26 Mart 2024 Salı

Yeni Bir Çağa Geçiş : Küreselleşme Çağı

 İnsanlık tarihi boyunca insanlar aile, grupsal ve topluluk halinde uzun süre birbirlerinden ayrı olarak yaşamlarını sürdürmüşlerdir.

Birbirlerini biliyorlar fakat mesafelerini koruyorlardı. İnsan zihinsel özellikleri ile yaşamlarını kolaylaştırmaları ve öğrendikleri her yeni bilgi ile diğer grupları hakimiyet altına alarak daha büyük grupların oluşturmasına doğru ilerlemişlerdir. İnsanların birlikte olmaları arttıkça doğa içinde güçlerinin arttığı tecrübesine sahip oldular. Toplu halde avlanıyorlar ve toplayıcılık yapıyorlardı. Böylelikle hem tehlikeli hayvanlara ve diğer düşman insanlara karşı güvenliklerin sağlıyorlardı. Zaman bu topluluk halindeki insanların çoğalması ve yayılma zorunlulukları nedeniyle diğer topluluk halindeki insanlarla karşılaşmaya zorlamaktaydı. Ve bu karşılaşmalar anlaşmalar ile bitmesi zordu. Savaş ile kazanan kaybedeni kendi topluluğuna katıyordu. Yenilenlerden itiraz eden ve saldırgan olanlar kovuluyor yada öldürülüyordu. Buradaki amaç birleşmeydi. Köle, efendi temeli değildi. Temel olan birleşme zorunluluğu idi. Bu birleşmenin en sert hali hakimin edilgeni öldürmesi ya da kovması idi. Topluluktan kovulmuş insan ölüme terkedilmiş gibiydi. Başka topluluklara katılma çabasına karşı gelecek tavır ve tutum, kovulduğu toplumun kendisine yaklaşımından farklı sayılmazdı. En tehlikesiz yaklaşım ise topluluğun varlığına görevle katılması idi. Hizmet, av, ritüel ve özel yetenekler arasından bir tanesi olacaktı.

İnsanlık tarihi insan toplulukların nasıl günümüzdeki ulusal devlet olgusuna doğru ilerlediğini göstermektedir. 

Günümüzde ise tüm insanlar yeryüzünde her yere gidebilmekte ve her gelişen olayı bilmekteler. Halklar yaşamak ve deneyimlemek istemektedirler. İyi yaşamak ve deneyimlemek için refahlarını arttırmak istemektedirler. 

İlk insanlar hücre halinde tekilken aile olgusu ile dokuya dönüştüler. Sonra ulusal ülke aşamasına gelerek organları oluşturdular. 

Şimdi küreselleşerek bedenlenmeye doğru ilerlemektedirler. 

Zihin ve bedeni birleşim bir insan modeline ilerleme halinde olan bir insanlık tarihi ile karşıya olduğumuz fark ediyoruz. 

Bu aşama doğadaki yerimizi belirlemektedir.

İnsan doğada üç ana unsurdan biri olarak göze çarpmaktadır. Öncelikler hücre temelinden mikrobiyolojik canlılar, sonra bitkiler ve insan. 

Bu aşamada yani küreselleşmede neler olacaktır. Bunu zamanla göreceğiz. 

Felsefe de biz hazırız bu yeni çağa. 

Doğa aynası teorim bu aşama içindir. 

Daha fazla bilgi almak isteyen felsefe sever dostlar bu blogdaki tüm yazılarımı okuyabilirler. Youtube sitemde de canlı yayınlar yapmaktayım.    

19 Mart 2024 Salı

Rekabetin özgürlüğe baskınlığı : Savaş Olgusu

 

İnsanlıktaki savaş ne anlamlara gelmektedir.

Rekabetin özgürlüğe baskın gelmesi ve onu baskı altına alması vardır. Özgürlüğe ara verme onu baskılamaya ve akışını durdurmaya yönelik bir eylem halidir.

Savaş yapay seleksiyondur.

İnsanlık gelişim tarihinde sıfırlama, kültür sıfırlaması, durgunlaştırılması, boşluk oluşturulması olarak göze çarpmaktadır.

Toplumların birbiri ile savaşması demek olan bu durum hakimiyet ve sahip olma ile uygulanmakta olan düzenlerin değiştirilmesi amacıyla veya önceden gelen konumların kaybedilmesi endişesini taşıyarak saldırıya geçilme halidir.

İnsanlık tarihinde savaşlar her zaman özgürlüklerin kısıtlanmasına ve onun hızla ilerlememesine ya da hızla ilerleyen özgürlüklerin tehlikeli hale gelme risklerinde ortaya çıkmaktadır.

Tarihin gelişiminde hızla ilerlenirken birden hendeklerin, çukur alanların gelmesine benzer bir yeryüzü şekillerinin varlığı gibi insanlık kültürünün ilerlemesinde tümsekler ve çukurlar ile karşılaşılmaktadır.

İnsanın nüfusunu dengeleyecek kendisinden başka canlı ortaya çıkmaması insanın kendi kendisini dengelemeye zorlama halini ortaya çıkarmaktadır. 

Hastalıklar, kazalar, afetler, belalar ile insanlık kendi içinde doğal akışında seleksiyona uğrar iken bu oranların nüfus artışı karşısında az olması çevre insanların merkeze hücumu ve pay istemeye başlaması halinde merkezden çevreye karşı savaşla cevap verilmesi de söz konusudur savaş olgusunda.

Merkezin çevre kaynaklarını kullanmaya devam etmek amacı ve bu sürecin kesintiye uğramama telaşı da savaşı beraberinde taşımaktadır. 

Küresel mali hesaplarda gezen, göçebe paranın, sermayenin, yerleşik merkezlerden tarafından kontrol edilme ve dağılma tehlikesinden uzak olma çabası vardır. Sermayenin vatanı yoktur, ülke yöneticilerin ise vardır. Sermaye yöneticileri küresel olarak kontrol altına alınmamak ve özgürce davranmak, görünmemek, hesap verebilir olmamak peşindedirler. Ülke yönetimlerin haksız baskısı ve yaptırımlarına takılmak istememektedirler. Kar miktarlarından büyük miktarda vergi oranlarını vermek istememektedirler.  

Küresel mali krizlerin savaşları tetiklediği ve ateşlediği alanlara geldik. Mali krizlerin savaşlar ile aşılacağı fikri bir çok ülke yöneticisinin zihninde artmaya başlamaktadır. 

Ülke yöneticileri sermaye yöneticileri ile gizli bir savaş yürütmektedir. 

Ülke yöneticileri kendi merkezlerinden küresel dolaşıma geçmekte ve bunu yaparken görülmektedirler. 

Sermaye yöneticileri birer hayalet gibi dolaşmakta ülke yöneticilerini takip ederek ve onların hareketini daraltacak, yavaşlatacak engelleyecek planlar yapmaktadırlar. 

Ülke yöneticileri ile sermaye yöneticileri arasındaki savaş öyle bir hale gelir ki artık ikisi arasındaki savaş toplumların savaşı olma riskine dönüşebilir. Görünmeyen savaştan ya da vekalet savaşından görünen toplumların savaşına doğru ilerleme riski vardır. 

Vekalet savaşlarında paralı orduları sermaye yöneticileri yönetmekte ve ülke yöneticilerin silahlarını kendilerine çevrilmesine çalışmaktadırlar. 

Ülke yöneticileri ise gizli kurum ve güçlerini belli ve belirsiz olarak sermaye yöneticilerine yönlendirmekte ve onları kontrol altına almaya çalışmaktadır. 

2001 dünya ticaret merkezinin yıkılması dünya ticaret merkezine itirazı taşıyordu. Bu mesajı alan ülke yöneticileri tüm dünyada sermaye yöneticilerinin araştırılmasına başladılar.

Hala bu süreç devam etmektedir. Günümüzdeki Balkan ve Gazze savaşları ülke yöneticileri ile sermaye yöneticilerin uzun süre önce başlamış olan vekalet ve gizli savaşların halktan saklanamaz hale gelmesi halidir. 

Hepimizin endişesi ise bu ülke ve sermaye savaşlarının halkların yararına olacak şekilde sonlandırılmasıdır. Bu da yeni ekonomi ve ülke yönetim tarzları ile olabilecektir. Bu yeni ekonomi ve ülke yönetim tarz şekilleri önceki tarih örneklerden olmamalıdır. 

Yepyeni ülke ve ekonomi yönetim tarzları oluşturmak zorundayız. 

Ekonominin döngüsel, ülke ve özel ekonomi yönetimlerinin de yetki ve görev sınırlarını belirleyen ve sadece o yönetim işlerine odaklanmalarını sağlayan yeni yönetim modelleri oluşturmalıyız. Çünkü kurumların istikrarını olumsuz yöne çeken ve amacından saptıran unsur kişisel yargı ve kararlardır. Bir çok kurum amacı ve süreci bitmesine rağmen kişiler tarafından hala değişmesi gereken kurumların devam etmesinde zaaf içinde bulundukları saptanmaktadır.   

Bu yeni yöntemler üçüncü dünya savaşından sonra mı yoksa onun çıkmasını engellemeye yönelik olarak mı ortaya çıkacaktır bunu bilmek, tahmin etmek zordur. Savaştan önce olması toplumların tarihteki olduğu gibi büyük acılar çekmemesini sağlayabilir.

 

16 Mart 2024 Cumartesi

Bilincin İnsandaki Tanımı

 Kaostaki bilginin kozmoza getirilme çalışması bilinci oluşturmaktadır.

Youtube deki kanalımda bilinç dahil bir çok konuya değinmekteyim. 

On sekiz yaş üstü tüm okuyucularım davetlidir. 



https://www.youtube.com/live/o3dFixvS-NY?si=dMbx3AKbq_7a4VNH

4 Mart 2024 Pazartesi

Doğa Aynası Teorisi - 4

 Doğa Aynası Teorinin etkileri ile ulaştığım yeni bilgiler birbirine eklenmeleriyle bilgi demetleri şekline dönüşmeye başladı. 

Kuşların Evriminden Balıkların Karaya Çıkış Tezine

Kuşlarının evrimin araştırır iken canlıların sulardan karaya geçiş tezine rastladım. Yanlış tezleri birbirine bağlamak hem zordur hem de mantığa uymaları zordur. Fakat doğru bilgiler birbirine bağlandığında ilerlemeyi ve yeni bilgilerin ortaya çıkışına tanık olabiliriz. 

Kuşların ilk ve önemli besinlerini böceklerin oluşturduğu tezinden ilerleyelim. 

Canlılığın sırasıyla hücre, mikrobiyolojik canlılar ve bitkiler sıralamasında ortama bitkilere bağımlı olarak böceklerin geldiğini görüyoruz. Yeryüzünün büyük miktarda bitki ile dolması mikrobiyolojik canlılardan belli kesimin böcek olarak bu ortama dönüştüklerini söyleyebiliriz. Böceklerin ortama gelişleriyle çoğalmaları ve büyük bir oranda yeryüzünü kaplamaları söz konusu olmuştur. Bu döneme " Böcek patlaması " denilecek bu dönemde böcek ölümlerinin çok olduğu yeryüzünde bir katman oluşturduğu tezimizi bilimsel araştırmalar doğrulayabilecek veya yanlışlayabilecektir.

Böcek popülasyonu o kadar büyümüş, artmış ve genişlemiştir ki göllere, denizlere ve akarsulara kadar ulaşmış, yüzeylerini kaplayamaya başlamışlardır. Bu yoğun böcek ortamında balıklar böcek yemeye başlamışlar ve bu besin zincirine katılan balık türü sayısı da artmış ve çeşitlenmiştir. Önce suların üzerindeki beslenmeleri kıyıya doğru gelişme göstermiş sonra hem kara hem de su arasında bir amfibi türü ortaya çıkmış böceklere bağlı beslenme bu yeni türü karaya taşımıştır. Karada böceklerle beslenen türler farklı cinslere evrilmek zorunda kalmıştır. Sürüngenler, yürüyen dört ayaklıllar (kertenkele) kurbağalar ve kuşlar şekline dönüşmüşlerdir. 

Kuşlara dönüşecek yeni türler önce  yere yakın uçan, sıçrayan ve kaçan böceklere sonra bitki ve ağaçların üstlerine doğru ilerleyerek yüksekteki böceklere beslenmeye doğru evrilmişler ve sonunda uçma özelliklerini kazanmışlardır. Sonraki yaşamlarından böcek azalması karşısında meyve, bakliyat gibi bitki özelliklerinden beslenerek varlıklarını korumayı sürdürmüşlerdir. Ete yönelen son versiyonlar olan etçil kuşlar son şekillenme aşamasında bulunmaktadırlar.

Görüldüğü gibi hem kuşların evriminde hem de diğer türlerin sulardan karaya çıkışlarında böceklerin etkisini görmekte ve evrimin kayıp parçasını tamamlamaktayız. Artık bu tezlere bilimin yaklaşımını beklemekten daha öteye gidemeyiz. 

Felsefe yola devam etmelidir. Doğa Aynası Teorisi bizlere daha bir çok yeni bilgi için tez ve varsayımlar vereceği öngörüsündeyim.

1 Mart 2024 Cuma

Doğa Aynası Teorisi - 3

 Doğa aynasından insana bakmaya devam ediyoruz. 

İnsanın ilk zamanlarında iki türlü yaşantısı bulunmakta idi. Ağaçlar üstünde ve yerde şeklinde yaşamını sürdürmekte idi. Ağaçlarda meyvelerin olgunlaşma dönemlerinde dolaşıyor ve meyveleri elleri ile koparmak ile besini ile ağzı arasında elini kullanarak önceki canlıların ağız besin birleşikliğinden uzaklaşmaya başlamıştır. Etçiller de avlarını yakalamak ve parçalamak için pençelerini kullanmaları ile insanın meyveyi elle alıp yemesi aynı şey değildi. Etçillerin pençeleri ağızlarının bir uzantısı özeliği taşımakta ve kendine özgü tırnak şekli ile bedenin ve ağzın bir uzantısı durumundaydı. İnsan ise meyveyi el ve kol gücü ile koparması elin değişimin sadece kuvvetli bir avuçlama ve çekme üzerine sağlamıştı. Bu özellik elinin etçilin hareket etmesine yardım amacında olan ön ayaklarının ikinci bir özellik taşımasına doğru ilerlemesiyle aynı durum değildi. Pençe hem yürümek hem de avlanmak için iki yöne ayrılmış ve etçile avını kovalar iken avını durdurma olanağı ile sınırlı kalmıştı. İnsan ise avucunu tutma ve çekme yönünde geliştirmiş ve dallarda oturma alışkanlığı onun dik durma davranışının ilk adımları olmuştur.

İnsan ağaç üstlerindeki yaşamı ve yerdeki yaşamı şeklinde iki yaşam biçimin geliştirmiştir. Kendisini avlamakta olan etçillere karşı ağaçlar korunaklı halde olurken etçillerin ağaçlara hızla çıkıp kolay inememeleri onlarında ağaçlara tek yönlü bir hızla çıkıp inmekte zorlanmalarının ağaçtaki insan veya başka avlarını avlandıklarına işaret etmektedir.

İnsan hem hem ağaçta hem de yerdeki yaşantısı sırasında farklı özellikler kazanmıştır. Ağaçta iken görme ve ses özelliklerini geliştirirken ağaçtan inince koku özelliğini geliştirmiştir. Yerdeki yırtıcılar koku merkezli  yaşarken görme özelliği sonraki önemli özellik olarak oluşmaktadır. İnsan ise ağaçta iken hem görme ve duyma özelliği ile ağaçtan aşağı inince koku özelliğini de geliştirmiş olup bir çok duyu yetilerini geliştirmesiyle çevresindeki yırtıcı ve başka hayvanlara karşı bir üstünlüğü oluşmaya başlamıştı.

23 Şubat 2024 Cuma

Doğa Aynası Teorisi - 2

 Doğa aynası teorimiz üç ana özden ve canlı türünden oluşmaktadır. 

1. Bitki

2. Mikrobiyolojik canlı

3. İnsan

Canlı türlerin kendine özgü özelliklerine ait tanımları

Bitki : Bedenlenmiş hareketsiz canlı

Mikrobiyolojik canlı : Bedenlenmemiş hareketli canlı

İnsan : Bedenlenmiş hareketli canlı

Bitki ve mikrobiyolojik canlı dışındaki insanın evrim sürecinde  zorunlu ilişkili, etkileşimli ve bağlantı olduğu diğer bedenlenmiş hareketli canlıları insan öncesi olarak veya insanı onların temsilcisi, bu tür canlıların son aşaması olarak ele alıyoruz doğa aynası teorimize göre. 

Mikrobiyolojik canlının büyüme, gelişme ve dönüşme potansiyelini taşıdığı savında bedenlenme aşamasına gelebilme yetisi taşıdığı ileri sürülmektedir bu teoride.

Bitki ve mikro-canlıdan oluşan ilk canlı yaşam sisteminde atmosferden karbondioksit alınıp oksijen verilmekte idi. Güneş ışınların başlattığı gündüz sürecinde bu devam ediyordu. Güneşin yokluğu olan gece ve karanlık aralıklarda ise bu canlı sisteminde oksijen alıp karbondioksit verilmekte idi. Böylelikle güneş varlığı ile yokluğu arasında canlı sisteminin evrimsel süreci işlemiştir. 

Gündüz süresi gece süresine göre uzun olması nedeniyle atmosferde oksijen artması ve karbondioksit azalmasının süreci başlamış bunun etkileri ile canlı sisteminde karbondioksit yetersizliğine bağlı olarak belli oranlarda bitki ve mikro canlıda ölümler gerçekleşmiştir. Ölen bitki ve mikro-canlı kuru ve katı halde iken atmosferde oluşan fazla oksijen fazlalığı nedeniyle kozmolojik etkilerle yanarak orman ve canlı yangınları ile atmosfere yapılarında bulunan karbon bazlı atomların karbondioksit olarak salınımını gerçekleştirmişler ve atmosferdeki oksijen ve karbondioksit dengesinin sürmesine etki etmişlerdir. Fakat bu süreç dengenin sürekli olmasına yetmemiş ve ölme olasılığındaki mikro-canlı içindeki bir grup sürekli oksijen alıp karbondioksit verme alışkanlığını geliştirerek hayatta kalma süresin uzatmıştır. Bu süre içinde bu grup çoğalmış ve yayılmıştır. Bedenlenme oranında da gelişme yaşamış ve kendi canlı sistemine doğru dönüşmüştür. Böylelikle oksijen alıp karbondioksit veren canlı ile karbondioksit alan oksijen veren canlı grupları arasında bir denge oluşabilmiştir. 

Çağımızda atmosferdeki bu denge insan kültürü tarafından değişime zorlanmaktadır. Oksijen ve karbondioksit dengesindeki atmosfere diğer gazlarda eklenerek atmosfer kimyasını farklılaştırmaktadır. Sonuçlarının neler olacağını günümüzde bilim araştırmaktadır. 



21 Şubat 2024 Çarşamba

Doğa Aynası Teorisi

 Doğa aynası teorim yeni çıktı. Onun üzerine felsefi çalışmalar yapmaktayım. İnsan kavramını tanımlama sürecinde oluşan doğa aynası teorisi en azından giriş açısından bana yeni bilgi ve fikirler vermesi bakımından kendisini kanıtlamış oldu. Ben de bu teoride ilerlemeyi planlıyorum.

Yeni bilgi ve fikirleri bu Blog sayfamda ve Youtube deki kanalımda yayınlayacağım. Hayırlı uğurlu olsun.

Adım adım, yavaş olarak ilerleyeceğim bu doğa aynası teorisi çalışmamda. 

Bu teorimde ilerler iken dikkat etmem gereken önemli unsurları araştırmaktayım. Bu teorinin felsefe tarihi ve insanlık tarihi içindeki bir örneğini araştırmak ve hemen bulmak kolaylığına kaçmamaya, özellikle önceki eserlerdeki tanınmış ve kabul edilmiş sav ve sunumlara başvurma kolaylığına girmeyeceğime karar verdim. Zekamızın çalışma prensibi olarak fikirlerin tamamlanmasını hızlandırma baskısının veya tümden vazgeçme bezginlik etkilerine kapılmamaya karar verdim. 

Freud'un bilinçaltını açıklar iken bir mitolojik örneğe başvurma kolaylığı teoride ilerler iken zekanın kişiye konuyu sonuçlandırma baskısının bir örneği olarak önümüzde durmaktadır. 

Serbest piyasa ekonomisi ve liberalizmin bir misyonu olan bireyi öne çıkarma planlarındaki insanlık tarihini kral, imparator, manevi elçiler şeklinde belirleyerek onların merkezindeki bir insanlık tarihi merkezinde eğitime yansıtma sınırlığını da bir teori oluşturma ve geliştirme sırasında düşünürün veya felsefecinin yakalanabileceği düşünce tuzaklarına dikkat etmesinin gerekli olduğu fikrine ulaşmaktayız. 

Doğa aynasından yansıyan insanın bilinçaltı ise hareketli bedenlenmiş canlı olarak bir insanın bilinçaltını açıklamamız kendisinden önceki ve şu andaki tüm hareketli ve bedenlenmiş canlıların temsilinde onların tüm özelliklerin hem genetik olarak negatiflerini hem de bedenen duyumsama yetisi olarak hem de canlı hafızası olarak taşımasını göstermektedir. Bu savımızı bir insan teknolojisi ile şu anda ve geçmişte yaşamış tüm hareketli ve bedenlenmiş canlıların temsilidir ve onların tüm olağanüstü özelliklerini de teknolojisi ile yapabilme becerisinde olduğu savından gelmektedir. Bu ilke çerçevesinde insanın bilinçaltına dair yeni bir sav ortaya konabilmektedir. 

İnsandaki bilinç ise yaşanan çağ ve zamanı ile ilgilidir. Bireyde zeka ve aklın üstündeki yaşayan ve işleyen bilinç, toplunda ise şimdiki ve geniş zamandaki devinen büyük bir bilinç aşamasıdır. Bilinç bireyde kendi ve çevresiyle sınırlı iken toplumlar ve insanlar olarak tüm yeryüzündeki yaşayan ve var olan bilinç haline dönüşmektedir. 

Bilinç üstü ise bir insanın ve toplumun genetiğinde taşıdığı önceki tüm hareketli bedenlenmiş canlıların mirasının genetiğinde negatiflerini taşıması ve o sahip olduğu ve temsil ettiği önceki hareketli bedenlenmiş canlıların, türlerin tüm potansiyelini şu an ve gelecekte ortaya çıkarma ve gerçekleştirme potansiyeli olarak görülebilir. Toplumların şimdiki ve geleceğe yansıtma olasılıklarında barındırdığı gerçekleştirme olanağını taşıyan bir gelecek olgusudur bilinç üstü.

Bir düşünür veya felsefecini bir teorisini geliştirme aşamalarında düşünce tuzaklarına yakalanmaması için nelere dikkat etmesi gerektiği konusunda fikirlerimiz gelişmektedir. Bu yönde düşünce şeklini ilerletmek düşünce tarihinde örneklerin az olduğu göz önüne alınırsa bendeniz düşünme şeklinin önemli bir tarz ve şekilde sürdüğü fikrine varabiliriz. Düşünür olarak ortaya çıkardığım fikirlerin nasıl olduğunu ve o fikirler üzerinde nasıl ilerlememin gerektiğini diyalektik düşünce biçiminden, yani eytişimsel düşünme biçiminden almakta olup bilimsel metotların izinden sürmekteyim ve o ilerleyişten ayrılmama ısrarında olmaktayım. Ancak bu güvenilir ilkeler yolu ile doğru ve gerçek bilgilerin ilerlemesi olanaklı görünmektedir.

Doğa Aynası Teorimin açılımı

Doğada üç tür göze çarpmaktadır varlıkları ile insan, bitki ve mikrobiyolojik canlılar. İnsan bu doğa aynasında kendisine iki türü ve doğa ilkelerini dikkate alarak bakabilir. Bu iki tür ve kendisinin varlık ve varlığını sürdürme temelinde farkları ve benzer yanlarını araştırarak kendisini tanımlama sürecini ilerletebilir. Kendisinden önceki türler ancak insan tanımının doğru tanımlamasına destek olabilmektedirler ve bu durum bir sağlama niteliği taşıyabilir. 

16 Şubat 2024 Cuma

Dut Fidanı ile Ot'un Gerçek Hikayesi

 "Bu gerçek hikaye bitkilerin zekası olduğuna dair ipucu vermektedir ve yapılacak yeni bir çok bilimsel deney ile kanıtlanması olasıdır." 

Bahçede gezerken bir dut fidanı gözüme ilişti, bonsai sanatına ilgi duymam nedeniyle bu küçük dut fidanını almış ve saksıya yeni yuvasına yerleştirmiştim. Dut fidanın üç yaprak vardı ve bu yapraklar gün geçtikçe sararmaya başladığında üzülmüştüm. Dut fidanın pes ettiğini düşünürken bir kaç gün sonra yeni bir yaprak filizlenmesi onun yeni ortamına alıştığını ve büyümeye devam edeceği mesajını verdiğini anladım veya ben öyle yorumladım. Ama gerçek onun yaşamaya devam edeceği idi. Yapraklarını feda etmesi ve yeni yaprak çıkarması biz insan düşüncesinde bir çok anlamlara da gelebilmekte idi. Bir sanatçı ve edebiyatçı bu anlamları çoğaltabilirdi. 

İki hafta sonra dut fidanın yanında bir ot yeşerdi. Dut fidanına bir arkadaş geldi dedim içimden. Her geçen gün hızla büyüyor ve dut fidanın boyuna yetişmeye başladı. Aralarında rekabet edecekleri gerçeği karşısında dikkatle izliyordum. Neler olacaktı. Bir maç, bir dizi izler gibiydim. Merakla, az sonra, arkası yarın, sonraki bölüm gibi takip ediyordum. 

Sonraki haftalarda birden beklediğim rekabet şekilleri görülmeye başlamıştı. Bizim ot büyümüş dut fidanın tek yaprağını kapatmıştı beş yaprağının birisi ile. Çok net ve bariz bir biçimde bu görülüyordu. Dut fidanı bu anın geleceğini bildiği için ufak bir yaprak daha filizlemişti, fakat o da çok ufaktı ve ot onun kapatma planları yapıyor görünüyordu. 

Ne yapabilirim diye düşünmeye başladım. Bu rekabetin kötü devamını seyredemezdim fakat dut fidanın yanında çıkmış tek otu da sökmek istemiyordum. Otun pencereye yönelmiş ve dut yaprağını kaplamış olan yaprağı dahil diğer dört yaprağını ters tarafa yönettim. İki bitki arasındaki kavgayı ayırmış gibi davranmıştım. Ota böyle yapmamasını, dut fidanının yapraklarını rahat bırakmasını yaptığım yeni eylemle göstermiştim. Sonunun nasıl olacağını tahmin etmemiştim. Sadece dutu korumak amacıyla böyle bir eyleme girmiştim. Otun nasıl tepki vereceğini düşündüğümden değil. Başka bir insanın bu durumda otu koparacağını ve çöpe atacağını da biliyordum. Otlar artık evrimsel olarak tarlada iken çok büyümeden koparıldıklarını bilebiliyor olabilirler miydi ? Bunu da düşünmemiştim. Fakat sonraki olaylar benim bu soruyu düşünmeme ve ortaya atmama neden olmuştu. 

Otu dut yaprağından ayırarak güneşin geldiği pencereden tam ters yönde yerleştirmemin ardından bir hafta içinde ne göreyim. Ot bana olağan üstü bir mesaj gönderdi yaptığı eylem ile. Bu hareketi onun zekaya sahip olduğunun işareti idi. Şöyle oldu.

Ot güneşe ve pencereye yönelirken her yöne bakmakta olan yapraklarından üç tanesini tekrar güneşin geliş ve pencere yönüne çevirdi. Bir yaprağını geride bırakmıştı. Ufak bir de yaprağı yukarı doğru bakıyordu. Güneşin geldiği ve pencere yönüne ilerleyen üç yaprağının hiç birisi duta ve yaprağına değmiyordu. 

Ot zekası ile ona uyguladığım, onun hareketini engellememin amacı ve nedeni anlamış benim ve dut fidanın kabul edebileceği bir tarzda eyleme geçmiş, göstermişti. Bu hareketi ile benim olaylara bakışımı eylemim sonucunda anlamış ve hemen bu doğrultuda eyleme geçmişti. Çok şaşırdım. Bu olayı görünce hayretler içinde kaldım. Bir ot beni algılıyor ve benim tutumuma değer veriyor. Onu uyarmamı dikkate alması gerektiğini yoksa tarlalardaki yabani otların temizlenmesi gibi kendisine de aynı eylemin yapılmasından korkarak benim ve dutun kabul edebileceği en uygun eylemi seçiyordu. 

Dut fidanı ve Ot


Otun bu hareketine çok sevinmiş ve etkilenmiştim. Ona bu hareketine karşılık bir cevap vermem gerekiyordu. Ve onun bu hareketine karşılık başka bir küçük saksıda ona yer ayırdım. Yeni yerini sevip sevmeyeceğini ve neler yapacağını merakla izlemeye başladım. 


 


   

İnsanı ve İnsan kavramını yeniden tanımaya çalışmak ve tanımlamak.

 Önceki ve alışagelmiş insan tanımlarımda hareketli ve bedenlenmiş canlılar üzerinden yani hayvanlar üzerinden insan tanımlaması yapılmıştı. 

Günümüzde artık hareketli ve bedenlenmesini tamamlanmış canlı türü olarak sadece insan ve bitki türleri ile bedenlenmesini tamamlamamış fakat hareketli canlılar olarak mikrobiyoloji canlı türü de bulunmaktadır. 

Bu üç canlı türü içindeki insanın tanımını doğa aynası yani bu üç tür üzerinden tanımlamamız önceki tanımlamalardan yeni bir tanımlamaya doğru ilerlememizi sağlayabilir. 

İnsan Nedir ?

İnsan bedenlenmesini tamamlamış hareketli canlıdır. 

Bu tanıma göre mikrobiyolojik canlılara hareketlidir fakat bedenlenmelerini henüz tamamlamamış durumdadırlar. Mikrobiyolojik canlılar hücre sonrası aşamada doğanın bedenlenmiş canlı üretme temelinde bulunmaktadır. Milyonlarca mikrobiyoloji canlının uygun şartlar ve olanaklar edindiği taktirde bedensel olarak gelişecek ve evrimsel bir büyüme çizgisine gireceklerdir. Fakat bu süre evrimsel olarak çok uzun olduğu için bu türün gelişmesini insan ve bitki engellemektedir günümüzde, böyle yapmak da zorundayız. Bitki ve insan olarak onların bedenlenmesi demek bitki ve insan varlığının bir tehditle ve rakiple karşılaşması anlamına gelmektir. 

Bitkiler ise bedenlenmesini tamamlamış ancak insan gibi hareketli değillerdir. Bitkiler kozmolojiye tutunmaktadırlar ve kozmolojiden besinlerini almaktadırlar. Bu durumda sanki bitkiler uzaylı gibi görünmektedirler. Canlı ama insan ve mikrobiyolojik canlılara benzemeyen yeni bir özellik kazanmışlar besinlerini canlıdan kozmolojik unsurlara yöneltmişlerdir. 

İnsan mikrobiyolojik canlı gibi hareketli fakat bedenlenmiş, bitki gibi bedenlenmiş fakat hareketli olması yönünden ondan ayrılan bir yetisi bulunmaktadır.

Bedenlenmesini tamamlamış hareketli tüm canlılar insanın altında, onun kontrolünde ve egemenliği altında kalmaktadır. O nedenle insan dışındaki yeryüzündeki bedenlenmiş hareketli canlıları insandan ayrı olarak değerlendiremiyoruz.

İnsanın tanımlamaya onu araştırmaya devam edeceğiz. 

12 Şubat 2024 Pazartesi

Felsefenin Yeni Yol Haritaları " 2. Felsefenin İnsanın zihin-beden dengesini korumasında kendine düşen görevleri üstlenmesi "

 

Gündem ve iletkenlik hakkında kısa konuşmalarım

İlkeler : İnsanın bilgi seviyesinin ilerlemesine rağmen kendine ait bilgileri geri planda bırakması, insan ve yaşamı için çelişiktir. Bu çelişki giderilmelidir. Çağımız bilim ve teknolojinin bilgisi ve araştırmalarının günlük yaşamın çok üstünde olması ile insanın yaşam ve bilgisi arasındaki bağlantının kopmak üzere olduğunu göstermektedir. Dolayısı ile uzay çalışmaları yapılır iken günlük yaşama dalmış insanın uzaya açılma fikri ve eylemine düşünsel ve fikirsel olarak hazırlanması, bu yeni olgulara dikkati çekilmesi gerekmektedir. Bilim ve matematiğin insan zihnine yakınlığının kaybolması, bir insandaki zihin beden birliğinin bozulması örneğine uyması nedeniyle, doğanın çoğalmış türlerin antitezi çıkmaz ise o tür kendi antitezini kendinde yaratır ilkesine dayanarak, çağımızdaki bilginin ve zihnin bedenden uzaklaşması ile gelecek riskleri oluşturma olasılığı artmaktadır. Uzay yarışındaki rekabetin küresel bir savaşa değil, küresel barışa hizmet yoluna girmesine felsefi olarak çalışmak ve bu konularda düşünce ve fikir geliştirmek gerekmektedir. Böylelikle felsefenin geri kalmış veya bırakılmış halinden yukarıda değinilmiş olan oluşabilecek insanlık büyük krizlerini engellenme çalışmaları ile gelişmesi sağlanabilecektir.

Geçen yüzyılda bilim ve matematik felsefeyi bırakarak ilerlemiş ve şu an tıkandığı kuantum fiziği ve uzay çalışmalarında patinaj yapmaktadır. İnsan gelişimin dört unsurundan sadece iki tekerleği ile ilerleyen bilim ve matematik dört tekerleği ile yürümesi gereken bir yolun başına gelmiş kara kara düşünmektedir. Bilim ve matematik kozmolojinin ipi ile yol almış ve ipin ucu onları çözemeyecekleri bir aşamaya getirmiştir. Canlılık ipini bırakmış olmanın sonuçlarını yaşamaktadırlar. Uzay boşluğunda, ayda ve marsta yalnız başlarına kalakalmış ve nasıl yapacağız diye saçlarını başlarını kaşıyarak düşünmektedirler. Çözüm bulamazlar ise ve bu süreç uzarsa "Çözümsüzlük insanı veya canlıyı ilkele (şiddete) dönmeye, yönelmeye zorlar" deyişindeki gibi rekabet edenler arasında kavga riski oluşur. Bu durum aslında bir insandaki zihin ve beden birlikteliğin bozulma riskine benzer. Düşüncesi uzayda bedeni dünyada olan insan arada kalmanın büyük gerginliğine daha fazla dayanamayıp zihin ve beden birlikteliğini sağlamak için tüm yaptıklarını sıfırlama ve öze dönüş gibi yanlış bir eyleme dönebilir. İnsan arada bir canlıdır, tümel ile tikelin arasında gerginliktedir. Bu fikir Akademisyen Betül Çötüksöken'e aittir ve doğrudur. İnsanın çağımızda en büyük gerginliği uzaydaki düşüncesi ile dünyadaki bedeni arasında olacağı görülmektedir. Felsefenin bu açığı fark ederek insanın bu zihin beden uzaklaşmasının birleştirilmesine yardım etmesi gerekmektedir. 

Felsefenin ikinci yol haritası uzay çağına giriş için insanın hazırlanmasına ve bu sürece zihinsel olarak katılmasına yardım etmektir. Bunu sağlamanın en önemli adımları insanı tanımlamak ve insanın kendisini bilmesine yardım etmek için felsefi olarak çalışmaktır. İnsan tanımlandığında kendini bilecek ve kendisinden kopmuş olan uzaya açılma hedefleriyle birleşecek bir zihin ve beden bütünlüğüne doğru ilerleyecektir. Ekonomi temsilcileri ile ülke yönetim temsilcileri arasındaki uzaya çıkan rekabetin küresel yeni krize evrilmesini engelleme çalışmalarına katılacak ve etkili olabileceklerdir. Toplumlardaki sağduyuya sahip uzmanların ve aydınların bu konuda yapacakları çok işler bulunmaktadır. 

Sonuç:

Bireyler, gruplar ve kitlelerdeki bilginin zihinden uzaklaşması ve yaşama dalınması ilgisizliğinde gerçekleşmekte olan ve devam eden üst rekabete olumlu etkilerde bulunma olasılığı zayıflamakta ve tarihin kısır döngüsüne boyun eğilmesine doğru ilerleme riskleri artmaya devam etmektedir. 

Bu aşamada felsefe, sanat ve edebiyata büyük bir görev düşmektedir. En kısa süreden bilim ve matematik ile olan açığın kapatılması ve iki tekerlekle ilerler iken dört tekerlekli yola gelen ve duran bilim ve matematiğin yardımına giderken insan ve kavramını da oraya götürmesi gerekmektedir. 

İşimiz zor, zaman ise gittikçe krize doğru azalmaktadır, geri sayımdadır. Felsefe, sanat ve edebiyat yardım ekibi ambulans ile acil olarak ilerlemelidir. Uzayda ve kuantumda takılmış bilim ve matematik başta olmak üzere onları yöneten ekonomi ve ülke yönetimleri de tıkanmış ne yapacaklarını bilmemekte ve kendilerini seçecek halka kulak kabartmakta ve gözlerini dikmekte, sinyal beklemektedirler. Kamuoyunun tercihlerini araştırmaktadırlar. Kamuoyunun tercihini savaştan yana değil barıştan yana kullanması en doğru seçim olacaktır. Morali bozuk, düşüncesi uzayda bedeni dünyada olan toplum temel ihtiyaçlarını karşılama zorluğunun neden oluştuğu üzerine yoğunlaşmakta ve çözümsüzlük algısı içinde oluşabilecek tarihsel kısır döngülere razı olma riskine ilerlemektedir. Tarihi sıfırlama riskine boyun eğme yoluna onay verme olasılığı artmaktadır. 

Felsefe insanın yeni fikir ve sistem üretme yolu sürece katılması, sanat ve edebiyatın bu süreci tüm hızıyla kendince konu edinmesi ve bu konuyu gündeme taşıması, işlemesi gerekmektedir.

Çözüm olasılıkları :

Yolumuz hem zor hem kısadır. Rotamız bilim ve matemetiğin ilerler iken geride bıraktığı bilgilerin izini takip etmektir. O bilgi yollarından ilerleyemedikleri ve durdukları yol ayrımına varacak ve onlarla birleşerek insanın yoluna, geleceğine sorunsuz devam etmesini sağlayacaktır. Ekonomi ve yönetimi barıştırma amacıyla önlemler alacaktır. Toplumlar geleceğe dair önlerini görecek, zihin-beden bütünlüğünde hakem olarak bu rekabeti rayına oturtmak için gayret edecektir. Seçimlerini doğru ve yerinde kullanabileceklerdir.


11 Şubat 2024 Pazar

Felsefenin Yeni Yol Haritaları "1. İnsana Doğa Aynasından Bakmak"

                                                                                      İnsan ve doğa kavramları hakkındaki kısa konuşmalarım
                                                       

İlkeler : Biz insan, insanlık olarak kimiz, neyiz ? Bu sorunun cevaplarını felsefe olarak bir ayna oluşturup kendimize bakmamız gerekmektedir. Bu ayna nasıl bir şey olmalı. Bu ayna gerçek ne ise onu düz ve olduğu gibi yansıtmalı, gelen ışığı, görüntüleri eğimli olmadan, gözün yanılmasına neden olmadan görmemizi sağlamalıdır. İnsanın aynası, onu en iyi ve doğru biçimde gösterebilecek olan aynası, doğadır. İnsanın ne olduğunu anlamak, kendi içindeki durumu ve kendi hakkında bildiği bilgiler yanında doğa aynasında kendi dışında fakat bağlantısı olan bu doğa aynasında nasıl göründüğü bilgisi ile tamamlanacaktır.

İnsan Nedir ? 

İnsanı klasik tüm tanımlamalardan farklı olarak doğa aynasından tanımlama ve görmeye çalışacağım bu felsefe yazılarımda. Dolayısı ile insana doğa ve içindeki insanla birlikte olan diğer canlılar yönünden de bakmaya çalışacağım. Düşünür olarak doğadaki canlıları üç öz ve bir ilinek olarak ele almaktayım. Doğa aynasını oluşturmuş bulunuyorum. İnsanı kendisi dışında diğer iki öz ve bir ilinek açısından anlamaya ve anlatmaya çalışacağım. Zor ve uzun bir çalışma olacağa benzemekle beraber insana insan dışında bakmayı denememiz gerekmektedir. İnsanın bu zamana kadar ki kendisinin tanımlaması kendine göre idi. Çağımızda artık bilimin ve felsefenin ışığında ortaya çıkarılmış bilgiler ile doğa aynasından bakmamız gerekmektedir.

İnsan öncelikle bir canlıdır. Doğa içindeki diğer canlılar ile birlikte yaşamaktadır. Doğadaki diğer canlılara bağımlıdır ve bağlantılıdır doğal olarak. Doğanın değişmez bir ilkesi olan " Canlılar birlikte var olabilirler."

İnsanı doğa aynasından bakma çalışmaları bizlere, insanlığa bir çok yeni bilgiler verecek ve kendimizi tanımamıza yardım edecektir.

Bir bebek ayna ile karşılana kadar kendisini annenin bir parçası olarak varsayar, savından insan kendisini doğa aynasına bakana kadar kendisini kendisinin parçası olduğu ve haliyle kendi başına bir bütün ve tek başına bir öz olarak var olduğu varsayımındadır. Doğaya baktığımızda insanın tek öz olmadığını ve diğer iki öz ve bir ilinek ile var olduğunu ve onlarla doğayı paylaştığını görmekteyiz. Tarihsel olarak insanın doğanın biricik ve tek canlısı dönemi  olan insaninizm döneminden doğaya bakışındaki gördüğü diğer canlıların da var olduğunu en az kendisi gibi doğa içinde varlıklarını koruduklarını görmekteyiz. İnsan başlığına kısa bir giriş yaptıktan sonra doğa kavramına doğru ilerleyelim. 

Doğa Nedir ?

Felsefemize göre doğa tüm canlılar ve onların yaşadıkları kozmolojideki yerdir. Dünyamız bu tanımımıza uymaktadır. Dünya kozmolojideki veya evrendeki fiziksel haliyle canlıları kendinde barındırmaktadır. Evrende şu an bilgimizle sadece dünyada doğa bulunmaktadır. Evrende başka yerlerde canlı olmasına dair yüksek olasılıklı tahminler sadece birer tahmin olarak bulunmaktadır. Tahminler, olasılıklar gerçekleşene kadar şu an yaşanan gerçekler vardır ve en kolay kabullenecek bilgi şu anki gerçek bilgidir. Geleceğe dair tüm tahminler veya evrene ait tüm tahminler bugünü anlamamıza engel teşkil etmemesi için onları hak ettikleri yere tahminlere bırakmamız gerekmektedir. Marsta canlı arama planları oraya gitme nedeni açısından gereklidir. Fakat bu bilgi doğru değildir. Uzaya çıkmamız gereklidir. Fakat çıkmamız gerektiği için gereklidir, orada canlı bulma umudu bu gerekçenin ancak içinde yer alan bir tahmindir. 

Doğa içeriğinde iki önemli özelliği barındırır.

1. Canlı

2. Kozmoloji 

Kozmoloji ikiye ayrılır.

1. Elementler

2. Enerjiler

3. Termodinamik yasalar

Canlı olarak üç tür bulunmaktadır. 

1. Mikrobiyoloji Canlılar

2. Bitkiler

3. İnsan 

Bu tabloda insana bakışımız bitki ve mikrobiyoloji canlılar açısından bakacağız. Şimdilik doğa aynamız bitkiler ve mikrobiyolojik canlılar olacak. 

Bu yazı dizisi devam edecek.

BBD Yöntem ve Uygulamaları - 134

Günaydın, değerli sağlık sever dostlarım. Bugün ülkemiz Türkiye 'nin " Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" dır.  Bayramınızı ku...