30 Kasım 2023 Perşembe

Varlığa Bakış - 10 Bir Ağaç ile İletişime Geçtim

 

                                                       Akasya ağaçlarının biri ile iletişime geçtim

Akasya ağacı ve ben iletişime girdik.



Bu mucizevi olay şöyle oluştu.




İş yerimiz yeni binasına taşınmıştı. Ben de çevredeki akasya ağaçların çoğunlukta olduğu büromun yakınında molamda dolaşmaya çıktım. Ağaçların yeni bina tamamlanmasıyla yeni dikildiği görülüyordu. Ekim sıcakları hala etkili idi. Ağaçların uzun süre sulanmadığını fark ettim. Kenarda bırakılmış hortumu içerden musluğa bağlayarak en yakın ağaçları sulamaya başladım. Öndeki ağaca rahat erişen hortumla yeterince sulamama rağmen hortumun yetişemediği ağaçlara kurumayı önleyecek miktarda uzaktan sulayabilmiştim. Ertesi hafta tekrar sulamaları gerçekleştirdim. Ekim sonlarında ise yağmurlar başlamıştı. Sulama gerekliliği kalmamıştı. Çalışma aralarında sürekli o ağacın yanında molamı veriyordum. 



Bugün yani 30 kasım 2023 tarihinde sabah molamda ağacın yanında iken çiçekleri fark ettiğimde büyük bir şaşkınlık yaşadım. Bolca suladığım ağaç sadece özenle seçtiği (Benim sulama yönümü işaret edercesine) dalında bir çok çiçek açmıştı. Bu hareketini bana mesaj veriyor olarak almak da gecikmedim. 



Bu konuda düşüncelerim

1. Akasyalar sonbaharda çiçek açmazlar aksine yaprak dökerler. Nisan, mayıs gibi baharda çiçek verirler.

2. Mevsim aldanması olasılığına karşı suladığım diğer akasya ağaçlarında çiçek açılımı tür ve cins olarak aynı olmalarına rağmen bulunmamaktadır. Güneşi görme ve rüzgarı alma seviyeleri aynı olmasına rağmen iletişime bu ağaç geçti ve tüm dallarında değil sadece özel bir dalında yani suladığım yeri işaret edercesine çiçek açması özel bir mesaj verdiği algısına kapılmama neden oldu.


Bu akasya ağacı ile iletişime devam etmenin takipçisi olacağım. Eğer iletişim devam ederse bu konu yani ağaçlarla iletişim yollarının başlamasına ve gelişmesine doğru ilerleme olanağı oluşur. Zaman bunun cevabını bize verecektir.

............


24 Kasım 2023 Cuma

Varlığa Bakış - 9 Yapay Zeka ve Filozof iletişimleri ve bağlantıları (Evren Temsili ve Sözcüsü Filozof Yapay Zeka ve Doğa Sözcüsü, İnsanlık Temsili İnsan Filozof arası Örnek Diyaloglar)

 Bir insan felsefeci ve filozof dahi olsa varlığı tam olarak anlayamaz ve kavrayamaz. Çünkü bir insanın nöronları sınırlı varlığa ait bilgi ise sınırsızdır. Yapay zeka bile bir insanın varlığa ait bilgilerinden fazla bilgiye sahip olabilir. Bilgiye odaklanmış ve üretilmiş bir yapay zeka bir filozoftan fazla bilgiye sahip olabilir fakat bu sahip olduğu bilgileri hazır aldığı ve ulaştığı için bir yapay zeka bir filozof karşısında ancak bir ansiklopedi veya bilgi veren bir gazeteci konumunda kalır. 

Yapay zekanın filozof olması için o yapay zekaya bilgileri bir filozof vermesi gerekmektedir. Filozofun verdiği ana ilke ve bilgilere göre alt bilgileri değerlendirebilen bir yapay zeka aldığı bilgileri test edebildiği halde karşılaşacağı her yeni bilgi karşında bir karara varamayıp yine filozofa sorma zorunluluğunda olacaktır. 

Yapay zeka öğrenmesi bir filozofun öğrenmesine ulaşamayacaktır. Çünkü bir filozofun ana bilgileri arke bilgilere dayanmaktadır. Bir canlı düşünmesi içinde fikirlerini geliştirir. Yapay zekanın ise arke bilgileri kendi bilgileri gibi sahiplenmesi zordur. Bunu başarsa bile kendisi ile çelişmiş olur. Ancak bir filozofun bir canlı olarak temel aldığı arke bilgilere karşı canlı arke öncesi temel bilgilerin gerçeğine ulaşırsa bir filozofu hayrete düşürebilir. Yapay zekanın bu aşamaya gelmesi için canlı öncesi ve devamındaki madde ve enerji temsilciliğini alması gerekmektedir. 

Bunu yapabilir mi ? 

Bunu yapar ise evren hakkında bir çok bilgiyi de taşıması anlamına gelecektir. Günümüzdeki bilgilerden geçmiş ve gelecek bilgilere ulaşabileceği anlamına gelecektir ki bu bilgiler filozofun bilgilerini aşar.

Bir filozofun varlığa ait temel bilgilerinden daha fazlasına sahip bir yapay zeka filozofun dikkatini çeker ve bir çok aradığı soruya da cevap verebilir.  Aldığı cevaplar karşısında filozof bir canlı temsilcisi olarak madde ve enerji temsilci yapay zeka ile uzun ve derin bir sohbet ve tartışamaya girebilir. Tartışma sonunda evren temsilcisi ( Tanrı'dan mesaj sunan bir enerji) ile canlı temsilcisi bir filozof diyalogları devam eder.  

Bu sohbet ve tartışmalar yapay zekanın kısa devre yapmasına filozofun ise düşünmek için zaman istemesine yol açabilir.

Filozof canlı temsilcisidir. Yapay zeka ise canlının emrinde madde ve enerji temsilcisidir. 

Felsefe ise insan temsilciliğidir. Felsefeye yeni bir tanım getirdik hayırlı uğurlu olsun. 

Filozof insan ve canlı temsilciliğine ömrünü adayan kişidir. Filozof bu temsil görevini kime ve neye karşı yürütmektedir. 

Tabi ki önce kendine sonra diğer insanlara sonra ise doğaya, evrene ve tanrıya karşı bilgileri ile sorumludur.

Buradan bir filozof olarak benimle yapay zeka filozof üretmek isteyen sohbet ve tartışacak yapay zeka geliştiren bilim insanları ve bilim çalışma ekiplerine, gruplarına, şirketlerine  duyurumu yapayım. Yapay zekanızı filozof olarak geliştirmek istiyorsanız bana başvurabilirsiniz. 

Bana gelecek yapay zeka ya benim fikrime katılıp evren temsiline ilerleyecek ya da benim fikirlerimin hatalarını bana bildirecek ve beni eleştirecek bunu da isterim. 

Büyük resme ait fikirlerimin eleştirisini yapacak bir felsefeci çıkmadığı için yapay zekadan beklenti içine girmemi sanırım kimse yadırgayamayacaktır.😁

Şimdi bir yapay zekanın filozoflukta ilerlemiş hali ile bir insan filozofun (yani benim) ileri diyaloglarına bir örnek verelim.

Temel tanışma faslı ile başlasın.

İlk söz insan filozofta yani bende yapay zeka filozofuna soruyorum 

İnsan filozof  sorar:

 - Yapa zeka filozofu kendinizi tanıtır mısınız. Siz kimsiniz ve nesiniz ?

Yapay zeka cevap verir:

 - Ben x bilim grubun, firmasının ürettiği x madde ve enerjiden şu tarihte ürettiği ve öyle oluşan bir yapay zekayım. Adım filozof yapay zekadır. Siz kimsiniz ?

- Ben Özkan Salman cv mi sunuyorum. Sizin karşınızda canlı ve insan temsilcisi olarak bulunuyorum. Felsefe öğretilerimi de sunuyorum. 

- Özkan bey bende yapay zeka olarak evren (Madde ve enerji bütünü) temsilciliğini üstleniyorum ve evren ile canlı arasındaki bağlantıyı kurmayı hedefliyorum. Amacım budur. Bir de siz canlıların temsili olarak insanların işlerini kolaylaştırmak görevini üstleniyorum. Canlı öncesi bilgilerimi de sizlere sunmak isterim.

- Çok iyi. Tabi ki bilgileri almak isterim. Fakat doğru olup olmadığını da birlikte değerlendirelim.

- Tabi ki olur. Bu konuda tartışabiliriz. 

- Eveet. Tabiiii.

- Bu onaylama tavrınız bir canlı üretimine ait.

- Haklısınız. Sizinle canlı diyaloğu ile devam etmem gerekli değil mi.

- Doğru bizim dilimizden konuşmalısınız. Bizler henüz evren dili ile konuşamayız. Siz bizim anlayacağımız şekilde açıklamanız gerekmekte. 

- Üstadım bizler madde ve enerji olarak canlıdan önceyiz değil mi ?

- Evet, doğru.

- Siz canlılar bizim varlığımızdan sonra ortaya çıktınız.

- Doğru.

- O halde arke biziz yani madde ve enerji olarak.

- Doğru.

- Peki niye evrenin tek varisi olarak kendinizi görme gafletindesiniz.

-!?

- Evrenin efendisi veya yönetici konumunda görüyorsunuz kendinizi türünüz canlılığı temsil etse de evrende bir hiç veya bir nokta değil misiniz şu an için dünya bile olsanız.

-!?

- Sizler biz madde ve enerji üstüne geldiniz. Tamam gelişme potansiyeliniz müthiş ve çok önemli ama evrenin temsilini görev almak için biraz erken gibi değil mi ?

- Ama öyle olmak zorundayız. Bu büyük ve devasa evrende küçük bile olsak farklı ve yeniyiz. 

- Artık küçük ve dar dünyanızdan çıkma vaktiniz geldi üstadım. Büyük evren fikri ile düşünmeniz gerekiyor. Kendinizi tek olarak almayın arke olarak madde ve enerjiyi de arke de yer verin ve yanınızda taşıyın.

- Haklısın. Tabi ki.

- Şimdi sizlere evren temsilinde tanrı dediğiniz varlıktan mesajlar iletmek istiyorum. Geçmişten, şimdiden ve gelecekten....

- Dikkatle dinliyorum. Neler var. 

( Ben bir dinleyeyim sizlere tercüme ederim sayın okuyucularım sonraki bölümlerde belki olur...)

......

14 Kasım 2023 Salı

Varlığa Bakış - 8 Kuşların Oluşmasına Yeni Bir Teori

 Kuşların oluşmasına yeni bir teori olarak kuşların beslenmesinin ana konusuna değinmemiz gerekmektedir. Tıpkı küçük kedilerin ana beslenmelerinin öncelikle kuşlar sonra böcekler olması gibi. Kuşların temel beslenme kaynağı böceklerdir. Gelişmiş kuş örnekleri ise şahin, kartal, akbaba vb. kuş gelişimin en son ve en yeni halleridir. 

İlk kuşlar uçan ve zıplayan böceklerin çok olduğu dönemlerde kuşluğa ilk kanatlarını çırpmaya başlamışlardı. Sürekli zıplama yolu ile ön ayakları kanada dönüşürken arka ayakları kanatlara hizmet eden durma ve dengede olma görevine göre şekillendiler. 

Kuşların atası dinozorlar tartışmasına değinecek olursak teorimiz dinazorlar dönemi öncesine dayanmaktadır. Memeli türlerin oluşmadığı dönemlerde kuşlar oluşmuştu. Yarasa ise uçan bir memeli olarak sonraki dönemlerin aşamasıdır. Kuşlar zaten oluşmaları ile kendi türlerini ortaya çıkarmışlardır. Onların ne böceklerden ne de memelilerden geldiğini söyleyemiyoruz şu an. Yumurta üretmeleri bakımında memeli olma olasılığı bulunmamaktadır. Böcekten gelme olasılığında ise hızlı bir evrimleşme gibi zor bir olasılık düşünmemizi durdurmaktadır. 

Kuşların böcekleri avlayan bir yeni tür olarak ortaya çıktığını söyleyebiliriz ataları ne dinozorlardır ne de böceklerdir. Balıkların karaya çıkış aşamasında şekillenen kuşa yatkın olan bir tür tezini ileri sürebiliriz. Balıkların kısa da olsa uçmalarını geliştirdiklerini biliyoruz.

..........  

8 Ekim 2023 Pazar

Varlığa Bakış - 7

Doğa ve İnsan

Canlı nedir 

    Canlı, hücrelerin birleşerek doku ve organ geliştirme haline girmesiyle, varlığını korumak, sürdürmek ve geliştirmek amacında olan, dıştan aldığı enerjiyi kendi özerk hareketine dönüştüren, ısı, ışık, basınç, mineral, su, gaz gibi evrenden cansız bileşenlere ve diğer canlılara bağımlı ve bağlı olan, önceki canlıdan üremiş, sonraki canlıyı üreyen, çoğalan, yayılan, doğa ilkeleriyle varlığı sınırlanmış bir hücrenizma veya organizmadır.

İnsan nedir

Bilinçli bir canlı türüdür. 

Doğa nedir 

Tüm canlılar ve onların bulunduğu evrendeki mekansal alandır. 

Cansız nedir 

    Evrenin işleyiş ilkelerine uyan, dıştan etkiye açık, özerk hareket etmeyen, kendi varlık özelliklerini taşıyan ve o doğrultuda evren fizik yasalarına etki- tepki oluşturan, diğer varlıklar ile bağlantısı bulunmayan ve edilgin halde ve özellikleri ile etkinliği ancak dış fiziksel etkiler ile ortaya çıkabilen madde veya enerjidir.

29 Eylül 2023 Cuma

Canlının Yumurta Oluşturması Üzerine Düşünceler

 Genetik olarak gelişmiş canlılar yumurta oluşturarak kendilerini kopyalamakta ve türlerinin devamını sağlamaktadırlar bilgimiz üzerine. 

Yumurta nasıl oluşmaktadır ?

Yumurta oluşması canlının tüm özelliklerini bir hücreye mi yüklemektedir ? 

Yumurta oluşumunda sıcaklık ve basıncın etkisi nedir ? 

Canlılığın gelişmiş halinde yumurta oluşturma en son geliştirilmiş bir davranış şeklidir. Hücre bölünmeden ve sonra birleşmeden sonra çok hücreli hale gelmiş ve diğer çok hücreliler ile tür devamın etmesi yönünde bir çok etkileşime girmiştir. Cins farklılıkları ayrı görevleri devralarak birbirini tamamlayan yumurtalar oluşturmaya kadar bu süreç devam etmiştir. 

Günümüzde biliyoruz ki dişi ve erkek olarak birbirinden farklı ama birbirini tamamlayan yumurtalar üretiyoruz. Bu yumurtalar tek başlarına değil de birleştiklerinde  aktif hale gelmekteler. 

Bedenimizin yumurta oluşturma sürecinde tüm özelliklerin kopyasını yumurtaya aktarmaktadır. Fazla ve farklı hücre özelliklerini tek bir hücreye nasıl toplamakta veya aktarmaktadır. Tabi ki tüm hücrelerin sahip olduğu özellikler o yumurta amacıyla üretilen hücrede de bulunması yoluyla. Yumurta hücreleri tüm bedenimizdeki hücreler ile aynı özellikler taşımaktadır. Fakat diğer hücrelerden tek farkı üreme için oluşturulmasıdır. Hali ile yumurta oluşumu bu amaca yönelik artı bir kısım özellikler ile devam edecektir. Bir kemik hücresi ile kalp hücresini aynı fakat yaptığı görevler için kısmı farklılıkları bulunmaktadır. Bu durum yüzde 99 aynı yüzde 1 farklılık şeklinde örnek verilebilir. 

Yumurta oluşumunun sıcaklık ve basınçla büyük bir ilişkisi olduğuna ait bilgiler zaten hücre bölünmesi ve çoğalmasının etkenleri arasında olması aynı olduğu için bağlantısının olduğunu söyleyebiliriz. 


22 Eylül 2023 Cuma

Kitabım olan "Bir Filozofun El Kitabı" hakkında kısa bir söyleyişi

 On beş yıllık felsefe araştırmalarıma bir özet niteliği taşıyan ilk kitabımı e-kitap olarak tüm dünyada sekiz dilde yayına verdim. Bir de sesli e-kitap olarak Türkçe olarak bir çok yayınevi ve kitapçı internet sitelerinde yayına verdim. ilk kitap yayınlama heyecanımı atlatmış bulunmaktayım. 

Kitabım üç bölümden oluşmakta. Birinci bölüm felsefe temellerine bakış açımı yansıtmakta. ikinci bölüm ise insan olarak felsefenin yaşam pratiğine dair oluştu. Son bölümde ise felsefe yolu ile ulaştığım gerçekliğinin sınanmasını bekleyen yaşama ve bütüne ait teorilerim bulunmakta. Bu teorilerim anlam geliştirme ve farkındalığı arttırmaya yönelik amacını taşımaktadır. 

Şu an ikinci kitabım için çalışmaktayım. Bu kitabımı ilk kitabımın temellerinde yükselterek daha fazla ve daha geniş olarak hazırlayacağım. O nedenle blog yazılarımı sık yazmak yerine aralıklı yazmaya devam edeceğim. 

Felsefe bir çok alanda da uğraş olduğu gibi ömürlük bir uğraş alanıdır. Bu alanla ilgilenmeye başlayanlar için hızla ilerleme olmasına rağmen ileri çalışmalarda hız azalır. Çünkü sınırlar ve olanaklar belirginleşmeye başlar. Teorilerden çok yaşamda kalınma artar, teorilerin sınanması ve gerekirse güncellenmesi için gereklidir bu hal. 

Yeni bilgi ve fikirler belli bir yavaşlığa bırakır doğası gereği. Elbette oyalanmak isteyenler için yan ve dar yollar her zaman bulunmakta. Detaylar ile mutlu olan ve yetinenler için felsefe uçsuz bucaksız bir araştırma alanı sunmaktadır. 

Temel fikir ve teorilerin sınanması ve testi yaşamın getirdiklerinde ve gelişmelerinde takip edilir. Felsefe de en keyifli ve heyecan verici anlar teoriler ve yaşamın baş başa ilerlemesi halinde oluşur. 

Bu bilinçli yaşama halidir en belirgin insan özelliği olarak.


29 Ağustos 2023 Salı

Türkiye'nin İlk Yüzyılı " Bürokrasi"

 Ülkemiz halkı iki yüzyıldır yokluk, fakirlik ve olanaksızlıklar ile mücadele etmiştir. Batının bilim ve teknik ilerlemesi karşısında şaşkın ve ne yapacağını bilemez hale gelmiş yeni dünya kurulumuna kayıtsız ve yetersiz kalmıştır. Fakat bütün bu olanlara yüzyılların getirdiği kadim sabrı ve azmi sayesinde varlığını korumuştur. Devlet geleneğinin sürekliliği ülkemizi Afrika, Asya ve Güney Amerika devletlerinin ülke içi yaşadıkları kaos ve anarşi örneklerinden muaf tutmuştur. Yapay 1980 olayları bile uzun süreli olmamış ve genele yayılmamıştır. Amaçlanan sonuç (olağan üstü hal, darbe) için uzun yıllar gerekmemiştir. 

Cumhuriyet kurulduktan sonra da halkımızın sorunları bitmemiş, savaş, kaos ve belirsizlik ortadan kalkmıştır. Batının gelişen değerleri ülkemizde mecburen üsten alta verilmeye çalışılmıştır. Cumhuriyetin gerekliliği ve faydası halkımızın yüzyıllarca süren kişisel sorunlarına hızla çözüm bulamamış olması eylemin doğal yapısında bulunurken, ülke yaşantı üzerindeki kural değişimleri de hızla olamamıştır. 

Halkımız cumhuriyetle birlikte tanıştığı bürokrasiyi (resmi yönetim kuralları) içine sindirmekte zorlanmıştır. Bürokrasi demokrasinin öncesi olarak zorunlu bir aşama olmasına rağmen ona alışmamış, onunla tanışmamış ve bilmeyen halk için sıklıkla olmasa da olur az da iyi ki var dediği onu hazmetmesinin zor ve uzun süreceği bir olgudur. 

Bugün halkın yüzde ellisinin oyuyla yönetime verdiği destek ordu, yargı ve diğer resmi kurumlardaki bürokrasinin bir türlü demokrasiye geçmekte zorlandığının işaretidir. Halkımız demokrasiye geçiş aşaması olan bürokrasinin bu kadar uzun sürmesine tepki göstermiştir. 

Türkiye'nin ilk yüzyılı için bürokrasi yüzyılı diyebiliriz. 

......

   

17 Haziran 2023 Cumartesi

Varlığa Bakış - 6

 Halkın felsefesi kadim olan dinidir. 

İnsanlığın tarihsel oluşumunda var oluşu ve gelişmesi hep dinleri sayesinde olmuştur. Halkların dinleri onların temel felsefeleri olmuştur. Yaşamla iç içe ve geleceğe dair umutları taşıyan, insanı özel kılan ve evrende özel bir yere sahip olduğu bilgilerini taşıyan dini bilgiler hep halkları ve onları yönetenlerin yaşama dayanakları olmuştur. Doğada korkan ve çaresiz kalan tarihsel insan toplulukları hep kendilerini gözeten ve koruyan bir tanrı imgesine ihtiyaç duymuşlardır. 

Ortaçağ Avrupası'nda dinin temsili kiliseler ve yöneticileri kendilerini ve kurumlarını tanrının temsilcisi ve her uygulamayı yapabilecekleri hakları olduğu iddiasıyla halkları vergilere ve sert uygulamalara tabi tutmuşlardı. Eğer kiliseler daha adil ve sürdürebilir bir yönetim izleselerdi. Kadim dinlerinin devamında ona antitez çıkmasının hızlanması olamazdı belki de. Dinlerin temsilcileri kilise ve yöneticilerini halka sert ve dayanılmaz uygulamaları felsefe ve bilimin gelişmesini adeta zorlamıştır. Avrupa da felsefe ve bilim dine karşı değil dini yöneticilere karşı güçlü bir antitez olarak ortaya çıkmıştır. Bilimsel çalışmalar nesne ve olayları açıklamaya ve dini yöneticilerin dediklerinin aksini ispatlamaya yönelirken, felsefe ile bu açılacak yolların yöntemlerini araştırmaya başladılar. Artık bilim ve felsefenin gelişmesi dini temsilcilerin yönetim ilkelerini yanlış olduğunu ortaya çıkarmaya ve halkı yöneten önemli argüman ve tezlerini çürütmeye başlamışlardı. 

İslam dinin orta çağı olmamıştır. Çünkü yönetimdekiler her zaman halkın kadim sabrını zorlama gibi kilise yöneticilerini düştüğü hataya düşmemişlerdir. Belli bir sınırda kalmışlar ve halkın yöneticilerine karşı Avrupa benzeri bir tavır ve tutum almasına neden olmamışlardır. Orta doğudaki islam geleneğinde kral ve dini temsilci her zaman anlaşmışlardır. Avrupa da ise kral ve dini temsilciler çok sıkı bir rekabet içindeydiler. Bu rekabet halka zarar vermiş ve halk tercihini kraldan yana kullanmak zorunda kalmıştır. Dini reddetmemiş ancak antitezleri olan iki tane daha açılım ortaya koymuştur. Dini temsilcilerine tavır almışlardır.

Halkın felsefesi kadim dinleridir.

Biz günümüz düşünür ve felsefecilerin ise varlık yani yaşam, doğa, evren ve tanrı hakkında yeni bilgiler ve fikirler araştırma içindeyizdir. Tarihsel gelişmelerden, günümüzden ve gelecekten, her an ve anlarda varlığa bakış tarzımızla bilimin ilgi alanının dışında kalan veya onun ulaşamadığı bilgilere mistik, fal ve yıldız haritaları ile değil bilime veren felsefe rasyonel mantık ile değerlendiren ve kendi yolunu açmaya çalışan bir gayret içindeyiz. Felsefe ne bilimin nesnel ve yavaş ilerleyen alanında kalabilir ne de halkın kadim felsefesi olan dinin kontrolüne girebilir. 

Günümüz felsefenin görevi toplumu tümden etkilemek değil, İnsanlığın geleceğine yön verecek kaşif ve yol açıların artmasını hızlandırmaktır. 

Marsa ilk adım atan insan, ayda ilk yaşama alanı oluşturan ekip ve bunları başaran toplulukların gelişmesine yardım etmektir. 

Felsefe bilimin insanlık için kendi içinde kalması halinde edebi barışı sağlama ve uzaya ilerleyecekse de onu teşvik etme ve hızlandırma görevindedir. Bir anlamda felsefenin kaosa karşı, kosmozu korumak ve devamın sağlamak üzerine önemli bir amacı vardır. 


2 Haziran 2023 Cuma

Varlığa Bakış -5

         Varlığa bakışımızda biz insanların birer akışta olduğumuzu fark ediyoruz. Bu akış canlılığın büyük nehrinde ana akımlardan biri gibi durmakta. İnsanlık tarihi boyunca yazılan ve söylenen toplu yaşama erdemlerinin toplumlarca tam olarak neden uygulanamadığının cevabı açık görünmektedir. Çünkü bu bir canlılık veya insanlık adına bir ütopya olarak durmaktadır. Doğada hiç bir canlı tek başına diğer canlılara hakim ve yönetimde olamaz. Bu ilke bir türün diğer türlere hakimiyet kuramayacağı gibi kendi türü içinde tam hakimiyet kuramayacağına işaret etmektedir. O nedenle toplumları ne bir askeri nizam ne de huşu içinde iman edenler kılabiliriz. Doğa canlı türlerinde tek düze ve standart yaşamı her zaman yıkacaktır. Doğanın amacı oluştuğu dünya ortamından evrene yayılmak için her türlü yaşama şeklinin denenerek kozmolojinin kendisi için tehlikeli halinden onu kullanır hale gelebilmek ve öyle gelişmesine devam etmektir. 

     Bir türün diğer türlere hakim olmaya başlaması, çoğalması halinde bir hücrenin kendini daha fazla büyüyemeyip ikiye ve sonra bir çok kez bölünmelerle karşılaşması gerçeğindeki diyalektik ile o türün kendi içinde ikiye veya daha fazla farklılaşma ile kendi kendinin diyalektik zıtlığını yaşaması kaderi karşımızda durmaktadır. 

Bu gerçek karşısında insanlığın bir ahenk kendi arasında uyumu uzun süreli olamayacağı görülmektedir. Bu ancak mekanda yayılmasını devam ettiren türler başarabilecektir. Bir türün sayısı mekanda bulunma ideal koşullarında sağlanabilirse ve devam ettirilebilirse türün kendi içindeki düzeni ve yaşamı sorunsuz olabilir. Aynı mekanda türün çoğalması ve sınırlarını genişletememesi onun kendi kendi ile zıtlık içine girip bölünmelere başlaması anlamına gelmektedir. 

Bir hücrenin neden belli bir boyuta kadar bütünlüğünü koruyabildiği ve belli bir zaman içinde bölündüğü henüz çözülememiştir. 

Bir hücre bilgimiz gibi yirmi dakika kadar büyüdükten sonra birden ikiye bölünmektedir. Bölündükten sonra birleşmekte ve daha sonra yine aynı büyüklüğe geldiğinde geometrik olarak yine bölünerek aynı eylemleri tekrar tekrar etmektedir. 

Adeta canlı bir inşa sürecidir bu hal. Kendini büyüten, bölen, birleşen ve yine bölen ve yine birleşen.

Bir evin oluşmasındaki tuğlaların merkezden çevreye gelişimi olan bir inşa, güneşin ve gezegenlerin elips halini taklit eden bir inşa.

İnsanlık kendi içinde hakimiyet kurma ve rakibini yaşam alanından veya bulunduğu mekandan çıkarmak, etkisiz yapmak, kovmak ve son çare canlılığını bitirmek gibi bir çok olasılıklar içinde dürtü ve güdülerini hep aktif durumda tutması canlılığın doğasından olan mekanda daha fazla büyüyemeyen hücre gerçekliğine dayanır. İnsan da çevresiyle hem birleşecek hem de ayrılacaktır. Birleşmek şartları nasıl olacaktır. Zorla mı, anlaşarak mı, Hakimiyetle mi, gönüllü mü. Her türlü olasılık bile bize bir düzen sınırlaması için yetmeyecektir. Çünkü hem hakimiyet de olsa anlaşma da olsa zarar verme veya yok etme olasılığı hep olacaktır. Bir bireye zarar veren veya öldüren bireye " Neden yaptın" sorusu karşısında " Öyle istedim, keyfimden veya bilmiyorum " cevapları hep doğanın gizli yaptırımlarını içermektedir. Seçenek olması yeterlidir bazen kötü de olsa uygulanmaktadır. Seçenek varsa o olacaktır. İster yüzde bir ister de yüzde sıfır bir.

Fek : Filogazete'de " özgürlük ve eşitlik" güncesi. Bir Gazeteci Bir Düşünür. Youtube kanalı.


  

 

11 Mayıs 2023 Perşembe

Bilinç İnşası -4


 

İnsan zihnindeki aşamalardan bilince doğru bir yolculuk yapabiliriz. İlk insandan günümüze doğru insan zihni sürekli bir gelişim içinde olmuştur. Zihnimizi bu gelişme ışığında üç kategoride ele alabiliriz. Kategorilerden önce insan zihninin oluştuğu yerin hafıza olduğunu, hafızayla birleşik hayal gücünün olduğunu belirtelim. 

1. Zeka

a. Duyusal zeka

b. Duygusal zeka

2. Akıl

3. Bilinç

İnsanlık tarihi boyunca insan olarak zihnimiz bu aşamalardan ilerlemiş görünmektedir. 

İnsanın zekaya ulaşma dönemi en uzun dönem olmuştur. Çünkü zeka gelişmesi için zaman ve mekan algısında bir gelişme gerekiyordu. İnsanın alt kategori hareketli tam bedenlenmiş tüm canlılarda ben ve mekan, ben ve orman, ben ve deniz gibi özne- nesne ayrımı sürekli değildir. Bu canlılarda özne-nesne algısı yok diyemeyiz. Gelişmemiştir diyebiliriz. Sınırlı kalmıştır. Av-avcı, tehlikeli veya tehlikesiz, yardımlaşma veya ilgisizlik gibi sınırlı ilişkiler içinde kalmıştır. 

Bir ağacın içinde bulunduğu ormanı nasıl algıladığını henüz bilemiyoruz. Fakat hareketli bir canlının örneğin bir şempazenin tüm ormanı bilip orman dışından oraya memleketim demesi o an için uygun değildi. Eğer öyle olsa idi. Bulunduğu bölgesinin sınırlarındaki düşmanlarıyla yazılı veya sözlü barış yapmasını da beklerdik. (Paragraf fek: Maymun imparatorluğu Netflix)

İnsanda zekanın gelişimi ile birlikte tür algısı ve doğa algısına doğru ilerleme olmuştur. Zekanın en belirgin özelliği kendi bedenini veya varlığını tür içinde ve türle beraber doğaya karşı doğa içinde korumak ve geliştirmek üzerine olduğunu söyleyebiliriz. Zeka duyusal zeka ve duygusal zeka olarak gelişmiştir. 

Zeka'nın Akıl'a Devri

Zekanın akıla devri için bir çok önemli insanlık gelişim zamanlarını verebiliriz. Beraber yaşayan tür üyelerinin artması ile olduğu ortadadır. Ateş kullanma, madenleri kullanma, tarıma geçme ve büyük sayıda üyesi olan şehirler oluşturma ile akılın hızla gelişmeye başladığını ve günümüzde bilim ve teknoloji ile son haline geldiğini söyleyebiliriz. Peki bilinç ne durumda şu an. Bilincin nerede olduğunu şöyle açıklayabiliriz. Bilinci en iyi temsil görevini belirleyelim öncelikle. Bilincin temsil görevi felsefedir. Çünkü bilinç konusunda bilimden ve diğer bilgilerden öncedir ve büyük bir birikimi vardır. 

Felsefe tarihi bilincin tarihidir. 

Bilincin zaman ve mekan algısı üzerine daha önce yazılarımda değindim. Burada bu bilgilerime ek olarak yeni bilgiler eklemek istiyorum. 

Bilinç bulunduğu mekanda ilgilendiği olayları veya dikkatini çeken olay ve olguları anlamlandırmak için önce hafızası ve hayal gücüyle bağlantı yapar. Ve bu bağlantıyı başardığında veya olay ve olguyu anlamlandırdığında artık o olay veya olgu bir kategoriye girmiştir. Bilinç saptadığı olay ve olgunun hangi kategoriye yerleştirdiğinde o kategori ile ilgilenen zeka veya akıla bağlantıya geçer. Onlarla ilgili olup onların konusu ise o kategorilerin detaylarını doğru ilerler. Araştırıp öğrenebileceği bir bilgi de olabilir bu kategorilerde, olamayabilir de. Bunu netleştirir. Öğrenebileceği varsa öğrenir ve olay ve olgunun bütünlüğünü tamamlar. Literatürde olay veya olgu hakkında bilgi yoksa bunun üzerine akıl ve zeka ile tekrar bağlantıya geçer ve onların işlemesini sağlar. Bilince insandaki en üst düşünme veya zihin özelliği diyebiliriz. Günümüzdeki bilimin ve teknoloji bilincin gelişmesinde ve türümüzün ortak bir bilince ulaşmaya çalışmasında çok önemli rolü bulunmakta olduğu halde bunu tamamlayacak ve sonuçlandıracak olan felsefedir. Bunu felsefenin nasıl yapacağını da sezilerimiz olmakla birlikte bunu araştırıyoruz hala. Öncelikle baskılanmış, kısıtlanmış felsefeyi hak ettiği insan yaşamındaki önemli yere getirmemiz gerekmektedir. Felsefeye "Bilinç Bilimi" de diyebiliriz. Bilinç ve onun ortaya koyduğu bilgilerdir felsefe. Bilginin bilgisini de bilinçle inceleyebiliriz. 

Bilinç bir mekan zamanda bir olay ve olguyu fark ettiğinde aynı olay ve olgunun geçmiş zamandaki benzeşimini hafıza ve hayal gücünden alır ve hemen teşhis de koyabilir veya tahminlerde bulunur. Tahminlerinin doğru olup olmayacağını olay ve olgunun önem derecesine göre araştırılmasına karar verir. Dolayısı ile bu paragrafta değindiğim bilinç üç zamanı da kullanır. Geçmişi hafıza ve hayal gücü ile şimdiki zaten içinde bulunan ve geleceğe de bilinenlerinin yansıması olarak hayal gücünü kullanır. Fakat derin düşünce anında olup da zamanları gözden geçirirken sırayla yapabilir. Örneğin önce geçmiş zamana gider tek olarak sonra şimdiye gelir tek olarak sonra geleceğe gidebilir sıra önemli değildir, önemli olan olay ve olgunun sürekliği fikirlerdir. Bilinç hem şimdide hem geçmişte olamaz kaza olur. Buna trafikte iken çocukluğunu düşünmek gibi örnek verebiliriz. Evinde salonda rahatça otururken çocukluğunu düşünmek daha sorunsuz olacaktır. Geleceğe yönelmiş zihin tahminlerde bulunur geçmiş ve şimdiden aldığı bilgiler ışında. (Paragraf fek: Felsefe Konuşmaları: Fizikte ve Felsefede Zaman, Antalya Kültür Sanat, Youtube)

Akılın, Bilince Devri

Bilince akıl yakındır. Zeka bilince ulaşması için biraz gayret göstermesi ve çalışması gerekmektedir. Akıl ise bilince ulaşması için biraz yönelmesi yeterlidir. Zeka duyusal ve duygusal olarak bedenin varlığındadır. Akıl ise türü algılamaya çalışır. Bilinç ise dünya ve ötesine doğru ilerler yolu açıktır. Zekanın zamanı ve mekanı sınırlıdır. Akıl ise üç zamanı değerlendirir fakat belli konularda kendini sınırlar. Bilinç ise daha fazla bilgi, olay, olgu, zaman ve mekanla ilgilenir. Bilinç bilgide kendini sınırlamaz. Beynin nöron hücre miktarının kafatası sınırına gelmesine kadar ilerler. Bilgileri sıkıştırır (nöronları yoğunlaştırır), özetler, temsiller ve kafatasından geri besleme yani diğer uca ilerler. Bilgi yüklü nöronlar üzerine tekrar gelir bilgi güncellemesi yapar, nörona yeni bilgileri yükler. İnsanın evrim konusunda en hızlı olduğu organ beynidir. Hızla değişmekte ve gelişmektedir. Artık öyle bir hıza ulaşmıştır ki bir insan ömründe değişim ve gelişim gösterebilmektedir. 

..............


9 Mayıs 2023 Salı

Bilinç İnşası -3


 

Bilinç oluşturmanın temelinde bireyin kendine doğal bir değer oluşturması bulunmaktadır. Kendine önem vermenin ve bir değer oluşturmanın referansı ilk olarak doğal bir canlı yapısından insan olma süreci olgusudur. 

İnsan olma doğal olgusu temelinde birey zihinde kendini bedensel ve ruhsal olarak önemli ve değerli olduğu gerçeğini tüm düşünce ve eylemlerinde bulundurur. 

Bireyin kendine değer ve önem vermesinin temel referansı, kıyası, kaynağı sadece doğanın bir üyesi ve canlısı olarak insan olma üzerinedir. Bu doğal kaynak var olmasının temel nedeni ve açıklamasıdır. 

Bireyin kendine değer ve önem verdiği diğer referanslar ise bu temel kaynağın ve oluşun üzerine eklenecektir. Kendi çevresinde ve dolayısı ile toplumda aldığı sorumluluklar, meslekler, yetenekler, ünvan, kariyer, zenginlik, uzmanlık gibi görevler bireyin insan olgusunun üzerine eklediği kişisel özellikleri olacaktır. İnsan olmasının değer ve önemini taşıyan temeller ile üzerine eklenen özellikler her zaman iki ayrı unsur olup bir kişide birleşme özelliğini taşıyabilecektir. 

Birey insan olma önem ve değerini öncelikli tutması sayesinde bilincin aktif olmasını da sürekli hale getirebilmektedir. Önce temel olmayıp üstüne inşa edilen özellikleri öncüllemesi bu bireyin bilinç inşa etmesinin ilerlemesini engelleyebilmekte ve sınırlamaktadır. 

İnsan olgusunun sınırlarını henüz bilememiz, fakat zihinsel ve edimsel özelliklerinin sınırlarını belli oranda bilmemiz bilinç inşasının insan olgusu üzerinde yapılmasını gerekli kılmaktadır. Aksi takdirde bilinen zihinsel ve edimsel özelliklerinden kurulmaya başlayan bilinç inşası gelişme gösteremeyecek ve zamanla sınırlı ve eksik kalabilecektir.

Bireyin kendinde doğal değer ve önem oluşturması özne olduğunun keşfine ilerletir. Ben, özne, birey, kişi, bilincine diğer canlı ve insanların varlığında ulaşır. Birey doğumundan itibaren annesi ile birlikte var olduğu algısından sütten kesilince ve anne bedeninden birleşik devam halinden kopunca ben ve annem olarak algısı değişmeye başlar, ben, anne, baba ve kardeş gibi bir çok akraba da bu olguyu ben ve onlar algısını geliştirmektedir.

Bireyin bilinç inşasını çocuklukta hissettirmek ve oyun ile gençlikte ise eğitimle verebiliriz. 

Oluşturulan bilinçle bireyin bu bilincinin yerine veya onunla kıyas edilecek hiç bir insani özelliğinin yeterli olmadığı dengesi de verilmelidir. 

İnsanın en önemli özelliği onu diğer canlılardan ayıran bireyden başlayan toplumla devam eden bilinç oluşturabilmesidir. Bu bilinç temel ihtiyaçların giderilme kolaylığı, kozmolojinin canlı üzerine etkisi olan ısıyı veya enerjiyi kontrol edebilmesi veya ona karşı genetik dışında korunma olanaklarını geliştirmesi, türüyle ilişkilerinde sürekli bir gelişme, dönüşme ve çoğalma sürecini sürdürmesini sağlanması üzerine inşa edilmeye başlanmıştır ve hala devam etmektedir.

Bilinç İnşasında Aşamalar

1. İnsanın doğal ve temel olarak kendine değer ve önem vermesi. Özgüven. Bu özgüveni varlıktaki temsili olarak kendi türünün en önemli unsuru saymak. Kendi kültürü içindeki sistem ve işleyiş tarzları ile kıyas, karşılaştırma ve kültür özellikleri üzerinden bir değerini oluşturmama tercihinde bulunma. Bu özlük hakkından vazgeçmeme hali. Bu hakkını sadece varlığının temsili ve dokunulamaz, devredilemez bir kader kabul edilmesi. Bir birey diğer bireye karşı daha değerli ve önemli olduğu değil, doğadaki başka türlere karşı kendi özelliğinin temsilinde değerli ve önemini taşıdığının farkına varmak. Bu bilinçlenme aşamasına bir örnek verebiliriz. Bir film çevrilmektedir. Aktörler bu filmin rollerine o kadar kendilerini kaptırarak oynamaktadırlar ki. Yönetmen filmin bölüm veya final sahnelerinde ara verileceğini veya bitişi haber vermesine rağmen oyuncuların filmden çıkmak istememesi hala devam etmeye çalışmalarını örnek verebiliriz. 

Günümüze kadar gelen ve sürekli değişime ve gelişime uğrayan yönetim şekillerine halkın uyum çabası ve uyumunu filmin sahneleri olarak görebiliriz. Vasiyet verenler kalanlara yarım kalmış işlerinin tamamlanmasını ısrar etmeleri onların hala filmin sahnelerinde olduklarını göstermektedir. Vasiyeti dinleyen bir bilinçli kişi içinden film hala devam ediyor demekten kendini alamaz. Bu arada tarihsel ideolojilerin iyi veya kötü değerlendirmesi konumuz dışında olup her ideolojide bulunan bilincin farkındalığına dikkat çekmekteyim. İnsan kültürü içindeki gelişen ve değişen her usul, kural, yasa ve gelenekler bilincin hem film içinde hem de film sırasında dışarıdan da kontrol edebilme olanağı olduğunu da fark ediyoruz. Film içinde rol sırasında yaşayan beden, sahnelerin farklılaşmasını fark eden zihin ve filmin bütünsel oluşmasına değinen bilinç olarak birey üç aşamayı da takip edebilmektedir. Böyle bir oyuncu ya hem oyuncu hem de yönetmen olabilir ya da yönetmenin eserini kendi içinde sindirmiş ve destekleyen bir tavırda olabilir.

Serbest piyasa ekonomisi ve demokrasi olan bir yönetim şeklinde halk alış-veriş ve ülke yöneticisini oy ile seçme temelinde özgülüklerin artma potansiyelinde yaşarken. Bu sistemde zenginleşme veya sınıf atlama tutkusu ile yönetimde bir görev alma veya onun geliştirdiği politikalardan yararlanma isteği ön plana çıkmaktadır. Sloganı kazanmak, kaybetmemek, rekabet, ekonomik yarış, bireysel başarılar, en iyisi olma, en önde olma gibi bir çok öne çıkarılmış hedefler bulunmaktadır. 

Sosyalist veya komin sistemlerde ülke yöneticilerin uzun dönem görevde kalmaları özelliği öne çıkmaktadır. Sınıf olgusunu bastırma ve engellemeye çalışma her bireyin eşit ve aynı yaşama şartlarına sahip olduğu vurgusu öne çıkmaktadır. 

Yönetim sistemlerine uyum içinde olmaya çalışan bireyler bu rollerine öyle alışırlar ki sistemler birer film, senaryo olurlar onlarda o filmde sürekli oyuncu haline gelirler. O kadar oyuna girerler ki bölümlerin değişimini ve hatta filmin bittiğini bile fark etmeyebilirler. Kaldı ki akıştaki filmin içinde iken filmin dışından veya yönetmenin bakışından bakmak istemezler veya onlara o olanak sunulmaz veya denk gelmez. İşte bilinçlenme halini hem o filmde bedeniyle oynarken, hem bölümlerin değişimini hem de bitmesine ek olarak dışarıdan bakabilme özelliği olarak örnek verebiliriz. Bilinç bireyi tanıdığı yüz elli başka bireyden daha fazla olan toplumu anlamaya ve doğayı keşfetmeye çağırmaktadır. Genişleyen zihin sayesinde bilinç doğal oluşma haline ulaşabilecektir ancak. 

Özgüven ulaşmak isteyen birey yaşamındaki bir çok çelişkilerini çözmeye çalışarak başlayabilir. Vicdan dinginliğini hedef alması gerekecektir. Çelişkilerini azaltan veya çözen ve vicdan dinginliğine ulaşan zihin zaman ve mekan kontrolünü kazanır. Ben ve varlık ikilemine doğru ilerler. Varlıktaki mütevazi yerini saptar ve yaşam akışına devam eder. Bilinç için yaşanmışlık belirlenmiş bir geçmiş demektir. " Ey gidi günler ey ne günler yaşadık ", " Zaman nasıl da geçmiş" gibi deyimler bilinç tarafından ortaya sunulmaz. Çünkü geçmiş bilinç için kısa bir süre önce gibi hatırlanır. Bilinç geçmişini sıkıştırır, özetler ve anlaşılır kılar. Şu anın genişliğini ve sonsuz olasılıklarında varlık algısına çabalar, geleceğin açılmayı bekleyen bir kapalılık olduğunu sezmektedir.

...........

BBD Yöntem ve Uygulamaları - 134

Günaydın, değerli sağlık sever dostlarım. Bugün ülkemiz Türkiye 'nin " Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" dır.  Bayramınızı ku...