18 Ocak 2023 Çarşamba

Yaşam Döngüsü - 25

 Yaşam Döngüsü yazı serimize devam ediyoruz. Altı ay boyunca süren kitap hazırlama çalışmalarım nedeniyle bu yazı serisine ara vermiştim. 

Bu yazı dizimin son bölümlerindeki çok ilginç ve örneğine ender rastlanan, sezgilere dayanan felsefe görüşlerimin öyle olmasını istediğim için mi, yoksa gerçekten de öyle olduğu için mi, ortaya çıkardığımdan şu an emin olamamaktayım. 

Bu sezgisel oluşturulmuş felsefi tez ve teoriler zihnimde hep tamamlamayı bekleyen ve sağlamasının olabileceği fırsatları arayan halde bulunmakta ve korunmaktadırlar. 

Örneğin ikinci yaşam döngüsü tezim ilginçtir ki deneyi ve denemesi yapılması şu an olanaklı görünmemektedir. Fakat imkansız olduğu da söylenemez. 

Şöyle ki tezimi kısaca hatırlayalım. 

Bilinçli bir bireyin, sağlığına dikkat ederek, yüz yaşına ilerlediğini hayal edelim veya düşünsel bir deney yapalım. Düşünsel deney deyince bir felsefe terimi de keşfetmiş olduk. Düşünsel deneyi felsefe terimlerine armağan edebiliriz bu arada. Hayırlı olsun. Düşünsel deney her türlü bilgi çeşidinde kullanıyoruz fakat felsefe dışında tüm bilgilerde düşünce deneyi yapıldıktan sonra belli bir aşama ve sürede sonuca ulaşılmakta olmasına rağmen felsefe de bu ulaşımlar birer ara durak niteliği taşımaktadır. Felsefe dışındaki bilgi çeşitleri ve alanları amaçlarına ulaşıp düşünce deneyini bitirdikleri halde felsefe de bu olmaz. Çünkü varlıktaki sınırsızlık bilgide de sınırsızlığa yol açtığı için felsefeci, düşünür, bilge ve filozof sürekli varlık ve bilginin izinden giden sonsuz yolcu niteliğindedir. Onların ne bir biten yolu ne de oyalanıp kalacakları bir durak vardır. Eğer bir felsefeci bir durakta durmayı tercih ediyorsa, onu orada kalmakla suçlamayız. Her durakta bir temsilcinin de kalması gereklidir değil mi? 

Düşünerek yazdığımız bu yazı dizimizde "düşünce deneyi" olgusunu keşfettikten sonra yolumuza devam edelim. Yüz yaşına kadar gelmiş bilinçli bir bireyin ruhsal ve bedensel sağlıklı olduğunu hayal edelim. Bu yaşlardan sonra beden küçülme yoluna gidecektir. Organlar küçülecek ve hücreler azalmaya başlayacaktır. Bu aşamada en önemli organ başta omurga ve kalp gelecektir. Sonra bilinç için zihin yani beyin sonra da en minimal hale gelmiş sindirim sistemi gelecektir. 

Küçülmeye başlayan bireyin hareketleri durgunlaşacak ve cenin hareketsizliğine ulaşmaya doğru ilerleyecektir. İşte o aşamada bu bireye hazır olan göbek bağından besin verilmeye başlanacaktır. Bu yaşlı birey artık bir cenin aşamasında olacaktır. Güvenli bir ortamda ve gözetim altında her şeyi hesaplanarak bir ceninin tüm özelliklerinin onda olması için çalışmalar yapılacaktır. Bu birey belli aşamadan sonra cenin halinden tekrar büyüme potansiyeline geçmesini ön görebiliriz. Yavaş yavaş büyümeye doğru ilerleyecek ve cenin halinden bebek durumuna ve sonra dış dünya ile tekrar karşılaşma anına doğru büyümeye haline geçecektir. 

Bu aşamada neler olması beklenebilir?

Bilincinin zihin çalışma ve şekli ne halde olacaktır. Önceki yaşadığı bilgiler kalacak mı yoksa zihni ilk cenin halindeki haline mi dönüşecektir? 

Önceki yazılarımdan biliyoruz ki canlı dünyaya gelirken genetiğinden gelen negatif kayıtları ile gelişmekte idi. Her büyüdüğünde bu negatif kayıtları karşılıkları bulunulan dış dünyadan pozitifleri alınarak tamamlanma ve büyüme aşamalarına geçilmektedir. 

Deneyimizdeki ikinci cenin halindeki birey, bu aşamada önceki bir çok bilgiyi ya silecek ya da sıkıştırarak saklayacaktır. Çünkü küçülen beyin hücre kaybına uğrayacaktır. Şu noktayı da gözden kaçırmamalıyız. Ceninin bedeni küçüldüğü halde sadece beyninde küçülme oranı daha az olabilecektir. Bu durum cenini önceki yaşamdaki bilgilerin çoğunu, koruma veya sıkıştırma ile taşıyabileceği anlamına gelmektedir. 

Buraya kadar sıkılmadan okuyan okuyucularım kaldı ise, ne mutlu, devam ediyoruz, yüzyılın düşünce deneyimize. 

Şunu da hatırlamam lazım, bu bilgiler biz istediğimiz için mi, yoksa olasılığı bulunduğu için mi, ortaya tez olarak atıyoruz bunun cevabını şu an veremeyiz. İkisi de olabilir veya biri de olabilir. Bunun ipuçlarını düşünce deneyimizin açılımlarından alabileceğiz. 

Şu satırlarda beni okuyanlara bakıyormuşum ve kimsenin kalmadığını görüyormuşum. Ve gülüyor, ben delirme aşmasına mı geldim diyormuşum. 

Beni bu düşünce deneyinin ilerlemesinde takip etmeyen olursa da tek başıma ilerleyeceğim. Delirme ile dahilik arasındaki ince çizgi referansım bulunmakta merak etmeyiniz. Yeni çıkardığım " Bir Filozofun El Kitabı" adlı e- kitabımda bundan bahsettim, ama hangi sayfa ve hangi satır bilgisini vermeyeceğim. Biraz gayret edin, çabalayın değil mi? Her şeyi rahat alırsanız zihniniz onu kolay sindirir ve kolay unutur. Önce nöronlarınızda verdiğim ipucuna ait negatif hücre oluşturun yani merak edin, sonra ona ulaşıp unutulmaz bilgi olarak hafızanıza yerleşsin, önemli olabilecek bilgilerin hafızanızda kaydını şimdi öne sürdüğüm tarzda yapabilirsiniz. Size delirmeme referansı veriyorum, bu önemli bir bilgi değil mi? Ve nasıl unutmamanızı sağlamak için yol gösteriyorum. Bu yöntemi sadece önemli bilgiler için kullanmanızı tavsiye ederim. Çünkü zihinde fiziksel etkiler yapmayı göze almaktasınızdır. Basit ve unutulmasında sorun olmayacak bilgiler için lütfen zihinsel sağlınız için kullanmayınız.

Evet devam edelim, çağın düşünce deneyinde. Şu an hem düşünüp hem de yazdığımı belirtmek isterim. Fikirler yolda gelir çoğunlukla. 

Evet cenin o anına gidiyoruz. Cenin bebeklik haline ilerleyişindeyiz. Deneydeki birey cenin ne zaman cenin döneminin bitip hangi aşamada bebekliğe geçtiğini anlayacağız? Bu konudaki bilgilerimizi önce mevcut cenin ile bebeklik oluşumlarından almalıyız. Sonra ikinci hal için nelerin aynı olacağını ve nelerin aynı olamayacağını düşünmeliyiz. 

Bu aşamada duralım ve ara verelim. Sezgilerim delirmekle dahilik arasında ince çizgeye ulaştığımızı uyarmakta. Şimdiye kadar ki düşünce deney bilgilerini dosyaya kaldırıyoruz şu an ve beklemeye bırakıyoruz. Sonra bu satırlardan devam edeceğiz. Bu satırlara gelebilen okuyucularım geri bildirim bulunmakta çekinmesinler. Bulunulmasa da ben ilerlemeye devam edeceğim. Buraya kadar gelmeyen olsa da. 



14 Ocak 2023 Cumartesi

Küreselleşme Günlüğü -2

                 Turizmde her ülkeden gelen misafirler ile müzik ve dans çeşitliliği küresel kültürün geliştiğini göstermektedir.

 Küresel Pandemi ve Kültürel Etkileri

Küresel pandemi, dünya nüfusunun büyük bir kesimini teknoloji ile bağlantısını arttırmış ve bu sayede kültür alışverişini hızlandırmıştır. İnternet ve iletişim teknolojileri, pandemi döneminde, öncesinde olmadığı kadar hızlı ve çoklu kullanım dönemine girmiştir. 

Küresel olarak tüm ülkelerde bireyler kendilerinden uzaktaki aile, akraba ve tanıdıkları ile haberleşme olanağını kullanmış, eğitim ve öğretimde aksama olmaması adına internet ve iletişim teknolojileri yoğun olarak kullanılmıştır. 

Haberleşme ve eğitim devam ederken, ülkeler arası bilgi alışverişi, bireylerin zihinsel gelişmesine ve dönüşümüne etki etmiştir.  

Teknoloji, modern yaşamı, küresel standart yaşam olarak kesinliğini sağlamıştır. Artık pandemi dönemi sonrasındaki küresel kültürel yaşam olasılıkları bu referans standardına göre şekilleneceği öngörülmektedir. 

Bir çok ülkedeki şu ana kadar olan ve sonra da olacak olan halk hareketlerini, bu yaşam standart olgusunun bireylerdeki zihinsel değişim ve dönüşüm çabalarının işaretleri olarak alabiliriz. 

Bu gelişmeler, küresel olarak bireylerin yaşam standart amaçları ile ülkeler arası hareketlerinin artacağını tahmin edebiliriz. 

Beyin göçü olgusu, her türlü meslek çalışan transferi, siyasi, ekonomik ve kültürel kaynaklı bir çok göçün ve hareketliliğin oluşması önümüzdeki dönemlerde aşırı sağ ve aşırı sol idealizmlerin bittiğini, geçen yüzyılda yanmaya başlayan alevlerinin söndüğünü göstereceğe benzemektedir. 

Geçen yüzyıldaki küresel ikiye bölünen doğu ve batı bloku olgusu önce duvar ile fiziksel, şimdi ise küresel nüfus hareketlilik ile zihinsel olarak bittiğine işaret etmektedir.

Önümüzdeki dönemde, küreselleşme adına kültür ve ekonomik hareketlenmelerin artacağı tahmin edilmekte olup bu süreci takip edeceğim ve küreselleşme günlüğünde sunmaya devam edeceğim. 

Küreselleşme Günlüğü

 Küresel Pandemi ve Ekonomik Etkileri

Pandemi olgusu, küresel olarak büyük olumsuz etkisini yitirirken, küresel gelişim ile ilgili yeni bir döneme girildiğini yeni gelişmeler ile anlayabiliyoruz. 

Küresel üretim stokların bitmesine neden olan pandemi, üretim miktarı ve hızı ile tüketim miktarı ile hızını yakınlaştırdı.  

Geçtiğimiz yıllarda gelişen küreselleşmenin etkileri ile küresel üretim ve tüketim olgusunda değişimler başlamıştı. Üretim ve tüketim dengeli artar iken, pandemi bu dengeyi bozulmuş görünmektedir. 

Pandemi zamanı ve sonrasında tüketim oranı üretim oranına yaklaşmış ve hızla artmaya devam etmiştir. Küresel olarak tüketim nüfus sayısındaki artışlar, talebi arttırmış ve üretimin hem miktar hem de hızını yakalamıştır. Pandemi ile durmuş ve yavaşlamış üretim, hızla devam eden ve yeni katılımlar ile artan tüketimin talebini karşılamada eksik ve yavaş kalmıştır. 

Pandemi olgusunun küresel olarak tüketim kesimine psikolojik bir korunma duygusu, pandeminin bitse bile tekrar başlama endişesi ile stoklama alışkanlığı etkisi vermiştir.   

Tüketicilerin pandemi sonrası bu endişeleri, stokları azaltmış, üretici kesimlerin stoklarını eritme aşamasına yaklaşmıştır. Mevcut tüketicilerin bu psikolojik algı eylemine, pandemi döneminde modern yaşamla tanışan ve yeni tüketici olarak küresel tüketime katılan kesimler de eklenince toplam tüketim miktarı hem artmış hem de hızlanmıştır.

Halen bu süreci yaşamaktayız. 

Stokların tükendiğini gören üreticiler, üretimi hızlandırır iken talep karşısında tavırları fiyatların arttırması yönünde gelişmiştir. Tüketim bu eylem karşısında tüketimi durdurmak yerine pandeminin devam eden psikolojik olumsuz etkisi ve fiyatların artmaya devam edeceği tahmini ile stoklama davranışını arttırmıştır. Böylelikle talep artar ve hızlanırken, arz bu hıza ve miktara yetişememiştir. Bu süreç fiyat istikrarını bozmuş, piyasaların işleyiş sürecini olumsuz etkilemiştir. 

Balkan krizinin oluşması da bu sürece olumsuz bir etki olarak yansımıştır. 

Tüketim kesimin tüketim miktarını üretimin fiyat arttırmasına rağmen devam ettirmesinin arkasında ülkelerin para basarak bankalar aracılığı ile tüketiciye sunması hizmeti bulunmaktadır. Tüketici, Pandemi olumsuz etkisi olan üretim arzının yetmeyeceği korkusu ile bankalara borçlanmaktan çekinmemiş alımlarına devam ettirmiştir. 

Üretimin kazancı bankalar aracılığı ile tüketime borç olarak sunulmuş, fakat bunun yetmediği görülmektedir ki ülke yönetimlerinin para basma davranışına da girdiği görülmektedir. Fiyat artışları ile ücretler yetmeme ve piyasaların işleyişinin bozulma riskine karşı ülkelerin para basarak ücret- talep- arz dengesini kurmaya çalışması anlaşılabilir bir olgudur. Burada üretimin veya arzın tutumu belirleyici olacaktır. Tüketici tavrının, pandemi olumsuz etkisinden kurtulması ile piyasadaki arz fiyat dengesini kurması beklenmesine rağmen tüketime katılan küresel yeni nüfus miktarı ile arzın daha da artması gerektiği tahmin fiyatların bir denge arayışının devam edeceği tahmini yapılabilir.  

Tüketici stoklamasını en az 3 ay ile bir yıl arasında yaptığı tahmin edilebilir. 

Önümüzdeki dönemde üretimin eski miktarına geleceği tahmin edilmekte iken artan fiyatların nasıl düzenleneceği önemli bir sorun olarak piyasalarda nasıl etkiler yapacağı merak edilmektedir. 


9 Ocak 2023 Pazartesi

Bir Resmin Düşündürdükleri - 2

 


       Geçtiğimiz ağustos ayının sonlarında bir gezi sırasında çay molası verdiğimiz o yerde gezi grubumuzun objektife poz verdiğimiz bir anın resmi.

Bu resmi ilginç ve dikkate değer yapan özelliklerin başında yaz ve kış ayırımı, yani mevsimsel değişim açısındaki bakışımızdadır.

Şu an yeni yılın başında ve kış mevsiminin ortasındayız. Bu resim ise yaz ortasında. Şu andaki hava koşulları sisli, bulutlu ve soğuk iken, resimde hava tümden açık, bulutsuz ve sıcak. 

Şu an kentin sokak, cadde ve semt kesiminin bir çok binanın yan yana geldiği ortamda yaşamaktayız. Ufuk genişliğimiz daralmakta, içimize kapanmaktayız. 

Resimde ise geniş bir alanda, dağların ve ormanın gölü çevrelediği bir ortamdayız. Genişlik ve renklilik dikkati çekmekte. Havanın temiz olduğu görülmekte, hava basıncının da düşük olduğu bizlerin ferah görünümüne yansımakta. 

Şu anda kentte yaşarken kent güncel zamanındayız. 

Resimde ise görüldüğü gibi doğa zamanı bulunmakta. 

Kent zamanı ile doğa zamanı arasında neler farklıdır?

Doğa zamanı yavaş ve sessizdir. Kent zamanı hızlı ve seslidir. 

Doğa zamanı temel, kent zamanı onun üzerindedir. 

Şu an resmin bulunduğu alan sisli, bulutlu ve soğuktur. Mevsimsel farklılık mekanda güzellik olgusunun ortaya çıkışı ve yok oluşuna etki etmektedir. Biz insanlar, her mevsimin farklı etkileri olduğunun bilgisindeyiz. Baharlar ve yaz bizlerin yaşama olanaklarını kolaylaştırırken, kış zorlaştırmaktadır. Bedenlerimizin mevsimsel değişime karşı kendini koruma refleksi, tarih boyunca duygularımıza da etki etmiştir. Duyularımızın iklim değişimlerine tepki olarak kışın soğuğunda içe kapanma, yazın sıcağında ise açılma halleri nesiller boyu yaşanmış bir tecrübe olarak genetiğimizde yer etmiş, beden şekillerimizde etkileri görünür olmuştur. Bu tecrübelerimiz nesiller boyu devam ederken, duygularımızın gelişmesine, belirgin hale gelmesine doğru ilerlemiştir. Duygularımızda iklim değişimlerinin olumlu veya olumsuz etkilerini görmekteyiz. Kışın hava koşulları duygularımıza karamsar, üzgün, endişeli, korkulu, öfkeli, keyifsizlik, hoşnutsuzluk, bıkkınlık ve benzeri etkileri adeta yüklenmektedir. Bahar ve yaz mevsimleri ise sevinçli, ümitli, hareket isteği, neşeli, keyifli, çoşkulu gibi birçok olumlu duyguyu bedenlerimizde oluşmasına etki etmektedir. 

  Şimdi sizleri hayal gücünüzü çalıştırmaya davet ediyorum. 

Kışın, baharın ve yaz mevsimlerinin bedenlerimize etkisini yok sayamayız. Mevsimsel etkilere karşı sağlıklı kalmaya çalışmak için her türlü eylem ve tedbir yapılmalıdır. 

Ben burada mevsimsel etkilerin bedenlerimize değil, zihinsel halimize etkilerini sabitlemeyi sağlamak için hayal gücünüzü çalıştırmanıza davet ediyorum sizleri. 

Zihninizdeki mevsimsel zamanı bu resimdeki mevsim zamanı ile sabitlemeyi öneriyorum. Zihninizdeki mevsimi sabitliyoruz. Özellikle sonbahar ve kış mevsimlerinde zihniniz için mevsim resimdeki gibi yaz mevsimi olmalıdır. Bunu hayal gücümüzle başarırsak duygularımız serbest kalacaktır. Bilinçaltımıza yerleşmiş olan mevsimlerin olumsuz duygularını üzerimizden atmış ve hafiflemiş olabileceğimizi, özellikle sonbaharın ve kış mevsimlerin duygularımız üzerindeki olumsuz etkilerinden kurtulmuş olacağız. Mevsimlerin bilinmedik etkilerinden yaşadığımız fakat farkına varamadığımız bir iç sıkıntı, daralma ve üzüntü  gibi olumsuz duyguların üzerimizdeki yükünü atabiliriz.  

Bendelerimiz mevsimsel değişikleri algılar ve önlem alınmasını gerektirirken, zihnimiz mevsimsel etkilerden muaf olmalıdır. 

Zihnimizin çalışma ilkeleri duyguların sakinliğinde, keyifli, neşeli hallerinde gelişmektedir, şekillenmektedir. Duygularımızın gelişimini ilişkiler üzerinden, zihinlerimizin gelişimini hayal gücümüzün çalışma şeklinden düzenlemeliyiz. 

 Duygularımızı şartlara ve geleceğe dair hayallerimiz üzerinden düzenlemek, birinci amacımız olmamalıdır. Birinci amacımız diğer insanlar ile ilişkilerimizi düzenlemeliyiz. Mesafe, saygı, sınırlar, değerler, önem, tavırlar, önyargılar, seviye, haklar, anlama, kabul veya ret etme, nedenler, amaçlar, zorunluluklar, hassaslıklar gibi konularda ilişkilerimizi düzenlemeliyiz. Bu aşamadan sonra şartlar ve geleceğe dair hayallerimiz, planlarımız, amaçlarımız için duygularımızın gelişmesine, dalgalanmasına düzenlediğimiz ilişkilere zarar vermeden, onu dikkate alarak izin vermeliyiz.   

"Havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız güzel olsun" klasik deyim. Bedenimiz için değil zihnimiz için geçerlidir. Zihnimizde hangi mevsimsel anı taşımak istiyorsak onu sabitleyelim ve yaşamın gelişmesi adına o anın doğa zamanına odaklanalım. Hayal yetimiz bize bu olanağı sunmaktadır. 

Beden ile zihin birbiri ile beraber olan, fakat aşamaları farklı olan hallerdir. 

Önce beden sonra zihin gelmektedir. Beden varlık, zihin ise onun bilgisidir. 

İnsanlığın zihinsel gelişiminin zirvesindeyiz çağımızda. 

Bilim ve teknolojiyi insan türü gelişimi açısından, volkanın püskürmesinin en yükseğe çıktığı an olarak tasvir edebiliriz. 

Böyle bir anda zihinlerimizin sağlıklı duygular üzerinde gelişmesi için biraz gayret etmeliyiz. 

Her yeni gelen nesillere yaşama katılmalarına hızla ve güvenle nasıl yardım edebileceğimizi araştırmaktayız sürekli. Her yeni gelen nesillere tekrar tekrar bilgiler ve tecrübeler verilmekte, sunulmakta iken bu çalışmaların en hızlı ve güvenli  şeklini araştırıp duruyoruz. 

Yeryüzünü bir ada kabul edersek, denizden sürekli gelen yeni nesillere "Hoş geldin, yeryüzüne" diyoruz ve "Şimdi sana yeryüzünün nasıl bir yer olduğunu anlatacağız ve öğreteceğiz" diyoruz. 

Fakat onların belli yaşa gelince "İşin ve görevin hazır buyur başlayabilirsin" demiyoruz. "Kendin çabala, çalış ve nasıl başarırsan, başar diyoruz" Hayır bu olmamalı. "Her yolu dene" demek hiç de çağımıza, seviyemize yakışmayan bir yöntemdir. İşte günümüzdeki  tüm önemli sistem sorunları buradan kaynaklanmaktadır. Tüm gençlere her istediği işi ve çalışmayı deneme ve birinde karar kılma olanağı sunmalıyız. İş hayatını bitirenler, çalışanlar, iş için bekleyenler olarak trafiğin düzenlenmesi çağdaş bir ülkenin ilk amaçlarından biri olmalıdır. 

Gençler ve yetişkinler olarak görev paylaşımını başaramıyoruz. Herkesi her şeyi yapmak, her şeyi denemek adına zorluyoruz. Bu halde iken ilişkilerin sağlıklı olmasını istiyoruz. Görev paylaşımına katılamayan her genç toplumdaki yerini belirleyememekte ve ilişkilerini sağlıklı olarak düzenleyememektedir. Yaşı gelmiş ve kendi yetenek, ilgisine, isteğine göre her genç işe girmeli ve toplumsal yaşantıya katılmalıdır. Ülkeler kendi içlerinde bu olguya çözüm bulamadıklarında bu büyük sorun küresel olarak çözüm yolları aramakta, küresel bir büyük hareket olarak gelişmeye başlamaktadır. Böyle devam ederse önümüzdeki yıllarda büyük küresel olarak zihin ve beden göçlerinin olabileceğini söyleyebiliriz. Bu gelişme ise aidiyet, millilik, ülke, vatan, dil, kök, tarih gibi bir çok olgunun değişimine yol  açabilir. Küresel birey olgusuna doğru ilerleyebilir.

İlişkilerin düzenlenmesinin yolu toplumdaki görev paylaşımın yani iş olanakların yetenek ve isteğe göre dağıtımının yapılması başarıldığında düzenlenebileceğini öngörebiliriz. 

Mevcut iş ve çalışma kapasitesinin en uygun ve verimli bir şekilde dağıtılması en önemli bir olgu olarak önümüzde durmaktadır. 

Bir resmin düşündürdükleri mevsim, zaman, kent, gezi, doğa, duygu, zihin, bilim ve teknoloji, ilişkiler, gençler, iş ve çalışma konularında ilerletti. 

 Felsefe atölyeleri için basit ve kısa bir örnek olabilir. 


2 Ocak 2023 Pazartesi

Yaşam Döngüsü ve Teknoloji - 3

 Kültürel Büyük Değişim

1. İnternet ve teknolojisini kullananlar

2. İnternet ve teknolojisini kullanmayanlar ve kullanmak istemeyenler. 

Yüzyılımızın başında başlayan ve hala devam eden, internet teknolojisi ile gelişmesini sürdüren sanal (felsefemize göre zihinsel) kültür gündelik yaşamdaki tüm insanları ikiye böldü, ayırdı.

Bu bölünme her geçen gün artmakta ve yakında kendini bariz bir şekilde göstermeye, günlük yaşamda kendini göstermeye doğru ilerlemektedir. 

İnterneti kullanmayanların veya kullanmak istemeyenlerin hali geçen yüzyılın kültürel değerlerinden birine tutunup onda kalma ve yalnızlığın sessizliğine ve ıssızlığına terkedilmiş gibi başka insana bedenen ilişkilerine bağımlı kalma çaresizliğini hatırlatmakta. 

Zihinsel sürecini internet ve sanal ortamlarda kullanmak istemeyen bireyler, adeta düşünmekten ve zihinlerini çalıştırmaktan uzak kalmaya çalışmaktadırlar. 

Teknolojinin ve internetin günümüzde bağı giderek güçlenmekte, sosyal medyanın akışı, hızla ona katılan zihinleri geliştirmekte ve dönüştürmektedir. Bu sürece katılmayan kişiler zihinsel değil bedensel süreçlerin ön planında yaşamak da ısrar eden kişilerdir.

İletişim teknolojileri  gelişerek metaverse olgusuna doğru çok bağlantılı ve her yöne doğru gelişirken, bu teknolojilerden uzak duran kesimler geçen yüzyılda bıraktığımız yerlerinde kalanlara, onlardan uzaklaştıkça karanlıkta ve sisli bir geçmiş tarih alanda çaresizce etrafa şaşkınca baktıklarına tanık oluyoruz adeta. Onları orada bıraktığımızın ve katılmalarına da ikna edemeyeceğimizin kabullenmesini yaşamaktayız. Onlara bakarken geçmişe bakar gibi oluyoruz.                                                          

 İnsanlığın ilerlediği kültürel gelişimin bu büyük ayrımında günlük yaşamda hissedileceğini, bir çok ayrılık ve anlaşmazlığın kendini göstereceğini tahmin edebiliriz. 



1 Ocak 2023 Pazar

2023 Yeni Yıl Üzerine Düşünceler

 Bir yılın bitip, diğer yılın başlaması, kozmolojik zamana ait bir olgudur. 

Dünyanın, güneş etrafında, bir turunun tamamlaması olan, bu kozmolojik hareketin oluşturduğu bir zamandır. 

Dünyamız, güneşin etrafında, bir dönüş turunu tamamlarken hareket etmekte ve turunun tamamladığı anda, o süreye bir yıl gibi bir zamanın, adını vermişiz tarihsel olarak. Bu hareket ve zaman, kadim zamanlarda, bilinmesine rağmen, açıklanamıyordu. Ancak dünyanın, güneş etrafında döndüğü, anlaşıldıktan sonra açıklanmaya başladı. 

Zamanın ne olduğunu yukarıdaki kısa açıklama ile ele aldık bilinen hali ile. 

Zaman, harekettir. 

Böyle ise "Tüm hareketler, birer zaman demektir" önermesi de doğrudur. 

Peki saniye, dakika, saat, gün, hafta gibi tüm dünyanın ortak zamanları nasıl oluştu. 

Tabi ki yıl oranının bölümlerinden oluşmaktadır. Dolayısı ile kullandığımız, tüm ortak zaman, dünyanın güneş etrafında bir tur atmasından gelmektedir. 

Peki güneşin kendi etrafındaki ve galaksi üzendeki turu ne olacak?   O, zaman değil mi? (Soruları, ilköğretimde bir öğrencinin, öğretmenine sorduğunu varsayalım).

Galaksinin kendi ve bir başka çekiminde olduğu merkezin etrafında dönüş miktarı ve oranı ne olacak o zaman değil mi? 

Elbette hepsi zaman.

Biz insanlar, her birimiz, kendimize ait kişisel, plan ve amaçlarımız için hareket ediyoruz, o halde bizler zaman değil miyiz?

Tabi ki bizler de zamanız. Kendi kişisel zamanımızı oluşturuyoruz. 

Peki tüm zamanları nasıl düzenliyoruz. Kaostan düzenliliğe nasıl ulaşmaya çalışıyoruz. (Bu soru orta öğretime geçti). 

İşte tüm insanların kendilerine göre zamanı olmasına rağmen ortak bir zamanda anlaştık. Bu dünyanın güneş etrafında dönme turu zamanıdır. 

Peki, ortak zaman konusunda anlaştık isek, felsefe konusu olan varlık ve zaman kavramının zaman bölümünü çözümledik mi? Yani bu zaman bize zaman ile ilgili tüm bilgileri vermeye yeterli mi? (Bu soru yükseköğretime ait gibi duruyor).

Tabi ki hayır. Bu zaman, insanlığın tür olarak zamanı algılaması ve varlığını bir arada sürdürmesine yardımcı olmaktadır. Dolayısı ile türümüzün kendi içindeki sorunlarına zaman konusunda bir çözüm getirmektedir.

Zamanları felsefemize göre ayırmamız bilincin zaman ve mekan algısında kendini fark etmesini sağlamaktadır. 

Zamanları bilince göre sıralayalım. Uzun ve geniş zamandan kısa ve dar zamana göre sırayalım.

1. Kozmolojik zaman, bu zaman yıl, ay, hafta, gün, saat, dakika, saniye şeklindedir. Bu türümüzün kabul ettiği ve ona göre yaşamını düzenlediği ortak zamandır. Dünyanın güneş etrafında dönmesini zaman olarak aldığımız için bizim şu an kullandığımız ortak zamanın başlangıcı dünyanın oluşumundan sonra güneş etrafında dönmesiyle başlamıştır. Peki dünyanın güneş etrafında ilk dönüşünün başlaması ile dünya zamanını bir olarak ele almamız gerekmiyor mu? (ilköğretim sorusu). Gerekir fakat yapamayız. Neden? Çünkü biz insanlar hatta canlılar bile o anlarda yoktuk. Peki şu an varız ve o zamanları tahmin edebiliyoruz, o halde türümüzün ortak zamanının bu ölçülere göre düzenlesek olmaz mı? (Orta öğretim sorusu). Olabilir ama bazı sorunlarla karşılarız, o da dünyanın ilk oluştuğu zamanları tahminle biliyoruz ve güneş etrafında dönmeye başlamasını da tahminlerle yapabiliyoruz. O nedenle tahmini bir başlangıç belirlememiz gerekir. Bir de milyon yıl miktarı olduğu için bu yıl ki yeni girdiğimiz 2023 yılı olarak değil, beş milyon beş yüz bin yirmi üç yılına giriyoruz dememiz gerekmekte, bu da biliyoruz ki baya uzun ve karmaşık bir sayı, yazı ile belirtirsek, 5.500.023 yılına girdiğimizi belirtmemiz gerekirdi. Dolayısı ile 2023 demek daha kolay ve basittir. Peki neden 12023 değil de 2023? (Bu soru, şu ana kadar anlatılanları anlamış zeki ve atılgan bir ilköğrenim öğrencisinden gelsin) Bu sorunun cevabı uzun olup, şu anki konumuzdan uzaklaştırır. Biz zaman çeşitlerine devam edelim.

2.Doğa zamanı, bu zaman canlılığın ilk ortaya çıktığı zamandan günümüze ulaştığı ve geleceğine ilerleyeceği zamandır. Canlılık dünyanın oluşmasının belli bir zamanında ortaya çıktığı bilinmekte. Önce ortaya çıkacak ve sonra mevsimler olgusuna, şartlarına göre varlığını koruyacak ve geliştirecektir. Canlıların gelişimini haliyle hareketini ve zamanının bilim araştırmaktadır hala. Biz onun zamanının olduğunu saptamamız önemlidir şu anda. 

3. Tür veya çevre zamanı, insanlığın toplum, ülke, yöre, mekan, olarak hareketi ve zamanı, zamanlarıdır. İnsan türünün ilk ortaya çıkışı, gelişmesi ve günümüze kadar gelen zamanı, günümüzdeki zamanı, gelecekteki sürecek zamanı şeklinde, tür ve çevre zamanlarını ele alabiliriz. Tür zamanı nesnel (objektif) bir terimdir. Çevre zamanı ise özneldir. Bu iki zaman farkını bireyde göreceğiz sonraki bilgilerde. 

4. Beden zamanı, bireyseldir. Bir bireyin öznel hareketi ve yaşayışının zamanıdır. Günlük yaşam içinde uyur, uyanır, işe gider, çalışır, işten çıkar, yemek yer, dinlenir, izler, dinler, okur, konuşur, yazar, öğrenir, öğretir, anlatır, dinler, gibi bir çok hareketle kendi zamanını oluşturur. 

5. Zihin zamanı, bireyseldir. Beden zamanı ile paralel çalışır. Bu bireyin hareketlerindeki zihinsel oluşturduğu amaçla olur. Günlük yaşam içinde uyur, uyanır, işe gider, çalışır, okula gider, derslerle eğitim ve öğretim alır, işten, okuldan çıkar, yemek yer, dinlenir, bireyin zihni ile bedeni birlikte hareket ederler. Bedenin hareketi bedensel, zihnin hareketi zihinseldir. Hareket farklıdır. Ama ikisi de harekettir. Birey işe gitmek için hangi yoldan ve nasıl gitmesi gerektiğini önce düşünür en uygun şekilde karar verir ve gider. İşe geldiğinde hem zihnen hem de bedenen hareket etmiş olurlar. Zihin işe hangi yoldan ve nasıl gitmesi gerektiğin bedene belli bir düşünme sonrası sunar. Bu zihin düşünme aşamasında nöronlarda hareketler etmektedir. Nöronlar çalışmaktadır. Çalışmak harekettir. Bu hareket görünenden görünmez hale geçmiştir. Mikroskobik hale gelmiştir. Bizler diğer bedenlerin hareketini görürüz fakat o bedenlerin zihinlerin nasıl çalıştığını göremeyiz, o bedenlerin düşünmesini, düşüncesini bedenleri nasıl hareket ediyorsa, neler konuşuyorsa anlayabiliriz. Zihin hareketini ve zamanını göremiyor veya dolaylı olarak anlayabiliyor olsak da onu yok sayamayız. O vardır.

6. Bilincin zamanı, bireyseldir. Beden ve zihin zamanı ile beraber çalışması da olur onların üstünde de olur. Düşündüğünüzü düşünmek şeklinde. Bilinç hem zihni hem de bedeni algılamaktadır. Bilinci hareketli bedeni gördüğümüz gibi açık ve seçik görmesek de bedenle çalışan zihni ve düşünceyi görmeyip de bedenle birlikte olduğunu bilsek de zihin ve bedenin bir ayna haline dönüşerek bilinci yansıttığını fark ederiz. Bilinci, zihnin (düşünce yerine kullanılmıştır)bedenle birlikte çalışmasını fark edişinde fark ederiz. Bunu bir örnek olgu ve resim ile açıklayalım. Bir cadde kenarında geniş bir kaldırımda on, beş kişinin birikmiş bir kalabalık oluşturduğunu ve kalabalığın merkezinde bir yerde yatan bir insan olduğunu hayal edelim. Siz bir doktorsunuz ve bu kalabalığı fark ettiniz bu kalabalığın dışından. İster araba ile oradan geçiyor olun, ister oradan yaya olarak geçmeye çalıştığınız bir an olsun. Bu resimde sizi bilinç olarak ele alalım. Kalabalığı düşünce olarak ele alalım. Kalabalığın merkezindeki bilmediğimiz bir insanı beden olarak ele alalım. Caddeyi ve şehri yakın çevre, şehrin bulunduğu geniş bölgeyi ve onun bağlandığı tüm yeryüzünü ve dünyayı büyük çevre yani doğa olarak ele alalım. Uzay ve evreni kozmoloji olarak ele alalım. Burada siz bilinç olarak kalabalığa bakarken düşünmeye başlıyorsunuz „Bu kalabalık neden birikti, kalabalığın ortasında ne var, büyük olasılıkla bir birey var. Böyle bir kalabalık önemli bir şey olunca toplanır ve tüm ilgisini merkezdeki bireyde topladığı için ne oldu, ne yapmalı gibi bir eylem içinde olmaya devam ederler.“ Bu örneği yaşama yönünden değil düşünme ve örnek olarak aldığımız için, siz bilinç olarak kalabalığa odaklandığınızda kendinizi fark edersiniz, hafızanızdaki doktor yemini ve içinizdeki vicdan duygusu size bu olayda görevinizin olup olmadığını hatırlatır. Kalabalığın olay ile ilgilenmesi vicdan duygusu ile iken sizde artı olarak meslek etiği duygusu ve tutumu bulunmaktadır. Siz bu örnekte bilinç olarak kendi bedensel durumunuza ve bedene ait düşünme halinize ek bir düşünme haline geçersiniz o anlarda. Eğer siz oradan geçerken bedeniniz rahatsız ise bilinç seviyeniz düşük olacaktır. Meslek etiği ve vicdan hızla sizin zihninizden gelip geçecek fakat siz bedenen rahatsız olduğunuz için meslek etiğine ve vicdana odaklanamayacaksınız, çünkü sizde aktif olan bedeninizin ve onla ilgilenen düşüncenizin zamanı ve mekanındaki eylemidir. Dolayısı ile siz tanık olduğunuz bu olayı bir izlenim ve olay gibi görüp yolunuza devam edeceksiniz. Bu hareket meslek etiği ve vicdani olarak doğrudur ve sizi ilerde ufak bir üzüntü dışında rahatsız etmeyecektir. Çünkü meslek etiğini ve vicdanınızın gereğini yerine getirmenizin şartı vardır. O da sizin bedenen ve zihnen sağlıklı olmanızdır. Bu örnekte ana konumuz bu olmadığı için sizin bedenen ve zihnen sağlıklı olduğunuzu varsayalım. Siz bilinç olarak kalabalığa (düşünceye) doğru ilerlersiniz, meslek etiği ve vicdani gereklilik olarak, olaya etki için işte bu bilinç harekete geçmesi için diğer aşamaları durdurmalı ve onlara hakim olmalıdır. Hızla kalabalığa yaklaşır o ünlü repliği yüksek sesle (burada kültür ve gerçek iç içe geçmiştir) söylersiniz. „ Açılın, ben doktorum“. Sizi duyan kalabalık açılır ve acil yardım geldi rahatlığı ile size yol verirler. Sizde yerde yatan yaralı veya hastanın nesi olduğuna bakarsınız. İşte o an bilincinizin diğer unsurlara hakim olduğu andır. Meslek etiği ve vicdan işbaşındadır. Ne yapılması gerekli olduğunu, nasıl davranmanız en doğru olduğunu bilmektesinizdir önceki çalışmalarınızdan ve tecrübelerinizden. Günlük yaşama sırasında her olay farklı oluşmakta ve tekrar etmemektedir. Üst bilinci kullanma tarzımıza yönelmememizin ya da onu sık kullanmama nedenimiz sıradan ve basit günlük yaşam şekillerinin bedenimize ait düşünme ve bedensel halimizin kendimiz ve çevremiz için sorunlu olmamasındandır. Günlük yaşam akışı içinde her şey hızlı ve sorunsuz ilerler. Küçük aksamalar çözülürken, önemli sorun içeren olaylar olduğunda bu akış bozulur. Üst bilinci kullanan kişiler kaos ve kozmozdaki farklılıkları, aynılıkları, zıtlıkları, mekan ve zamana, insana, doğaya ve kozmolojiye etkilerini araştırırlar. Günlük yaşam sırasında bu bilinci kullanmak yani tümden bilinçli olmak çok zordur, bir insan için fakat kayda değer kararlar alma ve seçimler yapmada, hedef belirleme, ilke ve kural oluşturmada bu bilinç kullanılırsa kişi etik ve vicdan olarak bedenen ve zihnen sağlıklı durumunu devam ettirme olanağına sahip olur. Özgürlüğünü korur, bilinçli yaşar ve varlığının farkındalığında olmaya devam eder.

Yeni yılınız kutlu olsun.

 

29 Aralık 2022 Perşembe

Marsta Su Yok

 Bence yok. Nasa'nın Mars hakkındaki görüntülerini izlerken. Bu izlenime kapıldım. 

Topraktaki görünen tüm izleri su ve buharı dışında da bir çok gazlar rüzgar gibi eserken yapabilir. Kayalardaki aşınmalar ve topraktaki izlerin şu an için su izleri olduğu izlenimine kapılmak romantik bir iyimserlik olur. 

Son izlenimler oksijen atomun canlılar tarafından ortaya çıkarılmış bir atom olduğuna ve olabileceğine dair fikirleri getirmektedir.  

Oksijen canlı özelliğindeki bir atom ile hidrojen kozmolojinin önceden hazır veya sonradan oluşan atomunun birleşmesi ile yeryüzünde su oluşmuş olduğuna dair tezi ileri sürebiliriz.

Doğa tanımımızda da canlı ile kozmolojinin birleşimi fikrimiz suyun temelinin bu birleşmeden oluştuğunu ileri sürebilmemizi sağlamaktadır. 

Oksijenin atomun sadece canlıya ait bir atom olması tezimiz şimdilik emin olamadığımız ve ön sezi olarak ele alabileceğimizi de belirtmek isterim. 

Şu ana kadar bilimsel olarak canlı atomları ve kozmoloji atomları şeklinde bir ayrım cetveli göremedik ve hali ile bilmiyoruz. 

Eğer bu cetvel var ise bilimsel olarak sunulmalıdır. 

Eğer yok ise hızla bu cetvelin oluşturulmaya başlanması gerekmektedir. 

Çünkü bu cetvel oluşturulursa ki bence oluşturulabilir. Canlılığın sadece dünyamızda olduğu kesinlik kazanacaktır. Uzayda yaşam var tezi zayıflayacak ve boş hayal ve beklentiler biraz olsun arınma sürecine girilecektir. 

Evet bilim insanları sizlerden canlıya ait ve kozmolojiye (cansız evren) ait atomları ayrı cetvelini bekliyoruz. Bu cetvel hazırlanırsa insanın evrene bakışı değişebilecektir. 

Bu cetvel insan yaşamında ve geleceğinde çok yeni bilgilere ulaşabileceğimizin ipuçlarını verecektir.

Eğer oksijen canlı atomu ise marsta veya başka gezegende su aramanın gereği olmadığı ve oksijenin bakteri, mantar ve bitkiler tarafından yapıldığı gerçeği ile baş başa kalacak ve daha gerçekçi bir evren yani kozmoloji algısına ilerlememiz olanaklı olacaktır. 

15 Aralık 2022 Perşembe

Filozofların (Düşünürlerin) Alet Çantası

 1.Diyalektik düşünme Tarzı;

Bilinen sav veya bilgileri sorgulama sırasında karşı savlar ileri sürülür. Mevcut kabul edilen tüm bilgilerin kaynağına doğru araştırarak, kaynaktan son hallerine gelerek, kaynağı ile son halleri arasındaki değişimi ve gelişimleri değerlendirmek, Kaynaktan gelen bilgilerin ilerleme sürecinin nasıl olduğunu araştırmak ve değerlendirmek. ilk ve son hal arasında nasıl oluşup geliştiğini, değiştiğini, dönüştüğünü saptamak ve eksik bilgilerin neler olabileceğine dair sav ve fikirler üretmek. Diyalektik düşünme tarzını daha fazla anlatmak için basite indirmek çalışması yapmam gerekmekte. Bu da başlı başına bir kitap da olabilir.

2.Tümelden tikele ilerleyerek düşünme tarzı;

Tümel fikirler için önce bilgi birikimi gereklidir. Her konuda edinilen bilgileri düşünür anlamak ve kategori, küme, istatistik şeklinde zihinde düzenler. Bu düzenleme düşünürün bilgilere hakimiyetini ve onların üstünde düşünme olanağı verir. Belli birikime ulaşınca tümel bilgini ortaya çıkma hali kadim sorular ile olur. Hiç eskimeyen cevaplarının çok olduğu fakat kesinliği ve her dönemde kendilerini koruyamayan cevapların sorularının tekrarlarında tümele ait yeni cevaplar ortaya çıkar düşünürün zihinde.  Tümel cevaplar ortaya koyan düşünür artık tümeldeki cevapların doğrulunu araştırmak için tümelden tikele doğru bir zihinsel ve düşünsel yolculuğa çıkar. Bu felsefe yolculuğu ömür boyu da sürebilecektir. Düşünceleri ile gerçek güncel hayatın, yaşamın ortaya koyduğu bilgiler ile tümele ait cevaplarının bilgilerini karşılaştırmaya sürekli devam edecektir.

3.Bilinçli olma ve yaşama düşüncesi;

Düşünür yaşadığı hayat ve evren hakkında kendine ait fikirler, tezler, teoriler, tümele ait cevaplar geliştirmiş bir kişi olduğu için artık onun için yaşamı sırasında ne karşılaşırsa karşılaşsın hep önüne gelecek olan yaşamın yani varlığın kendisi ve bilgisi olarak algıda seçici olacak ve bildiğine rahat bilmediğine ve sorun olarak karşılaştığına da dikkat edecektir. Bilgilerden yeni bilgilere ilerleme olanağını değerlendirecektir. Kendi davranış ve amaçlarının kaynağını her zaman sorgulayacak ve bilinçdışı hareketlerinin yaşamında azalmasını sağlayacak. Her doğru düşüncesi ve eylemi ile artık geçmişte kalmayacak günlük hayatın ilerleme şekli ile birlikte düşünce ve bilgileri gelişecektir. Bilincinin varlık ve bilgisinden her zaman az ve sınırlı olma bilincinde olacaktır. Bilebilme ve öğrenebilme sınırlarını da fark edecektir. Etki edebileceği, edemeyeceği alan ve konularda, kendi yaşama ve çevresi ile olan ilişkilerin nasıl şekillenmesi gerektiğini de bilecek ve karar verecektir. Kaçınamayacağı kaza ve belaya karşı her zaman hazırlıklı olma hali yaşam trafiğindeki hızını, yönünü seçmede dikkat etmesi gerektiğinin bilincinde olacaktır. İnsanlığın ideal olarak sunduğu başarılara değil sorunları azaltıcı ve ortaya çıkmasında önleyici bir bilinç geliştirmeyi yeğleyecektir. Hayalleri olmasına rağmen gerçeklik ile sürekli bir kontrol edici yanı onu sakinliğe ve mütevaziliğe sevk edecektir.

4.Vicdan veya toplumsal vefa duygusunun düşüncelere referans verme gücünü kullanması;

 Düşünür bilgi de tarafını seçmiştir. Bu tarafı olduğu olgular Doğa, canlılık ve tür olarak insanlıktır. Kendisi bir insandır ve zihnini özelliği onu diğer canlılardan farklı kılmaktadır. Doğanın bilinmeyen kendisinden daha iyi ve fazla düşünme ve zihin olgusunun olabilme olasılığını her zaman açık tutar. Düşünür, zihni ve düşünceleri ile türünün bir numarası olduğunu veya en akıllı, zeki ve bilgili insanı olduğu tezinde olamaz. Varlık ve bilgisinin insan türünün üstünde olduğu bir doğa ve evrende insan türündeki zeka, akıl ve bilgi ancak insanların tümüyle birleşik ve yardımlaşarak ilerleyebileceği tezindedir. Her insana ve her zihne ihtiyaç vardır. İnsan türünün canlılık içindeki yerini koruması olasılığı ve olanaklılığı bunu zorunlu kılmaktadır. Düşünür, vicdanın gerektirdiği çevresine, toplumuna ve tüm küresel insanlığa yani türünden aldığı tüm değerlerin kendine yeter bilgisinde olan kişidir. Kendi düşüncesi ve yaşamı bu bilgiler ile zıtlık içermez. O nedenle düşünürün vicdanı rahat halde düşünceleri gelişme gösterir. Hataları var ise onları fark eder ve telafisini, çözümünü bulur. Bir düşünürün vicdanı her zaman rahat ve huzurlu olacaktır. Çevresindeki bir çok kişinin düşünür davranışındaki hataları olduğunu düşünmesini engellemeye çalışamaz. Düşünürün düşünce, söz ve davranışlarında derinlik vardır. Çevresindeki kişiler güncel moda amaç, söz ve davranış içinde oldukları için düşünürün modaya değil tarihsel olgulara göre davrandığını ilerleyen zamanda anlayabileceklerdir. O an düşünüre neden öyle davrandığını soru olarak yöneltirler ise düşünürün gerekçe ve amaçlarını anlatması halinde bile kabul etmeyebilecek ve anlamayabilecekleridir. Düşünüre tekrar sorduklarında hep aynı cevabı alacaklardır. Fakat cevaplar hakkında bilgi ve tecrübe birikimi gerektiği için uzun düşünemeyecekleridir. Çünkü cevapların altında derin bir tarihi ve insanlık tecrübesi bulunmaktadır. 

Düşünür bazen hata yapar ve çevresindeki bilge gibi konuşup analiz yapan bireyleri fark eder ve onların bu söz ve davranışının doğru olduğunu fark ederse kabul eder, saygı duyar ve takdir eder. Çünkü görgü, adap ve gelenek gibi tarihi konularda düşünürün bilmediği çevresinin bildiği ve en uygun nasıl düşünülmesi ve davranılmasının gerektiği bilgisi de onlarda olduğu için. Düşünür doğru düşünce ve eylemleri öğrenme sürecini yaşar belli bir zamanda olsa. Düşünürün diğerlerinden farklı doğru düşünceleri ve eylemlerini zorla çevresine sunmaz, hataları olursa çevresindeki doğruları hızla kabule hazır olarak alır ve kullanır. Düşünürün çevresiyle uyumlu olması onun fikirlerinin testini yapması yönünden de gerekli, yeni fikirler oluşma aşamalarında delirmek ile dahi olmak arasındaki denge olarak çevresini ve toplumu referans olarak alması yönünden de önemlidir. Düşünür çevresinden ve toplumdan aldığını onlara sunmak amacındadır. O nedenle çevresi ve toplumla aynı düzeyde olmalı ve yaşamalıdır. Düşünürün düşünmekte olduğu bir çok fikir ve düşünce yarım halde durmakta ve tamamlamayı beklemektedir. Bu tamamlamayı bekleyen fikir ve düşünceler iletişime girdiği diğer insan fikir ve düşünceleri ile tamamlanma sürecine girme olasılığı bulunmaktadır. Hatta düşünürün bazı konulardaki yanlış düşünüş ve fikirlerini de ortaya çıkarabilir. Bu ortaya çıkışları düşünürde fark edebilir karşısındaki kişi de fark edebilir. Buradaki fark düşünür fikirlerinde ilerlemeye devam eder, karşısındaki kişi o an doğru ve gerçek fikirle yüzleşir ve sonra unutur, çünkü günlük yaşam gündemi o kişiye gerçeği ortaya çıkarsa bile devam özgürlüğü vermez. Fakat düşünürde bu özgürlük vardır, özgürlüğü kendi içinde bilinçli olarak oluşturmuştur ve  o devam edecektir. Bir çok nedenle düşünür düşünce ve eylem olarak normal bir bireye yakın gibi görünmeli ve davranmalıdır. Düşüncelerinde belli bir aşamaya geldiği halde onu anlayacak kişilerin azlığından şikayet etmemeli ve düşünce yolunda yürümeye devam etmelidir.    

13 Aralık 2022 Salı

Yaşam Döngüsü ve Teknoloji - 2

 İnternet

Sanal ağlar, fiber kablolar, metal ve cam, yarı iletken etrafı plastik koruma ile kaplanmış kablolar ile dünyanın tüm yerleşim yerlerine doğru uzanmaktalar.

Alt yapısı metal, cam ve plastik kablolar elektrik ve elektro-manyetik olarak ses ve görüntü iletiyorlar. 

Canlının görme ve işitme duyularına hitap eden iki önemli unsur. 

Göz ve kulak 

Göz, etrafındaki çevrenin anlık göz kırpmaları ile biyo-fotoğrafını çekerken, kulak ise çevrede görünmeyen ses dalgalarının etki sürecinin sonuçlarını kategorilere almak için iç kulaktan işitme merkezine göndermekte. 

İnternetteki insan

Gözleri ile izlediklerini hafızasına sabitlenmiş resim olarak gönderirken, duydukları seslerini tonlarını, tınılarını hafızasına kaydetmekte. 

Aynı konulardaki görme ve duyma yoğunlaşmalarıyla artık beyin sistemine tanıdık ve yakın hale gelen görüntüler ve sesler adeta bire bir kopyası olmaya ve hafızadan ön bilince aktarımı da gayet anlaşılır ve doğru olarak olmakta. 

Bir filmin sahne anları, bir müziğin bir çok ahenkli sesindeki düzeni ve ona eklenen özgün sanatçının sesleri hafızada çok daha yer kaplamakta ve yerini, kapladığı hücrelerdeki alanının arttırmakta. 

Müzik ve film kategorileri temsil eden nöron ağlarının altında hücrelerde kayıtlı bu bilgiler belli bir mekana bağlı olmamanın verdiği havada boşlukta esen bir rüzgar, bir bulut gibi zihinde dolaşmakta. 

Sanat, bireyin zihninde mekansız ve sabit olmayan, hareketli bir şekilde bir tarzda dolaşmakta. Sanat merkezleri olan sanatçıların her yerde ve her zamanda olmaları gibi, onların yeryüzünde dolaşmaları gibi sanata ait izler internetteki sitelerinde olsa da zihinlerde sürekli bir hareket ve dolaşım halinde bulunmaktalar.

İnternet iletişim teknolojisine sanat ile ilgili olarak giriş yapmış bulunmaktayız. 

Edebiyat sıraya girmekte, edebiyat eserleri onları sunan kişisel ve belirgin olan yazarların zihinlerinden akıp gelen duygu, yaşantı ve düşüncelerinin bir sunumu. Onlardan alınan her bilginin merkezleri bulunan bir edebi bilgiler şeklinde zihinlerde yer etmesi gerçekleşmekte.

Edebi bilgilerin merkezi ve kaynağı belli. Bir yazarın yaşama ve hayata karşı duyguları, tecrübeleri, bilgilerin yer aldığı bir edebi eserde onun bilgeliği ile tanışma gerçekleşir. 

İnternet ve yaşam konusuna sanat ve edebiyat ile giriş yaptık.

İnternetin insan yaşamındaki önemi ve gelişmesi üzerine araştırıyoruz.

İletişim teknolojilerinin en önemli dalı haline gelmesi, interneti bu alanın ana yolu, merkez yolu haline getirmekte.

İnternet küresel olarak tüm insanların zihinlerinden diğer zihinlere uzandığı bir bir ağ niteliğindedir.

Türümüzün birbiri ile en önemli özelliği zihin ve onun uzantısı düzenli ve planlı ses ile ve görüntü ile bağlantıda olması halinde olmasında önemli bir araçtır internet.

Zihinden zihine bağlantıda bir araçtır internet. Koku, tatma ve dokunma duyularımızın görme ve işitme duyularımızdan aldığımız bilgiler ışında harekete geçtiğini de söyleyebiliriz. 

Bir yemek tarifini izlediğimiz veya dinlediğimizde tat alma duyumuz tam olmasa da aktif oluyor. Özellikle aç isek. Kadın veya erkek görüntülerinden ilgi oluşabiliyor dokunma duyularımızda az veya çok. Sunumlardaki kötü kokuları çağrıştıran görüntüler ve anlamlı veya refleks olarak sunulan seslerden koku alma duyumuz aktif oluyor belli, belirsiz olarak. 

Tat, koku ve dokunma duyularımız görme ve işitme duyularımızın verilerini zihinsel doğrulama ile kabul ediyor yaşanmışlık algısında, onların gerçek veya gerçeği temsilleri olarak. 

İnternetteki görüntüler ve sesler gerçeklerinin bir temsilleridir. Görüntü ve ses önce cihazlara ekleniyor sonra enerji halinde kablolar veya radyo ve elektro-manyetik dalgalar halinde hızla yeryüzünde taşınıyorlar. Ulaştıkları merkezlerdeki sunucu cihazlarda tekrar insan zihninin anlayabileceği tarza, şekillere dönüştürüyorlar. Dolayısı ile görüntü ve sesler parçalara ayırılıp tekrar birleştiriliyorlar. 

Kozmolojik evren buna izin veriyor, yapısında var. 

Madde ve enerjinin görüntü ve seslerinin aktarılabilmesinin nedeni zaten madde ile enerjinin birbirine dönüşme özelliğinde olmasındandır. 

Bir canlının yapısında bu özellik bulunabilir mi ? 

Canlı önce madde ve enerjiye dönüştürülüp sonra mekanda taşınıp sonraki yerde tekrar birleştirilsin. Öncelikle bir canlı hücrelerini parçaladığımızda, ayırdığımızda onun var olma, varlık nedeni ortadan kalmaktadır. Bir hücre atomlarına ayrıldıktan sonra artık o bir bütünsel canlı özelliğini yitirmektedir. Hücre parçalanmış atomlarına bölünmüştür. Fakat atom da olsa yine bir canlı atomu denilebilir mi ?

Bunu konunun detaylarını araştırmak bilimin işi. 

Biz olayı felsefe olarak inceliyoruz. Eğer hücre atomlarına ayrıldığında hala bir canlı atomu olarak kalıyor ise diğer canlı atomları ile birleşip yeni bir canlı oluşturma potansiyelini taşıyor demektir. 

Bunun keşfi yaşam için insan düşüncesi için bir çığır açıcı olur. Böyle olabileceği yolundan gidersek, canlının canlıya geçişinde sürekli bir tekrar olduğu fikrine ulaşırız. Böyle olması aslında yaşamış ve var olmuş tüm canlıların yok olmadığı hala varlıklarını sürdürdükleri anlamını ortaya çıkarır.

Şu an ki bilgimiz ile canlının bir yerden bir yere önce madde veya enerjiye dönüştürüp sonra tekrar aynı haliyle ulaştırılamayacağının fikrindeyiz. Canlılık birleşik bir yapıdır. Parçalanırsa, varlığını kaybeder. Buna canlının ölümü diyoruz. Bilinen yaşamdan kopuş olarak alıyoruz. Tohum ve yumurta olarak ortaya çıkış ilkelerinin dışında bir oluşunu henüz bilmiyoruz. Tohum ve yumurta ısı, ışık, hava, su ve besin şartlarında büyümesini başlatıyor ve devam ediyor. Onların tamamlanma bilgileri basınçlanmış, vakumlanmış olarak dar bir alana sıkıştırılmış haldedir. Canlının tamamlanma şekli mikro ölçekte tohumda ve yumurtada bulunmaktadır. Havanın basıncı, nemi ve sıcaklığı, tohum ve yumurtanın bulunduğu mekan ve çevresinin, ortamının uygunluğu ile tamamlanmaya doğru hareket etmekte.

İnternetteki bilgilerin bir merkeze ulaştığında mikro ölçekten insan duyularının algılayabileceği makro düzeye ulaştırılması yine teknik olarak gerçekleşmekte. Fakat bu mikro bilgiler önce dönüştürücüde toplanıp bütünleştiriliyor ve bütünleşmeden sonra büyütülüyorlar. Büyütme özelliği mercekler ile oluyor. Canlının yumurta ve tohumdan tamamlanma aşamasına gelmesi ise dıştan aldığı hava, su ve sıcaklık etkilerinin içinde aldıklarının biyo-atom haline dönüştürmesi ile olmaktadır. 

Canlı bedensel tamamlamasını genetiğindeki negatif kayıtlarının çevreden gelen pozitif madde ve enerji veya biyo-atomlarının birikmesi ve her biriken pozitif parçaların üstüne, yanına yeni bir negatifinin yeni hali oluşması şeklinde diyalektik bir biçimde gerçekleştirdiği düşünebilir.

Canlı bedensel tamamlanmasını bitirmiş olduğu anda neler olmaktadır ? Canlı tümden negatif genetik kayıtlarını pozitif çevreden aldıkları ile tamamlamış ve varlığının zirvesine ulaşmış durumda ne olmaktadır ?  Tabi ki durumunu ve konumunu korumaya çalışmakta olacaktır. Canlı organizmadaki bütünsel işleyiş sürerken sorunlar ile karşılaşacaktır. Öncelikle kozmolojinin termodinamik yasalarına karşı kendini korumaya çalışacaktır. Parçalanma- bölünme- ayrılma- çarpma gibi sıcaklık artışı ve düşüşleri olumsuz etkilerine direnmeye ve korunmaya çalışacaktır. Sonra başka bir canlı tarafından aynı termodinamik ve kozmolojik işleyiş ilkelerinin kendisine uygulanmasını önlemeye, önleyemez ise kendini onarmaya çalışacaktır. Başka bir canlının midesine gitmek artık biyo-atomların o canlıya geçmek anlamına geleceği için bir formdan başka bir forma geçiş devam etmekte midir ? Henüz bunu bilemiyoruz. Halk dilinde " Sen bir zamanlar bir meyve biyo-atomuydun " denebilmektedir.

İnternet şu an biz insanların zihinsel iletişimi temelinde günlük yaşantılarımızı düzenleme ve yardımlaşma, haberleşme, birlikte hareket etme gibi bir çok türümüz için gerekli özellikleri kendinde taşımaktadır. 

İnsan olarak türümüz varlığını korumak ve geliştirmek için yaşamak konusunda benzer deneyimler içermek zorundayız. Bir kedi türü dediğimizde doğada kedilerin tüm cinslerinin ortak özellikleri bulunmaktadır. Eğer kedigillerden bir cins ayrı bir yaşama tarzına maruz bırakılırsa veya zorunlu yönelirse kedigillere ait özelliklerinden uzaklaşıp farklı bir türe evrilebilir.  Evrimde tür farklılaşmasındaki çevre ve şartları aklımıza gelmektedir. İnsan türü farklılaşmamak için zihinsel olarak teknolojiyi kullanmaktadır. 

İnsanlık dışı diye nitelendirdiğimiz tüm olaylar aslında canlılığın temelinden gelen ve her türlü olasılıkları denemek, araştırmak ve bu sayede kozmolojik devasa evrende varlığını korumak adına olanaklarını genişletmek amacıyla oluşmaktadır. Fakat biz türümüzün varlığını koruma amacında insanlık dışı olayların her zaman olabileceğini bilmeli ve onları bu kategoride değerlendirmeliyiz.

İnsanın doğasını kötü olarak nitelendirmek yaşamın temel ilkelerine rasyonel değil, türümüze haklı bağlılığımızın duygusal yaklaşımlarıdır. 

İletişim Teknolojileri ve internet türümüzün birlikteliğinde en önemli insan özelliği olan zihnimizin gelişmesinde ve tür bilincine ulaşmada önemli bir aşama olarak ilerlemektedir. 

12 Aralık 2022 Pazartesi

Yaşam Döngüsü ve Teknoloji

 Felsefemize göre daha önceden de bahsedildiği gibi varlık yaşamdır. 

Teknoloji ise insanın madde ve enerjiyi kullanarak kendi varlığını (yaşamını) kolaylaştırmaya, geliştirmeye, sürdürülebilir olmaya kendi türünün kendi içinde ilişkilerini kolaylaştırmaya, geliştirmeye, sürdürülebilir bir birlikteliğe ulaşma amacıyla ortaya çıkardığı, çıkarmaya devam ettiği ve sonra da çıkaracağı teknik olarak araç, alet, bina, yol, köprü, eşya vb. eserleridir. 

Teknolojinin iki yönü dikkatimizi çekmektedir. 

1. Topluma yönelik

2. Bireye yönelik

Topluma yönelik, 

1.Toplu ulaşım araçları ve yolları; yollar, köprüler, uçak, gemi, tren, otobüs vb. 

2. Toplu iletişim araçları; 

a) Temel ihtiyaçlara hizmet eden; Doğal gaz, elektrik, su

b) Kültürel ve iş amaçlarına hizmet eden; İnternet, tv, radyo, telefon

Bireye yönelik

1. Ulaşım alanları ve araçları; yollar, köprüler, özel araçlar

2. İletişim teknolojileri; Telefon, pc, internet, 

3. Günlük temel ihtiyaçların karşılanmasına yardım araçları; Ev eşyaları, 

4. İş sektöründe çalışmaların kolaylaşmasına yardımcı araçlar; Ofis eşyaları

Bu liste uzar gider ana konu ve ara konuları ile

Yukarıdaki bir çok örnekte görüldüğü gibi teknoloji insan yaşamın kolaylaşmasına çalışmaktadır. 

Ana konusu ve amacı budur. 

Günümüzde teknoloji hakkında bir çok şikayet duyarız. Teknoloji kötüdür. Teknoloji geldi mutluluk bitti gibi mızmızlanmalar, armudu yiyip bunun niye çöpü var demeler gibi, üzüm güzeldi ama çekirdeği olmasa gibi, gül güzel ama diken burada neden var gibi şımarıklar. 

Sözün kısası sayın okuyucularım bu şikayetlerin özeti şudur; Cennete ufak sorunlar var, bunlarda olmasa demenin şikayetidir.

Teknoloji şu an türümüzün doğada bir öz bir önemli öge olmasındaki en önemli faktör olarak önümüzde durmaktadır. 

Trans- hümanizim ve post- hümanizm akımlarının tek amacı insan ömrünü uzatmak üzerinedir. Sonsuzluk özlemi diyerek onları eleştirmek basit bir yaklaşımdır. 

Teknoloji insanın tarih boyunca doğanın kendi içindeki sert diyalektiğine karşı teknik olarak kendini korumayı ve geliştirmeyi başardığı zihin ürünleridir. İnsan önce teknik olarak diğer canlıları sonra da madde ve enerjiyi kullanmaya başlamış ve son hali de kozmolojiyi kullanmada kararlı adımlarla ilerlemektedir. 

Bu günden sonra doğa (canlılık) için yaşamı artırıcı ve yayıcı özelliğine doğru ilerleyecektir. İnsanın gelecekteki misyonu bu olacağını göstermektedir bizlere.

Teknolojide ne deneme yapılırsa yapılsın ne olasılıklar denenirse denensin felsefemize göre sonucu canlılığın hizmetinde olduğu ortaya çıkacaktır. 

Günümüzde türümüzün içinde birbirine hakimiyet, birbirinden önde olma, daha fazla refahtan pay alma tüm davranışları insanın dolayısı ile canlılığın kendi içindeki diyalektik rekabetinden gelmektedir. Buradaki görünenler doğa için basit ve süregelen gelişmelerdir.

Büyük resimde ise teknolojinin türümüzün doğa ile karşılaşmasının, onunla yüzleşmesinin temellerine inileceğidir. 

Teknolojinin geleceğinin nasıl olacağını ve nasıl olması gerektiğinin cevabını doğayı ve onun işleyiş ilkelerini anlamakla olanaklıdır. 

Doğada dört öz teorisini göre teknolojinin ilerlemesi nasıl olmalıdır?

Doğada dört öz teorimizde, insan, dördüncü, öz olup doğanın yaşam döngüsünde son halkayı temsil etmekte idi.

İnsanın, diğer özlere bağımlılığı bulunmaktadır. 

İnsan biyolojik açıdan tümden önceki özlerin gelişimi ve son halini temsil etmektedir. 

Teknolojinin normal ilerleyişinde sürekli doğaya olan bağımlılığı azaltıp kozmolojinin enerji- madde unsurlarına yöneldiğini fark ediyoruz dikkatli bakışımızla.

Isınmak için önce odun ve kömür yakarken doğal gaz ve elektrik yöneldik. Odun kesmeyi bırakarak ağaçların azalması süreci durduruldu. En azından şu an ağaçların yaşam döngüsü bitiminden kesilmesi devam ediyor.

Araçlarımızda ve bir çok teknik yapılanmalarda elektrik kullanmaya başlamamız çevre için kötü olan fosil yakıt kullanımını azaltmaya başladı.

Bu gelişmeler insan olarak yapımızda bulunmaktadır. Bizler teknik olarak diğer canlıları kullanmaya devam edemeyeceğimizi keşfettik tarih süresince. Başlangıcı onlar ile yaptık. Fakat gelişimimiz açısından ve amacımız açısından diğer canlıyı teknik olarak kullanmak bize her zaman yetersiz kalacağını gördük.

Bu olgu da insanın gelişimi teknik ise tekniğini yönü canlıları kullanmak değil, özellikle kozmolojinin madde ve enerjisi olarak kullanmak ve o yolda ilerlemektir. 

Kaderimiz bizleri o yönü doğru ilerletmektedir. Teknolojinin yönü kozmoloji ve onun madde- enerjisidir.

İlke insan olarak önce başka canlıların kemiklerini alet olarak kullandık, tahta, odun, sopa kullandık. Madenleri keşfedince onları bıraktık. Madenler kalıcı ve dönüşücü idiler. Madde ve enerjiye dönüp durma döngüsünde idiler. 

Dolayısı ile canlı kendi varlığını kendi kopyası yeni canlıya devreder iken bir yaşam döngüsüne hizmet etmektedir.

Kozmolojide her madde enerjiye ve tekrar maddeye dönerek bir döngü içinde olmaktadır.

Bir demir sıcakta erir sıvı demir olur daha fazla sıcakta buhar demir olur. Sıcaklık azalır ise önce demir sıvısı ve sonrası madde haline tekrar döner. İster birleşmiş olsun isterse ayrı olsun onun özü aynıdır. Diğer kozmolojik maddeler de öyle. Her madde atomsal özelinde vardır. İster az ister çok bir arada olsun. 

Fakat bir canlının özü tekil atoma bağlı değildir. Farklı biyo-atomların birleşmesi ile olmaktadır. Canlı yapısında diğer kozmoloji atomlarını kullanır, hücrelerin çoğaltır ve korur. Bir canlı sisteminde kozmolojinin atomlarını kullanır. Sonra varlığını kopyalar ve yeni gelen canlı o atomları kullanmaya devam eder.

Dolayısı ile kozmolojinin atomlarını canlılık temelden kullanmaktadır. 

İnsan teknolojisinin ilerleme yönü varlığını korumak ve sürdürmek için kozmolojinin madde ve enerjisin dönüşümünden faydalanması canlılığın temelinden gelmektedir.

İşte teknolojinin yönü insan varlığının korunması, gelişmesi ve sürdürülmesi amacında canlılığın, doğanın ilerleme amacı vardır.

Doğa ve canlılık kozmolojinin belli bir zamanında ve o yerde ilk ortaya çıktığında kozmolojiye karşı onu kullanma yolu ile varlığını oluşturmaya başlamış ve gelişimin sürdürmüştür. Ara dönemlerde canlının canlıdan alımı ve onu kullanması onun asıl kozmolojiye karşı kendini geliştirme çalışmaları olarak göze çarpmaktadır. 

Felsefe bu konularda genel bir ışık tutma amacındadır. Teknolojinin yönünü km veya gün yıl olarak göstermek, münencimlik yapmak, kahinlik yapmak felsefenin alanı değildir. 

Yaşam döngüsü ve kozmolojinin madde-enerji ve sıcaklık oran döngüsü arasında sıkı bir ilişki olduğunu unutmayalım.

Teknolojinin yönü insanın, doğanın (canlılığın), dolayısı ile yaşamın gelişmesi yönünde kozmolojiyi yani madde ve enerjiyi kullanmak üzerine olacaktır. 

İster dünyada türümüzün kendi içinde varlığını sorgulaması çabasında, isterse de barışına hizmet için olsun. 

En sonunda dünya dışına çıkışımızın başlaması ile insan ve doğanın tarihi için bir yeni başlangıç yapmasıyla yeni bir dönem başlayacaktır.

Tüm insanların aynı düzeyde yaşamı algılamasını, varlığa ait aynı düzeyde bilgi sahibi olmasını bekleyemeyiz. Fakat bilenlerin daha çok olduğu bir toplumda geleceğe dair doğru, iyi, güzel ve etiğe uygun bir yaşamın devamı sürebilecektir. 

Biz insanlar alt kültürümüz olan hareketli canlıların evrimini durdurmamız demek artık onların varlık hallerini içimizdeki olasılıklarda yaşayacağız anlamına gelmektedir. O nedenle espirili olsa da alt kültürlerimizden örnekler ile birbirimize şaka yapabiliyoruz. Sürüngen beyinli, tilki gibi zeki, keçi gibi inatçı vb. 

Genel anlamda insan alt üç özün temsilini de üstlenmektedir. Bakteri gibi her yere girip çıkan, mantar gibi her yerde biten, ağaç gibi odun gibi duran, inançlılar için güneşe yönelen bitki gibi saf ve temiz huşu halinde olan gibi bir çok örnekte alt kültürlerimiz ve alt özlerimizden örnekleri kendi türümüzün olasılıklarında görmekteyiz. 

 ................

BBD Yöntem ve Uygulamaları -135

  Günaydın, değerli sağlık sever dostlar. 09:30 Çekirdek Kahve 10:00 Yumurta, haşlanmış, bir adet, sadece sarısı 10:45 Simit , yarım, ısıtıl...