksız riskini en aza indirerek ruhsal ve bedensel sağlık açısından sürdürebilir hale gelir. 

Temel ihtiyaçlarını dengeli olarak karşılamaya ve çevresi ile olan ilişkilerini düzenlemeye başlar. 

Bireyin denge için dikkat etmesi gereken uçların ve altların bilgisi kamu yaşantısının referansında oluşur. 

Alım, atım, dinlenme, cinsellik, güvenlik ve iyi yaşama temel ihtiyaçlarını kamu yaşantısının gereklerine göre düzenler ve denge kurar. 

Birey tüm temel ihtiyaçlarını karşılama güdülerini kamu yaşantısının kabul ve tasdik edebileceği öngörüsünde yönetir. 

Kamu yaşantısının katmanlı kadim bilgileri vardır. En altta aile kavramı, onun üstünde din olgusu, sonra yöre, memleket, kavim, milliyet, ülke gibi olgular gelir. En son hali ise yani günümüzdeki son hali yasal, çağdaş, medeni, görgü, usul, ve adap, gelenekler şeklinde oluşmaktadır.

Kamu yaşantısı hem ailenin hem de toplumun bir örneğini içinde taşımaktadır. 

Devam edecek....   

 

27 Temmuz 2024 Cumartesi

İnsanlık Yürüyüşü ve Koşusu, " Küreselleşme "

 Geçen yüzyılda ABD ve Rusya insanlık koşusunda AB nin hataları nedeniyle öne geçtiler ve fark attılar diğer ülkelere. 

ABD cazibe merkezi olarak tüm dünyadan her alanda en iyileri topladı bünyesinde ve öyle devam etti. Rusya ise bunu başaramadı. Cazibe merkezi olamadı. 

ABD bilim ve teknoloji alanında öne geçmişti. Dünya ticaret başta olmak üzere tüm alanlarda küresel bir merkez oldu. Para biriminin tüm dünyaya yayılması ile bu önde koşusunu hızlandırmıştı. Japonya'nın kendisine yaptığı saldırı hatasını kat be kat fazlasıyla cezalandırmış ve tüm dünyaya korku saçmıştı. 

Bu durumu uluslararası ilişkilerde ve tüm denizle bağlantısı olan kendisiyle anlaşmış ülkelere üstler kurarak kullandı koşusuna her yerde gücünün temsilcilerini bulundurarak devam etti. 

Vietnam, Kore, Irak, Afganistan ve Suriye gibi kısmi ve sınırlı harekatları ile gücünü kullanarak hem siyasi hem de ekonomik gücünü göstermeye, küresel etkisini sürdürmeye devam etti.

Küresel Pandemi bir mikrobiyoloji savaştı ve tüm ülkeleri etkiledi. 

Çin küresel sermayenin ülkesine gelmesini teşvik etti ve işbirliği yaptı. Küresel sermayeler işgücü konusunda maliyetlerini düşürdüler ve küresel olarak ucuz ticari ürünlerini kolayca sattılar. Ticaret merkezi ABD den Çin e doğru göçe başlamıştı. Çin de kalabalık ve işsiz insanlar çocukları için karın tokluğuna ve zorluklara rağmen çalıştılar ve fedakarlık yaptılar. Çin in bu hareketi ticari kuruluş ve refah artışı yarışı oldu. Bunu büyük oranda kazandılar. Teknoloji ve tarımdaki çalışmaları onları çağın seviyesine çıkardı. Küresel refahtan pay almada gelişmekte olan ülkelerin temsili halinde ilerlediler. 

Güney Amerika, Afrika ve Asya ülkeleri gelişmekte oldukları ticaret ve tarım koşularını hızlandırdılar. 

AB ve ABD nin teknoloji temsilciliği gerilemeye küresel temsile doğru ilerliyordu. Teknoloji artık küresel olarak her ülkede üretilmeye başlamıştı. 

Yaşadığımız süreç ülkeler üstü bir küresel insanlık koşusunun varlığını göstermektedir. 

Artık çağımızda insanlık küresel olarak koşmaktadır. Tarihsel tüm değerler ve birikimler küresel olarak tüm yeryüzüne dağılma ve oralardan temsiline yönelmiştir. 

İnsan ihtiyaçlarına hizmet eden teknoloji ticaretin emrinde ve yönetiminde müşteri olarak tüm ülkelere ulaşmış bu durumda her ülkenin kendince bu sürece katılmasına teşvik etmiştir. 

Ticaretin her yönü ve şekli, teknolojinin her bilgisi ve ortaya çıkışı küresel olarak insanlık koşusunun yeni şeklini göstermektedir. AB nin küresel merkez temsili ABD ve Rusya ya oradan da Çin e geçmiş Çin ise küresel merkez etkinliğini barışçıl ve ticari yollarla küresel yayma çalışmalarına girmiştir. Hakimiyet ve üstünlük ABD ve Rusya kuruluş ilkelerinde kalırken, Çin geliştiği ticari ortaklık anlaşmalarının artmasında gücünü gizlemeyi tercih etmektedir. Bunun nedeni ABD ve Rusya nın  gücünü açık ve ısrarcı ortaya koyma ve o halde anlaşma yapma ısrarındaki politikalarına karşı antitez olarak ticaretin ön planda ve karşılıklı amaçların birliğinden başlayan anlaşma yapmayı ön planda tutmaktadır. 

ABD ve Rusya nın geçen yüzyıldan başlayan ve hala ısrarla devam ettirdikleri gücünün fazla olduğu ve anlaşmaların kendi amaçları önceliğinde yapılması zorunluluğu onları zor duruma düşürmeye devam edecektir. Bunun en önemli örneği Rusya nın Ukrayna harekatı sonuçlarındadır. Güç ortaya koyma eylemine karşı AB ve ABD de güçlerini ortaya koyarak bir her taraf için bir yandan erime ve eksilme oluşurken, bir yanda da güç kaybının miktarı ile yüzleşmekteler.

İnsanlık koşusu küresel olarak her ülkede olmaktadır. Geçen yüzyıldaki güç ve ticaret merkez kaybolmuş tüm yeryüzüne dağılmıştır. Bunun yanında küresel olarak  her konuda kişilerin ve grupların hızlı ve her yöne hareketleri ile toplu göç hareketleri geçen yüzyıldaki durgun, statik, herkesin yerinde kaldığı ve kontrol ve hakim olunan dünya ülkeleri olgusunun bitişini görmekteyiz. Sınırlar zorlanmakta ve ülkelerin kuruluş amaçlarının anlamları erimekte ve bu hızlı hareket ve karışıklıkta etkisizleşmeye başlamaktadır.

Küresel güç ve merkez kavramları parçalanmakta ve küresel olarak tüm yeryüzüne dağılmaktadır. 

Geçen yüzyılın homojen küresel yaşam, heterojenleşmektedir.

Güç ve ticaret konusunda merkez değil merkezler, merkezlerdeki güç ve ticaret değil, güçler ve ticaretlere dönüşmektedir. 

Küreselleşme " İnsanlık yürüyüşü ve koşusudur. "

 

25 Temmuz 2024 Perşembe

Bilinç Nedir ?

 Bilinç, insanın veya insanların yaşamlarında kendileri ile her türlü bağlantı zorunluluğu olan olay, olgu, nesne ve bilginin farkındalığında olması ve varlığını koruma, sürdürme için bu bağlantıları türün belirlemiş olduğu ilke ve kurallara göre bilmesi ve kullanmasıdır. 

Bireyler ve gruplar olarak bilincimizi sürekli aktif tutamayız. Rutin ve düzenli yaşayış haline dönüş yapmamız gerekmektedir. Bu düzenli ve sürekli yaşantılarımızda gerekli olduğunda bilincimizi aktif ederiz. Günlük düzenli ve tekrar içeren yaşantılarımız sezgisel yaşantı haline gelir. 

Sezgisel yaşantılarımız sırasında bilincin aktif olması gerektiği zamanlar onu aktif eder kullanır tekrar sezgisel yaşantıya döneriz.

Bilinci kullanmak her yaşantıyı tekrar gözden geçirmek ve hatırlamak yolu değerlendirmeye gerektirdiği için sezgisel yaşantılarımızdaki oluşan aksilik, kaza, önemli değişim ve farklılıklar oluştuğunda bilincimizi kullanma gereği duyarız. 

Zihnimiz bütünsel bir deyimdir. Bilinç zihnin içinde yer alan, düşünme ve hafızayı kullanan, karar verme, tutum, tavır oluşturma ve eylemde bulunmamızı sağlayan bir etkinlik ve çalışmadır. 

Günlük yaşayışta sürekli tekrarlanan ve devamında sorun oluşturmayan eylem ve düşüncelerimiz sezgisel yaşamımızı oluşturmaktadır. Bu sezgisel yaşantıya başlamamız ve onu kabullenmemiz, bilinçli de olabilir öğrenilmiş de olabilir. 

Öğrenilmiş ve devam ettirilen her sezgisel yaşayış ve alışkanlık, bilinçli düşünce ve değerlendirme gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu yapıldığında sezgisel yaşantı ve alışkanlıklar da değişiklik ve yenilenme olasılığı oluşur ve sezgisel yeni yaşantı haline dönüşür.

Kişinin ve grupların " Ben veya biz ne yapıyoruz " sorusu bilincin sezgisel yaşantı içinde olan ve sezgisel düşünen, zihin halindeki kendine, sorulmuş bir sorudur.

Bilinci daha iyi anlamamız için bilincin olmadığı bir zihinsel durum gereklidir. O da sezgisel düşünce ve eylemlerdir. 

Sezgisel düşünce ve eylemler bir bireyin çocuklukta öğrendiği veya öğretildiği yaşamsal olgulardır.

Bireyler bu sezgisel edindikleri öğrenmeleri bilinçli olarak gözden geçirdiklerinde bu sezgisel yaşantılar üzerinde değişiklikler yapabilirler. Yapılan bu yeni değişimlerin tekrarı da yeni sezgisel yaşama dönüşür. 

Sezgisel düşünce ve yaşama şeklinde başlayan hayatımız, bilincimizin devreye girmesi ile gözden geçirilir. Bu gözden geçirilmiş yaşantılarımızda değişmesi gerekli veya gerekli olmayan durumlar ortaya çıkar. Yeni yaşantı şekillerinin de eklenmesi, oluşturulmasıyla da güncellenebilir. 

Bilinç bir yerde zihin güncellemesi ve yaşama güncellemesi yapma özelliğidir. 

Bilincin en önemli özellikleri

1. Düşünülen, bilinen ve yaşanılanların unutulmaması veya hatırlanmasıdır.

2. Sezgisel düşünme ve yaşantıların sürekliliğinde bilinç gerektiğinde kullanılmaktadır.

3. Bilinç bireyin kendisiyle dolaylı ve dolaysız bağlantılı ve zorunlu olan olay, olgu, canlı, nesne ve bilgiler ile ilgilidir. 

4. Bilincin aktif olması ve uzun kullanım olanağı sezgisel, duygusal, güdüsel ve dürtüsel yaşantıların bilgisine ve farkındalığında oluşur. Bilinç bu yaşayış şekillerin üstünde oluşur. Bu yaşayış şekillerinde kalmak ve onların dışına zihinsel olarak çıkamamak bilincin çalışmasını, bilinçli olmayı engeller.

5. Bilinçli düşündüğünü, eylem yaptığını, karar verdiğini savunan bir birey türümüzün gerekli ilke ve kurallarına göre uyumlu ise gerçek bilincini yansıtıyor demektir. Eğer bu bilinç: dürtü, güdü, duygu ve sezgisel yaşantısını bilinçli yaptığını ve bu yaptığı türümüzün ilke ve kurallarına uymuyorsa gerçek bilinçlilik hali değildir, bilinç altı yaşantıların gereklerini yaptığını bilinçli olarak itiraf ediyor demektir. Yani farkında olarak bilinç altı yaşantılarını ortaya koyuyor ve sonuçlarını sunuyor demektir. Yani bilincimizin iki yönü bulunmaktadır. Türümüzün ilke ve kurallarına göre kullanılan bilinç hali, bir de bilinç altının unsurlarını yaşayan ve onların farkında olan fakat türün ihtiyaç ve gereğine güncellemeyen bilinç vardır. Bu bilinç türü yanlış bilinç türüdür. Bilinçli suç işlenmesi bu kategoriye örnek verilebilir. 

Örneğin bir birey, aç kalıp, hırsızlık yaptığında, dürtü ve güdü yaşantısının etkisinde ve farkındadır. Bunu savunmaktadır. Onu yargılayan kurum görevlisi bu bireye aç olduğunda sana yardım edecek diğer insanlara ve kurumlara bu durumunu sunma bilincini neden kullanmadın şeklinde yargıda bulunur. örnekteki açlık dürtüsünü çalma eylem güdüsüyle gidermiş bir bilinç eksik ve yanlıştır. Türümüzün yardımlaşma ve dayanışma ilke ve kurallarını dikkate almamış ve onu yok saymakla bilincin en doğru ve gerekli biçimini kullanmamış olmaktadır. 

Bilincin aşamaları olduğu da ortadadır. 

Dürtü, güdü, duygu ve sezgisel yaşantıları fark eden ve onlar üzerinde türümüzün gerekli ilke ve kurallarına göre yaşayan bilinç şekli en doğru ve gerekli olan bilinç halidir. Bilinç altı yaşantıları için tür ilke ve kurallarını önemsemeyen onları yok sayan bilinç türü ise türümüz için eski ve geri bir durumdur. 

(İlk yapacağım Youtube canlı yayında bu konuyu yani bilinç konusunu işleyeceğim detayı ile.)

Devam edecek...

BBD Yöntem ve Uygulamaları -135

  Günaydın, değerli sağlık sever dostlar. 09:30 Çekirdek Kahve 10:00 Yumurta, haşlanmış, bir adet, sadece sarısı 10:45 Simit , yarım, ısıtıl...