18 Ekim 2022 Salı

İnsanlık Kültürü ve doğa ilişkileri - 8

Katmanlar (Hiyerarşi) arası ilişkiler

Katmanlar arası ilişkiler zayıftır. 

Katmanlarda yaşayanlar diğer katmanlardaki kişiler ile zorunlu olarak ilişkilere girmektedirler.

Katmanlar tarihi boyunca birbiri ilişkileri kesin çizgiler ile ayrılmış, birbirinden kopuk olarak ilerler iken günümüze kadar yönetim şekillerinin gelişmesi ile değişime uğramışlardır. 

Günümüzde katman sayısı çok sayıya ulaşmış olup birbiri ile ilişkilerin en çok olduğu dönemlere doğru ilerlemekteyiz. 

Ülkemizin kuruluş yıllarında zengin katmanı nüfusu az fakir katmanları nüfusları kalabalık olarak belirgin iken sonraki yıllarında orta direk katmanı ile bu ikili katman grubundan iş, meslek ve yeteneklerin artması ile bir çok katman sayısına ulaşılmıştır.

Tarih boyunca katman farklılıkları ülkeyi yöneten, savaşları yöneten ve dini yönetenler tarafından oluşturulmuş ve idare edilmiştir. 

Günümüzde cumhuriyet ve demokrasi, tarihteki yöneten, güvenlik ve din önderlerini geri plana almıştır.  

Tarihte en belirgin yönetimsel anlamda aileler yönetimde sürekli bulunarak yönetici aile şekli ve olgusu ile  katmanları düzenlemişlerdir.

Günümüze geldiğimizde aile yönetimi cumhuriyet ve demokrasi yönetim şekillerinde geri plana bırakılmış, halkın seçimleriyle ve yönergesiyle yönetime gelen liderler kamuoyunu dikkate alarak yönetimlerini sürdürmüşler ve böyle devam etmektedirler. 

Katmanlar, ekonomiden alına pay ve kültürden alınan pay olarak iki önemli unsurla oluşmaktadırlar. 

Ekonomiden fazla pay almış fakat kültürden yoksun kişiler katman değiştirmemekte ısrar etmektedirler. Bu kişiler bulunduğu katmanda kalırken büyük sorunlar yaşamaktadırlar. Katman değiştirseler bile yeni katmana uyum zorluğu çekmektedirler. 

Kültürden fazla pay alan bireyler, edindikleri kültür özelliklerini kullandıkları oranda katman değiştirme olanağına sahip olurlar. 

Günümüzde kültür aracılığı ile katman değişimi olgusu önemli bir yer tutmaktadır. Eğitim, sanat, yetenek gibi alanlarda belli bir kültür birikimi ile topluma hizmetle katman değiştirebilmektedirler.

Aileden gelen katman özelliğinde aile yeni üyelerini bulunulan katmana kültürel olarak hazırlama olanağı bulunmaktadır. Fakat her neslin genetik ve karakteristik özelliği aynı katmanda kalmasını zorlaştırmaktadır. 

Gelişen ve değişen yaşam şekilleri katmanlar arası ilişkileri birbirine yakınlaştırma ve ilişkileri sıklaştırma zorunluluğuna doğru ilerlemektedir. 

Ahlak ve adalet kavramları katmanlar içi ve katmanlar arası ilişkilerinde belirginleşir ve önemli hale gelir. 

Felsefe tarihi boyunca ahlak ve adalet kavramlarına tekil katman üzerinden değinilmiş ve bu incelemeler de eksik kalmıştır. 

Ahlak ve adalet kavramlarını katmanların kendi içinde ve katmanlar arası açık ve gizli ilişki biçimlerinde tümüyle açıklayabiliriz. 

Günümüze değin katman oluşumları kontrol altında tutulmuş, ilişkileri katı kurallar ile düzenlenmiştir. 

Din olgusu katmanları düzenlemede en üst kurallarını ortaya koymuştur. 

Tarih boyunca yönetici aile geleneği ile din temsilcileri arasında her zaman katmanlar konusunda anlaşma sağlanmıştır.

Günümüzde ise serbest iş, meslek ve yeteneklerin belli kanuni esaslar ile özgürleşmesi sağlanmış, katmanlar ve katmanlar arası ilişkiler artmış, belirgin ve kesin ayrımları azalmıştır.    

16 Ekim 2022 Pazar

İnsanlık Kültürü ve doğa ilişkileri - 7

Evrensel Ahlak'a Doğru

İnsanlık kültüründe ahlak ve adalet kavramları  toplumun katmanları (hiyerarşi) ile ilgilidir. 

Bitkilerde mekan, insanlar da katman (hiyerarşi) benzerdir.

Evrensel ahlak ve adalet olanaklı mıdır.

Eğer olanaklı ise katman(hiyerarşi) kural, ilke, usul ve gerekliliklerin netleşmesi, bilinmesi ve uygulanması ile oluşacaktır.

İnsandaki ahlakın kökeni ve adil olma, adalet oluşturma bilgisi de katman bilincinin inşa edilmesi üzerine ilerleyeceğini göstermektedir.

Ahlakın gelişmesi katman bilincin inşası ise katman ilke, kural ve şartlarını toplumun geneline yansıyacak en adil ve kabul edilebilir olmasına göre oluşturabiliriz.

Katmanların oluşması tercihini tarihteki örneklerden değil çağımıza yakışır ve yeni, sürdürebilir bir tarzda oluşturmalıyız.

Toplumun her kesiminin kabul edebileceği ve uyacağı bir yaşam katmanları oluşturmak çağımızda olanaklı mıdır?

Bitkilerde ormanın en iyi güneş alan ve verimli toprağında gelmek şanstır. 

Fakat bazı bitkiler bu ortama uygun değildirler bu bitkiler daha az güneş ışığı ve kıraç, humus veya özellikli  toprağı tercih edebilir. 

O bitkinin tohumu ideal gibi görünen mekanda filizlenmesi onun şansızlığı haline gelir. 

Bu şansız bitkinin doğası gereği iki türlü eylemi olacaktır. 

Birincisi bulunduğu ortama uymaya çalışacak, ikincisi ise tohumlarını kendi şartlarına uygun ortama gönderene kadar varlığını sürdürmeye çalışmak olacaktır.

Çağdaş sistemimiz katmanlar arası geçişlere teşvik etmekte olup bazı ilke ve kuralları ahlaki ve etik olarak belirlemiştir. 

Aile, iş, meslek ve yeteneklerin toplum tarafından onaylamış ve kabul edilebilir olması temelinde olan bir ahlak ve etik belirlemiştir.

Ailenin kavramı da bu katmanlarda hazır olan bir durumdur. 

Katmanlardaki zorunlu ve zoraki değişimler ve belli katmanların çok istenmesi rekabete hali ile ahlak ve etiğe uyulmamasını getirmektedir. 

Katmanlardaki zorunlu ve zoraki değişimler aile, iş, meslek ve yeteneklerin zaman içerisinde de değişimini getirmekte ve toplum dinamiği oluşmaktadır. 

Katmanlardaki hızlı değişim toplum düzenin ve refahına zarar vermekte midir ?

Katmanlardaki değişim hızı türümüzün ahlak ve etik kavramlarını belirlemesine ve uyulmasına bağlı olarak düzenlenebilir mi?

İstikrarlı, sürdürebilir, çağdaş, modern, yeni bir katman bilinci amacında oluşturulacak ahlak ve etik ortaklığı ile hızlı katman değişimlerinin belli bir hızda, herkesçe kabul edilebilir halde  olanaklı kılabilir miyiz?

En önemlisi ise hızlı değişen fakat ilkeli, düzenli ve topluma gerekli, uygun, faydalı, sürdürebilir olabilecek katman düzenini oluşturmamız olanaklı mıdır? 

 " Herkes yerini bilecek !? " ( Bir replik)

Toplumda herkesin yerini bildiği ve beğendiği katmanlar oluşturulabilir mi ?

Her katmandaki yaşayanların yerini sevebileceği şekilde ve katman değiştirmek isteyenlerin de isteğini yerine getirebilecek bir yönetim sistemi inşa edilebilir mi ? 

Belki evet.

Bu konularda düşünmek ve fikir oluşturmak öncelikle felsefenin, sosyolojinin, psikolojinin sonra bu konuyla ilgilenen herkesin ve onların temsilleriyle yönetenlerin görevidir.

............

İnsanlık Kültürü ve doğa ilişkileri - 6

Doğa'da dört öz Teorisi (Bir felsefe tezi olarak)

Evrime yeni bir felsefe merceğinden bakmak

Tüm evrim ve onun unsurlarına neden, nasıl oldu ve nasıl devam edecek sorularına cevap bulabilme ve yaşamın anlamı, insanın bu büyük resimde nerede bulunduğunun tespiti için bir felsefe tezim bulunmakta.

İşte günümüz yeryüzündeki son büyük resim

1. Mikrobiyolojik canlılar

2. Mantarlar ve onun varyasyonları

3. Bitkiler

4. İnsan

Tüm evrim olgularına yukarıdaki dört ana tür yönünden bakmayı teklif ediyorum sizlere. 

Başta biyoloji ve evrim bilimlerine bu tümel konunun tikel unsurlarının keşfine çağırıyorum.

1. Mikrobiyolojik canlılar

Yeryüzünün her yerindeler. Karada, havada, ve suda. Sayıları ve çeşitleri en çok olan bir tür. Canlılığın ilk hücre halinden ikinci aşamasına geçiş anındalar ve canlılığın temelinde sayılabilirler. Sonra ki gelecek tüm türler bu temelden çıkacaktır. 

2. Mantarlar ve varyasyonları

Mikrobiyolojik canlıların birlik ve dayanışma içine girdiği bir aşama diyebiliriz. Canlılığın temelden sonra bir üst aşaması. Maya ile bir üst canlıyı dönüştüren, küf ile parçalayıp dağılmasını sağlayan önemli özellikleri bulunmaktadır. 

3. Bitkiler

Mantarlardan sonra ortaya çıkan bir tür, toprağa, suya ve güneşe bağlı bir yaşantısı bulunmakta. İklimlere etki yapan bir gücü bulunmakta. Böcekler başta olmak üzere ve diğer hareketli canlı kardeşlerini kendisine bağlı hale getirme başarısı bulunmakta. Bu etki alanı en son kardeşi insan da dahildir.

4.İnsan

Mantarların iki yaşam formuna ayrılması ve hareketli canlıların evrimsel gelişiminin ortaya çıkardığı son ve özgün bir tür. Kardeşleri bitkilere rağmen geç gelişmesi nedeniyle bitkiye bağımlılığını sürdürmektedir.


Bu tez doğru ise çıkabilecek (Ön inceleme olarak, kesinliği halinde yeni bir çağ açabilir) sonuçlar;

İnsan'dan önceki mantar ve bitkiden sonraki (mantarlardan sonra bitki ile birlikte başlamış da olabilir) hareketli tüm türler insan'ın alt ve ara kültürü olarak görmeliyiz.

Doğa (benim tanımıma göre canlılık ve etkileştiği madde ve enerji(bulunduğu  yer ve etkileşime girdiği kozmoloji( bize göre cansız tanımlanan her şey))) bir program ve plana göre hareket etmekte. Dolayısı ile yaşamın ve hayatın bir anlamı bulunmakta.

Doğanın temelinde bulunan bakterilerin yok olması doğanın da bitmesi anlamına gelmekte (ki bu bizim mantığımıza göre olanaksızdır, onları yok edemeyiz).

İnsan yok olursa alt temel üç grup yeni canlı türünü öne sürebilecektir (insanın yokluğu doğada ilerleyişe engel oluşturmaz.).

Bitkilerin yok olması şu an için insanı da yok edecektir. Fakat mantarlar yeni tür denemesi yapacaktır. 

Mantarların yok olması ise hem bitki hem de insanı yok edecektir.

Bu önermelerden alttan üstte, geçmişten günümüze değin birbirine bağlı katmanlı yaşam zinciri bulunmaktadır. 

Diğer üç alt temel türe göre insan düşünmesi ile hareketli canlıların üst temsili olmuştur. 



insana göre beş zaman bulunmaktadır.

1.Bilinçli düşüncenin kendini fark etmesi, bu duruma düşüncenin kendine katlanması diyoruz. Düşüncenin düşünmeyi düşünmesi. Bilincin kendini düşüncenin üstünde sabitlemesi, başka zihinlerin düşüncelerinde yansıma olarak (aynalar, kıyaslar, farklar) fark etmesi. 

2.Bilinçli Düşüncenin alt düşüncesini fark etmesi, düşünmesi ve zamanını oluşturması yani zihinsel zaman ( Dekart; Bireyin zihinsel algısı).

3. Düşüncenin bedenini fark etmesi ve onunla eş zamanlı hareket etmesi (Freud; Benlik bilinci ).  

4. Düşüncenin tüm çevre hareketlerini algılaması ve çevre zamanını fark etmesi (ilk filozoflar, türler ve özler, toplum ve doğa bilinci).

5. Düşüncenin, kozmolojik veya evren (güneş veya ay gibi) zamanı fark etmesi ve en uzun, sürekliliği olan ve tür bilincin inşasında ortak değer olarak o zamanı referans alması. İnsanlığın ortak saptamasıyla başlaması, bilimsel yöntemle ortak uygulanır olması kozmoloji veya evren algısı.  

Kozmoloji zaman dünya zamanı için ortak zamandır.

Çevre zamanı değişkendir. Beden zamanları da öyle. Zihin zamanları da öyle. 

İnsan çevre zamanlarını tür olarak tarihi boyunca ortak hale (Hegel; Ortak tin, ) getirmiştir. Günümüzde küreselleşme ile bunu yaşıyoruz. 

Çevre ortak iken beden de ortak hale gelmiş, birlikte var olma bilinci oluşmuştur (Kant; Evrensel ahlak istenci).

Zihin zamanı ise ortak olma yoluna gitmektedir. Bunu da internet, yapay zeka, metaverse gibi bir çok teknolojik ürünle yapmaya doğru ilerlemektedir. 

Farkına varılan bu tez bilgileri ile zihin zamanının ortak olma sürecine bilgisel(epistemoloji) ve varlıksal (ontoloji) bir ortaklık getirme olanağına katkı sunabilir.

Zihin birliğindeki bilgi ile gerçekteki varlık halinin birleşmesi. Bilgi ile varlığın birliği diyalektiği(Özkan Salman). Mağaradan çıkan ve gerçeği fark edip geri dönüp anlatmaya çalışan filozof (Platon; İdealar).

Türümüzün varlık ve bilgi temellerinde ortak hale gelme olanağı, insan yaşamına yön veren, çoğunluğun temsili olan veya desteklediği kesimlerin çabalarıyla evrensel ahlakı oluşturmak mümkün görünmektedir.

Bu tezimize göre teknoloji insanın hem kendi hem de doğa için kullanacağı bir gelişmedir. 

Teknoloji hangi yönde kullanmamız gerektiğine ait kesin bilgiler bu tezimizin (Eğer gerçek ve doğru ise) doğrulanması, değerlendirilmesi ile varılan sonuçlarıyla netleşecek ve ortaya çıkacaktır. 

Bu tezin ortaya çıkışı felsefe ile farkındalık yolu iledir. Benim olduğunu, bana ait olduğunu söyleyemem. Çünkü ben insan kültürünün (Bu tezle doğa üstü bir kimlik yüklenilemez) bir üyesiyim. Bütün bilgilerimi bu kültürden aldım ve farkındalık, bilinçli düşünce süreciyle felsefe yolu ortaya çıkardım.

Bu önemli tezler doğrulanabilir de yanlışlanabilir de. 

Bunu yaşayarak öğreneceğiz ve zaman bize gösterebilir.

     

..............



11 Ekim 2022 Salı

İnsanlık Kültürü ve doğa ilişkileri - 5

Toplumda Hiyerarşi Olgusu Üzerine

Tanım

Toplumu oluşturan birey, grup ve toplulukların, aile, iş, meslek ve özel yetenek gibi çalışmalarıyla ekonomiden alabildikleri payları ile ihtiyaçların karşılanması biçiminin değişimi ve yaşayış şekillerinin farklılaşması ile toplumda katman, bölüm, sınıf, aidiyet, özgü olma, çevre oluşturma gibi kendi içinde farklı, toplum içinde ortak özellikleriyle var olmalarıdır.

Hiyerarşi kavramına güncel olarak " Katman" " Toplum yaşama katmanları " " Özerk yaşam  katmanları " gibi yeni terimlerini de kullanabiliriz. 

Toplum yaşama katmanlar'ın oluşma nedenleri      

1. Toplumda alınan görev olarak  iş, meslek ve özel yetenekler ile bulunulan aile.

2. Yapılan görevlerle ekonomiden alınan pay oranları ve bu payların kullanım şekli.

Katmanlar'ın ortak özellikleri

1. Toplum düzeninin ve yaşayışının temel özelliklerini taşımaları. (insani ve canlı özelliklerinin birliği)

2. Ülkesel ve küresel bir birlik içinde olmaları. (Tür bilincinde olmaları)

Katmanlar'ın birbirinden ayrı özellikleri, farklılıkları

1. Temel ihtiyaçları karşılayış biçim farklılıkları

2. Kültürel yaşam farklılıkları.

Katmanlar

Katmanlar arası geçiş ve değişimler zor, uzun ve yavaştır.

Katmanlardaki bireylerin hedefleri kendi katmanında kalmak da olabilir, farklı bir katmana geçmek de olabilir. 

Katmanlar tarihi algılardaki olanakları ile değerlendirildiği için üst üste olarak kavramlaştırılsalar da gerçekte ve günümüzde katmanlar mekansal, bölgesel, sınırsaldırlar.

Toplum yataysal, mekansal, bölgesel ve sınırsal yaşam biçimlerinden oluşur. 

Katmanlar arası ilişkiler zayıftır, geçişlilik azdır. 

Katmanlar'da toplum genel yaşayış ahlaki tutumları benzer, ikili, grupsal ilişkileri farklılık gösterir.

Toplumda evrensel kabul edilebilir ve adil katmanlar oluşturulabilir mi?

Öncelik hareketli canlı tür temsilinde varlığını koruma, sürdürme, gelişme, değişken yayılma ve her olasılığa açık, özelliklerini içinde barındırılarak oluşturulma olanağı bulunursa olabilir.

En azından ideale yaklaşılmaya çalışılabilir.

9 Ekim 2022 Pazar

İnsanlık Kültürü ve doğa ilişkileri - 4







https://youtu.be/eRNOM6YB_YM



Canlılığın (doğa) İnşa Süreci

Doğa (canlılık) kendi içinde baskı, sıkıştırma yaparak, uygulayarak katmanlarını oluşturmaktadır.

Bu baskı ile katmanlar oluşmaktadır, tıpkı kozmolojinin kayalardaki ve topraktaki katmanları oluşturduğu gibi.

Dolayısı ile canlılık veya doğa kendini ana türler ve ara formlar şeklinde kozmolojiden aldığı katman oluşturma yöntemi kullanmaktadır.

Canlılığın ilk ve en geniş katmanını mikroskobik canlılar oluşturmaktadır. 

Bu katmanı canlılığın temeli ve ana katmanı olduğunu söyleyebiliriz. Diğer tüm katmanlar bu bölümünün üstüne çıkıp bu katmanın üstünde inşa edilmektedir. 

İkinci ara katman ise mantarlar gelmektedir. 

Mantarlar ise iki ayrı canlı türünün kaynağı durumundadır. 

Kendi gibi toprağa sabit ve toprakta hareketli olmak üzere.

Toprağa sabit canlılar (bitkiler) gelişimlerini hızla sürdürmüş ve yeryüzündeki yeterli gelişimlerini tamamlamışlardır. Atmosfere olan etkileri ile hareketli canlıların artmasına gelişmesine yardım ederken kendileriyle ilişkilendirmeyi de ihmal etmemişlerdir.

Sonraki dönemde bir çok ara formdan sonra yeni katman insandır. 

Bitki ile insan arasında böcekler ince bir çizgi gibi durmaktadır. 

Bu ince çizgi bitki ile insan arasındaki bağla ilgili olmayan tür ve cinslerin ayıklanması şeklinde süreç devam etmektedir.

Böcekler ile insan arasındaki tüm tür ve cinsler elenmek üzeredir. 

Bitki ile insan arasındaki böcek ara formunun sürecinin gelişimiyle ilgili iki seçenek oraya çıkmaktadır. 

Birincisi bitkiler böceklere verdikleri görevi sonlandırmaları, ikincisi ise insanın bu görevi devir alması olacaktır. 

Görünenin ise ikincisinin daha olası olduğudur. 

İnsan, bu görevi yapabileceğine dair, potansiyele erişmeye başladığının işaretlerini vermektedir. 

Canlılık, mikrobiyolojik canlılar temelinden başlayan ve insanla tamamlanan canlı yapısını, can yapısını, canlılık binasını, dünyadaki, yeryüzündeki canlılık inşasını oluşturmuş görünümündedir. 

Bu yapının tamamlanmasına doğru giden sürecini yaşıyoruz. 

Bu süreçte neler bizleri beklemekte. 

Bitkiler ile insan arasındaki bağ olan canlı türlerinin durumu gözden geçirilmekte ve test edilmektedir. 

Artık insan tüm hareketli türün temsilini üstlenmiş ve kendi katını oluşturmuş ve devam etmektedir tamamlanmasına.

Bitkiler ile insan arasındaki türlerin ne olacağına dair bir çok tahminler yürütebiliriz önümüzdeki süreçte. 

Bilim ise bir bilgi oluşturma yöntemi olarak önceki büyük imajını teknolojiye devretmeye hazırlanmaktadır. 

Uzmanlık olarak tanımlayabileceğimiz teknoloji, bilimsel yöntemi kullanarak ilerlemesini sürdürecektir.

Teknoloji (uzmanlık) artık lider konumdadır insanın sahip olduğu bilgi türleri arasında. 

Bu bilgisini bitki ile insan arasındaki türlerin yerine ikame edilebilirliğine doğru ilerlemektedir. 

Günümüzdeki yaşadığımız bir çok çevre sorunun altında bu olgu yatmaktadır. 

Bu olguya bir test de diyebiliriz. İnsan teknolojinin sınırlarında bunu başarabilecek midir. 

İnsanlık olarak, şu önemli soruyu cevaplamamız gerekmektedir. 

İnsan olarak, canlılığın büyüyen inşasında şu an ki son katı olarak canlılığın sağlam olarak oluşturduğu alt katlarının üstüne kurmaya çalıştığımız katımızın bu katlarla uyumu ve kalıcılığını sağlayabilecek miyiz.  

Bunu sağlayabilirsek artık kalıcı olacağımızı söyleyebiliriz. Çünkü bunu sağladıktan sonra dünyadaki canlılık büyüme, gelişme ve tamamlanma süreçleri belirgin hale gelecek ve teknoloji ile dünyamız ile diğer gezegenler arasında bağ kurmamız hızlanacaktır. 

Bu hız, canlılık inşasındaki yerimizin kalıcı ve gerekli olduğu tezinin kesinleşmesi ile oluşacaktır.

Dünyadaki canlılık sürecinin sağlam ve kalıcı bir döngü ile oluşturulması sonucunda, yeni amaç olarak aynı sistemin dünya dışında da uygulanabilirliğine doğru ilerleyeceğiz.

Bu aşamada artık canlılık kendi içindeki devinimin tamamlamış ve evrenin, kozmolojinin büyük okyanusunda ilerlemek üzere gemisini, sistemini, bütünlüğünü oluşturmuş ve ilerlemeye hazır durumda olacaktır.

Felsefemiz bu süreci takip edip, gelişmeleri değerlendirmek üzerine olacak, ilerleyecektir.

Ana konumuz bu olmakla birlikte, aradaki tüm boşlukları ve bilinmeyenleri araştırmak, insanlığın gelişmesine, kalıcılığına katkı sağlamaya çalışmak üzerine devam edecektir.  


...........

4 Ekim 2022 Salı

İnsanlık Kültürü ve doğa ilişkileri - 3

 Doğanın Canlı Genetiğine Negatif Kayıtları Tezi

    Rasyonalizmin doğuştan geldiğini, 

    Ampirizmin ise sonra edinildiği bilgi hakkında devrim yaratacak sentezimi bildiriyorum sizlere !

   Her canlının kendine ait olduğu yaşama yetisi bilgileri dna, genetiğinde negatif bilgi olarak gelmektedir.

   Her oluşan canlı bu kendisinde taşıdığı negatif bilgi ile yaşama başlamakta olup, doğduğu andan itibaren bu negatif bilgiler mekan, olay ve zamanda pozitifi ile karşılaşınca birden mucize gerçekleşmekte ve bu canlı kendi itki, dürtü, güdü, duyu, duygu (insanda gelişmiş), ve yetilerini gerçekleştirme, devam etme, geliştirme, dönüştürme gibi tüm gerçekleşmesi olasılıklara yöneltmektedir. 

   Canlı türlerin doğuştan getirdikleri negatif dna veya genetik şekli onun yeryüzündeki yaşamaya başladığı andan itibaren pozitifini arıyor ve bulunca yetilerinin sırası ile oluşmasına başlıyor. 

   Ne rasyonalizmin hazır bilgisi ne de ampirizmin sonradan bilgisi tek başına yeterli olmamaktadır. 

   Sentezlemem ile ikisinin de birlikte olabileceğini keşfetmiş bulunuyorum.

   Dolayısı ile her canlı doğuştan negatifi taşımakla rasyonalizme, pozitifinin olmaması hali ile yokmuş gibi gelmesi ile ampirizme uymaktadır. 

   Bu iki eski varsayım, eksik olmakla birlikte, onları yarım da olsa doğru sayabilmekteyiz.

   Fakat benim keşfettiğim doğru her ikisini de kapsamakta olup gerçeğin ta kendisi de olabilir. 

   Hali ile bu büyük keşfimle yarım bilgileri tamamlamış olmaktayım. 

   Şimdi bilim bunu kanıtlayabilecek midir. Kanıt ve söz bilimde. Ben de sentezlemenin rasyonel test, analiz ve değerlendirmelerine devam edecek ve bu tümel bilgiden bir çok tikel yansımalarını araştıracağım. 

   Doğru ve gerçek bilgi doğurgandır. Bilimin ortaya çıkışından, teknolojiyi de geliştirme sürecine uzanması gibi. 

   Eğer bu büyük tezim doğru ise genetikte olmak üzere tüm kültürümüz üzerine yeniden çalışma ve düşünmemiz gerecek, doğa, canlılık ve insana dair bilgilerimizi tekrar gözden geçirmemiz anlamına gelecektir. 

   Canlılığın ortaya çıkışı üzerine yeni tez ve teorilerin artacağı, evrim hakkında bir çok yeni bilgilere ulaşabilme için çalışmaların yapılacağını ve bir çok kültürel alanda yeniliklerin yapılacağını tahmin edebiliriz.


28 Eylül 2022 Çarşamba

Ahlak'ın Temelleri

 Ahlakın Tanımı

Felsefimize göre ahlakın tanımı şöyledir.

Canlıların tümünde, tür ve cinslerinde canlı sayısının artmasına orantılı olarak daha belirgin olmak üzere evrimleşme sürecinde mekan, zaman ve şartlara göre kendi aralarında belirli davranış kalıpları ortaya çıkarmaları, oluşturmaları, geliştirmeleri ve değiştirmeleridir. 

Bu tanımımıza göre ahlakın temelleri genetiğimizden hali ile doğadan gelmektedir. Oluşması, gelişmesi ve değişmesi tür ve cins çeşitliliğinde ikili, grupsal ve toplumsal üye sayısının artması, mekana yayılması, iklim şartları, temel ihtiyaçların karşılanma koşulları, türe veya cinse ait genetik çeşitlenme olasılıklarının yaşama değişikliklerine etki etmesi ile şekillenen alışkanlıklara, gelenek, görenek, usul, ilke ve kurala dönüşerek ilerleme sürecine giren türün devamı sürecine sürekli değişme, gelişme ve dönüşme olanağını içinde barındıran öğrenilmiş, öğretilebilen ve yaşanılarak tekrar sürecine girebilen tüm davranış kalıpları olasılıklarını da içinde barındıran olgudur.

Aynı türün üyeleri yeryüzünde çoğalması durumunda yatay bir ilerlemeye başlarlar. 

Mekanın genişlemesi ile tür üyelerinin tümünün farklı ahlak oluşturma olasılığı artmaktadır. Günümüzde internet küresel iletişime doğru ilerleyerek evrensel ahlakın oluşma sürecinde farklı ahlak biçimlerin birbiri ile karşılaşması ve değerlendirilmesine doğru ilerlemektedir.

Fiziksel şartları, temel ihtiyaçları karşılama için türün yardımlaşma biçimi, birbirlerine davranış, tutum ve amaçların öne çıkması ve belli bir merkezce kontrol edilemeyen, yönlendirmesi yapılamayan her türlü söz, niyet, amaç, sonuçların yenilenme, tekrar ve değişime açık halde sürekliliği olan canlılığın evrim süreci ile taşıdığı ve aktardığı davranış kalıp ve şekil olasılıkları ve onların gerçekleşmesi, yaşanması olgusudur.   

Ahlak kavramını da çözdük hayırlı olsun. 

Nasıl bir ahlak konusu ise ayrı bir konu olup onun çözümü toplumsal olarak yaşama sırasında oluşabilecektir.

27 Eylül 2022 Salı

Sana Seni Anlattım Bu Şiir'de (şiir)

Yağmur yağıyorken, bakıyordun, sessiz ve çaresizce,

Düşünceliydin fikirsizce, sadece gözlerin seyretmede,

Kulakların dinlemedeydi, merakla bedenin beklemede,

Bilim sokuldu yanına ve kulağına fısıldadı sessizce.


Sana yağmuru anlattı, nasıl yağdığını, bütün gece,

Sende artık biliyordun, yağmur nedir, nasıl, nice,

Teknoloji göründü gülümseyerek, uzattı şemsiye,

Artık yağmur sana zarar veremez, dedi fikrince.


Ben yanındaydım o anlara şahitlik ederek, izleyerek,

Yağmur bilgin ve şemsiye ile büründün yeni kimliğine,

Göremez oldun, arken örtüldü yeni bilgi ve nesne ile,

Şimdi sana hatırlatmak isterim, eski ve yeni kimliğinle.


Çok zaman önce yalnız ve çaresizdin, yoktu zamanın,

Tek hücre gibi dolaşırdın, vahşi doğanın kucağında,

Kendini bilmez, bir şey bilmez, yalnız ve zamansız,

Gündüz güneş, gece ay eşlik ederdi ömrün boyunca.


Yumurta ile gelişmiş, memeliye döndün, evrimince,

Memeli, yavruyu karnında büyütmekti dönemince,

O ilkenin devamı, sende olacaktı, hücrenin hedefince,

Önce hücre, sonra doku, organ ve beden sürecinde.


Üreme ile bitmeyecekti, ömür boyu yaşamandı birlikte,

Yavruların ve onların yavruları ile, hücre, tür gereğince,

Artık biliyorsun sürecini, duygu ve aklın geldi böylece,

İnsandan başka canlı başaramadı, doğanın işleyişinde.


Aile olmak, birlikte ömür sürmek, türüne hizmet etmek,

İş bölümü, yardımlaşmak, dayanışmaktı hücre temelinde,

Sen insan busun şu an hücrenin birleşerek, bölünmesinde,

Bedenlenme sonrasına ulaşma aşamasında ve büyümesinde.


Türler arası ulaştın zirveye, bu yarışta, hücrenin hedefinde,

Kazandın yağmurun bilgisini ve şemsiyeyi de hakkettin de,

Çevrende temsil evren malzemeleri, ellerini güçlendirmede,

Doğanın üç temel ilkesi üre, çoğal ve yayıl'dasın günümüzde.


Özkan Salman

23 Eylül 2022 Cuma

Geçim ile El alem (şiir)

 

Dertlerin önce yolunu çizer, sonra kaderini,

Geçim derdi en önemlisidir, hep oyalar seni,
El alem, Toplum düzen, sürekli yoklar seni,
Ne yapıyor ne ediyorsun, kötü müsün iyimi.

Fakirleşirsen kol kanat gerer, yardım ederler.
Toplumla devam için, öğütle, yol gösterirler,
O yolda ilerler isen sabırla ulaşırsın orta hale,
Geçim derdi devam eder, ya geriler ya ilerler.

Zengin olursun, el alem imrenir, tebrik ederek,
Onların istediği haldesindir, eh bir gün olacak,
Geçim derdindedir, kendine yeter, çoğunluk,
Fakirlik ile zenginlik arasında uzun yolculuk.

Kimi vardır zengin, fakir gibi yaşar, öyle de ölür,
Kimi vardır orta, zengin gibi yaşar, çabuk yorulur
Kimi var fakir, el alemi dinlemez, erken gömülür,
Kimi vardır, zengin, hem zengin hem orta görülür.

Geçim derdi hiç bitmez, el alem takibi de durmaz,
Nerede yaşar, nerede gezersin, ne yer ne içersin,
Kimlerle yaşar, konuşursun, nerelisin, neredensin,
Neyin var, yok, işin, gücün nedir, ne hallerdesin.

Geçim derdi, geçinme derdi, sürer ömürlerce,
Ne var, ne yok, geçiniyor, iş, güç idare, deriz,
Aile kurmak, ev, araba almak, iş, aş derdinde,
Şükür eder, sağlık olsun da her şey olur deriz.

Geçim derdi zorlaşır, sağlık giderse, hastalıkta,
Gelir azalır, çalışılmaz ise, erir neyin var yoksa
Zengin orta, orta fakir olur, fakirler ise fukara,
El aleme muhtaçlık, böyle istenmez bu yolda.

Geçim derdi, çalışmak ile başlar, sağlıklı iken,
Birikim gelir, temel ihtiyaçlar karşılanır iken,
Barınma, çocuk büyütme, yeme içme der iken,
Nasıl birikim olacak, bir sürü masraf var iken.

Şehirde geçim derdi kalabalıklarla zorlaştırılır,
Yerini beğenmeyenler, yarış atı gibi yarıştırılır.
Rekabetle en iyi, en önde olmak için koşturulur,
Başarılı olanlar kutlanır, hilekarlar ise ayıplanır.

Şehirde geçim üçe ayrılır, varoşlardır şehir gerisi,
Orta direktir el alemin özü, tüm şehir ve çevresi,
Zenginler otururlar, geniş bahçeli, havuzlu villası,
Bu üç geçimci görmezler, sevmezler birbirlerini.

Geçim derdi, can, canan derdi, bitmez tükenmez,
Ömür boyu bizi bırakmaz, el aleme karşı gelinmez,
El aleme küsülmez, kızılmaz, ne ele gelir ne avuca
Sevgi bilinmese de saygı, şükran, minnet de bitmez.

Özkan Salman 

18 Eylül 2022 Pazar

Felsefenin Temelleri

Günümüz yaşantısına, önce bilim sonra onun ürünü teknoloji hakim olmuştur. 

Hayırlı olsun.

Hala teknoloji büyüsünü yaşıyoruz gündelik yaşantımızda. 

Teknoloji bizleri çepeçevre sarmış ve büyüsü ile kuşatmış durumda.

Modern don kişot kitabını yazsa idim şu dizeler dökülürdü kitap satırlarıma;

" Ey savul teknoloji seni yeneceğim. Büyünden kurtulacak ve insanlığı kurtaracağım. Bizleri dinlediğin ve izlediğin telefonunu almayacağım ve yasaklayacağım etkimdeki çevremden. Bize boş hayal ve rüya tuzağı kurduğun tv yi seyretmeyecek ve meşgül etmek istediğin, internetini kullanmayacağım tüm azmimle. Ninni söyleyerek uyutmaya çalıştığın radyonu dinlemeyecek ve tüm metalik atlarına ve içtikleri yağlı ve siyah içeceğe savaş açacağım oto yolarda. Mutfakta kullanmayacağım robot askerlerini, kışın ısınmayacağım ve yazın serinlemeyeceğim klima ejderhalarınla. Tüm metal kuşlarına, sandallarına ve hızla giden  ve insanları karnında taşıyan büyük yılanlarına savaş açıyorum. "

Ve bu kitap satırları tarihte gülünç ve acınası kalırdı tüm hafızalarda. Fakat bir tarih değişimi de sunardı unutulmamacasına. 

Teknoloji çağına hoş geldiniz.

Teknoloji bizi kuşatmış ve her şeyimizi belirlemişken geri kalanlarımız nelerdir bu yüzyılda küçülmekte ve zayıflamakta olan nelerdir sorarım sizlere. 

Elbette Sanat din ve felsefe aklıma gelir hemen onun adları diye.  

Tarihin üç devi adeta iç geçirir ve nefes almakta zorlanmaktadırlar. 

Bilim ise kıs kıs gülmekte öne sürdüğü teknoloji ürünleri sayesinde. 

Bilim kendi dönüşünü yaşamakta şu anlarda teknolojinin sahne alması sırasında. 

Bilim artık kimlik değiştirmekte gizlice.

Bilim kaybolmakta yerini teknolojiye bırakırken. Ve o gölgelerde dolaşmakta sessiz ve sakin köşelerinde kilo almakta iken.

Sisler içinde bir şeyler dolaşmakta kendini göstermeden ve sessizce. 

Belli belirsiz görünmekte ama net seçilememekte. 

O felsefe değil mi yanındaki de bilim olsa gerek. 

Bilim ağlamakta felsefenin kollarında. Üzgün ve çaresizce dert yanmakta.

"Felsefeciğim biz bu hale nasıl geldik, kendimi tanıyamıyorum, aynada kendimi göremiyorum. "

Bilimin saçlarını okşarken felsefe dingin ve huşu içinde hafif gülümsemekte. 

" Kaderin bir tecellisi yavrucuğum, bundan kaçış yok. Laboratuvarda deneydin ve kitaplardaki bilgi idin şimdi ise yeryüzünde varlığa dönüştün. Teoriden pratiğe dönüştün. Ve bu senin kaderin kuzum."

Bilimde hemen atılır heyecanla; " Sen düşünce idin, bende senin eylemin oldum değil mi "

Felsefe sakince " Evet haklısın, ama benim düşünme işim devam ediyor sen kendini teknolojiye bırakırken ve yeni düşüncelerimin eylemini teknolojiye sunmayı düşünüyorum maalesef sana değil."

Bilim yalvarmaya başlar. " Lütfen beni bırakma, ben senin en değerli kısmınım, bak din ve sanat kardeşlerimle ilişkini zayıflattın beni de bitirmeye çalışıyorsun uzmanlık yeni gözdelerinle. Bana da gelecekten bir yer ver olur mu. "

Felsefe gizli planlarını keşfetmiş bilime hayretle baktı ve; " Elbette bilimciğim seni hiç unutur muyum, fakat sen artık bir amaç değil araç haline gelmeye başladın, her zaman seni dikkate alacak ve sana değer vereceğiz merak etme."

Felsefenin temelleri konusuna giriş yapmak için yazımda edebi satırlara başvurdum. 

Her yerde olan görülmez. Sadece her yerin parçaları görünür. Sınırlı duyularımız ve algılarımızda.

Felsefe her yerdedir hayatımızda onu görmek veya sezilmesi için büyük gayret gerekmektedir. Genelimizden, tümümüzden bu gayreti istemek haksızlık olurdu. Siz rahatınıza bakın biz gönüllüler bu alanda hem istekli hem de yaptığından mutlu olan bizler yeteriz felsefeyi devam ettirmeye.

Teknoloji her yerde değildir. O hep elimizin ve ayağımızın altında, bizler onun içinde, yanındayızdır. Teknolojiyi görmekteyiz sürekli haliyle onu kullanıyoruz. Ve o günlük yaşantımızın her saatini bize hizmet etmek üzerine çalışmakta yani teknoloji bizim hali ile tüm insanlığın cansız kölesidir.

Tarihteki efendi- köle diyalektiği değişmektedir. Cansızları biz canlılar köle ediniyoruz. Bu köleler hiç itiraz etmiyorlar. Madde ve enerjiyi kendimize köle ediyoruz. Bir düğmeye basarak onları çalıştırıyor ve bir düğme ile durduruyoruz. Bunlar köle olduklarını bile bilmiyorlar. Bilme özellikleri yok çünkü canlı değiller. Canlı olsalardı eninde sonunda tepki verirlerdi iyi veya kötü. 


.............


11 Eylül 2022 Pazar

9 Eylül İzmir'in 100. yıl kutlamaları


                                              
09.09.2022 Cuma 18:00 -23:00

Bu gün İzmir'in kurtuluş günü Gündoğdu meydanında yüz binlerce (2 milyon kişi, bu yüzyılın etkinlik için toplanma ilk rekoru) kişinin katılımı ile kutlandı. Tarkan konseri ile de geceye renk kattı.
Ressam bir arkadaşımla bu büyük etkinliğe katıldık. Kalabalıklarla birlikte Konak'tan Gündoğdu meydanına doğru yürüyüşe geçtik. İnsan seli ile birlikte akıyorduk adeta.
Bu yürüme sıradan bir yürüyüş olmadı. Toplumun temsili bu kalabalığın gizli ve büyük gücünü bedenlerimizde hissederek yürüyorduk. Kulaklarımız bu kadar insan sesine gözlerimiz bu kadar kalabalığın hareketine alışık değildi. Kulaklarımız duymaktan, gözlerimiz görmekten yoruldu.
Bu kalabalıklar mutlu bir gün için bir araya gelmişti ve herkesin yüzü gülüyordu. Çocuklar çok neşeli konuşuyor ve heyecanları ses tonlarından belli oluyordu. Gençler ve yetişkinler ise keyifli ve sakin olarak aile, arkadaş grupları halinde yürüyorlardı. Yüzlerinde üzgün, öfkeli ve çok ciddiyetten kasılmış, asık gibi olumsuz ifadeler görünmüyordu. Her yüzde sakin, keyifli ve neşeli ifadeler hakimdi. Bu hal toplumun pozitif gizli ve büyük gücü idi. Ben ve arkadaşım tüm yorgunluğumuza rağmen bu toplumun gizli ve büyük gücün enerjisini hissediyor ve alıyorduk beden ve zihnimizle.
Toplum temsilinde büyük kitle halinde insanlar belli bir amaç ve hedefle bir araya gelmişler, bu mekanlarda yürümekteydiler. Ben ve arkadaşım da bu kitlenin içinde, yanında ilerliyorduk. Tümümüzde toplum barışı hakimdi. Bedensel ve sözsel sataşma, öfke, üzüntü, korku gibi ara duygulara izin verilmiyordu. Burada tamamlanmış duygular hakimdi. Neşe, keyifli olma ve sakinlik halleri.
Kent varlığının oluşma ve temellerinin herkesçe bilinmesinin verdiği ortak anlayış ile toplum birlikteliğinin mutluluğu herkesi sarmış halde yürüyorduk hep birlikte.

Bu duygulara merak eşlik ediyordu. Başka insanları görme merakı. Paylaşılan, kentimizde yaşayan diğer insanların nasıl olduğuna duyulan meraktı bu. Kadınlı erkekli giyim şekilleri, bedenleri, sosyo - ekonomik ve kültürel çeşitlilikleri merak konularıydı.
O kalabalıkta her kesimden insan bulunmaktaydı. Hepsi de pırıl pırıldılar. Temiz ve düzenli giyinmişlerdi. Yürürken bir uyum ve düzen içinde ilerliyorlardı. Gür, berrak ve serin akan bir nehir (insan nehri) gibiydiler.
Cumhuriyet meydanında bir kafenin ikinci katında locaya oturduk. Pasta ve çay eşliğinde kalabalığı ve gösteri uçaklarını izledik. Telefon kamerası ile kayıt altına aldık ve fotoğraflar çektik.

Bir saat oturduktan sonra hava kararması ile Gündoğdu Meydanı'na doğru yürümeye devam ettik kalabalıkla beraber. Biz kalabalık halinde giderken, geri dönen kalabalıklarla da karşılaştık. Bu yürüyüş çok yoğun ve yorucu idi. Fakat o an heyecandan farkına varamıyorduk. Kalabalıktan kişilerle çarpışmamak ve önce yan yana sonra önlü arkalı sıralı yürüdüğümüz arkadaşımla birbirimizden ayrılmamak için çok gayret sarf ederek yürüyorduk.

Göz ve kulağımız çok çalışıyor, iskelet ve kaslarımız yürüme sırasında dengede kalmak için çok çaba sarf ediyordu. Nefes alma zorluğu çektik. Bu kalabalık ortamda oksijen tüketilmiş ve karbondioksit hakim olmaya başlamıştı. Böylelikle yürürken yorgunluk hissetmeye ve baş ağrısı duymaya başladık. Kalabalığın beden sıcaklığı ortamı kaplamış ısıyı arttırmıştı. Kalabalıkla giderken bazı kişilerle kısa ve hafif çarpışmalar da yaşıyor ve bu hal yorgunluğumuzu arttırıyordu dengede durmamızı zorlaştırır hale getiriyordu.
Yorulmuş, fakat bir çok mutluluğu bir arada yaşamış olarak kentimizin 100. yıl gününü kutlama büyük etkinliğine katılmış ve bir çok ilham alma olanağımız olmuştu.






 

BBD Yöntem ve Uygulamaları -135

  Günaydın, değerli sağlık sever dostlar. 09:30 Çekirdek Kahve 10:00 Yumurta, haşlanmış, bir adet, sadece sarısı 10:45 Simit , yarım, ısıtıl...