7 Ocak 2024 Pazar

Deizm Felsefesi

 İlkeler : Deizm felsefesi çağımızın küresel büyük sorunlarını tespit ve çözümünü içinde barındıran çağdaş bir felsefe alanıdır. İnanış değerlerini insanlığın gelişim çizgisi yönünde tekrar ele alan ve bakışını çağımız gelişen küresel olgularını değerlendirme, tespit, saptama ile bireylerin zihin ve bedenleri için iyi yaşama, özgür, güvenli ve sağlıklı yol ve yöntemlerine ait ön bilgileri olan ve gelişimini, araştırmaktadır. Bilim sınırlarını belirlemiş, ilerleme hızı yavaşlamış ve çalışmalarını bölgesel ve sınırlı insan faydası ile daraltmış veya daraltılmıştır. Bilimin kendisini sınırlaması ile siyaset ve sermaye kurumlarınca yönlendirilmesi sonucunda küresel insan faydası olan amacından bölgesel ve yerel amaçlara yönelmeye sapması ile gerçek ve doğru yönünü kaybetmesiyle oluşan bilim sonrası (post-science) oluşan düşünsel kaos insan aklının ilkel zamanlara dönme olasılıklarını (Astroloji, fallar, mistik ve savaş arayışlarına yönelmek) araştırması riskine ve canlı rekabetin gereği olan fakat türün kendi arasında sınırlı kalması gereken küresel savaş riskine karşı gibi bir çok benzeri yaklaşımlara antitez olarak ortaya çıkmış ve varlığını her hangi merkeze bağlı olmadan (kripto para ve bitcoin üretilme benzeri) birey ve gruplarca geliştirerek küresel yaşamındaki yerini alma yolundadır.

Deizm Felsefesine Giriş

Tanımı 

Günümüze kadar bilimsel bilgilerin insan yaşamına yön vermesi ve türümüzün doğadaki yerini belirgin hale getirmesiyle, modern ve çağdaş insan aklının bu bilgiler ışığında insan yaşamı, canlılık, doğa, evren ve tanrı hakkında yeni ve kendine özgü ön bilgiler geliştirmesi ve bu ön bilgiler ışığı ve temelinde yaşamını düzenlemesi, felsefesini bilinci ve aklı ile yaşamına yön vermesi, kararlar alması, tavır ve tutumlarda bulunması, ilişkilerini düzenlemesi, bireysel ve grupsal felsefeyi geliştirici eylem ve çalışmalarda bulunması, İnsan türüne ait oluşan tüm önemli kültür ve özelliklerine değer vererek gelişmesine katkı sağlama amacında felsefesini kullanması ve geliştirmesidir. 

Deizm nedir, ne değildir ve amacı nedir ? 

Deizm felsefesi bir inanç ve din değildir. Birey ve grupların insan aklı ve bilinci ile olanakların ve olanaksızlıkların, bilinebileceklerin ve bilinemeyeceklerinin sınırlarını belirlemiş olan, mantığa ve doğru bilgilere önem veren, bilimin  gelişmesinin etkisi ile geride kalmış olan felsefenin tekrar öne çıkarak insan yaşamına etki edebileceği tezindedir.   

Deizm Felsefesinin ortaya çıkış nedenleri :

İnsanlık tarihi boyunca inanışlar din olguları ile sürer iken günümüzde gelişen bilimin insan yaşamına etkisi büyük olmuştur. İnsan yaşamında bilim ve etkileri insan aklı ve bilincini de geliştirme etkisi yapmıştır. Aklı ve bilinci ile bilimin ortaya sunduğu bilgiler bireyin ve grupların yetki ve sınırlarını belirlemiştir. Evrim teorisi artık bir teori olmaktan çıkmış, tüm kanıtları ve nesnel sonuçlarıyla bireylerin ve grupların her türlü kültürel yapısı ile insan ve türünün yanı sıra canlılık, doğa ve evren hakkında da bir çok aynı şekilde inkar edilemeyecek kanıt ve nesnel sonuçlarını kabule götürmüş, birey ve grupların yaşamlarını düzenleme ve geliştirme planlarına yeni bir felsefe ihtiyacı doğmuştur. 

Tanrı ve dinler hakkında Deizm Felsefesinin ön bilgileri :

Deizm, insanlık tarihi boyunca oluşmuş ve hala devam etmekte olan tüm inanışlarına veya inanış konularında ilgisizlik içinde olanlarla zıtlık ve rekabet içinde değildir. Teizm ve ateist karşıtlığı olarak ortaya çıkmamıştır. Deizmin ortaya çıkışı bilimlerin gelişmesi ile ilgidir. Bilimler sayesinde günümüzde bir çok bilinmeyen bilgiler ortaya çıkarılmış ve insanın tanrı ve ona bakış fikri tarzında yeni bir felsefenin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Deizm felsefesi bir din değildir. Tanrı ve inanç konularında bilim ve felsefenin etkisi ile insanın geliştirdiği bir tutum ve tavırdır. Deizm felsefesi insanın modern yaşamındaki doğaya, evrene ve tanrıya karşı bilgilerini karmaşıklıktan uzaklaşmak için belirgin ve yaşamına yön verebilecek şekilde düzenleme amacındadır. Deizm felsefesi tamamlanmış ve sınırları olan bir felsefe değildir. Bir çok önemi olgu için ön bilgileri bulunmaktadır. Bu ön bilgilerin temelinde felsefenin gelişmesi günümüz ve gelecek bilgilerine bu bakış yönünden bakar ve değerlendirir.


Deizm Felsefesinin Tanrı ve İnancı hakkında ön bilgileri 

Tanrı vardır.

Onu bilemeyiz, kavrayamayız.

Ancak hissedebiliriz.

Bilmek ve kavramak zekaya ait bir olgudur ve insanda sınırlıdır.

Hissetmek ise genetiktir ve canlılık ortak olgusuyla doğadan gelir.

Tarihteki dinler, din kitapları ve onları sunan kişiler önemli ve değerli kişilerdir. İnsan türünün kendi içinde gelişmesine büyük katkı sunmuşlardır. İnsanlık tarihi için iyi ve önemli işler yapmış diğer atalarımız gibi onlara da değer ve önem verilmektedir. 

Tanrı evreni ve içindeki her şeyi yaratmıştır.

Evrenin işleyişini, gelişmesini, sürecini hazırlamış ve ona etki etmemektedir.

Evren ve doğada her şeyin etkeni ve nedeni kendi içindedir.

İnsan aklının sınırı evren ve doğanın işleyişine ait bilgileri anlama ve kavrama yönünden sadece kendi faydasına ve yararına olabilecek yeterlilikte kalabilir.

Duyu organları ve beynindeki nöronların sınırlılığında bilgisini belli bir sınıra kadar ilerletebilir.

Evrenin büyüklüğü ve nasıl oluştuğuna dair bilgiler insan aklında sınırlı kalacak bilgilere örnektir.

Tanrı, insanın evren bilgisine ulaşmasını sınırlamıştır. İnsan evrende belli uzaklık ve bilgisine kadar ulaşabilir. 

Deizm felsefesini takip eden ve önemseyen birey ve gruplar, içinde bulundukları ülke ve inançlarına doğuştan kültürel olarak katılmakla birlikte psikoloji, sosyoloji, biyoloji gibi insan, canlı ve doğa bilimlerinin bilgileri ile yaşamlarının düzenlemektedirler. Küresel büyük sorunlarına bakışları ve yaklaşımları inanç esasında (farklı dinlerin rekabeti ve anlaşma zorluğu) değil, bilimsel ve felsefi yaklaşımları yönünden ele almayı tercih etmektedirler. Günümüzün küresel sorunları ve çözümleri yüzyıllar önceki gerekli olmuş ve uygulanmış evrensel aday ilke ve kurallar ile çözülmesi zordur. Yerel, bölgesel ahlak, inanış, gelenek ve ritüeller ile küresel sorunları saptama ve çözümlerini araştırma olanağı zor olması nedeniyle günümüz evrensel bilimsel ve felsefi ilkeler oluşturulması gerekli görülmektedir Deizm felsefesini öne çıkaran birey, grup ve topluluklarca.   


Deizm Felsefesinin en önemli soruları ve araştırmaları 

Doğanın oluşması evrende ne anlama gelmektedir?

İnsanın var olması doğada ne anlama gelmektedir?

İnsan türü için yakın gelecekte oluşacak büyük krizleri günümüzden keşfedebilir miyiz?

Günümüzde bilinen veya bilinmeyen küresel sorunlar nelerdir? 

Bu sorunların çözümleri neler olabilir? 

Bu sorunların nasıl oluştuğu ve geleceğe nasıl yansıyacağının araştırmaları.

..................Bu yazı dizisi devam edecektir.

4 Ocak 2024 Perşembe

Zerdüşt'ün Dönüşü - 3. Bölüm (Bitkiler ile iletişime geçen Filozof)

 Zerdüşt heyecanla klavyede bir çok yazı, işaret ve ses gönderiyor ve monitörden belli belirsiz gelen sinyallerin anlaşılır hale gelmesini bekliyordu. Uzun süredir üzerinde çalıştığı bitkiler ile iletişim programını tamamlamış, son bir hafta bitkilerden karmaşık anlaşılamayan çizgi, ritim, renkler, gaz şekilleri, titretişimler halinde gelen cevap niteliğindeki işaretleri çözmeyi henüz başaramamıştı. 



Artık bitkiler ile iletişime geçemeye çok yaklaştığını hissediyor, heyecan ve merakla her türlü mesaj şeklini deniyordu ve gelen mesajları çözmek için tüm heyecanının bastırmaya çalışıp öyle devam ediyordu.

 Olanların gerçek olup olmadığını da bilincinde tekrar tekrar sorguluyordu. Evet gerçekti ve bu sürece girmişti. Bitkiler mesaj gönderiyorlar fakat bir türlü çözemiyor anlam veremiyordu. Sürekli gelen fakat henüz anlamını çözemediği mesaj şekillerinin etkisiyle zihninde ve bedeninde olumlu enerji dalgalanmaları  olduğunu hissediyor ve mesajların olumlu, barışçıl olabileceğini tahmin ediyordu. 

Heyecanını bastırmaktan yorulmaya başlamıştı. İşaretler gittikçe belirginleşmeye ve anlaşılır hale gelmeye başlıyordu. Boşalan bardağına heyecanla gözünü monitörden ayırmadan su doldurdu ve içerken bile gözleri ekranda idi. Ekranda bir yazı belirdi birden, gözleri şaşkınlıktan suyu içip bitirdiğini fark etmeden hala boş bardaktan su içmeye çalışıyordu. Ağızına dayalı boş bardak, gözleri ekrana kilitli bir halde hareketsiz kaldı. Donmuş bir halde bir kaç saniye öyle kaldı. Birden elinden bardağı bıraktı, boş bardak yere düşerken bile gözleri ekrandaki yazıyı görüp iletişimin başlaması karşısında tüm hayretini yaşıyordu. Ekranda titreşim, dalga, parazitlenme, gaz bulutu gibi karışık halde iken bile şu yazı görünüyordu. 

" Su "

Saniyeler geçtikçe Zerdüşt kendine gelmeye başladı. Koltuğa geriye yaslandı. Kasılmış bedeni rahatlamış, olayın heyecanının geçmesini bekliyordu. Nefesini tuttuğunu fark etti, hızlıca nefes alıp verdi. Yere düşen bardağa baktı kırılmamıştı. Ekrandaki yazı hala duruyordu. Tekrar tekrar görünüp kayboluyor, yine aynı yazı zor da olsa anlaşılıyordu. 

" Su "

Zerdüşt kendine gelmiş olarak yerinden kalktı ve bitki sulama kabıyla incir ağaçların olduğu saksıya doğru ilerledi. Artık bu bitki sulaması sıradan ve rutin olmaktan çıkmıştı. İlk defa bir insan bitkinin isteği üzerine ona su vermeye doğru ilerliyordu. Acele etmiyor, sakin olmaya çalışıyordu. Salonda yalnız olduğunu hissettiği zamanları geride kalmıştı. Bilinci olup olmadığı bilinmeyen bitkileri sulama davranışı rutin olmaktan şu an sona ermekte idi. " Bu adım insanlık için büyük, canlılık için küçük bir adımdır" şeklinde tarihe geçecek eyleminin mesajını aklından geçirdi.

İlerleyen dakikalarda iletişim belirginleşmeye ve hızlanmaya başlamıştı. Zerdüşt yazıyor ve cevaplar geliyordu. Zerdüşt cevaplarda şaşkınlıktan ayağa kalkıyor bir iki adım ileri geri yürüyor aldığı mesajları mantığına uydurmakta zorlanıyordu. 

İncir " Biz bitkiler havayla mesajlaşıyoruz, sizin bildiğiniz gibi köklerden değil." 

Zerdüşt " Nee ?! nasıl ??... " diyerek şaşkınlık ve hayrete boğuluyordu. " Peki, size soracağım insanları, mekanları, olayları, nesneleri ve diğer canlılar hakkında bana bilgi verebilir misiniz ? "

İncir " Tabi ki verebiliriz, biz bitkiler tüm yeryüzünde istediğimiz bilgilere sizin internetinizden, medyanızdan daha fazla ve hızla ulaşabiliyoruz. Yapay zekanızdan daha fazla bilgiyi değerlendirebiliyoruz ve bu bilgileri saklayabiliyoruz. "

Zerdüşt yerinden fırladı, ayağa kalkıp kısa ve seri şekilde salonda ileri geri gitmeye başlamıştı. Bilincine delirip delirmediğini sormaktaydı. Aldığı yeni bilgiler beyinde sinapslarını yakmış, nöronlarını kısa devre yaptırmıştı, mantığını da altüst etmiş düşünemez olmuştu. Kendine gelmesi için zamana ihtiyacı vardı. İlk olarak iletişimi kısa tutup belli zamanlarda sınırlamak gerektiğine karar verip İncir'e bu kararını hemen iletti. Bu halde ilerleyemez idi. Delirmenin sınırlarına geldiğini hissetti. İncir ise gayet sakin ve rahattı.

" Hoş geldin Zerdüşt canlılık arenasına. Dinlen ve sakinleş. Daha seni mikroorganizma ve böcekler ile tanıştıracağım. Onlarla da iletişime hazırlan. "

Zerdüşt titriyor ve nefes almakta zorlanıyordu. Terlemiş ve kaskatı kesilmişti.  Halsiz haliyle İncir ile vedalaştı ve hemen sessizce yatak odasına ilerledi. Öğrendikleri onda şok etkisi yaratmıştı. Susmalı, eylemsizleşmeli ve uyumalıydı. 

Zerdüşt kendini derin bir uykuya bıraktı.

................  


2 Ocak 2024 Salı

Varlığa Bakış -14 Canlıdaki Rekabet İçgüdüsü hakkında Düşünceler

 İlkeler : Rekabet canlılığın temelinde olan bir içgüdü ve temel dürtülerdendir. 

Bir sonuç değil bir süreçtir canlı yaşamında. 

Rekabetin Temelleri

Rekabet, insanda hakim ve sahip olma sonucuna ulaştırsa da kalıcı olamaz. Döngüye tabidir. 

Rekabet canlının doğumundan önceye kadar uzanır. 

Canlı yumurtaları genetiği içlerinden taşırken eylemde bulunmaları halinde rekabet dürtüsü ile hareket ederler.  

Canlılığın en son gelişmesi örneği olan memeli türlerdeki üreme şekli gelişiminde çok sayıdaki eril yumurtaları dişil yumurtaya ulaşmak için birbirleri ile yarışa başlarlar. 

Tıpkı dişillerle birleşme için erillerin kendi aralarında fiziksel rekabet etmeleri gibi. 

Rekabette üstün gelen eril memelinin çok sayıdaki yumurtaları kendi aralarında da rekabete başlayarak dişil yumurtaya ulaşmaya çalışırlar. 

İnsan Kültüründe Rekabet

Ailedeki çocuklar anne ve babaları tarafından en sevilen olmak için rekabet ederler. 

Kimi çocuk sevimliliğini fark ederek o halini sürdürme ile rekabet eder, kimi çocuk zekası ve becerileri ile sevildiğini keşfettiğinde onda ısrar eder. 

Okulda öğrenciler yüksek not almak ve sınıfın en iyileri olmak için rekabet ederler. Oyunlarda kazanmak ve bu hallerini korumak için rekabet ederler. 

Okullara girme sınavları, işe girme başvuruları, iş yerinde önemli ve değerli olma, terfi  ve maaş yükseltme rekabetleri gibi bir çok hafif ve zor rekabetler toplum yaşantımızın bir çok alanında bulunmaktadır. 

Üreticilerin kendi alanlarındaki rekabeti mal ve hizmet fiyatını ucuzlatır, tüketici rekabeti fiyatları yükseltir. 

Serbest piyasa ekonomisinin bu kadar hızla gelişmesinin ve kalıcı olmasının altında yatan neden canlılığın temellerine ait önemli bir özelliğini kullanmasıdır. 

Karl Marks sosyalizmin kapitalizm sonrası geleceğini söylemesi rekabet dürtüsünün toplum yaşantısındaki yeni versiyona ulaşması zorunluluğuna dayanmasındandır. 

Fakat rekabetin toplum yaşantısında yeni versiyonun tahmin etmek o kadar kolay değildir, tek yol da sosyalizme ulaşması olmayabilir. Tahmin edemeyeceğimiz yeni versiyonları çıkabilir. 

Çünkü doğa canlılık rekabetinde tek türün hakim ve sahip olmasını kendi tarihinle kıyaslanarak izin vermez. 

İnsan türüne bu izni dünya dışı yayılım aşaması için verdiğini felsefemize göre keşfetmiş bulunuyoruz. 

Eğer başarısız olursak türümüzün hangi halde olacağını ne ben düşünmek isterim, ne de başka bir düşünürün keşfetmesini isterim.

Fakat durum iyi görünmekte ve başaracağımızın sinyalleri ve işaretleri yeterince görülmekte, rahat olabiliriz. 

Rekabet zenginlikte, varlıkta ve yönetimde en çok kendisini hissettirmektedir. 

Çünkü bu alanlar az ve rekabet edenlerin çokluğu nedeniyle zordur. 

Sporda rekabet en belirgin bir şekilde kendisini göstermektedir. Çokça yapılan maçlar, karşılaşmalar sürekli en iyi olanların belirlenmesini sağlamaktadır. 

Uluslararası rekabetler silah sanayi ve ekonomi üzerinden şekillendikleri görülmektedir. En çok ilgi duyulan ve alanında en iyi olanların gitmek istediği ülkeler olarak rekabetlerini önde olarak sürdürmektedirler. 

Kitlelerde katman değiştirme rekabeti bulunmaktadır. Yavaş ve sessiz bir biçimdedir bu rekabet. Bireysel ve grupsal olarak bu rekabetin içinde olunsa da planlar içte kalır dışa verilmez. Dışa vermek hem erken olur hem de toplum tarafından kabul görmez. Toplum eylemlere ve sonuçlarına bakar sözlere değil. 

Meslekler ve yetenekler (Mirası şansa, şans faktörünü ise yeteneğe dahil edelim) katman atlamada en uygun yoldur bireyler ve gruplar için. Aksi yollar birey ve grupları toplum kusar, kendisinden atar. Birey ve grup vasfını yitirirler. Kimlik ve kişilik olarak varlıklarını sürdüremezler. Toplumun bilinçaltına (Gerçekleşmiş istenmeyen yaşanmışlıkların bilinçli veya duygu ile unutma ve hatırlamama çabası, bastırma) ve ilkel yaşantısı haline düşerler. 

Yönetimlerin ve üst katmanlardaki birey ve grupların altlardaki belirledikleri birey ve gruplara destek vererek onları da üst katmanlara çıkarması bulunmaktadır. Fakat bu üst katmana çıkanlar mesleği ve yeteneklerini iyi kullanmaz iseler hazır destek onları orada tutamaz düşerler. Onlara destek vermiş yönetim ve üst katman üyeleri de bundan biraz da olsun kayıp paylarını alırlar.

Sonuç :

Rekabet canlılarda bulunan bir içgüdüdür. Bir sonuç değil süreçtir. 

Canlı yaşamı boyunca devam eden bir süreçtir. 

İnsan öncesi canlılarda rekabet önce üreme hakkını almak, mekana hakim olmak, besini önce almak gibi temel ihtiyaçların uzantısı olarak oluşur. 

Rekabetin amacı canlının var olması ve varlığını sürdürmesi gibi iki temele dayanır. Bu iki temele hizmet eder. 

İnsanda ise rekabet hakim ve sahip olma olguları amacıyladır. Temel ve kültürel ihtiyaçların karşılandığı bir insan yaşamını referans alarak bu önermeyi sunmaktayım. 

Temel ve kültürel ihtiyaçların karşılanma rekabeti insanın ilk ve en alt rekabetidir. İnsanlık tarihi temel ve kültürel ihtiyaçları karışılama aşamasından hakim olma ve sahip olma rekabetine ilerlemiştir günümüzde. 

Dünyanın belli kesimlerinde ilk rekabetler sürmekte iken genelinde ikinci tür rekabet devam etmektedir. 

Not: Yazılarıma hali ile felsefeye ilgi Türkiye 69 ile birinci sıraya geçti.

 ABD  63 ile ikinci sıraya geriledi. Finlandiya  59 ile üçüncü sırada. 

İsveç 58 ise yakın takiple dördüncü sırada.  

Almanya  26 beklenenden az olmakla birlikte beşinci sırada bulunmakta. 

Kanada ise 16 ile gittikçe felsefeye olan ilgisi azalıp altıncı sıraya gerilemiş durumda. 

Güney Kore 12 Birleşik Krallık  9 Rusya  

Diğer ülkelerden ilgi sayısı ise toplamı  78 ile küresel ilginin ülkelere değil genele yayılacağını göstermektedir. 

Bu durum da felsefe adına sevindiricidir.


27 Aralık 2023 Çarşamba

Varlığa Bakış - 13 ve Bilinç İnşası - 5

 İki önemli ve ayrı gibi görünen yazı dizisi konunun bir yerde kesişmesi tümel ile tikelin bağlantısına işarettir. Bu yazımın konusu her iki önemli olgunun birlikte görünmesini, varlık tümel, bilinç ise tikel olarak ele alabiliriz. Varlık ve Bilinç. Varlığa bakmak, insanda bilinç oluşumunu geliştirir. Varlığın oluşumu ve sürmesi ise insanın bilinç üstü ve tümüyle kavranamaz bir olgu olduğu için bilinç olmasa da varlık olmaya ve süreklilikte kalmaya devam eder.  

TOPLUMLA YÜZLEŞMEK

İlkeler : 

* Bilinç oluşması ve gelişmesi bireyin kendi içindeki genetik ile kültür dengesini kurmasıyla orantılıdır. 

* Toplum, varlıkta önemli bir olgudur.

Toplumdan habersiz olmak

Doğduğumuzda bilincimiz en az konumdadır. Genetiğimizden gelen hazır bizde olan az yetilerimizle başlarız hayata. Doğumda yetilerimizde azdır. Çünkü tüm yetilerimiz bizleri dünyaya getiren anne-baba ve diğer akrabalarımızda bizim için tutulmaktadır. Onlar emanetçimizdir bizim. Genetiğimiz onlara güvenmeyi kendimizi onların yönetimine bırakmayı yapısında barındırmaktadır. 

Anne-baba, akrabalar, eş dost çevresi ile başlayan yaşamımız, okul ve çevresiyle tanışır ve alışır. Eğitime başlarız. Bu arada bilincimiz azar azar bize kendisini hissettirmeye başlamıştır. Bizler onu fark etsek de tam kullanma isteğinde olamayız. Çünkü hayat ve yaşama tecrübelerimizi hem yaşamak hem de hafızamıza unutulmamacasına yerleştirme ve bitmeyecek gibi görünen öğrenme sürecinin içindeyizdir.

Bedensel yetilerimizin de gelişimini tamamlanması gerekmektedir. Okulda yükseköğretim, meslekte ustalığa veya uzmanlığa doğru ilerleme aşamasında askerlik ve evlilik gibi toplum ve ülkenin gelenekleriyle bedensel yeterlilik aşamalarına gelmeye başlarız. Toplumu hala bütünsel olarak algılamamız oluşmamıştır. Sokak, mahalle, köy, semt gibi kısmi aşamalarındayızdır toplumun, toplum hakkında bilgiler gelmektedir yine de okulda, işte, çevremizde, iletişim alanlarında.

Toplumu algılamak

Orta yaşlara geldiğimizde artık hem bedenen hem zihnen toplumla yüzleşmek ve onu algılama zamanı gelmiştir. 

Bu aşamada artık birey tüm yetilerini kendinde toplaması gerekmektedir. Doğumundan itibaren ailesinde olan emanet yetileri devralması gerekmektedir. Bu yetileri kendinde fark edenler bireysel olarak toplumdaki konumlarını da bilmeye başlarlar. Bir parçası oldukları bütünü önceki gibi sokak, mahalle, köy, kasaba, şehir parça alanlardan ülkesel ve küresel olarak algılamaya başlarlar. Bireyin "Ben ve toplum" algısında bilinci gelişmeye başlar. Bireyin bilinci toplumu algılama aşaması kadar gelişir. Birey toplumu algılar fakat kendi yaşamı ile toplum varlığı arasındaki denge kurmak da zorlanır. 

Bu noktada bireyin beden ve zihninde genetik ile kültür çakışır. Bu durum bireyin zihnini karıştırır. Anlaması çok zordur. Bedeni insanlığın başından beri gelişerek gelen genetiğini taşımaktadır. Zihni ise yaşadığı toplum çağının kültürü ile dolmuştur. Duyguları, dürtü ve güdüleri genetiğine, toplum içinde yaşamasına ait tüm düşünsel ve eylemsel ilişkileri kültüre aittir. 

İnsanın doğadan kopuşundan ve bilincini kazanışından itibaren bunalımları ve çelişkilerinin etki ettiği mutsuzluk halinin oluşmasının en büyük kaynağını genetik ve kültür ikileminin gerginliği oluşturmuştur. Bu durum insanın yapısında bulunmaktadır ve yaşanması zorunluluğundadır. 

Toplumla Yüzleşmek

Bireyin yaşamında toplumla yüzleşmesi ve onu önemsemesiyle birlikte kendi içindeki çelişik gibi görünen iki önemli eylemi dengede tutması zorunlu olacaktır sağlıklı yaşamı için. 

Genetiğin ben merkeziyetçi tavrı olarak bedenin kendisini koruma ve geliştirme ilkesi ile toplumun tür yaşantısının gelişimi için ortaya koyduğu etik, ahlak, yasa, kural, gelenek, ritüel, protokol, sınır, ilişki ve iletişim belirli şekilleri gibi her türlü kültür özellikleri ilkeleri arasında bir denge kurması gerekmektedir. 

Gençlikten yetişkinliğe geçişte bu iki ilkenin çatışması gençlere yansımaktadır. Çocukluktan beri genetiğin baskınlığı ön planda iken kültürel öğrenme gelişimi yavaş fakat sürekli halde devam etmiştir. 

Sonuç: 

Tolumda bireylerin yasaya, ahlaka, etiğe uymamaları genetik baskınlığın kültürü önemsizleştirmesinden kaynaklanmaktadır. 

Çağımızdaki durum, genelin bu dengeyi kurduğunu veya kurmaya çalıştığını göstermektedir. 

İnsanlık tarihi bu dengenin kurulması üzerine gelişim göstermiştir. 

Genetik yapımız yavaş ilerler iken kültürel yapımız hızla gelişmiştir. Yazılı tarihimize gelene kadar ki süreçte ki bu süreç modern insan sürecinden çok daha uzundur, kültürü geliştirme üzerine geçmiştir ve hala devam ediyoruz.

Öneri :

İnsan ve canlı bilimleri, evren bilimlerinin (Doğa bilimleri demiyorum, Çünkü biz insanlar doğa olgusunun içindeyiz bir canlı olarak, evren bilim derken canlı etkeni dışını kastediyorum dünyamız büyük bir oranda canlı etkisi ile şekillenmiştir) ortaya koyduğu evrensel ilkelerin üstüne eklenecek ilkeleri araştırmalı ve ortaya koymalıdır. Çünkü canlı evrene artı bir olarak gelmiştir. Temelde evren üstüne canlı gelmiştir. Tıpkı doğada insan doğal ve sıradan yaşar iken artı (zeka gelişmesi) bir eklenerek doğa ilkelerini geliştirme potansiyeline girmesi gibi. 

Evren bilimleri : Fizik, Kimya, Astronomi, Kozmoloji, jeoloji vb. 

Doğa Bilimleri : Biyoloji, Antropoloji, Sosyoloji, Psikoloji, Tarih vb.

İnsan, canlı ve doğa  yetilerini geliştirme bilimleri : Zanaat, Teknoloji, Sanat ve Edebiyat. 

İnsan ile varlık (Doğa, Evren ve Tanrı) hakkında ve bu ikisi arasında bağı araştıran düşünce ve eylem alanları: Felsefe ve Din

28.12.2023 notu : Felsefe yazıların görüntülenme oranında bir yükseliş oldu istatistiklere göre felsefeye ilgiyi ABD Kanada'dan almış görünüyor birinci sıraya geçti. Finlandiya ikinciliği korumakta. Felsefeye ilgi İsveç sürpriz yaparak üçüncü sırada. Dördüncü sırada Türkiye ilgisine devam ediyor. Beşinci sırada yine Almanya yerini koruyor. Kanada geçen birinci sırasından altıncı sıraya yerleşerek gerileme sinyali verdi. Güney Kore ilgisini aynı sırada devam ettiriyor. Rusya sıraya gerilerden girerek ilgisini gösterdi. İngiltere ve  Fransa'nın felsefe tarihine olan büyük katkıları olan filozoflarını üzecek derecede ilgileri azalmış görünüyor. Russo ve Hume bu günleri görselerdi sanırım çok üzülürlerdi. Çekya ve Avustralya'nın bir uğradık ilgileri de bitmiş görünüyor.

23 Aralık 2023 Cumartesi

Küresel Felsefeci ve Düşünürler Hakkında Düşünceler

İlkeler: Eleştirilemeyecek insan yoktur. Eleştiremediklerimiz ise kendilerini eleştirilecek kadar değerli olmadığına karar veren veya eleştirildiklerinde sanılan kadar değerli olma halini kaybetme korkusunda olan insanlardır.   

Küresel olarak felsefeciler ne durumdadır. Neler yapıyorlar, amaçları ve çalışmaları ne yöndedir. Gündemi izliyorlar, dinliyorlar, okuyor ve düşünüp, notlar alıyorlar. Geçmişte olanları okuyor ve gelecek tahminlerine bakıyorlar. Bu felsefecilerin varlığa bakışta ve onun bilgisinde ne halde olduklarını, hangi aşamada olduklarını anca kendileri ve onları takip edip eleştirme cesaretinde olan kişiler bilebilir.

Ben bir düşünür olarak tüm küresel felsefecileri inceleyebilir ve eleştirebilirim. Doğru fikirlerini onaylar ve onlardan ilham alabilirim. Yanlış fikirlerini objektif olarak eleştirir, nedenlerini de kendi felsefe sistemime göre ortaya sunabilirim. Bunda ki amacım hangimizin iyi olduğunu tartmak, ölçmek değil, karşılıklı fikirlerin karşılaşmasına ve varlığa ait gerçek ve doğru fikirlerini çoğalmasına katkı yapmak, yanlışların ise yanlışlar tarihine gönderme isteğinden olabilir.



Fakat bunu yapmam, yapamam. Çünkü Felsefe eleştirmenliği ve incelemesi uzun süren bir çaba ve çalışma gerektirir. Toplum bunu isterse, bu alanda bir eksiklik olduğunu ve gerekli olduğunu karar verirse yaparım. Bu çalışmalar bir felsefecinin zamanını ve emeğini harcamasını gerektirmektedir. Bunu yapan bir felsefeci başka felsefecinin önce ortaya koyduğu eserlerini okumalıdır. Sonra konferans, tartışma ve söyleyişlerini dinlemelidir. Bu araştırmalar ışığında araştırılan düşünür veya felsefecinin ana fikri, düşüncesi ve felsefesi hakkında karara varılır. O felsefecinin çekirdek, ana, öz dünya görüşü, ilkeleri ve varlığa bakış tarzı ile onu inceleyen düşünürün kendi felsefesi arasında karşılaştırmalar yapılır. Benzeyen fikirler, ilgisiz fikirler ayrılır. Benzeyen fikirlerin ince farkları saptanır. İlgisiz fikirlerin amaçları saptanmaya çalışılır. Felsefesinde bir bütünlük olup olmadığı incelenir. Bir çok güncel fikre bakışında çelişik olup olmadığına dikkat edilir. Daha bir çok inceleme şekli olabilir. Bu konuda yöntem de geliştirilebilir ama bu yazımızın amacı bu olmadığı için bunu sonraya bırakalım. 

Küresel ve tanınmış felsefeciler felsefenin en iyileri midir ? Tanınmış olmalarını nelere borçlular ?

Küresel olağanüstü anlarda toplum göz ve kulaklarını onlara çeviriyorlar mı yoksa bu felsefeciler normal zaman ve iyi zamanların filozofları mıdır ?

Bu günkü bu yazımın ilham ve esin kaynağı yani fikrimin esin kaynağı kısaca FEK önceki yazımda felsefe için yazdıklarım ve içerikleri yerine, yazımın sonunda yer verdiğim felsefecilere odaklanan bir çok sayıda felsefe severin olağanüstü ilgisi ile karşılaşmamdır. Çok şaşırdım. Önce yazdıklarımdan dolayı ilgi duyduklarını sandım ve sevindim. Fakat yazdıklarıma değil de Zizek başta olmak üzere ülkemizden bazı felsefecileri yazamama odaklanan dünyanın bir çok bölgesinden felsefe sever olduklarının tahmin ettiğim çok sayıda okuyucu fark ettim. İstatistiklere göre Kanada en fazla felsefeye ilgi duyduğu görülmekte. Sonraki sırada Finlandiya gelmekte, sonra ABD, Türkiye, Almanya, Çekya, Güney Kore, İngiltere ve Avustralya. 

Zizek takipçileri her ülkeden yazıma gelmişlerdi. Şimdi anlıyorum ki Zizek hakkında ne yazıldığına ve onun yeni fikirlerinin olup olmadığına baktılar.

Ben bir düşünür olarak toplumun beğenisini kazanmak, ünlü olmak ve gündeme gelmek ve kalmak gibi bir insan için önemli ve ideal özellikleri tabi ki ben de isterim. Fakat bu hale gelmek ve bu özelliklere sahip olmak için en uygun zaman ve şartlar benim fikirlerim ile toplumun isteği ile gereksinimlerinin buluşma noktasında oluşabilir. Dolayısı ile felsefeci sadece ve tümüyle toplumun istediği konular üzerine odaklanamaz ve tümden ayrı ve ilgisiz de olamaz. 

Düşünürler kendi fikirlerini geliştirirken toplumun gündemini, amaçları, yaşayışlarını, gelişen süreçleri de takip eder onlar hakkında da ön fikirler geliştirmeye, tespit, saptamalar yapmaya çalışır. 

Toplum ve olgusu varlıkta bulunan büyük bir olgudur. Onu tamamen anlamaya bir düşürün düşünmeye ne zamanı yeter ne de tüm çabası. Ancak görebildiği kadar düşünebilir, yazabilir ve konuşabilir.

Küresel bir felsefeci topluma sistemini sunarken çekirdek, öz, ana fikrini pek vermez. Topluma toplumun istediği kadar ve biçimde sunmaya çalışır. Bay Zizek'in de yaptığı felsefe budur. Toplumun istediği tozda ve miktarda felsefesini sunmaktadır. Tabi ki bu fikirlerim Zizek'i dinlediğim kısımlarıyla kısıtlı bir değerlendirmedir şu an. Emin  değilim. 

Küresel felsefeciler ve düşünürler tamamlanmış, kapalı, bütünlüğü olan kendi felsefe sistemlerini oluşturmalıdırlar. Felsefe severler de bu felsefecilerin sunumlarıyla yetinmemeli düşünürün çekirdek, ana, öz fikirlerini öğrenmelidirler bu konular hakkında sorular sorabilmelidirler. Sadece dinlemek ve onaylamak felsefi eylem ve metodu değildir. 

Öneriler:

Küresel olağanüstü anlarda kendilerine danışılan felsefecilerin yorumlarından sonra veya önce tespit, saptama ve sundukları fikirlerin kaynağı sorulmalıdır. Örneğin " Siz günümüzde yaşanan olağanüstü şu olaylar için fikirlerinizi sundunuz. Peki bu saptamalarınızın kaynağında bulunan ana fikirlerinizi de sunar mısınız. Merkez, çekirdek fikirlerinizi de duymak, dinlemek ve anlamak isteriz." şeklinde bir diyalog olmalıdır. Böylelikle felsefecilerin kendi geliştirdikleri ana ilkeleri varsa onu da sunmaları toplum ve özellikle felsefe severler açısından daha aydınlatıcı ve geliştirici olacaktır.

Sonuç

Günümüzde ise felsefe o kadar hak ettiği yerden uzaktır ki adeta felsefecilerin fikirleri uzaktan belli belirsiz olarak ulaşıyor gibidir topluma ve felsefe severlere. 

Gerekli olan ise yakın, net ve eleştirebilir, tartışabilir olmalı her kesimce her zaman ve her yerde.

 

21 Aralık 2023 Perşembe

Gündem Olgusu -2

 Gündem Olgusunun Temelleri

İlkeler : Gündem olgusun oluşma temelleri toplum ve bireylerin günlük eylemleriyle oluşur. 

Toplumların ve bireylerin gündemleri temelde aynı veya benzerdir. 

Sık olmayan ve tekrarına rastlanmayan bireysel, grupsal ve toplumsal eylemler kamu gündeminin zirvesine doğru ilerler. Gündem zirvesi konuları artık yatay ve dar konumlarından kamu gündem merkezlerinden geniş kitlelere doğru sunulmaya başlar. Her türlü Medya alanları ve iletişim araçları kamu gündem merkezilerinde iken günümüzde sosyal medya merkezleri de klasik belli kamu gündem merkezleri ile yarışır olmuşlardır. 

Youtube, Facebook vb. sosyal medya alanları bireylere ve toplumlara gündem önerisi sunarlar. Birey ve toplum bu önerilen bir çok seçeneği takip eder ve ilerleyen süreçte en çok izlenen ve takip edilenler gündemin üst sıralarına doğru ilerlemeye başlarlar. Bilgi ve örnek alma, eğlenme, eğitim görme vb. boş zaman sıkıntısını giderme için sosyal medyadaki önerileri takip ederler. 

Bireyler birbiri ile yazılı, sözlü ve görüntülü iletişime geçerler. İletişim konularının için de sosyal medya gündemi de vardır. Birbirine tavsiye ederler, her türlü gündem öneri sunumlarının ilerlemesini veya ilerlememesini etkilemeye başlarlar bu etkinlikleri ile.

Ülke yöneticilerin halkı ilgilendiren ve onlar tarafından beklenen veya yeni olan kararları canlı ve sürekli olan yayınları olan kamu medya merkezlerinden sunarlar. Ülkesel alınan kararlar toplum yaşam şeklini yeni gelişimleri ile etkilerler. Yeni alınan kararların çoğunluğu toplum yaşayış düzenini geliştirici yönünde alınmaktadır günümüzde. Toplum yaşayış düzenin yavaşlatıcı veya durdurucu kararlar zaman için halk tarafında tecrübe edilerek bu kararların yenilenmesini ve düzenlenmesini gerekli kılınması sağlanır.

Bilimde ve teknolojideki yeni ve önemli bilgiler de gündemin zirvesine sıkça çıkmaktadır. Çağımız bilim ve teknolojinin ortaya çıkardığı yeni ve önemli bilgilerin birinci sırada olduğu zamanlardır. Geçen yüzyılda başlayan süreç hala devam etmektedir. Gündem zirvesine gelmeyi hak eden bilim ve teknoloji eylem ve bilgileri tarihi diğer gündem ilgi ve alanları hep ikinci sırada bırakmıştır. Sanat, felsefe ve dini gibi diğer önemli alanlar tarihsel olarak toplumun bilinçaltına itilmiş, gündeminin birinci sırasından düşürülmüştür.

Günümüzde uzun süreli gündemin zirvesinde üç alan bulunmaktadır. Bu üç alanın gündemdeki yeri süreklidir.

1. Ülke yönetimleri tarafından yürütülen ülke ve küresel politikaları.

2. Bilim ve teknoloji alanlarındaki gelişme ve yenilikler.

3. Ekonomideki her türlü gelişme ve değişimler. 

Bu üç gündem ana konuları dışındakiler kısa ve ani olarak gündemin zirvesine gelip tekrar sıradan gündem haline dönüşürler. Yok olmazlar alt gündemlerdeki yerlerine yerleşirler ve zamanla onların toplum ve bireyler tarafından yaşam akışında bitip bitmeyeceği veya tekrar gündem zirvesine geleceği belirlenir.


18 Aralık 2023 Pazartesi

Bir Felsefe Konusunun Anlatım ve Yazımı Özelliği Üzerine Felsefe Standart ve kalitesi oluşturma Çabası

 Bir felsefe anlatısının veya yazısının kendine has özelliği olması zorunluluğu oluşmuştur günümüzde. Çünkü bilim, teknoloji, hukuk, tıp, sanat ve din alanları gündem dışında kalmış felsefeden parçalar ile kendi ana konularında anlatı ve yazılarının netleştirmiş durumdadırlar. 

Felsefe bu gelişmenin gerisinde kalmıştır. O nedenle felsefe anlatı ve yazımlarına bir kalite ve standart geliştirme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu yapıldığında felsefe hak ettiği kendi özel alanının güçlendirecek geliştirecek ve gündemdeki önemli bir alan olarak yerini alacaktır.

Bu yazımda örnek bir felsefe yazı ve anlatı standart ve kalitesi denemesi yapmak istiyorum. Kendi tarzımda oluşturacağım bu tarz diğer felsefeci ve düşünürler tarafından değerlendirilip doğru kabul edilirse telifsiz uygulayabileceklerini buradan belirtmek isterim. Amacımız felsefenin hak ettiği önemli bir alan olarak yerini almasıdır. Bunun için her felsefe ile ilgilenen zihinlere, tutum ve yönelmelere ihtiyacımız bulunmaktadır.

Günümüzde Felsefe standart yazımı akademi tez sunum bilgilerine benzemektedir. Fakat öyle bir tarzda yenilemeliyiz ki bilimsel bir makaleden felsefe makalesini ayırabilmemiz ve felsefe makalesini kendine has ve özeliğine ulaştırabilmeliyiz. 

Bunu akademi yapacak konumda ve özgünlüğünde değildir. Bunu biz akademi dışı felsefeciler yaparak başlatacağız. Toplum tarafından bu çalışmalar takdir gördüğünde ve kabul edildiğinde akademi de bu duruma kayıtsız kalamayacak bu özelliği alacaktır. 

Uyuyan felsefe akademisini biz özel felsefeciler uyandırmak zorundayız. Amacımız kurumlarla uğraşmak değildir. Felsefeyi geliştirecek çalışmalara odaklanırken  başarılı olursak sonuçlarını da hayal edebilmekteyiz.

Şimdi bir felsefe makalesine örnek sunalım. 

                              Bir Felsefe Makalesi Örneği

Konu : Çağdaş felsefenin toplum ve gündemindeki yeri nerededir ? 

İlkeler : Çağımızda bilgilerin alanlar tarafından kullanılmasında felsefe bilginin yeri ne durumdadır ? Toplum gündeminde alanların önem sırasında felsefe nerede bulunmaktadır ? Felsefe özerk bir alan olarak durumu ve konumu ne haldedir ? 

Konu her makalede bulunması gereken bir unsur olmasına karşı ilke felsefe makalelerinde özellikle belirtilmesi o yazının özelliğinin felsefeye özgü olduğuna işaret unsuru olabilecektir. Soru şeklindeki ilkeler bu yazıda bu soruların cevaplarının araştırılacağına dair bir ipucu vermekte ve konu alanını sınırlama yönünden ise belirginleşecektir. 

İlkeler soru şeklinde olmayabilir. Önerme şekillerinde de olabilir. Bu konuların özelliklerine göre değişik giriş özellikleri taşıyabilir. En önemlisi ilke ortaya koyabilmesidir. Felsefe anlatı veya yazıların ilkeler üzerinden olması ve oluşması onu felsefeye özgü hale getirebilecektir.

Yazıyı devam ettirirsek;

Ana konu : Çağdaş felsefe toplumda ve toplum gündeminde çok zayıf bir haldedir. Bilim, teknoloji, hukuk, tıp, sanat ve din alanları toplum gündemini en çok meşgul eden alanlardır. Felsefe ise bu alanlar tarafından parçalar halinde kendi bilgilerini ilgilendiren kısımları ile topluma sunulmaktadır. Bilim çalışma yöntemlerini düşünürken felsefeyi kullanmakta, teknoloji ürünlerin pazarlar iken felsefeye (reklamlar) başvurmakta, Hukuk çıkmaza girince felsefeye başvurmakta, sanat felsefeyi eğip bükerek kişisel gelişim kıvamında, hayal gücü, hafıza destekli, ders, anlatı, öykü, masal halinde sunmakta, din ise kendi planlarıyla felsefeyi kullanmaktadırlar. 

Sonuç: Çağdaş felsefe toplumda ve gündeminde hak ettiği yerde bulunmamaktadır. Gündem sırasında sanattan da geri planda bulunmaktadır. Felsefe özerk alanını çok sınırlı ve özel halde korumakta ve sürdürmektedir.

Öneriler : Felsefe kendi alanının diğer alanlar seviyesine getirmelidir. Bunun için etkinliklerini arttırmalı, çağdaş fikir ve düşüncelerini hızla ve uygun şekilde topluma, bireye ve gündemlerine sunmalıdır. Çağdaş sorunlar, tespitler, saptamalar, çağın güzellikleri, harikalarını, insan hayatının iyi yanlarını, mutluluklarını, ortaya çıkarmalı hep kusur bulucu, hata kollayıcı dar alanından çıkmalıdır. Çağımızda insan olmanın mutluluklarını, yaşamın insan gözünden harika değer ve unsurlarını topluma ve gündemine sunmalıdır. Felsefe tarihine değinmeleri hızla kısaltmalı ve özetlemelidir. Felsefe tarihinin derin sularında yüzmeyi bırakmalı günümüze daha fazla odaklanmalıdır. (Felsefe tarihine girenlerin geri döndüğü pek görülmemiştir hep oralarda kalmaktadırlar.) Yakın gelecek hakkında fikirleri ortaya koymalı, bu günden çözümlerini araştırmaları ve bunları diğer alanların dikkatine sunmaları gerekmektedir. Çağdaş felsefe alanı kahinlik, geçmişte değinilmeyen, saklanan tarihi, kayıtlardan silinmiş tarihi alanlarına da el atmalıdır. Bilimsel Kahinlik medyumlara, astrologlara, evren, beden ve ruhsal enerji uzmanlarına değil felsefecilere bırakılmalıdır. Gelecek bilim ile uğraşanlar felsefe yapmaktadırlar. Felsefenin hak ettiği toplum ve onun gündeminde yerini alacak bir çok fikir bulunmaktadır. Etkinler, toplantı, konferans, söyleşiler, tartışmalar, eğitimler arttırılmalıdır. 

Örnek felsefe anlatı ve makalesinde 

Konu: 

İlkeler :

Ana konu:

Sonuç :

Öneriler :

Şeklinde bir standart oluşturabiliriz. Tabi ki yazılarda konu, ilkeler ve öneriler direkt yazılmaya bilir fakat hayali olarak planlanabilir ve yazı, anlatı o yönde bir plan izleyebilir. 

İlkeler, sonuç ve öneriler birer taslak olarak sunan tarafından ve sunulan tarafından algılanabilir. Bu üç özellik felsefe anlatı ve yazılarına standart ve kalite olarak yansıtılabilir. Ben yapmaya çalışacağım. Yapanların da artmasını dilerim.

Felsefenin toplum gündeminde kendi önemli yerine almasında çaba sarf eden kişileri burada anmak ve onları tebrik etmek istiyorum. 

Zizek: Bu filozof felsefenin gündemdeki yerini alması için kendisini parçalamakta ve yerden yere vurmaktadır. Adeta çekiçle felsefe yapmaktadır. Elindeki felsefe çekici ile dolaşmaktadır. Felsefenin Can Yücel'idir.

Dücane Cündioğlu : Hayatını felsefeye adamış ve felsefe tarihi ile günümüzü birlikte değerlendirme zorluğuna girmiş ve bunu da başarılı bir şekilde sürdürmektedir.

Metin Bal: Bu akademisyenimiz akademi içindeki bir kaç uzmandan biri olarak kendi tarzında felsefeyi sunma ve geliştirme çalışmaları yapmaktadır. 

Ahmet Arslan : Değerli felsefecimiz medyada sürekli olarak tarihi özet ve arada günümüze de doğru değinmeleri ile kendisini hatırlatmaktadır.

Ahmet İnam : Felsefeye gönül vermiş birisi olarak sürekli olarak felsefe okumaları gerçekleştirmekte benimde üyesi olduğum sayın Yıldız Işıl " Düşün yolcuları" adlı etkinliği gerçekleştirmektedirler. 

İoanna Kuçuradi : İlerlemiş yaşına rağmen felsefenin yaş ile ilgisi olmadığına bir kanıt teşkil etmekte ve öncesi felsefe için yaptığı küresel çalışmalar takdire değerdir. 

Daha bir çok anılmaya değer takip ettiğim felsefeciler bulunmakta olup çalışmalarına devam etmektedirler. Zaman zaman onlara da değineceğim. 

15 Aralık 2023 Cuma

Çağımızın Büyük Sorunu Bilgi ve Dil Bağının Kopması (Mantıkta Saklı Önermeler, Sorular ve Cevaplar)

Küresel olarak bilgi ve dil bağının zayıflamasına en iyi bir örnek iletişimde, dil ve yazıda saklı önermelerin (Bir iletişim ifadesinin birden çok anlama gelmesi) artmasıdır. 

 Saklı Önermeler (Gizli çok anlamlılık)

Tanım: Bir önermede değinilmediği halde değinilen önerme ile birlikte algılanabilen, anlaşılan, değinildiğinde kabul edilebilecek olan önermelerdir. 

Saklı Önermeler günümüzde sıkça kullanılmaktadır. Özellikle iletişimin seviyeli ve mesafeli olma hallerinde en sık rastlanan halk dilinde, siyaset dilinde, yönetici yönetilen, Aile büyükleri ile aile küçükleri arasında önerme, soru, cevap ve istek şeklindeki iletişim tarzlarında görülür. 

Samimi ikili iletişimlerde, kırsal alanda, tıp, hukuk gibi insan sağlığı, özgürlük ve haklar konularında ise oluşma olanakları sınırlıdır. 

Örneğin: Bir anne öğrenci çocuğuna " Yarın sınavın var, bu gün oyun oynamayacaksın değil mi ? " diye bir sorusunda gizli önermeler bulunur. Bu önermeler " Bu gün sınava odaklanmanı engelleyecek hobi, oyun gibi etkinliklere girmemen gerekiyor, yarın ki sınavını benim önemsediğim kadar senin de önemsediğinin teyidini almak istiyorum şu an, önemli olayın unutulup unutulmadığının kontrolünü yapmak istiyorum gibi bir çok daha sayılabilecek önerme, istek, soru ve cevaplar saklı durumda bulunmaktadır. Çocuk annesinin çok saklı önerme taşıyan cümlesine sadece bir cümle ile cevap vermeyi tercih edebilir ve o da tek anlama gelir, " Boş ver anne". Yeni kuşakların çok saklı önermeli cümlelere tepkileri güdüsel olarak ilkel ve sade iletişime geçmesini bu konuda bir çok farklı neden açıklamalarından önde gelen nedenin bu olduğu  tezini savunabilirim. Bu durum küresel bir bilgi- dil bağının bozulmasına örnek olabilir.

İnsan iletişimleri ve ilişkilerinde konular hakkında konuşur ve yazarken günümüzde artık bir cümle ile hedefleneni anlatmak zorlaşmaktadır. Çünkü olgu, olay ve bilgi artmasına karşı onları yazma ve konuşma ile yani dil özellikleri aynı kalmaktadır. Bu durum ortaya konulan her türlü önerme, istek, soru ve cevabın tek başına olamayacağı bir çok saklı veya gizli anlam, olgu, eylem, istek, soru ve cevabı da barındırma zorunluluğuna girdiği tespitini, saptamasını yapabiliriz. 

Saklı önerme çokluğundaki sorunlar

* Öncelikle iletişime başlayan ve sunmak isteyen kişinin  seçimini zorlaştırmakta olup onu dinleyen kişiler tarafından tam olarak anlaşılması da zorlaşmakta ve yanlış anlamalar artmaktadır. 

* Bir kelimenin ve cümlenin bir çok anlama gelmesi çağımızın iletişimini geliştirmeye yönelik değil, tutumların, duyguların, ön yargıların hakim olduğu bilinçaltı özelliklerinin aktif halde olarak kısır döngü şeklinde kalmasına neden olur. Her türlü gelişmesi gereken işbirliği, ahenk, uyum ve sosyo- kültürel- ekonomik gelişmeyi sorunlu hale getirmektedir.

* Bu sorunun küresel olarak yaşandığını görmekteyiz. Yöresel ve küresel iletişim olanaklarını engelleyici, durdurucu halde olumsuz özellikleri gün geçtikçe artmaktadır.

* Küresel olarak bulunan ve kayıtlardaki  her türlü bilginin her türlü iletişim yollarıyla iletmeye yetmediği bir çağda yaşamaktayız. Bunun nedeninin küresel dil, lisan olarak, gramer yazı ve dilinin çok olan bu bilgileri kullanmaya yeterli olamamasıdır. 

* Dil ve gramer gelişmeleri geliştirme ilgisizliği devam ettiği takdirde gelecekte hem yöresel hem de küresel iletişim sorunların yaşanacağı ve  iletişimin yetmemesi sonucunda iletişimler yerine olumsuz eylemlerin ( laf savaşı, çene yarışı, argo lisan, aksan gibi ara ve yerel dil kullanımda artış ) artacağını öngörebiliriz. Günümüzde bir çok bireysel, toplumsal ve küresel iletişim sorunların altında iletişimcilerin karakteristik özellikleri, amaçları, planları değil iletişim temelleri olan gramer, dil kuralları ve özelliklerinin yetersizliği bulunduğuna dair sav ileri sürebiliriz. 

* Küresel olarak yeni gelen kuşakların teknolojiyi kullanma becerileri dile hakim olamamalarını da getirmektedir. Aile büyüklerinden, çevre ve eğitimden de yeterli dil, gramer, lisan yeterliliğinin bulunamaması nedeniyle yeni nesil kısa ve tek anlamlı kelime ve cümleleri kullanmaya odaklanarak, argo, küfür ve lafla saldırı şekillerini kısa ve hızla iletişime geçmeyi tercih etmektedirler. Ailenin, çevrenin ve eğitimin yeni gelen nesillere uzun, anlamlı ve kuralarına uygun olarak yetersiz kalan dili zaten sunmakta zorlanmaları da buna neden olmaktadır.

* Saklı önermelerin çokluğunda siyaset, sanat ve edebiyat alanı da bu sorunu arttırma eyilimindedirler, farkında veya farkında olmadan. Bu durumdan faydalandıkları görülmektedir. Post- modern, post-truth yapılarının sorunlu kaynağı bilgi ve dil bağının kopmasıdır küresel olarak, tarihsel bilimsel gelişim bilgi ve dil birliği ilerlemişti fakat günümüzde bu birlik bozulmuştur. Bu durumdan en çok siyaset, gündem iletişimi, sanat ve din sözcüleri yararlanmaktadır. 

* Bilim ise sahip olduğu bilgileri iletmekten önce saklamakta zorlanmaktadır. Medya ve kamu iletişim sınırları bulunan ve gerekli olan bilgileri sunmaya yetememektedir. 

* Dil, lisan, gramer özelliklerin yetmemesi sorununa öncelikli ve önemli konuların tasnifi ve sunulması da yeterli olamamaktadır. Yapay zeka bile bu sorunları çözmeye yetmeyeceği endişemiz bulunmaktadır.

Sonuç küresel olarak iletişimi kuran ile kurulan arasındaki sağlıklı bağların oluşmasının zorlaştığı görülmekte bunun da iki önemli sorundan kaynaklandığını söyleyebiliriz.

Küresel İletişim Sorunların Kaynağı

1. Küresel Bilgi çoktur ve bunları saklama, iletişime sunma tasnifi, öncelik, önem ve zorunluluk ayrımları gibi temel özelliklerin doğruluğunu saptamak olanağı giderek azalmaktadır. 

2. Lisan temel özellikleri, kuralları, bilgiyi seçebilme, tasnif, sunuma hazırlama gibi gerekli şartlara yeterli gelmemektedir. 

Post-Modernin ve post-truth tezlerinin en önemli işaretlerinden biri de bilgi çokluğu karşısında onu yönetebilecek ve hakim olabilecek küresel dil özelliklerin kısıtlılığıdır. 

Öneriler

Tespit yaptık. Dil bilimcileri başta olmak üzeri felsefeciler, uluslararası ilişkiler, sosyolog, psikolog, siyasi yöneticiler, iletişim uzmanları gibi bir çok alandan ilgili kişiler küresel ve ülkesel olarak bu soruna eğilmeleri gerekmektedir.

Yüzyılımızın kültürel sorunu;  bilgi ile dil bağının, dengesinin, uyumunun kopmasıdır. 

Üçüncü dünya savaşını önlemek istiyorsak öncelikle bu sorunu çözmemiz gerekmektedir. Çünkü savaşın nedeni görünmeyen ve insanlık bilinçaltında bulunan bu sorun yüzünden çıkma tezini ileri sürebiliriz.

(Küresel komedyen artışı da bilgi ve dil uyum bozukluğunun yerel ve küresel insan yaşam şekline getirdiği çelişkilerin artmasına parelel olarak devam edecektir. Komedyenler için yeni bir isim önerebiliriz, " Çelişki (bulma) uzmanları ", " Çelişki ustaları ".)

11 Aralık 2023 Pazartesi

Gündem Olgusunu Felsefece Değerlendirmek

 Gündem Konuların Temeli

Gündem konuların temeli birey ve toplum olarak günlük eylemlerimizdir. Yapılan güncel eylem ve planlarımız çağımızın ilerlemesinin ayak sesleridir. Bu küresel olarak yapılan eylemlerden benzersiz ve sık tekrarı olmayanlar gündemin ana konusunu oluşturmaya aday olurlar. 

 Günlük olarak yaptıklarımıza bakalım. 

İş Alanları

İş alanında bulunmak en çok ve yaygın bir gündemdir. İş alanının içinde bir çok alan bulunmaktadır. İç içe geçmiş bir çok alanı iş alanı genel çerçevesinde ele alabiliriz. 

Yapılan işlerin sektör amacı bakımından klasik olarak iki bölüme ayrılmaktadır. 

Üretim sektörü ve hizmet sektörü veya mal üretme ve hizmet üretmek şeklinde de ikisini de üretim altında birleştirme çabası da vardır. 

Öğrenciler öğrenme işçileridir. Bedensel işçi değil zihinsel işçilerdir. Amaçları çağımızın gereği olarak toplumsal olma zorunluluğunda tüm gerekli bilgileri zihinlerine almak için çalışmaktadırlar. 

Öğrencilerin insan olmak için genetiklerinden hazır bilgiler gelmesine rağmen topluma uyumları dolayısı ile modern insanlığa uyumları için öğrenmeleri gereken bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgiler yoğun bir ders temposu ile onlara öğretmenler tarafından verilecektir. Temel eğitimle hızlandırılmış olarak verilen eğitim, meslek seçimi için de ek olarak verilmektedir. 

Eğitimde kırk beş dakikalık sürelerde zihinlerine bilgileri şırınga etmekte veya bluetooth ile vermekteyiz. Bilgiler yükleniyor...

Ödevler vererek bilgilerin zihinlerde pekiştirilmesi yapılmakta ve sınavlar ile de bilgilerin zihinlere yerleştiğinden emin olmaktayız.

Üretim ve hizmet sektörü çalışanları her sabah belli saatlerde iş yerlerinde bulunmak üzere şehir içinden ve şehir dışında ulaşıma katılıyorlar. Kalabalık halde toplu ulaşım araçları ile iş yerlerine gidiyorlar. Özel araçları olanlar ise araçları ile trafik yoğunluğunda ilerlemeye çalışıyorlar. Ulaşım araçlarında insanların birbiriyle olan kalabalıklığı ile özel araçlarıyla yolda olanlar ise yollardaki araç kalabalıklığında iş yerlerine ulaşmaya çalışmaktadırlar. Şehir merkezleri araç çokluğu nedeniyle egzoz bulutları ile kaplanmış durumdadır. Bu zararlı bulutlar insan sağlığı için çok tehlikelidir. Doğal gaz kullanımın artması ile şehirde kömür ve odun kullanımını azalması şehrin üzerindeki kara bulutları azaltmasına rağmen araç çokluğu nedeniyle bu sefer şehir egzoz zehirli gazlar ile kaplanmaktadır. 

Kirli havaya trafik gürültüsü de eklenince şehir merkezlerinde insan sağlığı için tehlikeli dış etken sayısı ikiye yükselmektedir. 

Egzoz dumanları ve araç motor gürültüsü nefes yolları ile kronik rahatsızlara yol açarken gürültü ise stres oluşmasına doğru ilerlemektedir bireylerde. Bu iki sağlığa aykırı durum toplumun bilinçaltına atılmaktadır. Çünkü araç şehir merkezinde zorunludur ve çalışması da gereklidir. Bu konu öğrenilmiş çaresizlik alanına geçmektedir. Biliyoruz fakat çözümümüz bulunmaktadır. 

Elektrik ile çalışan araçlar hem sessizler hem de egzoz dumanı çıkarmıyorlar. Çözüm bulunmaktadır fakat kullanım yaygınlığı gelecek beş on belki de yirmi yıllar sonrasında istenilen sayıya ulaşabilecektir. O zamana kadar ne yapacağız kaderimizi çekeceğiz ve hasta olma riskini taşıyacağız. Ya da şehir yöneticilerine her fırsatta sorunu hatırlatacağız ve elektrikli araçları teşvik edeceğiz. Ve böylelikle geleceği hızla gündeme çekeceğiz ve ona ulaşma süresini kısaltmaya çalışacağız. Gelecekteki yani yirmi yıl sonraki çarenin beş yılda gerçekleşmesini sağlayacağız. Benden söylemesi ben aktivist filozof değilim söylemek benden uygulama sizden.

Gündem olgusunu detayları ile felsefece değerlendirmeye devam edeceğim " Gündem Olgusu" yazı dizimde. 


Çağdaş Ekonomi Üzerine Düşünceler

 Çağdaş ekonomide mal ve hizmetlerin maliyet asgari miktarları düzenlenmelidir. Ve bu standart olarak ortaya konmalıdır. Gelişen ve değişen ekonomik şartlar altında ise yenilenmelidir. 

Eğer bir mal ve hizmetin fiyatı farklı ve fazla olarak piyasaya sunuluyorsa bunun nedeni açıklanmalıdır.

Bir ekmek fiyatının maliyetinin hesaplanması artık çok basittir. Eğer bir ekmek fiyatının standart üstü fiyatı bulunuyorsa satıcı bunun nedeninin bilgisine sahiptir, sunabilmeli ve o fiyattan satabilmelidir. 

Yabancı para biriminin fiyatlara etkisi bilinen oranda etkisi bulunmaktadır. Fakat biliyoruz ki yabancı para biriminin etkisi üstünde fiyat artışları maniplasyon ve keyfi artışlar olarak değerlendirilmektedir. Talep devamı fiyatların artış sebebi olmamalıdır. Fiyat ve maliyet kontrolü yapılmalıdır. 

Serbest piyasa özgürlüğü sınırsız olamaz. Onunda bir sınırı olmalıdır. Vahşi hayattaki doğa kuralları  üstüne insan türünün yeni geliştirdiği kurallar sayesinde insanlık ilerlemiştir. Vahşi doğadaki kuralları insan yaşamına baz alarak insan yaşamını düzenleyemeyiz.

Arz- talep dengesini serbest bırakarak " Saldım çayıra mevlâm kayıra" anlayışı hakim olmamalıdır.

Her türlü mal ve hizmetin standart maliyet hesabı yapılarak satış fiyatı sınırları belirlenmelidir. Bu eylem planı tüketiciyi koruma ve üreticiye belli bir seviye belirleme yönüyle topluma bir düzen getirme çalışması olacaktır.

Üretici küstürmek, bezdirmek, sindirmek korkusu anlayışı tarih olmalıdır. Üretici günümüzde her zaman kazanmaktadır ve kazanacaktır. Onlar olmaz ise yenileri gelecektir. Bilim ve teknoloji üretimi çok kolaylaştırmaktadır. Ama tüketici bir ülkeye her zaman gereklidir. 

Artık çağımızda üretici öncelikli plan programlar değişmeli tüketici önceliği olan plan ve programlar ön plana alınmalıdır. 


10 Aralık 2023 Pazar

Filozof ve Yaşadığı Çağ Hakkında Düşünceler

 Ben bir filozofum. Peki neden ünlü ve popüler değilim. Filozofun amacı popüler ve ünlü olmak değildir ki. Bir filozof isterse hızla popüler ve ünlü olabilir. Fakat bunu yaparsa ilke ve amaçlarına aykırı davranmış olur. Bir filozof bir çok icatta bulunabilir. Yeni sistemler önerebilir. Bunu yapabilir fakat bunlara ayırdığı zaman onu felsefe anayolundan ayıracağı için bunları yapmaz.

Filozof patika yollara sapmak istemez. Ana yolda ana konularda ilerlemek ister. Onun için ne ünlü olmak ne de popüler olmak için enerjisini harcamaz. Toplum gündeminin ana konusu ve güncesi olmak istemez. Olacaksa kendi kişisel haliyle değil fikirleriyle olmak ister. Filozof patika yollara sapar ve hemen ana yola döner. Onun kendinin belirlediği bir anayol rotası vardır. Filozof kendi anayoluna odaklanırken toplumların anayollarını da görmezden gelemez onları da takip eder.

Filozof insanlık tarihinin hatta canlılık tarihinin uzun tarihinde ilerlemiştir. Bu kadar uzun bir yoldan gelen insan için gelecek olarak bir yüzyıl sonrasına gitmek çok kolaydır. Filozofun bir çok fikirleri gelecekten gelir o nedenle. Olanları gelecekten ve geçmişte  bakarak geniş olarak görür. Büyük resmi her zaman dikkate alır.

Filozofun zihni hem geçmişte hem gelecektedir. Bir tez, bir fikri araştırırken arke'sine ilerler ve günümüze yansımalarına bakar haliyle geleceğine de değinir, düşünür. 

Filozof zengin olmak, popüler ve ünlü olmak zorunda değildir. Çünkü amacı bunlar değildir. Aynı zamanda planında da bunlar ikinci sıradadır. 

Günümüz toplumda yaşayan bireysel kişilerin zihninde öncelikle katmanında kalma, sonra ise katmanda ilerlemek ve katman altına düşmemek hedefleri vardır. Bu hal bilinçaltında (güdüsel ve canlılığın temeline ait olanlar) ve genetikseldir. Hiyerarşi olgusu genetikten gelir. Dişi yumurtaya önce varmak için yarış eden erkek sperm yumurtalarından başlayan bir temel güdü gibidir, hiyerarşideki hallerimiz. Hiyerarşide ilerlemeyi herkes ister,  az sayıda başaranlar (çünkü yerler azdır) devam eder, başaramayan çoğunluklar, öncelikle durumunu korumaya ve ilerleme ümidini sonraya bırakırlar. Katmanlarda bulunan bireyler sabah ilk uyandıklarında bilinç de uyanır. Yarı uyanık ve yarı uykulu haldedir. Duyular her zaman uyanıktır, hafıza ve haya gücü de her zaman uyanıktırlar, uykudan uyanan sadece bilinçleridir. Beden zaten duyu, duygu, hafıza ve hayal gücünün güdümünde dinlenme pozisyondan hareketli olma haline geçmeye hazırdır ve öyle yapar. Birey yatakta iken uyandığında önce mekanla yüzleşir. Bir yatak odasındadır. Yanında kim, neler vardır. Yataktadır uyuduğunu hatırlar şimdi uyanmıştır. Bilinç uykuya dalmadan ki haline bağlanarak zihinde sürekliliği başlatır. Uyku öncesi her durumu hafızadan ve hayal gücünden ışık hızıyla ana getirir. Sadece uyku öncesi kısa ve güncel anları değil, bedenin tüm yaşantılarını ve bilincin onlarla tüm ilişkilerini ana getirir. Yeni uyanmış bir kişiyi tanımayıp da gören kişi uyanan kişiyi tanıyıp öğrenmek için sıra ile sorular sorar, işte bu sorulacak soruları uyanan kişi kendi zihninde ışık hızıyla adını, doğumundan bu yana hafızasındaki ve hayal gücündeki kendisine ait bilgileri ana getirir bilinç aracılığı ile. Bir çok bilgi hafızasında olduğu için onları tıpkı uyku öncesi hazır bıraktığı gibi bulmaktadır, sadece onlarla bilincini birleştirme işinin yapar beyninde ve zihinde. Yani bilinç fişini bedene takar ve birleştirir artık bilinç devrededir, hafıza, bilinçaltı ve hayal gücü bilincin emrine girerler. Uyanan kişi gündelik işleri düşündükten ve planlarını hatırladıktan sonra bunları neden yaptığını bilinçaltına atmıştır. Eğer bu kişi bilincine neden ben böyle yaşıyorum amacım ne diye soracak olursa bilinç şöyle cevap verecektir ona: " Katmanlarda yaşıyorsun, tüm planların ve amaçların önce katmanında kalmayı sürdürmek sonra ise katmanında ilerlemeye çalışmaktır. Şimdi özgür değilsin bu katmanda öyle bir ilerleme sonunda özgürlüğünü kullanabileceksin. Sahip olma, hakimiyet ve temel ihtiyaçların tatmin etme streslerini aşacak ve kendini toplumun seni özgür kıldığı katmanda yaşamını devam edeceksin, dolayısı ile o katman senin cennetin olacak. Yani ileri katmanlardaki cennetin için sabır ediyor ve çalışıyorsun. Cennetin, sana tüm bedenin tatmin döngüsünü tamamlayabilme olanağı sunarken, şu anki zorunlulukların ve sorumluluklarının senin özgürlüğünü sınırlama halinden kendi zamanına hakim olma, hareket ve planlarını kendin özgürce belirleyebilme ve yeteneklerinin ilerlemesine olanak tanıyan özgürleşme haline geçeceksin cennetine ulaşınca. " Tabi bu bireye bilinci yolu ile bilgiyi bir filozof verebilir, günümüzde olan bireyin cevabı günün modası daha fazla teknolojik eşya alarak yaşantısını kolaylaştırmayı, katmanındakilerin aldığını bilerek kendisi de alarak onlar ile aynı halde olduğunu ispatlamaya, bağını korumaya çalışmaktadır. Ev ile güvenli bir merkezini, ailesi ile toplumdaki ve katmanındaki saygınlığını sağlamaya çalışmaktadır. Sanatsal, kültürel, geleneksel ve dinsel etkinlik ve ritüeller ile de bu konumlarının pekiştirmeye çalışmaktadır. Bu birey sadece şu anda ve yakın gelecekteki planları ile ilgilenmektedir. Eğer birey filozofa veya bilincine şöyle seslenip büyük bir hata yapsa idi. (Bu hata bir çok zeka tarafında yapılmaya çalışılıyor zaten ya neyse) " Ey filozof ve bilincim yahu ben cennetime ulaşmak için ömrümü neden harcayım ki o cennetime hemen ulaşmanın yolunu bulsam olmaz mı, bilinç altımdaki bilgiyi bilincime getirmeye çalışmak yerine cennetime ulaşmanın kestirme ve köşe dönme yollarını araştırmam daha iyi olmaz mı ?" Bu fani zekaya bilinç ve filozof hemen cevabı veriler. " Ey bilinçlenmeye direnen zihin ve zeka onu yaparsan toplumla yaptığın gizli ve büyük anlaşmayı da çiğnemiş ve hak etmenden cennetine gittiğin zannedersin, bu halde iken orası senin cennetin olmaktan çıkar cehennemin olur. Toplumun büyük ve gizli varlığı seni sıkar ve parçalar, gerçi o aşamaya gelmeden bilinçaltın ve vicdanın seni çok üzerler, cennetine geldiğine pişman ederler ve sen varlık yani yaşam sonra ki cennetine gitmek istersin ama orayı da hakketmediğin gerçeği seni boşlukta tutar. Varlıktan sonraki cennetini hakketmen önce toplumun sana sunduğu cennetini hakketmeye çalışmanı ve o yolda ilerlemeni gerektirir. Yani kestirmeden gidebilmen toplumun onayı ile olursa cennetine hızla ulaşabilirsin ve yaşarsın. Topluma rağmen yapamazsın. Filozofun bu bireyin bilinciyle konuşacağı bu konudaki ana konu olan katman içgüdüsü bu bireyin bilinçaltında canlılığın, genetiğinin derinliklerinde bulunmaktadır. Peki bu birey kestirme ve kolaycılığa kaçmadan bilinci ile katman güdüsünü fark etseydi veya bir filozoftan duyduğunda önem verip değerlendirseydi bu bireyin hayatında önemli bir değişme olabilir miydi ? Ufak görünen ama büyük bir fark olurdu. Bilinçaltında taşıdığı kendisine ait önemli bir bilginin bilince gelmesini sağlar hayata ve yaşama bakışında devasa değişimler olurdu. Bilinçaltında kendisin gizlice yöneten önemli bir bilgi oradan eksilmiş bilince dahil olurdu. Bu birey büyük bir ferahlama ve aydınlanma yaşardı. Bu birey bu bilgi ile çalışma, plan ve programlarını dolayısı ile tüm yaşantısını bilinçli devam eder ve büyük bir keyif ve neşe onu sarar, bilinçaltından gelen bilinmeyen bilgilerin zararlı etkileri de azalmış olurdu. Çocukluğundan bu yana oluşturduğu ve genetiğinden gelenle birleştirdiği bilinçaltı denizinde dalgalanmalar azalır, fırtınalar diner, berrak ve duru bir hale dönüşebilme olanağına ilerledi. Bu hal bireyin yaşantısına köstek değil destek olmaya başlardı.      

Günümüzün hiyerarşisini belirleyen etkenler nelerdir. 

1. İleri katmanlardaki bir aileden doğmak.

2. Şans etkenlerinin bireyi ileri katmanlara taşıması

3. Bireyin çalışma ve çaba ile ileri katmanlara ilerlemesi

Bu üç etken dışında kalan kişiler katmalardaki yerini koruma güdüsünde devam ederler. 

Filozof da öyledir konumunu korumak temelinde kalır. Ne ileriye ne de geriye doğru ilerlemeye çalışmaz. Onun ortaya koyduğu bilgileri toplum değerlendirirse toplum filozofu ileri katmanlara yükseltir. Bundaki amaç filozofun felsefesini geliştirmesine katkı için yapar bunu. Filozof ileri katmanda yine filozof olacaktır. Fark ise daha fazla kişiye ulaşmaya çabalayacak ve felsefe etkinliklerini arttırmaya yönelik çalışacaktır. 

Filozof fikirlerini çevresine ilk fırsatta ve olanakta sunmaya çalışmaz. Ünlü olmaya çalışan bir yetenekli müzisyen gibi öne atılmaz. Müzisyenin öne atılması normaldir. Çünkü müzik sanatı toplumun en önde önem verdiği sanattır. Ve öne çıkanlara öncelik verir. Bir filozof ise toplumun günlük hayat dışında ilgisini çekebileceği yirmi dört saat de bir dakikadır. 

Toplumun yaşantısında en çok ilgilendiği konu kendisi, bağları ve ilişkileridir. Sonraki ilgisi yaptığı işler ve teknoloji ürünleridir. Dini olgular da belli zamanlarında onları meşgul eder. Sırada sanat olarak müzik gelir. Müzik bireyin kendisi ve ilişkilerine etkisi bakımında önceliklidir. 

Felsefe nerede peki günün yirmi dört saatinde bir dakika bir yılın bir günündedir. O kadar gündemde geri kalmış durumdadır felsefe ve filozof. 

Peki filozof bu durumdan rahatsız mıdır. Hayır. Bir rahat çalışalım der, rahatsız edilmeden, meşgul edilmeden, sessizce ve sakince. Fikirler sessizlikte ve sakinlikte gelir filozofa. Gündemi takip ederken ve yorumları dinlerken gelir. Felsefe konferans ve söyleşileri dinlerken gelir. Varlığa bakışta gelir. 

Günümüzün modası ve popülizmi nedir ?

1. Zengin olmak :

a) Teknolojinin tüm olanaklarından yararlanabilir ve kullanabiliyor olmak. 

a.1 Konut, ulaşım araçları olarak konut, çiftlik, şirket, malikane, ada  ve otomobil, motor, yat, uçak gibi özelliklere sahip olmak.

a.2 Tıp ve güncel internet araç ve gereçlerinden maksimum yararlanmak. 

b) Boş zamanı elde etmek, bu boş zaman vaktini kendi istediği tarzda kullanmak. Örneğin ortadan gizli bir yerde saklanıp kaybolmak ve ulaşılamamak. Saklanılan yerde tüm bilinçaltı ve güdüleri tatmine çalışmak, hedonizim ile insanlığını sorgulamak gibi. Özel olmadığının gerçeğine ulaşmak sonunda. Hayvanlık yönüyle tanışmak, kendini ve canlılığı sorgulamaya başlamak. Bilinçaltınla tanışmak fakat ondan hızla kaçmak ve kalabalığa tekrar karışmak ve orada kalmaya çalışmak kendinden ve insanlığından korkmuş olarak.

c) İhtiyacı olanlara yardım etmek. Vakıf ve yardım kuruluşları ile binlerce ve milyonlarca ihtiyacı olan insanlara yardımcı olmak ama servetinden kaybın az olması. 

d) Toplum ve insanlık için yeni projelere sermaye ayırmak, çalışmak ve yardım etmek. 

e) Sonuç olarak kişilik ve kimlik olarak tanınmak, popüler olmak, kendi zamanının yönetmek, insanlığa yardım etmek ve misyon, vizyon yönetici olmak.

2. Popüler ve ünlü olmak. 

a) Kendisini takip eden ve önem veren toplumda hatırı sayılır bir çoğunluğun desteğini hissetmek. Ve onlar sayesinde önemli bir insan olma duygusun tatmin etmek.

b) Belli bir alanda uzman, popüler ve ünlü olma hedefinin gerçekleşmesi ile kendini var etmek ve her türlü yönde bir özel hissine ulaşmak.

3. Zengin, popüler ve ünlü olma dışında bireyin belli alanda usta, uzman kişi olması o alandaki çalışmaları ile ekonomik ve sosyal olarak bir tatmin ve mutluluğa ulaşması.

Zengin, popüler ve ünlü olma dışında büyük bir  mutlu kalabalık bu alandadır. Filozof bu alana dahildir. İyi bir esnaf, mutlu bir çalışan, bir çiftçi, bir şirkette veya kamuda çalışan işçi ve memur, öğretmen, gibi bir çok meslekte çalışan kişiler kendi hayatlarının devamında memnun ve mutlu olabilmektedir. Ne ünlü olmayı istemektedirler ne de alt katmanlara düşme korkusunun etkisiyle mutsuz olmamaktadırlar. Bu olguları kendi içlerinde çözmüşlerdir. Mutlu ve çoğunluk onlardır. 

Filozof da bu gruptadır. Temel istekleri ne iyidir ki günümüzde sağlanmıştır. Temel ihtiyaçların karşılanması, özgürlükler, bilgiye ulaşma olanakları, toplumun genel işleyiş düzeninin devamı gibi bir çok özelliği günümüzde ve ülkemizde vardır. 

Filozof bilgileri ile mutludur. Varlığa bakışında hep yeni bilgilere ulaşmanın hazzını yaşar. Ne ünlü olma ne de zengin olma hedefi vardır. Ünlü ve zengin olsa bu kadar kolay felsefesini geliştiremeyeceğini bilmektedir. Bunun kıymetini bilir ve önemser. 

Kaderi olan bir çok sanatçı gibi sonraki yüzyıllarda anca anlaşılmayı kabullenmiştir.


BBD Yöntem ve Uygulamaları -135

  Günaydın, değerli sağlık sever dostlar. 09:30 Çekirdek Kahve 10:00 Yumurta, haşlanmış, bir adet, sadece sarısı