20 Haziran 2022 Pazartesi

Düşünür ve Şair Özkan Salman Kendini takdim yürüyüşü (Felsefe, şiir)


15 yıllık şair ve düşünür olarak bir çok çalışmalarım bulunmaktadır. 

Şu ana kadar kendimi geri planda tutarak eserlerimin ön planda olmasını tercih ettim.

Şimdiye kadar sizlerle aramdaki köprü eserlerimdi.

Artık tanışma vakti geldi.

Selam canlar. 

16 Haziran 2022 Perşembe

Ülkemizde Birey ve El alem (Toplum) üzerine Düşünceler




Ülkemizde, tarihimizden gelen bireylerin, ailelerin, " El alem " (Toplum) e karşı tutumlarında değişimleri yapmalıyız. Bireyleri ve aileleri toplum hakkında önyargılarını, yanlış fikirlerini, kişisel olumsuz tecrübelerini tekrar gözden geçirmeye ikna etmeliyiz. 

El alem ne der ?

El aleme muhtaç olmamak.

El alem gibisin, benim için.

Şimdi bize, bana el alem oldun. 

El alem gider mersine, sen, biz gideriz tersine. 

El alemin her şeyi var, senin, benim, bizim bir şeyimiz yok.

El alem yaşıyor, sen, ben, biz sürünüyoruz.

El alem izin verir mi ?

El alem görsün, el mi yaman, bey mi yaman. 

Bireyler ve aileler tarih boyunca iyi yaşama konusunda birbirleriyle rekabet içinde olduklarından birbirlerine üstün gelmek adına haksızlıklar da yapmışlardır. Rekabete dayalı bir toplum içinde bireylerin aralarında yarışır olduğu göz önüne alındığında günlerin, zamanın ilerlemesinde birbirinden daha iyi olanaklara sahip olmak için toplumun erdem saydığı değerlere sadık kalmaktan kaçınmışlardır. Gizli ve hesap sorulamaz tarzlarda birbirlerine zarar verebilmişlerdir. Bu olayların sık olması ve kötü tecrübelerin yaşanması birey ve ailelerin el aleme karşı olumsuz önyargılar oluşturmasını ve çocuk yetiştirmede el aleme karşı çok dikkatli olunması yönünde aşırı bir tavır içinde kalın duvarlar örülmektedir. Bireyin ben ve el alem (toplum) algısına zarar verilmiş olup, ömür boyu savunma, önlem, tedbir kıskacının getirdiği içe kapanıklıktan çıkılmama, yeteneklerini geliştirememe ve insan bilincine ulaşılmaması yaşantısına sınırlandırılmaktadır. Çocuklukta kalmış, büyümemekte ısrar eden zihinlerin " Ben ve el alem " algısındaki sabitlenme bir çok kişinin zihinsel gelişimin engellemektedir. Beden geliştiği halde zihin sabit ve durgun kalmaktadır. 

Eğitim, öğretimde Türkiye toplumunun birliğini, dayanışmasını, kendi içinde barış içinde olduğunu, edep, adap ve usullerin gerekli olduğunu, nezaket, hoşgörülü, empati gibi yaklaşımların önemli olduğunu bir çok iyi özellikler yanında bireylerin kendilerini hangi durumlarda korumaları gerektiği bilgisini ve tecrübeleri çocuklara ve gençlere vermeliyiz.

Geçmişten gelen zor yaşama şartları günümüzde değişmeye başladığı halde bireyler önceki büyüklerinden aldıkları önyargılarını sürdürmektedirler. Kuşak çatışmalarındaki en belirgin olgu el aleme (topluma) bakış tarzında oluşmaktadır. 

Birey ile el alem arasındaki güveni oluşturmak gerekmektedir.

Türk toplumu bireyine olan sağduyu özelliklerini bilmekte ve uygulamaktadır. 

Asıl sorun bireyin topluma karşı ideal tutum bilgisinin ve güveninin olamadığı ortadadır.

Toplum bireyi sevmekte ve değer vermekte iken, birey topluma küskün ve onu yanlış bilmenin önyargıları içinde tutumla yaşamaktadır. 

Bu soruna çözüm, bireyde toplum algısının güncellenmesi, yenilenmesi ile olabilir. 

Bunu başarmak için aile, okul eğitim ve öğretimleri, sanatta, edebiyatta, psikoloji, sosyoloji gibi bir çok bilim dalında araştırmalar yapılmalı ve yeni tespitlere ulaşılmalı, bireylere sunulmalıdır.

Ülkemizde eksik olanı yani bireyin topluma küskünlüğünü barıştırmaya yöneltmeliyiz.

Birey olarak tüm büyük hayal ve isteklerinizi evrenden değil, toplumdan isteyiniz. Evren doğa ile bağlantılı bizde doğa ile bağlantı içindeyiz. Doğa boşluk bırakmadığı gibi evrende de boşluk yoktur bunu henüz bilemesek de. Evreni yaratanın amacını bulamayız ama doğanın ve toplumun nereye doğru gittiğini biliyoruz. Doğa uzaya gitmek istiyor, toplum ise varlığını korumak, düzenini oluşturmak, sürdürebilir olmak, bireylerinin, birimlerinin, gruplarının iyi yaşam ve mutluluklarının kendi amacı ile uyumlu olmasını istiyor. 

Bu konuları düşünen olarak doğanın istediğini toplum amacının gerçekleşmesi üzerinden yani iyi yaşam ve mutluluk devamında iken yerine getirilmesi ideal gelecek olur. Doğa amacının yerine getirilmesini toplumun amaçlarıyla uyuşmasının birinci öncelik olarak tanımaktadır. Fakat toplumlar bunu başaramaz ise uzaya kötü rekabet, savaş ve kaçış gibi zorunluklar ile de doğa amacını gerçekleştirecektir. Bu bilince ulaşmak bizleri geleceğimiz için en uygun seçenekleri tercih etmemizi yardım edecektir.


 

Yaşasın Hayat (Felsefe, şiir)


Gündüzleri, ırmakla birlikte akıyorum,
Geceleri, kenarından ona bakıyorum,
Sordum ey ırmak bu akışın nereye,
Sakince dedi çoğalıyorum evrene.

Ey insan, nefesinle çekersin,
Kana kana içersin,
Dışını, içini temizlersin,
Neslini sürersin.

Toprak gürledi birden,
Bensiz eksiksiniz hepten,
Varlığımla oluşursunuz şeklen,
Toplanır, dağılırım dönüşürüm hemen.

Her yer ışıldadı, aydınlandı,
Gelen enerjiydi, pas parladı,
Ben geldim tamamlandı,
Beraberliğimiz onaylandı.

Ben insan; dost düşman yok bu evrende,
Bağlılık, bağımlılık hakim her yerde,
Birleşmek, ayrılmak yazılmış kaderde,
Hayat daim olsun, sürsün ömürlerce.

9 Haziran 2022 Perşembe

Felsefe Atölyeleri için Örnek Konu Seçimi ve Düşünme Şekilleri

 



Felsefe ile ilgilenenler ve felsefe dersi öğrenciler için düzenlenen felsefe atölyelerinde kullanılabilecek konu seçimi ve düşünme yöntemleri üzerine durmak istiyorum.

Bir örnek konu ile başlayalım.

İki kişinin bir masada bir şeyler içtiğini ve karşılıklı sohbet ettiklerini uzaktan da bizim izlediğimizi varsayalım.  

Günlük hayatta görünen iki insanın birlikte bir mekanda buluşup, konuşurken bir şeyler içtiği resmidir.

Bu resim görünen ve yaşanan kısımdır. Şimdi Güldür Güldür Show programındaki "Bilal Dayı" karakterinin espirili olarak sunduğu çağrışımı felsefece yapacağız. Resimdeki en önemli ögelere gelelim.

iki insan (arkadaş, tanıdık, akraba, iş görüşmesi yapıyor vb. olabilir)  ve bir şeyler içme davranışının katmanlar ile düşünce yolculuğuna çıkacağız. 

İki insan, insanı temsil eder. 

Bir şeyler içmek ise insanların sıvı alma ihtiyacına işaret eder. 

İnsan su içer. önermesine geldik. Bu durakta arkadaş, sohbet ve içilen sıvının özelliğini eledik.

Felsefemize göre insan ve su gibi iki özellik aşamasındayız. 

Bu aşamaya geliş amacımızı açıklayalım. Resimdeki en önemli olaylara odaklandık. Sohbet, arkadaşlık ve sıvı ne için iki insan için. Resimdeki en önemli unsurları alıyoruz. Sıvının özelliklerini en temel arkesine yani suya getiriyoruz. Arkadaşlık ve sohbeti de insan arkesine taşıyoruz. 

Şimdi İnsan su içer. Önermesinden nasıl ilerleyeceğiz.

Burada sorumuzu soruyoruz. 

İnsan neden su içer ? İnsan ile suyun bağlantısı, ilişkisi nedir ?

Cevaplar basitten başlar zora doğru ilerler. 

İnsan su içer çünkü ihtiyaçlarından biridir. Su içmez ise varlığını koruyamaz ve sürdüremez. İnsanın suyla bağlantısı varlığının temeline dayanır. Bedeni suyu kullanmaktadır. 

İnsan suyu nereden almaktadır ? Su nereden gelmektedir ? 

İnsan suyu doğadan almaktadır. Su doğada hazır bir şeklide bulunmaktadır.

Su içmek, insanın temel ihtiyaçlarından biridir. 

İnsanın diğer temel ihtiyaçları nelerdir ?

İnsan ve su doğada buluşmaktadır. İnsan, canlı su, cansızdır. İnsan temel ihtiyaçları ve ihtiyaçlarını karşılamaya hizmet için cansız madde, enerjileri diğer canlıları kullanmaktadır.

Resimdeki önemli iki ana unsuru kaynaklarına taşıdık. 

Bunun gibi günlük hayatta resimlerdeki önemli olguları belirleme ve arkelerine, kaynaklarına götürmek gerekmektedir. 

Resimdeki insan olgusu ve içme davranışı en eski, arke, kadim, kaynağa aittirler.

Diğer unsurlar, yani arkadaşlık, sohbet, masada oturma sonra gelmektedir. 

Bu örneği diğer tüm olay, olgulara uygulayabiliriz. 

Önce resimleştirmeli yani zihnimizde olay ve olguyu sabitlemeli. Sonra önemli unsurlarını seçmeli, kaynağına götürmeli, sonra kaynaktan bu zamana tekrar getirmeli o fikirlerle resme tekrar bakmalı ve yeni fikirlerin yolunu açmalıyız. Yeni fikirlere ulaşma olanağı kaynağa dönüş ve tekrar geliş aşamalarındaki hayal etme yetimizin bize aniden sunduğu saçma, garip, harika, müthiş vb. gibi görünen fikirleri düşünce öncesi seziler olarak da dikkate almalı, onları düşünce aşamasına taşımamız gerekmektedir. Seziden düşünce aşamasına taşıdığımız fikirleri de mantığa uygun olup olmadığı şeklinde de ayırmamız gerekmektedir. Mantığa (sağduyuya, adaba, usule, edebe) uyanları ele almalı ve (bilinçli olarak) geliştirmeli, uymayanları bedenin arzu, duygu, temel ihtiyaçları, ön yargıları şeklinde (psikanalizde ki bilinçaltı kesimi olarak) incelemeliyiz. 

...........


 

5 Haziran 2022 Pazar

Aşk ve Nefret (şiir)


Nasıl olabilir bu ikisi yan yana, aşk ve nefret,
Karışmışlar birbirine, severken nefret etmek,
Aşkı bitirebilir mi, kızgınlıkları gurura eklemek,
Aşk ve nefreti, gurur sessizliğinde beslemek.

Önce sevgiyle sonra nefretle tanışma birlikteliği,
Hangisi fazla hangisi az, zamanların sürüklediği,
Nasıl da zor bir çelişkidir bu kolayca bilinmediği,
Nefretin sabrı beslediği, aşkın ise sabrı çözdüğü.

Aşk ve nefret bir arada, yan yana, iç içe yürüyor,
Sevgi çeker, nefret iterken, bir aşk daha bitiyor,
Anlarda nefret, zamanlarda sevgi doğup, ölüyor,
Kalabalıklarda nefret, yalnızlıklarda aşk büyüyor.

Özkan Salman

Değerli felsefe ve sanatsever dostlar : Aşk edin, nefret etmeyin.

2 Haziran 2022 Perşembe

Yaşam Döngüsü - 24

 Sağlık alanında büyük bir keşife doğru ilerlemekteyiz felsefemiz sayesinde. 

Çözülemeyen bir çok hastalık ve rahatsızlıkların, çözülmüş olup da başarı oranı istenilen düzeye ulaşılamayan sağlığı engelleyen sorunların kaynağına ulaşmak adına bir adım atmaktayız. 

Şöyle ki yaşam döngüsü - 20 yazımda geliştirdiğim duygu, hayal etme yetisi, hafıza ve düşünme şemasından sonra yaşam döngüsü - 23 de hayal etme yetisinin ve hafızasının bir organda birlikte var olabileceği tezine, fakat beyin ve altındaki hangi organda olduğunun araştırmalar ile ortaya çıkabileceğine değinmiştim. 

Teorimizin bu yazı devamında tezimizin ilerlemesi ile yani hayal etme yetimiz ve hafızanın (bellek) hücresel ve nöronsal olarak bir organda fiziksel olarak bulunabileceği tezimiz, bizlerin bu belirlenecek organın ruhsal ve bedensel olumlu, olumsuz bir çok etkide bulanabileceği varsayımına götürmektedir. 

Eğer şu ana kadar tez ve teorilerimiz doğru ise,

* Ruhsal ve bedensel rahatsızlık ve hastalıkların bilinmeyen kaynağı bu organın çalışma düzeninden kaynaklanıyor olabilir.

* Henüz tam bilgisine ulaşılamamış tedavi ve araçlarının, rahatsızlık ve hastalıkların eksik, yarım ve tamamlanmayı bekleyen bilgisi bu söz konusu organ veya organlarda olabilir.

Çağımızın en önemli keşiflerinden birini yapıyor olabiliriz. 

Basit ve anlaşılır şekli mutluluk ve mutsuzluğumuzu belirleyen gen veya organı, yanılma ve emin olma geni, bilinçli olma ve bilinçsizlik ayrımını belirleme yöntemleri, kişisel ve genel mantık farkların saptanması gibi bir çok yeni sistem ve yöntemler geliştirme ve uygulama ile  ulaşma olanağı.

Teknolojide yapay zeka, robot teknolojisi, akıllı nesnelerin çalışma potansiyelinin arttırılması, insan ile teknoloji ilişkilerinin şart ve seviyelerinin belirlenmesi. İnsan olmanın sınırları ve doğadaki kendi yerini konumlandırabilme olanağı bilgisi, yeni görev ve sorumlulukların ortaya çıkışı ve belirlenmesi gibi bir çok yeni yüzyıl kültürü ile çağ değişimi olabilir.  

Zihin ile beden bağlantısının hücresel, nöronsal, sinir, doku, organ, olarak;

Zihin ile bedenin fiziksel olarak bağlantılarının bilinebilir ve kanıtlanabilir olmasına doğru ilerliyoruz. 

Bir düşünür olarak görevimiz teoride ilerlemek, bu teorilerimizin doğru ve yanlış olduğunu araştırmalar ile bilim ortaya çıkarabilir. 

Beden ile zihin bağlantılarının fiziksel ve kanıtlanabilir olması halinde :

* Ruhsal ve bedensel bir çok rahatsızlık ve hastalık tedavi olanaklarının yolu açılacak.

* İnsanlık kültüründe ( felsefe, bilim, teknoloji, tıp, sanat vb.) büyük değişimler olacaktır.

Şu an kestiremediğimiz bir çok olumlu ve harika değişimler olabilir. 

Bu konu ile ilgili olarak bilim ve tıp alanında uzman kişiler ile fikir alışverişi yapabiliriz. Bu konularda önemli keşiflerim var diyerek kurum ve kişilere başvuru yapma planım bulunmamakta. İcat ve keşif ile servet kazanma amacında değilim. Benim keşiflerimi ilgili alanlar ilgili kurum ve kişilere doğru dolaşıp anlatma ve sunma yerine onların bana gelmeleri gerektiği düşüncem ve tavrım, bir övünme, kibir, böbürlenme, yüksekten bakma gibi algılanmamalı usul öyle olmalı, çünkü ben felsefi teorisyen olarak fikirlerimi internet ortamında sunmaktayım. Felsefe yolculuğu duramaz, durmamalı yeni konular bizleri beklemekte. Zaman kavramının önemi de bilinmektedir. Boşa geçecek zaman ancak dinlenme amacıyla olabilir.



Yaşam, hayat, doğa, evren düşüncelerimizden, fikirlerimizden daima fazladır. Bir insan zihni büyük bilgiden bir kısmını alabilir. insanlık için büyük projeleri kişisel ömür adama dönemi geçmiştir. Şimdi kurumsal ve ekipsel çalışmaların zamanıdır. Teorilerimin sınanmasını ancak kendi yaşamım sırasında test edebilirim. Araştırma ekibiyle bir ömür geçirme planı ve bir konuda bütün zihnimi seferber etmek gibi amaçlarım bulunmamakta. Ben felsefemin ilerlemesi ve keşfettiğim bilgilerin yaşarken sınanmalarının sonuçlarının doğru ve gerçek şeklinde ilerlemesi halinde o aşamalardan daha ileri aşamalara ilerleme olanağına ulaşmayı umut etmekteyim. Keşiflerimin yaşamla sınanmasında yanlış ve gerçek olmaması ortaya çıkması halinde yanlış ise doğru nedir sorusunun izinde devam ederim. O nedenle temel fikirler sağlam ve gerçek olduğu takdirde sonraki fikirler filizlenip dallanabilirler. Ve bu felsefe ağacının büyümesinin sınırı olmayabilir. İnsanlık gelişimiyle paralel ilerleyebilir ve birbirinin sağlamasını yapabilirler, yaşam ve teorinin yan yana ilerlemesi idealimizdir. Bu ideal felsefemizin temelinde vardır. Felsefemiz dolayısı ile diğer idealist akımlar gibi dondurulamaz, sınırlandırılamaz, kapatılamaz. Basitleştirilebilir, güncellenebilir, eklenebilir, dönüşebilir kısaca günümüz ideal tarzı ile yaşam ve teori paralelinde sürdürebilir özelliğe sahiptir.  

Çağdaş ve modern bir felsefe olarak sadece ve tamamı benim felsefem diyemem, Çünkü onu yaşamdan, yakın çevremden, felsefecilerin medya sunumlarından, kitaplarından dolayısı ile insanlık kültüründen aldım, keşfettim. Farkındalık, düzenleme, yorumlama, anlamlandırma gibi başlangıç işlemlerini çalışmalarını yaptığımı söyleyebilirim sadece. 

Felsefemizi özetleyen ve  sağlam kök temelini oluşturan iki önemli konuda cevabımız bulunmaktadır.

* insan olarak varlık nedenimiz nedir ?

* Temel amacımız nedir ? 

Varlık nedenimizin cevabı bize amacımızı da sunmaktadır. 

Felsefe ile ilgilenen zihinlerin ulaşacağı cevaplar için kendimi ulaşmış, test etmekte olduğumu zirvedeki yerimde, aynı cevaplara ulaşacak farklı zihinleri bekliyorum. Belki de bir fikir tepesinin zirvesindeyim. Belki başka zihinler daha yüksek tepe ve dağlarda bulunuyorlar. Bu kolay bilinemez.

Bunu anlamanın yolu fikirlerin ortaya konması, karşılaşmasıdır.

Ben ilerlemelerimde daha yukarı çıkıyorsam, yukarıda birilerin fikirleri olduğu içindir. Bana geliniyorsa  ben yukarıdayımdır. Tabi ki bu örneklerimiz fikir erdemleri izinde, seviyesindedir. Akıl, zeka, karşılaştırmaları üzerinden değildir. Çalışma, araştırma, denge, ölçülü olma, edep, usul, düşünme üzerindendir. 

Bilgelik erdemleri üzerinedir. 


.............,



1 Haziran 2022 Çarşamba

Unutulmuş (Felsefe, şiir)


Bir yerlerde, gizli kalmış, unutulmuş bir aşka ait olan,
Nerede, ne zaman, kiminle yaşanmış, hatırlanmayan,
Sisli, bulanık bir pencereden bakılan, eski bir anıdan,
Unutulmuş, karanlığa gömülüp, aydınlanmayacak olan.

Bir ses, bir görüntü benzese de bir renkte serpilse de,
Bir müzik, bir resim esinletse de bir mevsimde esse de,
Bir duygu, bir his yakamozu, bir çoşkunlukta geçse de,
Unutulmuş, geçmişe ait belirsiz olan bir iz o, dirense de.

Özkan Salman

Bu şiirimde tüm felsefe ve sanatsever dostlarımı tüm eski aşklarını unutmaya davet ediyorum. Unutunuz artık eskiye takılmış, zihinlerinizi meşgul eden ve beyin hücrelerinizde yer kaplayan geçmişte kalan unutmanız gerekip de unutmamakta ısrar ettiklerinizi. Yaşadıklarınızı birer tecrübe sayın. Kişilikleri, simaları ve ayrıntılı yaşananları bırakınız orda geçmişinizde kalsın. Kendinize gelin, atın üzerinizden sizi esir eden eskiye ait takıntılı hayal ve düşlerinizi. 

Şimdiki zamanı yaşayınız ve geleceğe bakınız. Ağırlıkları atın üstünüzden. Hafifletin tüm zihin ve bedeninizi, geçmiş hesapların çözülemez ve günümüze faydası olmayan tüm karmaşalarını bırakın geride kalsın.  

Hayal gücünün esiri olmayın, onu yönetin şimdiki zamana ve geleceğe dair iyi ve güzel planlarınızla, iyi ve sağlıklı bir yaşama yönelin. 

Şunu iyi bilin ki dostlarım, hayal gücünüzü serbest bırakırsanız sizi sürekli geçmiş zamanın karanlıklarında ve ıssız köşelerde dolaştırır. Hata hayal gücümüzde değil, onu yönetmeyip, serbest olarak dümensiz ve rotasız rüzgara bırakan, ona günümüz için dümen oluşturmayan, gelecek için rotayı hazırlamayan bizlerdedir hata.

  

31 Mayıs 2022 Salı

Yaz Düşleri (Felsefe, şiir)


Yaz Düşleri


O deniz sahilinde, öylece rahat kaygısız,
Yaz güneşinin altında sakince zamansız,
Dalga sesine, maviliklere, ufka dalmışız,
O an dışındaki her şeyi geride bırakmışız.

Ilık esen rüzgarla gelirsin yaz düşlerime,
Karışır hayalin gece gelen müzik sesine,
Eğlenceye dalmış komşuların neşesinde,
Ayın denize ışıdığı yakamoz kümelerinde.

Sesini duyduğumda, hızlıca yönelirim sana,
Çekimine kapılırım, direnmeye çalışsam da,
Bir manyetik, elektrik gücü çeker beni sana,
Yaz düşleri, derin iç çekişleri, sıcak geceleri.

Özkan Salman

Bahar ve yaz mevsimi canlılığın var olma zirvesindeki mevsimlerdir. Kışa uyum sağlamış veya sağlamaya çalışan canlılar doğanın uç noktalarıdır. Bu canlılar, diğer canlılar için, onlar adına kendilerini kozmolojik olumsuz etkilere karşı deneye tabi tutmaktadırlar. Tıp ki biz insanların dünya dışına çıkma deneyimleri gibi.

Yaz ayları ise canlıların kozmolojik olumsuz etkenlerine karşı uyum sağladığı aylardır. Bu zamanlarda canlılar kendi aralarında doğanın kendi içinde değişimi, dönüşümü ve gelişimi için hareket etmektedirler.

Biz insanların da yaz aylarında tatil adı ile kış koşuşturmacasına kültür içinde varlığımızı devam telaşından bir an için sıyrılma fırsatları oluşmaktadır. Kentlerden sahillere, kırsal alanlara doğru kitleler halinde akımlar başlar. Kış mevsimindeki birbirimize sıkı sıkıya sarıldığımız kentlerimiz boşalmaya, sessizleşmeye, gündemler sakinleşmeye doğru ilerler.


28 Mayıs 2022 Cumartesi

Toplumların ve Bireylerin İyi Yaşamı ve Refahı Üzerine

 Toplumların iyi yaşaması ve refahı için en önemli konu ve olgular nelerdir. 

Felsefemize göre toplumların iyi yaşaması ve refahı için en önemli konu ilişkilerdir. Diğer tüm konular ikincil ve sonraki sıralarda bulunmaktadır. 

Toplumların kendi içindeki ve diğer toplumlarla olan ilişkilerini düzenleme çabaları insanlık tarihini en çok meşgul etmiş ve oyalamıştır. İnsanlık tarihi bize önce toplumların doğa ile ilişkilerini daha sonra hep kendi arasındaki ilişkilerini anlatmaktadır. 

Günümüzde toplumların iyi yaşaması ve refahı için en önemli oldukları zannedilen ve kitlelerce idealize edilmiş gibi görünen olgulara ve amaçlara bakalım.

* Üretim araçlarına, tüketim stoklarına, sınırsız hizmetlere, koşulsuz ve şartsız  hakimiyetlere, dokunulmaz ve ulaşılamaz kimliklere sahip olmaya çalışmak. 

İyi yaşam ve refah hedefi, amacı yukarıda saydığımız olgulara yönelen toplum hiyerarşideki sırasını bekleyen ve sırası geldiğinde insani özelliklerini koruyarak erdemli ve mutlu bir yaşam sürebilir mi, refahını koruyabilir mi ?

Günümüz idealize edilmiş olguların nedenlerini biliyoruz. Şu an yaşadığımız sistem ve şartlar tarihi bir aşamadır. Bu aşamadan geçilmesinin zorunlu olduğunu insanlık tarihini inceleyen, araştıranlarca görülmektedir. Günümüzün ortaya çıkışındaki en önemli insanlık özelliği kadim vaatler, amaçlar ve planlardır. Şöyle ki toplumun çoğalması, kendi içindeki rekabeti, doğaya karşı bir direniş ve mücadele çabası, toplumda önce zalim sonra adil bir düzen, hiyerarşi oluşturma aşamaları, tüketim stokunun ihtiyaçların zamanlamasına göre arttırılması, korunması ve dağıtılması görev ve kazanç paylaşımları. Üretim araçlarında ve çalışmalarında rekabet ederek ürün veya tüketimin çok ve kitlelerce sağlıklı olarak tüketme ve rahatça ulaşabilir kılma. Üretimin, tüketimin, işbölümünün sürekliliğini sağlama. Gelecek amaçlarını birleştirme. Yönetmeyi, yönetilmeyi kolaylaştırma gibi daha bir çok nedenler bulunmaktadır.

Toplumların iyi yaşam ve refahı için ilişkilerinin nasıl olması gerekmektedir.

* Toplum kendini bilir olmalıdır. Bu önermeyi " Biz kırk kişiyiz birbirimiz biliriz " deyimi ile açıklayabiliriz. 

* Toplumun kendisi ile sürekli bağlantıda olması gerekmektedir.  Toplumun kendisini bilmesinin devam etmesi için bağlantı, iletişim, değerlendirmelerin sürekli olması gerekmektedir. Günümüzde iletişim araçların en büyük hizmeti bu olguya hizmet etmektedir.

* Hiyerarşi, sınıflar, kademeler, aşamalar, meslekler arası farkların sağduyuya, kabul edilebilirliğe uygun olması gerekmektedir. İş hayatındaki meslekler, kazançlar, görevler farklılıkları aralarındaki dengelerin sürekli kontrol edilmesi ve güncellenmesi gerekmektedir. 

* Toplum kendine zarar vermeyecek şekilde özgürleşmeyi savunmalıdır. Kurallar, kanunlar toplumu baskılayıcı değil, rahatlatıcı yönde dengeli, ölçülü ve evrensel, sürdürülebilir olabileceği şekilde oluşturulmalıdır. 

* Toplum ilişkilerini düzenleme ve geliştirme adına somut, türümüze uygun uygulanabilir sistem, kurum ve yöntemler araştırmalı, ortaya konmalı, uygulanmaya hazır olmalıdır. Gerekli görüldüğünde de uygulanmalıdır. Geçtiğimiz yüzyıllar toplumların iyi yaşam ve refahı için ilişkilerin hayal edilme yüzyıllarıydı. Günümüz artık uygulanma dönemleridir. Geç bile kalınmakta. Toplumların ağır ve sabırlı ilerleyişine tanık olmaktayız. Bu büyük organizma değişim ve dönüşümünü bireylere göre değil galaktik zamana göre yapmaktadır. Ne zaman ki önder bireyler topluma görünür olacak kadar doğru bir antitez kütle haline gelirse o zaman kalan toplumun diğer yarısı değişim, dönüşüme hazır olmaktadır. Ortaçağ Avrupa'sında felsefede, bilimde, sanatta, yönetimdeki keşif ve eserlerin çoğalması yetmemiş, bu önder grupların desteğine teknoloji eklenince kitleler gelenek, göreneklerini daha iyisi ile yenilemeyi, güncellemeyi kabul etmişlerdir. Ve hala bu süreç tüm dünyada devam etmektedir modernizm ile.

 

...............

27 Mayıs 2022 Cuma

Bir Dünya Hayal Ediyorum (Felsefe, şiir)


Bir dünya hayal ediyorum, içinde insanların hep mutlu olduğu,
Savaşın, açlığın, adaletsizlik, korku, esaretin artık son bulduğu,
Bir dünya hayal ediyorum, insanlığın doğası ile uyumlu olduğu,
Sevginin saygının değerini bulduğu, her yerde hakim olduğu.

Üretenin, yönetenin adil olduğu, tüm ülkelerin bir kardeş olduğu,
Sınırların kalktığı, suçun, mağdurun azaldığı, şiddetin yok olduğu,
Sevgilerin paylaşarak arttığı, acıların azaldığı, aşkın bol olduğu,
Bir dünya hayal ediyorum, kendinle barışıp evrene bakar olduğu.

Özkan Salman

25 Mayıs 2022 Çarşamba

Yaşam Döngüsü - 23

 Alzheimer hastalığı hakkında düşünceler

Günümüzde sıkça görülen yaşlı nesildeki Alzheimer hastalığının önemli  bir nedeni üzerine ve iyileşme olanaklarının yolunun açılabilmesi üzerine düşünce ve teoriler. 

Hafiza hücreleri ile hayal etme yetisi hücreleri arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Şu ana kadar analiz ve araştırmalarımda hayal etme yetisi veya gücü hakkında önemli tespitlerde bulunmuştum. İlerleyen aşamalar da hayal etme yetimizin hücresel karşılığı olduğunu saptadım. Çünkü duygu ile düşünce arasındaki geçiş hayal etme yetisi üzerinden olmakta idi. Dolayısı ile hayal etme yetimizin hücresel bir karşılığı olmalı idi. Hayal etme yetimizin hücresel karşılığı olmama olasılığı onun belirgin, önemli işlevlerinin gerçekleşme olanağını beden üzerindeki olgusunu hafife almak, basitleştirmek anlamına gelmekteydi.

Hayal etme yetimize yeni, önemli konumuna göre yeni bir isim vermek onun işlevini, önemli etkinliğini onaylamak, onun başlı başına bir hücresel aktivite halinde olduğunu göstermek gerekiyordu.

Öyle bir isim olmalı idi ki, duyguları, hafızayı, düşünceyi birleştiren, onların birbiri ile ilişkilerini düzenleyen bir küçük bir organ niteliğini açıklasın. Şüphelendiklerim arasında beyincik, omurilik soğanı, hipofiz bezi, Epifiz bezi bulunmaktadır.

Hafıza ile hayal etme yetisi hep ayrı ayrı düşünülmüş, ayrı ayrı oldukları değerlendirilmiştir. Belki de hayal etme yetisi ile hafıza aynı yerde bulunmakta, iki özelliğin bir organda işlev gördüğü teorisini de ortaya atabiliriz. Hafızayı kayıt etme, haya gücünü ise bilgiyi kullanma, hatırlama, düzenleme, değiştirme, karıştırma gibi kullanmaktayız. Halbuki pekala kayıt etme yeri ile bu kayıt edilen bilgiyi kullanma özelliği aynı yerde olabilir. Şu satırları yazarken zihnimdeki bilgileri, hatırlama, karşılaştırma, düzenleme, doğru veya yanlışlığını sağduyuya göre, tahminle test etme, kıyaslama, benzeşim kurma gibi bir çok özelliği bir arada kullanmam gibi hafıza ile hayal etme yetisinin hücreleri bir arada, birlikte hatta aynı hücreler topluluğu, beynimizde, altındaki epifiz bezi, hipofiz bezi, omurilik soğanı, beyincik gibi beynimize göre daha küçük bir organ olabilir. 

Ya beynimizin bir parçasında veya saydığımız beyin altında ve ortasındaki şüpheli organlarda hafıza diğer adı ile hayal etme yetisi birlikte bulunabilir. Hayal etme yetisi ve hafızayı birlikte tanımlayacak bir isim olarak  kullanımda olan " Bellek" kelimesini öneriyorum. Bellek denildiğinde hem hafıza hem de onun her türlü serbest fakat bilincin kontrolündeki düşünce kapsamında olmayan bir şekilde serbest ve sezi düşünmesi de diyebiliriz. Ne zaman ki bellekte ki bilgi bilincin düşünme aşamasına aktarılıyor o zaman o bilgi bellekten bağımsız, düşünmenin ve eylemin bir parçası haline gelmektedir.

Ben teorimi ortaya atıp araştırılmasını bilime, bilim insanlarına bırakıyorum. 

Gelelim Alzheimer hastalığının neden ortaya çıktığına dair tezime. 

Duygu ve düşünme şemasının verdiği bilgiler ışığında değerlendirmeye, açıklamaya çalışacağım.

Yaşam Döngüsü - 20 yazımda duygu ve düşünce şemasına ait konuda geniş açıklamalar bulunmakta olup Alzheimer hastalığının önemi nedeniyle yazı dizimden devam etmeyip başlı başına bu konu hakkında yazı yazmaya karar verdim. 

Unutkanlığın ana nedenlerine değinelim. 

Bilincin, düşünce sürecinde bellekteki bilgilere ulaşamaması, kullanamamasıdır. 

Bedenin reflektik veya etki-tepki özelliğinin bellekten bilgiyi alamaması, iletim kopukluğu, bağlantı sorunu olması, tam çalışmamasıdır.  

Bellek hücrelerinin içerik bozulması, silinmesi veya hücre ölümlerinin nedenlerine değinelim. 

Kimyasal ve kazaların neden olduğu fiziki nedenler benim bu yazımın inceleme alanı dışında bulunmaktadır. 

Ben duygu, düşünce, bellek arasındaki ilişkilerin bireylerin psikolojik, ruhsal ve yaşantılarının etkileri üzerine bir inceleme yapmak istiyorum.

Bireyler doğuştan itibaren toplum içinde bir takım eğitim ve öğretimlerden geçmektedirler. Eğitim ve öğretim sonucunda çalışma hayatına başlayarak düzenli bir yaşam üzerine bilinçlerini inşa ederler. Aile, akraba, mahalle, köy, kasaba, şehir gibi olgular türümüzün gereği olarak insan kültürünün geliştirdiği değerler üzerinde yaşantılara odaklanılır. Yaşama amaçları düzenlenir. Evlenme, çocuk sahibi olma, onları yetiştirme, çalışma ve kültürel kurallar ağı bireyi düşünce, bellek ve duygularında belirleyici bir rol alır. 

Modern yaşam, bireye yaşadığı toplumda, insan kültürüne ait kurallar öğretir ve uygulamasını ister. Birey bunları özümser ve modern yaşam gereği tüm kuralları yaşam amacına yükler. Yaşamı boyunca bu kurallar bellekte önemli ve değerli olur. 

Ta ki emekli olunca ve yaşlanınca işler biraz değişir ama Alzheimer hastaları bu değişikliği duygu, düşünce ve belleklerinde yapamaz hale gelirler. Şöyle ki çalışma döneminde planlar vardır ve uygulanmaktadır. Bireylerin beden zihin çalışması iş, güç, ilişkilerin yoğunluğu nedeniyle meşguldür ve boşluk içine girmez. Kurallar benimsenmiş ve varlık amacı haline getirilmiştir. 

Emeklilik ve yaşlılık döneminde varlık amacında çöküşler başlar. Bu aşamadaki zihin ve bedenler yeni amaçlar ve planlar oluşturmaları gerekmektedir. Fakat bunu yapamazlar. Bu aşamada duygu, düşünce ve bellekte neler olmaktadır.

Duygu yoğunluğu artmakta fakat bellek tazelenmemektedir. Yeni bilgileri almaz eskilerini tekrar etmekten dolayı kendini sınırlar. Öyle ya belleğinize yeni bilgi ve konu almıyorsanız eskiler ile idare edersiniz. Eski bilgiler kullandıkça, tekrar edildikçe hücreye baskı oluştururlar. Hücrelerin de bir sağlıklı ömür süreleri bulunmaktadır. Bellekte ki gerekli bilgiler hücrelerde tutulması ya yeni hücrelere aktarılması veya bilgi hücrelerin nöronların diğer nöronlarla bağlantıda kalmasının devam etmesiyle olur. Hücreler arası bağlantının devam etmesi bilgilerin bir çok yerde kopyalandığı, hem kolay ulaşılacağı hem de korunacağı anlamına gelmektedir. 

Alzheimer öncesi birey duygu yoğunluğunda olup düşünce sürecini çalışma hayatında olduğu gibi sürdürmemektedir. Böylelikle düşünce, duygu ve bellek bağlantısında bir zayıflama olmakta, nöronlar arası kısa devreler oluşmaktadır. Bu aşama Alzheimer hastalığının işaretleri olabilir. 

Düşünce alıştırması olmaması, yeni bilgi alımı durması, bellekte ki hayal etme yetisinin bitmesi (hayal etme yetisini hafıza ile birleştirdik yeni duruma bellek dedik), geleceğe dair plan programların azalması (bayramlar ve özel günlere dair plan ve programların kalması ) gelecek beklentisinin azalması, ümitsizlik, öfke, üzüntü, korku artışı, sevinç, neşe, eğlence, keyif azalışı gibi bir çok unsur bellekteki hücre yapısına zarar vermeye ve hücrelerin eksilmesine, yenilerin de çıkmamasına yol açar.

Alzheimer hastalığına karşı alınacak önlemeler ve belirti işaretlerinde uygulanabilir tedbirler nelerdir ?

Bireyin hayata bakışı, düşünce kalıpları, keskin çizgileri, yapabilecekleri ve yapamayacaklarının belirlenmesi, kurallara olan otokontrol ve bilinçdışı bağımlılığı gibi bir çok unsur gözden geçirilmelidir.

Önemli olan düşünce, duygu ve bellek sağlıklı ilişkilerinin, bağlantılarının devam ettirilmesidir. 

Bunun çözümünü bir çok sağlık bilimleri, psikoloji, sosyoloji, nöroloji, spor  gibi bir çok uzmanlık alanları  araştırmaktadır hala. 

.............



BBD Yöntem ve Uygulamaları - 134

Günaydın, değerli sağlık sever dostlarım. Bugün ülkemiz Türkiye 'nin " Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" dır.  Bayramınızı ku...