Bir yılın bitip, diğer yılın başlaması, kozmolojik zamana ait bir olgudur.
Dünyanın, güneş etrafında, bir turunun tamamlaması olan, bu kozmolojik hareketin oluşturduğu bir zamandır.
Dünyamız, güneşin etrafında, bir dönüş turunu tamamlarken hareket etmekte ve turunun tamamladığı anda, o süreye bir yıl gibi bir zamanın, adını vermişiz tarihsel olarak. Bu hareket ve zaman, kadim zamanlarda, bilinmesine rağmen, açıklanamıyordu. Ancak dünyanın, güneş etrafında döndüğü, anlaşıldıktan sonra açıklanmaya başladı.
Zamanın ne olduğunu yukarıdaki kısa açıklama ile ele aldık bilinen hali ile.
Zaman, harekettir.
Böyle ise "Tüm hareketler, birer zaman demektir" önermesi de doğrudur.
Peki saniye, dakika, saat, gün, hafta gibi tüm dünyanın ortak zamanları nasıl oluştu.
Tabi ki yıl oranının bölümlerinden oluşmaktadır. Dolayısı ile kullandığımız, tüm ortak zaman, dünyanın güneş etrafında bir tur atmasından gelmektedir.
Peki güneşin kendi etrafındaki ve galaksi üzendeki turu ne olacak? O, zaman değil mi? (Soruları, ilköğretimde bir öğrencinin, öğretmenine sorduğunu varsayalım).
Galaksinin kendi ve bir başka çekiminde olduğu merkezin etrafında dönüş miktarı ve oranı ne olacak o zaman değil mi?
Elbette hepsi zaman.
Biz insanlar, her birimiz, kendimize ait kişisel, plan ve amaçlarımız için hareket ediyoruz, o halde bizler zaman değil miyiz?
Tabi ki bizler de zamanız. Kendi kişisel zamanımızı oluşturuyoruz.
Peki tüm zamanları nasıl düzenliyoruz. Kaostan düzenliliğe nasıl ulaşmaya çalışıyoruz. (Bu soru orta öğretime geçti).
İşte tüm insanların kendilerine göre zamanı olmasına rağmen ortak bir zamanda anlaştık. Bu dünyanın güneş etrafında dönme turu zamanıdır.
Peki, ortak zaman konusunda anlaştık isek, felsefe konusu olan varlık ve zaman kavramının zaman bölümünü çözümledik mi? Yani bu zaman bize zaman ile ilgili tüm bilgileri vermeye yeterli mi? (Bu soru yükseköğretime ait gibi duruyor).
Tabi ki hayır. Bu zaman, insanlığın tür olarak zamanı algılaması ve varlığını bir arada sürdürmesine yardımcı olmaktadır. Dolayısı ile türümüzün kendi içindeki sorunlarına zaman konusunda bir çözüm getirmektedir.
Zamanları felsefemize göre ayırmamız bilincin zaman ve mekan algısında kendini fark etmesini sağlamaktadır.
Zamanları bilince göre sıralayalım. Uzun ve geniş zamandan kısa ve dar zamana göre sırayalım.
1. Kozmolojik zaman, bu zaman yıl, ay, hafta, gün, saat, dakika, saniye şeklindedir. Bu türümüzün kabul ettiği ve ona göre yaşamını düzenlediği ortak zamandır. Dünyanın güneş etrafında dönmesini zaman olarak aldığımız için bizim şu an kullandığımız ortak zamanın başlangıcı dünyanın oluşumundan sonra güneş etrafında dönmesiyle başlamıştır. Peki dünyanın güneş etrafında ilk dönüşünün başlaması ile dünya zamanını bir olarak ele almamız gerekmiyor mu? (ilköğretim sorusu). Gerekir fakat yapamayız. Neden? Çünkü biz insanlar hatta canlılar bile o anlarda yoktuk. Peki şu an varız ve o zamanları tahmin edebiliyoruz, o halde türümüzün ortak zamanının bu ölçülere göre düzenlesek olmaz mı? (Orta öğretim sorusu). Olabilir ama bazı sorunlarla karşılarız, o da dünyanın ilk oluştuğu zamanları tahminle biliyoruz ve güneş etrafında dönmeye başlamasını da tahminlerle yapabiliyoruz. O nedenle tahmini bir başlangıç belirlememiz gerekir. Bir de milyon yıl miktarı olduğu için bu yıl ki yeni girdiğimiz 2023 yılı olarak değil, beş milyon beş yüz bin yirmi üç yılına giriyoruz dememiz gerekmekte, bu da biliyoruz ki baya uzun ve karmaşık bir sayı, yazı ile belirtirsek, 5.500.023 yılına girdiğimizi belirtmemiz gerekirdi. Dolayısı ile 2023 demek daha kolay ve basittir. Peki neden 12023 değil de 2023? (Bu soru, şu ana kadar anlatılanları anlamış zeki ve atılgan bir ilköğrenim öğrencisinden gelsin) Bu sorunun cevabı uzun olup, şu anki konumuzdan uzaklaştırır. Biz zaman çeşitlerine devam edelim.
2.Doğa zamanı, bu zaman canlılığın ilk ortaya çıktığı zamandan günümüze ulaştığı ve geleceğine ilerleyeceği zamandır. Canlılık dünyanın oluşmasının belli bir zamanında ortaya çıktığı bilinmekte. Önce ortaya çıkacak ve sonra mevsimler olgusuna, şartlarına göre varlığını koruyacak ve geliştirecektir. Canlıların gelişimini haliyle hareketini ve zamanının bilim araştırmaktadır hala. Biz onun zamanının olduğunu saptamamız önemlidir şu anda.
3. Tür veya çevre zamanı, insanlığın toplum, ülke, yöre, mekan, olarak hareketi ve zamanı, zamanlarıdır. İnsan türünün ilk ortaya çıkışı, gelişmesi ve günümüze kadar gelen zamanı, günümüzdeki zamanı, gelecekteki sürecek zamanı şeklinde, tür ve çevre zamanlarını ele alabiliriz. Tür zamanı nesnel (objektif) bir terimdir. Çevre zamanı ise özneldir. Bu iki zaman farkını bireyde göreceğiz sonraki bilgilerde.
4. Beden zamanı, bireyseldir. Bir bireyin öznel hareketi ve yaşayışının zamanıdır. Günlük yaşam içinde uyur, uyanır, işe gider, çalışır, işten çıkar, yemek yer, dinlenir, izler, dinler, okur, konuşur, yazar, öğrenir, öğretir, anlatır, dinler, gibi bir çok hareketle kendi zamanını oluşturur.
5. Zihin zamanı, bireyseldir. Beden zamanı ile paralel çalışır. Bu bireyin hareketlerindeki zihinsel oluşturduğu amaçla olur. Günlük yaşam içinde uyur, uyanır, işe gider, çalışır, okula gider, derslerle eğitim ve öğretim alır, işten, okuldan çıkar, yemek yer, dinlenir, bireyin zihni ile bedeni birlikte hareket ederler. Bedenin hareketi bedensel, zihnin hareketi zihinseldir. Hareket farklıdır. Ama ikisi de harekettir. Birey işe gitmek için hangi yoldan ve nasıl gitmesi gerektiğini önce düşünür en uygun şekilde karar verir ve gider. İşe geldiğinde hem zihnen hem de bedenen hareket etmiş olurlar. Zihin işe hangi yoldan ve nasıl gitmesi gerektiğin bedene belli bir düşünme sonrası sunar. Bu zihin düşünme aşamasında nöronlarda hareketler etmektedir. Nöronlar çalışmaktadır. Çalışmak harekettir. Bu hareket görünenden görünmez hale geçmiştir. Mikroskobik hale gelmiştir. Bizler diğer bedenlerin hareketini görürüz fakat o bedenlerin zihinlerin nasıl çalıştığını göremeyiz, o bedenlerin düşünmesini, düşüncesini bedenleri nasıl hareket ediyorsa, neler konuşuyorsa anlayabiliriz. Zihin hareketini ve zamanını göremiyor veya dolaylı olarak anlayabiliyor olsak da onu yok sayamayız. O vardır.
6. Bilincin zamanı, bireyseldir. Beden ve zihin zamanı ile beraber çalışması da olur onların üstünde de olur. Düşündüğünüzü düşünmek şeklinde. Bilinç hem zihni hem de bedeni algılamaktadır. Bilinci hareketli bedeni gördüğümüz gibi açık ve seçik görmesek de bedenle çalışan zihni ve düşünceyi görmeyip de bedenle birlikte olduğunu bilsek de zihin ve bedenin bir ayna haline dönüşerek bilinci yansıttığını fark ederiz. Bilinci, zihnin (düşünce yerine kullanılmıştır)bedenle birlikte çalışmasını fark edişinde fark ederiz. Bunu
bir örnek olgu ve resim ile açıklayalım. Bir cadde kenarında
geniş bir kaldırımda on, beş kişinin birikmiş bir kalabalık
oluşturduğunu ve kalabalığın merkezinde bir yerde yatan bir
insan olduğunu hayal edelim. Siz bir doktorsunuz ve bu kalabalığı
fark ettiniz bu kalabalığın dışından. İster araba ile oradan
geçiyor olun, ister oradan yaya olarak geçmeye çalıştığınız
bir an olsun. Bu resimde sizi bilinç olarak ele alalım. Kalabalığı
düşünce olarak ele alalım. Kalabalığın merkezindeki
bilmediğimiz bir insanı beden olarak ele alalım. Caddeyi ve şehri
yakın çevre, şehrin bulunduğu geniş bölgeyi ve onun bağlandığı
tüm yeryüzünü ve dünyayı büyük çevre yani doğa olarak ele
alalım. Uzay ve evreni kozmoloji olarak ele alalım. Burada siz
bilinç olarak kalabalığa bakarken düşünmeye başlıyorsunuz „Bu
kalabalık neden birikti, kalabalığın ortasında ne var, büyük
olasılıkla bir birey var. Böyle bir kalabalık önemli bir şey
olunca toplanır ve tüm ilgisini merkezdeki bireyde topladığı
için ne oldu, ne yapmalı gibi bir eylem içinde olmaya devam
ederler.“ Bu örneği yaşama yönünden değil düşünme ve
örnek olarak aldığımız için, siz bilinç olarak kalabalığa
odaklandığınızda kendinizi fark edersiniz, hafızanızdaki doktor
yemini ve içinizdeki vicdan duygusu size bu olayda görevinizin olup
olmadığını hatırlatır. Kalabalığın olay ile ilgilenmesi
vicdan duygusu ile iken sizde artı olarak meslek etiği duygusu ve
tutumu bulunmaktadır. Siz bu örnekte bilinç olarak kendi bedensel
durumunuza ve bedene ait düşünme halinize ek bir düşünme haline
geçersiniz o anlarda. Eğer siz oradan geçerken bedeniniz rahatsız
ise bilinç seviyeniz düşük olacaktır. Meslek etiği ve vicdan
hızla sizin zihninizden gelip geçecek fakat siz bedenen rahatsız
olduğunuz için meslek etiğine ve vicdana odaklanamayacaksınız,
çünkü sizde aktif olan bedeninizin ve onla ilgilenen düşüncenizin
zamanı ve mekanındaki eylemidir. Dolayısı ile siz tanık
olduğunuz bu olayı bir izlenim ve olay gibi görüp yolunuza devam
edeceksiniz. Bu hareket meslek etiği ve vicdani olarak doğrudur ve
sizi ilerde ufak bir üzüntü dışında rahatsız etmeyecektir.
Çünkü meslek etiğini ve vicdanınızın gereğini yerine
getirmenizin şartı vardır. O da sizin bedenen ve zihnen sağlıklı
olmanızdır. Bu örnekte ana konumuz bu olmadığı için sizin
bedenen ve zihnen sağlıklı olduğunuzu varsayalım. Siz bilinç
olarak kalabalığa (düşünceye) doğru ilerlersiniz, meslek etiği
ve vicdani gereklilik olarak, olaya etki için işte bu bilinç
harekete geçmesi için diğer aşamaları durdurmalı ve onlara
hakim olmalıdır. Hızla kalabalığa yaklaşır o ünlü repliği
yüksek sesle (burada kültür ve gerçek iç içe geçmiştir)
söylersiniz. „ Açılın, ben doktorum“. Sizi duyan kalabalık
açılır ve acil yardım geldi rahatlığı ile size yol verirler.
Sizde yerde yatan yaralı veya hastanın nesi olduğuna bakarsınız.
İşte o an bilincinizin diğer unsurlara hakim olduğu andır.
Meslek etiği ve vicdan işbaşındadır. Ne yapılması gerekli
olduğunu, nasıl davranmanız en doğru olduğunu bilmektesinizdir
önceki çalışmalarınızdan ve tecrübelerinizden. Günlük yaşama
sırasında her olay farklı oluşmakta ve tekrar etmemektedir. Üst
bilinci kullanma tarzımıza yönelmememizin ya da onu sık
kullanmama nedenimiz sıradan ve basit günlük yaşam şekillerinin
bedenimize ait düşünme ve bedensel halimizin kendimiz ve çevremiz
için sorunlu olmamasındandır. Günlük yaşam akışı içinde her
şey hızlı ve sorunsuz ilerler. Küçük aksamalar çözülürken,
önemli sorun içeren olaylar olduğunda bu akış bozulur. Üst
bilinci kullanan kişiler kaos ve kozmozdaki farklılıkları,
aynılıkları, zıtlıkları, mekan ve zamana, insana, doğaya ve
kozmolojiye etkilerini araştırırlar. Günlük yaşam sırasında
bu bilinci kullanmak yani tümden bilinçli olmak çok zordur, bir
insan için fakat kayda değer kararlar alma ve seçimler yapmada,
hedef belirleme, ilke ve kural oluşturmada bu bilinç kullanılırsa
kişi etik ve vicdan olarak bedenen ve zihnen sağlıklı durumunu
devam ettirme olanağına sahip olur. Özgürlüğünü korur,
bilinçli yaşar ve varlığının farkındalığında olmaya devam
eder.
Yeni yılınız kutlu olsun.